🏝️ Yazarımız Thomas More yaşadığı dönemin entelektüel aydınlarından. Kendisi çağının en ünlü hümanist filozoflarından biri, bir rönesans adamı ve dinine son derece bağlı bir Katolik hristiyan. 1500'lerde yazmış olduğu kitabı 'Ütopya" hala türünün en basarılı örneklerinden biri kabul ediliyor. Aynı…devamı🏝️ Yazarımız Thomas More yaşadığı dönemin entelektüel aydınlarından. Kendisi çağının en ünlü hümanist filozoflarından biri, bir rönesans adamı ve dinine son derece bağlı bir Katolik hristiyan. 1500'lerde yazmış olduğu kitabı 'Ütopya" hala türünün en basarılı örneklerinden biri kabul ediliyor. Aynı zamanda tüm diğer kitapları ve başarılarının yanı sıra Sır Thomas More bugün hala hatırlanıyorsa sebebi bu kitap.
🏝️ Kitap Thomas More'un yolcuklarını dinlediği bir gezgin ile başlıyor. Bu gezgin ziyaret ettiği ülkeler arasında tek başarılı yönetime ve ahlaklı insanlara sahip olan Ütopya adasını More'a anlatıyor. Bu adada tüm insanlar eşit hiçbir vatandaş diğerlerinden üstün değil. Çocuklar ahlaki değerler ile yetiştiriliyor ve o dönem sefalet içinde yüzen Avrupa halklarından farklı olarak Ütopya adasının halkı refah içinde yaşıyor. Bu adada her vatandaş azami ölçüde çalışıyor ve vaktinin geri kalanını öğrenerek, kendini geliştirerek ve eğlenerek geçiriyor. Suçlular derhal cezalarını çekiyor. Ağır suçlar işleyenler köle yapılıyor.
🏝️ Tabi Thomas More'un anlattığı bu ada gerçek bir ülke değil. Burası More'un tasarladığı bir ideal devlet. 1500'lerde yazarın çağının çok ötesinde bir hayal gücüyle tasarladığı bu ideal devlet bazü eksiklerini olsa da ve gerçekleştirilmesi imkansıza yakın bir devlet düzeni içersede bugün okuyan kişileri hayal gücü ve muazzam kurgusu ile hala daha kendine hayran bırakıyor.
🏝️ Tabi Ütopya kusursuz bir devlet değil oranın da bazı çok önemli eksiklikleri var bana soracak olursanız. Öncelikle insanların tekdüzeliği Ütopya kurgusunun başlıca kusuru tüm insanlar aynı değildir ve aynı şeylerden zevk almazlar. Fakat Ütoya da bu oldukça göz ardı edilmiş. Herkes aynı kıyafetleri giymek zorunda ve herkes aynı meslek gruplarında azami sürede de olsa çalışmaya mecbur edilmiş. Kafanıza göre bir şehirden diğerine bile gidemiyorsunuz her hareketiniz devletin kontrolü altında. Ayrıca Ütopya gibi eşitlikçi bir devlette bile kadınlar erkeklerin altında bir sınıfa konumlandırılmış. Çalışmalarına ve hatta asker olmalarına bile izin var ama yine de bağımsız bir şekilde yaşmalarına izin yok. Fakat Ütoya tüm bu eksikliklerine rağmen savaş karşıtlığı, doğa sevgisi ve hayvan avcılığına karşı tutumuyla çağın çok ilerisinde bir devlet düzeninin örneği. Bu başarılı kurgu bende yazarın hayatına duyduğum merakı arttırdı. Daha önce yazarı The Tudors dizisinde eğlenceli bir yan karakter olarak görmüştüm ve kitabını okumaya karar vermiştim. Ama kitabı ancak şimdi yıllar sonra okuyabildim ve yazarın hayatını daha da çok merak ettim. Sağolsun Prof. Mine Urgan kitabın sonunda yazarın hayatının önemli ayrıntılarını anlatmış ama bana yeterli gelmediği için yazarı biraz daha araştıracağım. Kitabı okursanız sizde benim gibi yazarı, hayatını ve yaşadığı çağın ayrıntılarını merak edeceksiniz bence.