Öncelikle merhum fütürist Jacque Fresco'yu minnetle anıyorum. Venüs projesi insanlığın tek çıkış yoludur gerçekten Gerçeği Bul'daki Ke mal beyinde dediği gibi.. Fresco senin ve fikirlerinin izindeyiz!1!1! En son ilk iki bölümünü 3 sene önce izlemiştim ve son bölümünü de dün…devamıÖncelikle merhum fütürist Jacque Fresco'yu minnetle anıyorum. Venüs projesi insanlığın tek çıkış yoludur gerçekten Gerçeği Bul'daki Ke mal beyinde dediği gibi.. Fresco senin ve fikirlerinin izindeyiz!1!1! En son ilk iki bölümünü 3 sene önce izlemiştim ve son bölümünü de dün itibariyle bitirdim, bitrebildim şükür. (Almanya'da Paraguay'a elendi ya la bu arada tabi ben şokk maçı izlediydim ikinci yarıdqn sonra penaltıya kadar) Gabor Mate'yi de burada bu belgeselde gördüğüme hem şaşırdım hem sevindirdi. Özellikle spesifik olarak "Vücudunuz Hayır Diyorsa" kitabını okumayı düşünüyorum. Özetle sonuç olarak Prekarya sınıfı endişeli, bu sistem bu düzen değişmeli [belgesel boyu anlatıldığı gibi ne politikayla ne dinle ne şunla ne bunla manevi olmaktan ziyade tamamen bilimsel Venüs Projesiyle] böyle devam ederse insanlık kendi sonunu getirecek. Hem mecazi hem gerçek anlamda kendi kıyametini getirmeden umarım bu düzen bir an evvel değişir.. (sadece kendim için endişelenmiyorum gelecek nesiller, torunlarımız içinde bu endişeyi taşıyorum)
"Şiddet evrensel değildir. İnsan ırkına simetrik olarak bölünmemiştir. Farklı toplumlarda şiddetin miktarı çok büyük değişiklik göstermektedir. Hemen hemen hiç şiddetin olmadığı toplumlarda vardır kendi kendilerini yok eden toplumlarda."
..
"Su anda "tanrı" gibi bir sistemle karşı karşıyayız. Aslında, Smith der ki, bu alıntıyı bulmak için Ulusların Zenginliği'ni sonuna kadar okumanız gerekir. Smith: "Geçim kıtlığı fakir kesimin yeniden yapılanmasının limitlerini belirler ve doğal olarak bununla baş etmek için, çocuklarının elenmesinden bqşka yol yoktur." Yani en kötü anlamıyla evrim teorisini beklemektedir. Bu, Dqrwin'den çok önceydi ve onlara "İşçi ırkı" adını verdi. Yani şunu görebilirsiniz: doğal bir ırkçılık, sayısız miktarda çocuk öldürmeye göz yumacak düşüncesizlik ve "Görünmez el, ihtiyacı karşılayacak kadar kaynak kaynağı karşılayqcak kadar ihtiyaç yaratır" diye düşünüyordu. Tanrı'nın ne kadar bilge olduğunu görüyor musunuz? Yani bolca gerçek anlamda öldürücü hayat yıkıcı, eko-soykırımcı düşünceler şimdi de bir şekilde devam eden "düşünen gen" Smith'de de vardı."
..
"Bugün, Dünya'nın bütün ekonomilerinde iddia ettikleri sosyal sisteme rağmen paranın sadece para aşkı için peşinden koşulur. Başka hiçbir şey için değil. Adam Smith tarafından esrarengiz bir şekilde nitelenmiş dini "Görünmez El" bildiriminin altında yatan fikir, bu hayali ticari malın sığ, menfaatçi arayışının büyülü bir şekilde insanlığın ve toplumun refah ve gelişimine dönüşeceği yönündedir. Gerçekte, parasal teşvik veya bazılarının adlandırdığı gibi Parasal Değer Dizisi Hayat Değer Dizisi olarak da adlandırılabilecek temel intifa hakkından ayrılmıştır."
..
