Spoiler içeriyor
Puan:5/10 Kitap Yorumu: Adı Aylin benim için bitirdiğimde büyük bir etki bırakan bir kitap olmadı. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey biraz “oh be sonunda bitti” duygusuydu. Olayların gidişatı benim için şaşırtıcı değildi ve kitabı genel olarak sürükleyici bulmadım. Buna rağmen…devamıPuan:5/10
Kitap Yorumu:
Adı Aylin benim için bitirdiğimde büyük bir etki bırakan bir kitap olmadı. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey biraz “oh be sonunda bitti” duygusuydu. Olayların gidişatı benim için şaşırtıcı değildi ve kitabı genel olarak sürükleyici bulmadım. Buna rağmen başladığım kitabı yarım bırakmama gibi bir alışkanlığım olduğu için sonuna kadar okudum.
Aylin karakterinde sevdiğim taraf, istediği şeylerin peşinden gitmesi ve birçok konuda başarılı olmasıydı. Ancak bu gücün yanında, bence onu zaman zaman zayıflatan bir inatçılığı da vardı. İnatçılığını yönetmeyi öğrenebilseydi hayatında çok daha farklı ve güzel olasılıkların ortaya çıkabileceğini düşündüm.
Bunun yanında Aylin'in hayatındaki ilişkiler ve sık sık eş değiştirmesi bende olumlu bir izlenim bırakmadı. Buradaki mesele onun kaç evlilik yaptığı değil; daha çok, bütün bağımsızlığına ve güçlü karakterine rağmen hayatında sürekli bir erkeğe ihtiyaç duyuyor gibi görünmesiydi. Bu durum, karakterin kendi başına var olabilen güçlü tarafıyla çelişkili geldi.
Kitapla ilgili beni en çok rahatsız eden şey ise anlatımın duyguyu yeterince geçirememesiydi. Aylin'in başından pek çok olay geçiyor; fakat ben bunları yaşarken kendimi onun yanında hissetmedim. Daha çok dışarıdan birinin hayatını izliyormuşum gibiydi. Olayları biliyordum ama o olayların Aylin'in içinde nasıl yankılandığını yeterince hissedemedim.
Bu nedenle kitabın Aylin'i tanıtmayı başaramadığını düşünmüyorum. Aksine, hayatına dair oldukça fazla şey öğreniyoruz. Fakat bana göre Aylin'in hayatı anlatılırken Aylin'in iç dünyası eksik kalıyor. Onun aklından geçenleri, korkularını, kırılmalarını, pişmanlıklarını ve kendisiyle olan çatışmalarını daha derinden görmek isterdim.
Bu konuda kitapta beni en çok etkileyen bölümlerden biri, Aylin'in hiç konuşmayan kadın hastasıyla ilgili olan kısımdı. Kadının seramik yapmaya başlaması ve bunun tedavisinin bir parçasına dönüşmesi gerçekten ilgimi çekti. Çünkü burada insanın iç dünyasına, iyileşmesine ve sanatın ifade edemediğimiz şeyleri ortaya çıkarabilmesine dair bir şeyler hissedebildim. Hatta bu bölümü okurken Aylin için de benzer bir şey düşündüm: Başkalarının iyileşmesine yardımcı olan Aylin, keşke kendisine de aynı şekilde yaklaşabilseydi. Bir bakıma “terzi kendi söküğünü dikemez” sözü aklıma geldi.
Belki de kitabı daha çok sevebilmem için ihtiyacım olan şey tam olarak buydu: Aylin'in yalnızca ne yaptığını değil, neden yaptığını görmek.
Ayşe Kulin'in anlatımını sade ve kolay okunur buldum. Dili beni zorlamadı; ancak zaman zaman bu sadeliğin derinliğin önüne geçtiğini düşündüm. Ben Aylin'in hayatının olaylar halinde sıralanmasından ziyade, bu olayların onun ruhunda bıraktığı izleri okumak isterdim...