Ne kalkacak gücü vardı ne de tamamen düşecek cesareti. Omuzlarından aşağı sarkan yorgunluk, yıllardır söylenmeyen cümlelerin ağırlığıydı. Ellerinde bir şey yoktu ama parmakları hâlâ tutmayı hatırlıyordu; sanki az önce bir umudu bırakmış, izi avucunda kalmıştı. Odanın rengi soluktu, tıpkı hatıralar…devamı