Spoiler içeriyor
ya ne söylesem yetersiz kalacak gibi. kahvaltıda izleyecek yeni bir şey ararken dert sahibi olduğumla kaldım. ayrıca 56. bölümün de tamamını izlemedim. dizi boyunca siz birbirinizi dinlememişsiniz, ben mi sizi dinlicem? mehmet kadar haset, kıskançlıktan gözünü kan bürümüş, iğrenç bir…devamıya ne söylesem yetersiz kalacak gibi. kahvaltıda izleyecek yeni bir şey ararken dert sahibi olduğumla kaldım. ayrıca 56. bölümün de tamamını izlemedim. dizi boyunca siz birbirinizi dinlememişsiniz, ben mi sizi dinlicem?
mehmet kadar haset, kıskançlıktan gözünü kan bürümüş, iğrenç bir kardeş olamaz. ikizinin yanında kendini o kadar ezik, o kadar boş, o kadar işe yaramaz hissediyor ki bunun için kendine çeki düzen vermek ya da kendiyle ilgilenmek yerine feriha'yı da aşağı çekmeye çalışıyor. kendisi okumak istememiş, tamircide çalışmak istemiş, bunu kendi seçmiş ama feriha okumak istiyor, okula gidiyor diye öyle kin güdüyor ki kalbi katran gibi olmuş. feriha'ya okul yasaklandığında, dayak yediğinde öyle hoşuna gidiyor ki, özellikle de ilk bölümlerde yüzüne yansıyor, sanki kendi seçimlerinin hissettirdiklerini feriha'dan çıkarmak istiyor.
kendine tamir etmesi için emanet edilen arabayı çalıp sokaklarda fink atarken, hız yaparken hiçbir sorun yoktu ama sonuçlarıyla yüz yüze gelince yazıııık, kıyamaaammm en masumu o oldu. gaza gelmeseydin, hız yapmasaydın, dikkatli olsaydın. sınıf farkına kinini anlıyorum, kendisi de o hayatı yaşamak istemiş ama yaşayamamış. bunun tek yolu da böyle öfke duyup, onun bunun malını izinsiz kullanıp başına bela açmak mı? kendi istediğin hayat için çaba göstermeyip, sürekli hayıflanıp başkalarına saldırmak mı? seni o kadar sevmiyorum ki, tüm dizi boyunca saç yoldurdun bana. özellikle ilk bölümler ve son bölümlere doğru, kiiimmmii görse üstüne atlayıp saldırıyordu. onun bunun üzerine atlayıp dövüşüyordu. gerizekalı! dağ ayısı.
tüm dizi boyunca feriha'ya ne dayattıysan, neyle üstüne gittiysen bin katını sen yaptın, sen yaşadın. senin ağzını açıp tek kelime söylemeye hakkın yok. dizi boyunca borç batağından çıkılmadıysa birinci nedeni sensin, ikinci nedeni de baban. elma çok da uzağa düşmemiş. senin, babanın gençliğinin birebir aynısı olduğundan o kadar eminim ki. ikinizden de nefret ediyorum. başına ne geldiyse hak ettin mehmet.
rıza da mehmet'in geleceği. hatta akif de (hatice hala'nın oğluydu, sonlara doğru geldi gitti) ikinizin ortası, birinizin geleceği birinizin geçmişi. rıza, hiç boşuna feriha'nın arkasından ağlama. senin zeeerrrrre hakkın yok ağlamaya. zehra'nın arkasından ağlamaya da hakkın yok. sen ve oğlun, ikisinin de hayatını mahvettiniz. zehra'nın hayatı seninle mahvolmuş zaten. senin ailenin zehra'ya çektirdikleri, senin zehra'ya çektirdiklerin yetmediği gibi kadına bir gram değer vermiyordun. söylediklerine kulak verseydin burnunuz boktan çıkardı. kadın sana "veysel'e güvenmiyorum" dedi, haksız mı çıktı? taa ilk birkaç sahnesinden bile belliydi nasıl dolandırıcı, nasıl hayırsız bir tip olduğu. bankaların kara listesindeyim dedi, direkt bunu dedi ve sen bu adamla ortak iş kurdun? senden para da çaldı, başınıza bela da açtı. oh olsun diyeceğim artık, yeter yani. sen de başına ne geldiyse o kadar hak ettin ki beter ol. dizi boyunca kalbini tuttun tuttun, herkesi gömdün. herkese dert verdin, herkesi etrafında pervane olmaya zorladın. hastalıkla, zorbalıkla kurulmuş otoriteyle herkesi kendi istediğin gibi yaşatmaya çalıştın.
