"Kartal bile olsan, olanakların yoksa tavuk gibi yaşar ve ölürsün." "Neredeyse herkes başarılarını kendi emeklerine yazar, başarısızlıklarını ise şansa yükler. Oysa hayat böyledir. Farkına varamayız ancak bize anlatılan hikayenin arka planında her zaman 'şans' dediğimiz o güç iş başındadır." "Eğer…devamı"Kartal bile olsan, olanakların yoksa tavuk gibi yaşar ve ölürsün."
"Neredeyse herkes başarılarını kendi emeklerine yazar, başarısızlıklarını ise şansa yükler. Oysa hayat böyledir. Farkına varamayız ancak bize anlatılan hikayenin arka planında her zaman 'şans' dediğimiz o güç iş başındadır."
"Eğer söylediğimiz yalanlar ya da yaptığımız ahlaksızlıklar bize doğrudan bir fayda sağlıyorsa, beynimiz buna hızlı adapte oluyor. İlk yalanları söylerken belki rahatsızlık duyuyoruz ama belli bir süre sonra yalan söylerken duyduğumuz rahatsızlık ortadan kalkıyor ve kendi kendimizi rasyonalize etmeye başlıyoruz."
"Size anlatılan tüm muazzam başarı hikayelerinin hemen bir adım arkasında, çamura bulanmış pislik içindeki ahlâksızlık gerçeklikleri yatar. Rockefeller'a atfedilen 'Bana kazandığım ilk 1 milyon doların hesabını sormayın, geri kalan 3 milyar dolarımın her bir sentinin hesabını vereyim.' sözü bu gerçekliğin en güzel özeti."
"Büyük başarıya giden merdivenin basamakları, bataklığa gömülen daha az yalancı rakiplerinin üzerinden çıkılır. Eğer yeryüzünde gerçekten bir ahlâk olsaydı, kimse ultra zengin olamazdı."
"Tüm bu zorlama mutluluk algısından kurtulup, asıl olan odaklanmamızı sağlayacak yegâne unsur ise gerçeklerle yüzleşmek. Gerçekten herkesi mutlu olmadığını, gerçekten başarılı olma olasılığının sandığınızdan düşük olduğunu ve gerçekten bir gün öleceğiniz gerçeğini kabullenmek... Bu gerçeklerle yüzleşmek, asıl amacınıza yönelmenizi sağlayacak en önemli unsur. Dolayısıyla, hâlâ umut var."
"Eğer başarısızlığın ön kabulüne ikna olduysanız, artık ilk kez kendinize 'Gerçekten ben ne istiyorum?' sorusunu sorabilirsiniz."
"İşlerin sonunda tamamen başarısız olacağınız ön kabulü ile düşünmeye başlamak, artık sondaki bir hayale değil, sürece yani yolun kendisine odaklanmanızı sağlayacak. Onca emeğin ve yılların sonunda başarısızlıkla yüzleştiğiniz anı hayal edin, geriye dönüp baktığınızda verdiğiniz emekler için pişman olacak mısınız? Eğer içinizde pişmanlığa ilişkin en ufak bir şüphe dahi varsa o yolun sizler için doğru olmadığını söyleyebilirim. Ama cevabınız gitar solonuzu dinlemeyen dinleyicilere rağmen, sarı su takmadınız diye size hemen CİMER'e şikayet edecek hastalara rağmen, yani başarısızlığın gerçekliğine rağmen 'yürüdüğüm bu yoldan pişman olmayacağım' şeklindeyse, işte o zaman gerçekten istediğiniz şeyi bulduğunuzu söyleyebilirim."
"Dolayısıyla uğruna yıllarınızı harcayacağınız yolun kendisi, inandığınız bir amaç uğruna mücadeleyi içermeli. Çünkü hayat dediğimiz şeye anlam katan unsur temelde zenginlik ve sıfatlar değil, mücadele etmeye değeceğine inandığınız 'o şey'i bulabilmek."
"Vazgeçince kaybettiğimiz bu düzende, devam edebilmemizi sağlayan en büyük yakıt ise çaresizliğimiz."
"Risk almak zorundayım, zorundayız; çünkü başka çaremiz yok."
"Kimse bizim hikâyelerimizi yazmayacak, kimse bizim hikayelerimizden büyük dersler almayacak ve yaşadıklarımız kimsenin umurunda değil. O zaman neden bize dayatılanlar çerçevesinde bir hayat sürmeye çalışıyoruz ki? Neden hâlâ elalem ne der'in korkusuyla kaybedeceğimiz bir yolda koşturuyoruz? Başarısız olacağınızı kabul edin ve bu kabulle birlikte özgürleşin. Gerçekten uğruna hayatınıza adamaya değer şeyi bulun, kişisel özelliklerinizle özgünleşin ve ardından öleceğiniz güne kadar 'o şey' için mücadele edin. Günü geldiğinde şehrin uzak köşesindeki mezarlıkların girişlerine en az 20 dakikalık yürüme mesafesinde olan toprakların altında görüşmek üzere..."
Efsaneydi. 9/10.