Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur: Hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yerlere götürürler ya da bize bir şey öğretirler. Yaşanmış olan her ne ise sadece…devamıKarşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur: Hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yerlere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.
Yaşanmış olan her ne ise sadece yaşanabilecek olandır. Hiçbir şey, hem de hiçbir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. 'Şöyle yapsaydım böyle olacaktı' gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay mükemmeldir.
Bırak dünya sana gelecek yolu kendisi bulsun.
Ölünceye değin, insanların huzurunu kaçıran kadın olmak yazgısından kurtulamayacağını ve bu yazgının çevresindekilere her gün dert olduğunu hiçbir zaman anlayamadı. "Ona de ki," dedi, "insan ölme zamanı geldiğinde değil, ölebildiği zaman ölür."
Hatırladım! Siz de benim hafıza bahçemde bir çiçeksiniz. Hiçbir zaman inandıramadım seni sıradan bir hayata razı olman gerektiğine. Hiçbir zaman inandıramadım seni, o sıradan hayatta benim de bir yerim olması gerektiğine.
Spoiler içeriyor
"Ben ne okudum?" dedirten bir kitap. Hayatın gerçekleri ve acımasızlığı akıcı bir üslûpla anlatılmış. Olaylar akıp gidiyor sayfa sayfa, kitabın başında kaç dakika kaç saat geçirdiğinizi anlayamıyorsunuz bile. Olayların çarpıcılığına alışmam ve sinirlenmeden durmak hiç de kolay olmadı. Böyle durumların…devamı"Ben ne okudum?" dedirten bir kitap. Hayatın gerçekleri ve acımasızlığı akıcı bir üslûpla anlatılmış. Olaylar akıp gidiyor sayfa sayfa, kitabın başında kaç dakika kaç saat geçirdiğinizi anlayamıyorsunuz bile.
Olayların çarpıcılığına alışmam ve sinirlenmeden durmak hiç de kolay olmadı. Böyle durumların yaşanıyor olması ihtimalini düşünmek bile insanı kahrederken okuması ayrı bir acı verdi.
[Spoiler içeren kısım]⬇️
Ayrıca iki karakterimizin de aileleri sıkıntılı insanlar olduğu için o hâllere düştüğünü düşünüyorum. Başlarında yol gösterecek ya da hayata hazırlayacak anne babaları olmadığı için onlar da hayatın sürüklediği yöne doğru gittiler.
Kitabın sonuna tesadüf demek tanımlamaz demek istediğimi. Bundan daha iyi bir son düşünülemezdi. Onca acıya, derde ve çırpınışa rağmen kötü bitseydi ağlardım herhalde.
Derdâ ve Derda'yı hiç unutmayacağım. Onların hayat mücadelelerine tanık olmak büyük zevkti benim için.
10/10☁️
Acaba akşama ne izlesem diye gezinirken bu filmi yıllar yıllar önce yarım bıraktığımı hatırladım ve izledim,bitirdim. Konusu çalışkan olan ve 5. sınıfı henüz bitirmiş olan bir çocuğun gazozcuda çırak olarak çalışmaya merak salması. Hem Ramazan ayı hem de yaz olunca…devamıAcaba akşama ne izlesem diye gezinirken bu filmi yıllar yıllar önce yarım bıraktığımı hatırladım ve izledim,bitirdim.
Konusu çalışkan olan ve 5. sınıfı henüz bitirmiş olan bir çocuğun gazozcuda çırak olarak çalışmaya merak salması. Hem Ramazan ayı hem de yaz olunca işler bir hayli zorlaşıyor. Üstelik camideki imamın "Orucunuzu bile isteye bozarsanız 61 gün kefaret ödemek zorundasınız" demesi üzerine tam oruç tutmaya niyetlenir. Ee o sıcaklarda ve küçücük yaşına rağmen böyle yaparsa neler olur siz düşünün bakalım.
Konu gayet güzel ve akıcı bir şekilde anlatılmış. Oyunculukları eleştirmek haddime değildir. O kadar gerçekçiydi ki sahneleri ben yaşıyormuşum gibi hissettim. Her ne kadar sonunu anlayamasam da 10 üzerinden 8'i hak ediyor bence.