"Piyasa ekonomisinin temel bir yönetim prensibi bu arada bunu okuduğunuz hiçbir kitapta bulamazsınız şöyle ki: "Uretilen hiçbir şeye dayanabileceğinden faha uzun yaşam süresi izin verilemez." Başka bir deyişle üretilen malın hasar görmesi, bozulması ve kullanım ömrünün bitmesi kritik değere sahiptir. Buna "planlı eskitme" denir. Planlı eskitme varolan ve piyasa kuralları uygulayan tüm şirketlerinin stratejisinin belkemiğidir.
..
Ekonomistler bugün birkaç on yıl içerisinde dünyq ülkelerinin %60'ının iflas edeceğini tahmin ediyorlar.
..
Diğer tarafta bir hastalığa tedavi bulmaya çalışan bir bilim adamı insanlığa yardım edip eğer şanslıysa yılda 60 bin dolar kazanırken. Bu parasal sistem kendi yapısı içinde zümreler oluşturmuşken. Örneğin: bir milyon dolarım varsa ve bunu %4 faizle mevduata yatırırsam yılda 40 bin dolar kazanırım. Hiçbir sosyal katkı-hiçbir şey olmadan. Ama, daha alt sınıftqb biriysem ve arabamı ya da eviimi krediyle almak zorundaysam borcu faiziyle öderim. Bu faiz de o milyonerin %4 faizli mevduatına ödenir. Bu şekilde fakirden çalıp zengine vermek parasal sistemin içine inşa edilmiş bir dernek gibidir. Aslında bu "Yapısal Sınıflandırma" olarak da adlandırılabilir. (Structural classism) elbette ki tarihe baktığınızda sosyal sınıflaşma her zaman adaletsiz olarak değerlendirildi ama belli ki genelde kabul edildi. Bugün nüfusun %1'i dünya mal varlığının %40'ına sahip olduğuna göre.
..
Kulağa ne kadar sevimsiz gelse de, doğa bir diktatörlüktür ve ya onu dinler ve onunla uyum içinde yaşarız, ya da kaçınılmaz kötü sonuçlarına katlanmak zorunda kalırız.
..
(Burası çok önemli)
İnsanların birer kişisel tercihleri olduğunu ve bu tercihleri yapmakta özgür olduklarını doğru kabul ediyorsanız; özgür tercih demek hiçbir etki altında kalmadan demek ve ben bunu hiç anlayamıyorum. Hepimiz tüm tercihlerimizde içinde yaşadığımız kültürün, ana-babamızın baskın değerlerin etkisinde kalıyoruz. Öyleyse bizler etkileniyoruz; yani özgür tercih yoktur.
..
Paraya dayalı ekonomi inancının müritleri Statüko'nun gönüllü muhafızları inançlarıyla çelişebilecek her türlü düşünce formundan kaçınmak için sürekli uğraşırlar. Bunların en yaygınları: Tasarlanmış İkili Dengeler'dir. Cumhuriyetçi değilseniz, kesin Demokratsınızdır. Hıristiyan değilseniz, belki de Satanistsinizdir. Eğer toplumun büyük ilerleme kaydedeceğine inanıyorsanız belki de, bilmiyorum herkesi düşünüyor olabilir misiniz? O zaman "Ütopyacı"sınız sadece. Bütün bunların en sinsice olanı: Eğer "Serbest-Ekonomi" taraftarı değilseniz özgürlüğün kendisine karşısınız demektir.
..
Bir pazar sisteminde, her politikacı, her yasa ve buna bağlı olarak her hükümet satılıktır.
..
Üstelik söylediklerimize pek de değer vermeyen bu ekonomi uzmanlarının etkisi altında yönetilen devletler geçmişi yeniden yaratma umuduyla refahı geri getirmek için tüketimciliği tetiklemeye çalışıyorlar. Herhangi bir teminat vermeksizin daha da fazla para basıyorlar. Dolayısıyla, eğer ekonomi iyileşir ve düzelirse ve şu meşhur büyüme yeniden gerçekleşirse bu sadece kısa süreli bir durum olacaktır çünkü yıllarla değil aylarla ölçülecek kadar kısa bir sürenin sonunda yeniden stok engeline takılacaktır; yeniden bir fiyat fırlaması olacaktır- ve daha da şiddetli bir ekonomik bunalım yaşanacaktır. Dolayısıyla bence çılgın bir kısır döngüye giriyoruz.