Spoiler içeriyor
izlemeye başladığımda "keşke daha önce başlasaymışım" diye düşünürken, izlemeye devam ettiğimde "iyi ki şimdi izlemişim" dedirtti bana. asıl önemli olan dün ya da bugün değildi, izlemiş olmamdı. beni kahkahalarla güldüren, hıçkıra hıçkıra ağlatan, bakış açıma yeni pencereler ekleten ve var…devamıizlemeye başladığımda "keşke daha önce başlasaymışım" diye düşünürken, izlemeye devam ettiğimde "iyi ki şimdi izlemişim" dedirtti bana. asıl önemli olan dün ya da bugün değildi, izlemiş olmamdı.
beni kahkahalarla güldüren, hıçkıra hıçkıra ağlatan, bakış açıma yeni pencereler ekleten ve var olanları destekleyen, öngörülemezliğiyle ağzımı açık bırakarak ekrana bakakalmama neden olan, sorularıma cevap olan ve cevaplarıma yeni sorular olan, yeni sorular sorduran, karnıma ağrılar sokan, tam hazmedemediğim için geri sardıran, sevgi patlamaları yaşatan, taşları yerine oturtan o kadar önemli ve güzel bir diziydi ki atlatabileceğimi sanmıyorum.
o kadar çok anlamlı, yüreğe dokunan ve nokta atışı cümle vardı ki bir kısmını hatırlayabilmek ve ilk seferiymiş gibi hissedebilmek için tekrar izlemem gerekiyor gibi hissediyorum. en ufak bir mimik değişimi, ses tonundaki bir değişiklik, fark ettiğini fark edene kadar anlayamadığın küçük detaylar var ki bu da sevmemin bir başka nedeni. çünkü bana göre detaylar önemlidir. detaylar, örnek bir daire gibi olan hayatı kendine göre dekore edip oraya yaşanmışlık kadar küçük dekoratif dokunuşlardır. bazen de oraya ait gibi durmayan ama varlığını da yokluğunu da hissettiren minik biblolar gibidir.
her bir karakterini o kadar çok ama O KAAADDDDDDAAAARR ÇOK SEVDİM Kİ anlatamam. anlatmak için kaç tane jeremy bearimy gerekir bilemiyorum. ana karakterlerden yan karakterlere, o kadar hoştu ki...
bizim dörtlünün, dizinin başlarında kendilerini göstermeye çalıştıkları kişilere dönüşmelerinin anlamı o kadar derindi ki... eleanor'un dünyanın olabilecek eeeen bencil insanıyken başkalarını düşünen, özverili birine dönüşmesi; chidi'nin dünyanın eeeen kararsız insanıyken her sıfırlanmada eleanor'a yardım etmeyi seçmesi ve en sonunda kendisi için bencil bir seçim yapabilmesi; tahani'nin gösterişten uzak ve gerçekten istediği için insanlara yardım etmeye kendini adaması; jason'ın gerçekten dürtülerine sahip çıkmayı öğrenip bir keşiş gibi uzun yıllar sessizce düşüncelere dalması... michael'ın insanlara eziyet etmekten hoşlanan iblisin tekiyken, insanları en iyi anlayan varlık olup sonunda insanlığı tatması; janet'ın çok gelişmiş ebedi varlık olmasına rağmen gelişmeye devam etmesi, duyguları anlayıp kısmen hissedebilmesi ve arkadaşlık kurabilmesi... bunlar onlar için ve bizim için çok şey ifade ediyor.
belki onlar için olduğu kadar olmasa da bizim için de uzun bir yolculuk sayılır. dizinin heeerr bir detayını çok sevdim. arkadaşlık ilişkilerini, romantik ilişkilerini, insanlık kavramını çok güzel işlemişler. bu diziden bu kadar etkileneceğimi hiç düşünmemiştim.
konuşacak çok şey var ama nasıl konuşacağımı kestiremiyorum.
karakter gelişimlerini çok sevdim. her bir karakter bir şekilde gerçekten gelişim ve değişim gösterdi. ve bu o kadar hoş bir şey ki...
komedi unsurları, dram unsurları çok güzeldi. yaratıcılıkta da çok iyilerdi. sanırım bu dizi konusunda diyebileceğim her şey önünde sonunda "çok güzeldi"ye çıkıyor ve ben bunu da seviyorum. bu dizi ve karakterleri artık karakterimin bir parçası olarak sonsuzluğa kadar benimle olacak.
ayrıca bence yargıç kesinlikle gina linetti'ye bayılırdı. yargıç 🫶🏻🫡 onunla friends'i yorumlayarak izlemeyi isterdim. ayrıca mezarlık'a da bayılacağını düşünüyorum, serdar'a da. (çaktırmayın, her yeni sezonda uzun bir süre bu diziye uzun bir süre kafayı takıyorum)
eleanor her seferinde michael'ın deneyini keşfettiğinde, hatta jason bile fjwçdmwlöfksşföekf, onu ne kadar hafife aldığımı fark ettim. girl, o kafanın içinde gerçekten kullanılmayı bekleyen bir beyin saklıyormuşsun.
offf, heerr biri hakkında uzuuuuunca konuşmak istiyorum ama çok açım ve bir anda bana yemek getirecek bir janet olmadığı için bir an önce kalkıp mutfağa gitmem gerekiyor.
bu arada söylemeden geçemeyeceğim, shawn ve derek'i gördüğümde b99'ın yeni ve tuhaf bi' sezonunu izliyormuşum gibi hissettim bir süre. zaten ilk bölüm bittikten sonra "fremulon" sesini duyduğumda anladım, bu dizi keessssinlikle çok güzel.
sanırım sitcom karakterleri benim için ilk izlediğim karakterleriyle kalacak. diğer rolleri de deri kostümleriymiş gibi düşüneceğim. AYRICA PHOEBE'NİN (biliyorum o lisa ama dedim ya, benim için o karakter olarak kalacaklar) bir anda hypatia olarak çıktığı sahnede ÇIĞLIK attım resmen. fanboy chidi çok tatlıydı wusşfjsldmwjdşwmd
bence son muhteşemdi ve olabilecek tek mutlu sondu. herkes olması gereken yerdeydi, yapmaları gereken seçimleri yaptılar. herkes gitti, geriye janet kaldı. gidişlerini izledi, onlarla vedalaştı ve her zaman anılarında onlarla beraber yaşayacak.
bu ahiret, iyi yer - kötü yer tartışmaları benim için önemliydi her zaman. birçok insan gibi ben de dindar bir ailenin içine doğdum. o yüzden bu konular küçüklükten beri uğraştığım sorulardı. bu açıdan dizinin önemi benim için bambaşka. içimde bir yerleri iyileştirdi. bir süre önce soruların cevaplarını önemsemekten, merak etmekten vazgeçtim ve akışına bıraktım zaten. ama onlar kendi cevaplarını buldukları ve güzel bir düzen kurdukları için mutluyum.
içine dahil olduğumu hissettiğim bir evren daha bitti. galiba ben de janet gibi hissediyorum. onlar gitti, dizi bitti ve geriye anılarla birlikte ben kaldım. tek farkla, ben türkiye'den sıradan bir kızım ama janet değil. not a girl, not a robot but a friend.
sanırım yakında baştan başlayacağım.