Dış görünüşün önemi ve bu görünüş üzerinden yapılan zorbalık konusunda oldukça çarpıcı bir dizi Mask Girl. Üstelik bu gerçekliği bir kez daha Güney Kore yapımı bir dizi üzerinden görüyoruz. Çünkü Güney Kore, kendi toplumundaki gerçeklikleri ve çarpıklıkları sinema ve dizi…devamıDış görünüşün önemi ve bu görünüş üzerinden yapılan zorbalık konusunda oldukça çarpıcı bir dizi Mask Girl. Üstelik bu gerçekliği bir kez daha Güney Kore yapımı bir dizi üzerinden görüyoruz. Çünkü Güney Kore, kendi toplumundaki gerçeklikleri ve çarpıklıkları sinema ve dizi dünyasına yansıtmayı gerçekten iyi yapan ülkelerden biri. Bizdeki gibi bütün iyi oyuncuları tek bir dizide toplayıp yalı hayatı anlatmıyorlar yani. Koreliler ise kendi ülkelerinin gerçekliklerini, hatta çarpıklıklarını göstermekten çekinmiyorlar. Üstelik gösterdikleri bu çarpıklıklar yalnızca Güney Kore'nin değil, ülke fark etmeksizin hepimizin karşılaştığı gerçeklikler.
Diziden spoiler vermeden konuşmak pek mümkün değil, o yüzden buradan sonrası spoiler.
Aslında dizi, öncelikle dış görünüşleri nedeniyle yargılanan iki karakter etrafında şekilleniyor. Fakat bu yalnızca ilk iki bölüm sürüyor. Bizim bu karakterlere acımamız ve empati kurmamız da yaklaşık iki bölüm sürüyor. Sonrasında ise dizideki karakterlerle birlikte bizim de etik sınırlarımız bulanıklaşmaya başlıyor.
Mask Girl'ün işlediği cinayetlerin arkasında yaşadığı haksızlıklar var. Ancak bu, onun hayatı yaşayış biçiminin bizim açımızdan tamamen etik olduğu anlamına gelmiyor. Ju Oh Nam ise başından beri hastalıklı ve rahatsız edici biri olarak gösteriliyor. Buna rağmen aşkı bir noktada bize neredeyse masum bir şeymiş gibi hissettiriliyor ve ardından bir anda tecavüzcü olarak karşımıza çıkıp öldürülüyor.
Ju Oh Nam'ın annesi ise hikâyedeki tek “beyaz” karaktermiş gibi görünürken onun da intikam uğruna küçük bir çocuğun hayatını mahvettiğini görüyoruz. Üstelik kendi çocuğu geçmişinde zorbalığa maruz kalmış ve bu deneyimler sonucunda böyle bir insana dönüşmüşken, aynı acıyı başka bir çocuğa yaşatıyor. Yani dizi bir noktadan sonra bize sürekli aynı soruyu sorduruyor: Bir insanın uğradığı haksızlık, onun başkasına yaptığı haksızlığı meşru hâle getirir mi?
Bence dizinin en güzel taraflarından biri de bunu tek bir karakteri tamamen “iyi”, diğerini tamamen “kötü” ilan ederek anlatmaması. Karakterlerin her birinin hem mağdur hem de fail olabildiği bir döngü kuruyor. Birinin yaşadığı travma, başka birinin travmasına dönüşüyor. Böylece başlangıçta çok net görünen iyi-kötü ayrımı giderek ortadan kalkıyor.
Aynı zamanda dizide bolca ters köşe de var. Ama benim için en büyük ters köşe, Mask Girl'ün dramatik bir şekilde Ju Oh Nam'ın annesine kızın torunu olduğunu söylememesiydi. Gerçekten o sahnede bunu söylemesini bekledim. Aslında neden böyle bir sahne bekledim bilmiyorum; çok fazla Türk dizisi de izlemiyorum ki. 😭
Genel olarak izlemekten keyif aldığım, yer yer şaşırdığım, yer yer üzüldüğüm bir diziydi. Özellikle karakterlerin iyi-kötü ayrımını bu kadar bulanıklaştırmasını sevdim. Mini dizi olması da bence ayrıca bir avantaj; çok uzun bir hikâyeye yayılmadan anlatmak istediğini anlatıyor.
Kısacası, izlemeye değer diyebileceğim bir dizi.
Okuduğunuz için teşekkürler. ☀️