Spoiler içeriyor
⚠️ Spoiler içerir. Bu filmi yıllardır herkes övüyordu. "Romantik komedi" diye geçmesine aldanıp kafam dağılsın diye açtım. Meğer kafamı dağıtmak yerine toplayıp tekrar dağıtacakmış. İlk olarak şunu söyleyeyim; ben bu filmde Summer'a sinirlendim. Evet, en başından beri ilişki istemediğini söyledi.…devamı⚠️ Spoiler içerir.
Bu filmi yıllardır herkes övüyordu. "Romantik komedi" diye geçmesine aldanıp kafam dağılsın diye açtım. Meğer kafamı dağıtmak yerine toplayıp tekrar dağıtacakmış.
İlk olarak şunu söyleyeyim; ben bu filmde Summer'a sinirlendim. Evet, en başından beri ilişki istemediğini söyledi. Kimseye "beni bekle" demedi. Bunu kabul ediyorum. Ama bence sadece söylediğimiz şeyler değil, davranışlarımız da önemlidir. Bir insana sevgili gibi davranıp onunla o kadar anı biriktirip sonra da "Ama ben zaten ilişki istemiyorum demiştim." demek bana yeterince adil gelmiyor. Çünkü karşındaki insan robot değil.
Tom'a da sinirlendiğim çok yer oldu. Sürekli alttan alan, sürekli karşı tarafın isteklerini kendi isteklerinin önüne koyan oydu. Kendini o kadar geri plana attı ki bir noktadan sonra kendi mutluluğunu tamamen Summer'ın vereceği kararlara bağladı. İzlerken defalarca "Yeter artık, biraz da kendini düşün." dedim.
Filmin en can yakan tarafı ise belirsizlikti. Summer'ın rahatsız olduğu şeyleri söylememesi, açıklama yapmadan uzaklaşması, Tom'un ise her gün bir mesaj gelir mi diye umut etmesi... Bunlar ekrana bakarken bile insanı yoruyor.
Sonra düğünde tekrar karşılaşıyorlar. Sanki hiçbir şey olmamış gibi sohbet ediyorlar. Ardından Summer, Tom'u partiye davet ediyor. O sahnede gerçekten "Belki bu sefer..." diye düşünüyorsun. Ama partiye gidince Tom'un yaşadığı hayal kırıklığı... Sanırım filmin en ağır sahnelerinden biri oydu. Özellikle beklenti ve gerçeklerin aynı anda gösterildiği sahne, izlediğim en etkileyici sinema anlatımlarından biri olabilir.
Ve final...
Beni en çok sinirlendiren şeylerden biri de Summer'ın ciddi ilişki istemediğini söylemesine rağmen kısa bir süre sonra evlenmesi oldu. Evet, hayat böyle olabilir. Bazen insanlar doğru kişiyi bulduklarını hisseder ve çok kısa sürede karar verebilirler. Ama Tom'un açısından bakınca bu durum inanılmaz acı. Sen gecelerce "Acaba geri döner mi?" diye düşünürken, karşındaki insan hayatına senden tamamen bağımsız devam etmiş oluyor.
Buna rağmen Tom'un finalde ona kötü davranmaması, iyi dileklerini sunması da ayrıca içimi burktu.
Bu film bana bir aşk hikâyesinden çok, belirsizliğin ve tek taraflı umudun insanı nasıl tüketebileceğini anlattı. Belki de bu yüzden bu kadar etkilendim. Film boyunca ekrandaki karakterleri izlemek yerine zaman zaman kendi hislerimi izliyormuş gibi oldum.
Herkes Tom'u fazla romantik, Summer'ı ise fazla özgür olarak yorumlayabilir. Ben ise ikisini de eksik buldum. Biri kendi sınırlarını koruyamadı, diğeri ise karşısındaki insanın umutlarını yeterince önemsemedi.
Son olarak şunu söyleyeceğim: Bu film bana bir şeyi tekrar hatırlattı. Bir insanın söylediği kadar, hissettirdiği de önemlidir. Çünkü bazen tek bir cümleyle umut verilmez; davranışlarla verilir. Ve bazen en büyük kırgınlık da tam olarak orada başlar.
Ben bu filmi romantik diye değil, insanın içine dokunan bir "yanlış zaman, yanlış beklenti ve yanlış iletişim" hikâyesi olarak hatırlayacağım.