feriha telefon konusunda yalan söyledi, senden korktuğu çekindiği için yalan söyledi diye kızına vurdun, okulu yasakladın. feriha ile ilgili ne mevzu olursa olsun o elin hep kalktı ve feriha'nın yüzüne indi. ya evden kovdun ya dövdün, köye göndermekle ve hayatının kontrolünü elinden almakla tehdit ettin. sen kızının geleceğini hep çaldın, ondan mutluluğu esirgedin. feriha ölünce de ağlamaklı ağlamaklı "benim kızım şu kapıdan bir gün gülerek girmedi" dedin. kızın senin yanağına öpücük kondurmayı bırak, gözüne bakamıyordu. her seferinde gözünü belerte belerte, hadi yanlış bulacağım bir şey yap da ağzının ortasına vurayım der gibi baktın. bu kız fakirliğinizden değil, sizin cahil cesaretinizden ve yobazlığınızdan utandı da yalan söyledi. kızınla baba kız olamadın. ne oğullarına ne kızına babalık yaptın. zehra'ya da iyi bir eş olamadın. zehra senin yüzünden ne zorluklar çekmiş. bir başka sevdiği olduğunu bildiğin halde, onu seven bir başkası olduğunu bildiğin halde -ki o başkası da sana abi diyip saygı gösteren biri- küçücük, 14 yaşında çocukla evlendin. bir de marifetmiş gibi ikide bir "bu küçük kız bana nasıl bakacak, ben ona nasıl bakacağım" demiş durmuşsun. maşallah, iki üç tane düşükten sonra ikizler, bir tane de peşinden çocukla çok güzel bakmışsın o kardeşin yaşındaki çocuğa. o kadın sana o kadar söyledi, tarlayı satma benim için önemli, benim çocuklarımın kanı var orada dedi. hiç önemsedin mi? bir de gül yaprağı zehra diye diye belini ovdurdun her bölüm. senin fantezine gül yaprakları dökeyim, bir gün de sen zehra'ya masaj yapsaydın. mahvoluyordu o kadın her gün! reçel bile sattırmadın. reçel yapıp satması, her gün canı çıka çıka evlere temizliğe gitmesinden iyiydi. karım pazarcı mı olacak dedin dedin ama bunu hiç düşünmedin değil mi? zaten baba oğul, siz iki salağın borcunu da zehra sayesinde kapattınız. ne yapsanız zehra'nın hakkını veremezsiniz.
ömer ya kıyamam sana benim küçük bebeğim. yaprak dökümü ayşe ve sana kıyamam, büyüklerin tepişmesi altında ezildiniz ikiniz de. büyüklerinizin size büyük bir hayat borcu var.
feriha'ya, izleyicisi bile o kadar düşman ki üzülüyorum ona. yorumlarda hep emir seviciler dolmuş, feriha'ya nefret kusuyorlar. feriha'nın sıkıntısı o kadar göz önünde olmasına rağmen yine feriha'nın üstüne gelinmiş hep. feriha'nın neden bu yalanlara sıkışıp kaldığını, neden her seferinde açıklamaya karar vermesine rağmen hiç söyleyemediğini, neden yüzünün gülmediğini anlayamamışsınız. izlerken onunla o kadar çok empati yaptım ki benim içim acıdı. zehra'dan utandığı falan yok, onu küçük gördüğü ve o yüzden bu yalanlara ayak uydurduğu falan da yok. aksine annesini çok seviyor ve ondan küçülüp büzülüyor. aksine mehmet ve rıza'dan utanıyor. o iki yobaz tanesinden kim olsa utanır, her hareketinden her sözünden. ayrıca feriha yalan söylemiyor, emir ve arkadaşları bir şeyler uyduruyordu ve feriha da sadece ya sessiz kalıyordu ya da uyum sağlıyordu sıfşqöndşsdmqldls. ben bu zamana kadar bütün yalanları feriha söylüyordu, hepsini de bilerek isteyerek söylüyor sanıyordum. meğer kız bir şey dememiş üç beş şey dışında udçwjdqşödjwldös
feriha'nın yüzünün gülmeme sebebi de yaşadığı andan keyif alamama sebebi de bu yalanlardı. ayrıca bok gibi bir aile hayatı vardı. yaşadığı anlar, emir'le az da olsa geçirebildiği kısa zamanlar bile zehir oluyordu. ailesine karşı yalan söylemesi, hayatına sıkı denetim olmadan devam edebilmesini sağlıyordu. kitap almaya gidiyorum vs gibi. ancak arkadaş çevresine ve apartmandakilere karşı yalan söylediğinde huzursuz oluyordu çünkü her şey pamuk ipliğine bağlıydı ve kendine yabancılaşıyordu. ayrıca gıkı çıksa el kaldıran babasıyla ikizi de vardı. o yüzden feriha'nın yüzü asık diye hiç sinir olamadım ona. şey gibi düşünün: sınavlarınız yaklaşıyor ve sınavlara çalışmak dışında yaptığınız herhangi bir aktivite hatta boş vakit bile aklınıza düştüğünüzde nasıl huzursuz oluyorsunuz dimi? buna benzer ama bundan daha farklı onun durumu da.