"Mühim olan bir yere vaaamak değil yola çıkmak."
Neden bu kadar çok abartıldığını merak edip "bir bölüm izleyeyim neymiş görelim" diyerek başladığım dizidir. Öyle bilmem kaç sezonluk olan bir bölümü 2 buçuk saati bulan dizilerden olmaması izleyeyim de bitireyim dedirtiyor. Haluk Bilginer... Adam 12 bölümün 12'sinde de duruşu,ses…devamıNeden bu kadar çok abartıldığını merak edip "bir bölüm izleyeyim neymiş görelim" diyerek başladığım dizidir.
Öyle bilmem kaç sezonluk olan bir bölümü 2 buçuk saati bulan dizilerden olmaması izleyeyim de bitireyim dedirtiyor.
Haluk Bilginer... Adam 12 bölümün 12'sinde de duruşu,ses tonu ve mimikleriyle harika sahneler sundu bizlere. Acaba ne olacak şimdi dedirtti bana. Son zamanlardaki unutkanlığı da epey arttığından kesin yakalanacak diyordum.
Polis Nevra'nın sürekli aynı yere gitmesi boş yerlerde bir şeyler araması çok garibime gidiyordu. Açıkçası mimikler biraz donuk olunca aynı sahneyi mi izliyorum hissiyatı verdirdi. Ama yine de başarılı bir karakter ortaya çıkmış.
Bölüm sonlarına doğru birkaç ters köşe yaptı bize bu dizi. Zaman kaybı değildi bence. Güncel sorunlara ve meselelere de bir hayli değinilmiş. Ama keşke birkaç bölüm daha devam etseydi diğer karakterlere ne olduğunu anlasaydık. Mesela Ateş nerede,Zuhal hayatını yoluna koyabildi mi?
Bu dizi bitmiş olsa da ben Köpek Öldüren'i çok özleyeceğim. Dizinin en sevdiğim repliğiyle cümlemi noktalamak isterim. (Spoiler oluyor mu bilmiyorum oluyorsa özür dilerim)
Dokuz yaşındayım, yıl 1961…Annem benim doğum günüm için pasta yapmış. İlk defa o zaman mum üfleyip bir dilek tuttum. Dileğim de şu; o sıralar Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan olacak. Ben de dedim ki, ne olur beni de yanına alsın…O kadar inandım ki dileğimin gerçekleşeceğine, bir çanta yapıp beklemeye başladım. Güya Sovyet elçiliğinden gelip alacaklar beni. Ama sağdan soldan duyuyorum onlar komünist diye. Diyorlar ki aman komünist onlar. Olsun diyorum, ben de komünist olurum. O sıralarda, bizim giriş katında üniversite öğrencileri oturuyor. Annem onlara da komünist diyor. Biliyorum onlar bizim kömürlükte kitap saklıyor. Ben gittim, yürüttüm bir tane. Nazım Hikmet’in şiirleri. En kısasını buldum ezberledim. Dedim ki şimdi Ruslar gelirse, ben bu şiiri okurum onlara. Onlar da der ki tamam bu da bizden, götürürler beni. Neyse… Tarih 12 Nisan. Uzak mekiği fırlatılacak, Vostok 1 ama hala gelen giden yok. Ben diyorum unuttular herhalde beni. Mekik fırlatıldı, herkes dua ediyor, mekik atmosferi geçsin, uzaya çıksın diye. Bir ben diyorum ki yarı yolda dursun dönsün beni alsın. Belki bir de Amerikalılar, Vostok’un uzaya çıkmaması için dua ediyordu. Neyse… Bütün gün radyonun başında içimden o şiiri okudum:
Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,
Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ne zaman bu şiiri okusam uzaya gitmiş kadar olurum. 65 yaşıma geldim. Geçen doğum günümde yine bir dilek tuttum, çocuk gibi. Yine imkansız bir dilek tabi. Ne diledim biliyor musunuz? İyi bir insan olmayı.☁️
"Çok ağır geliyor benim böyle bir bilinmezlikte olmam, bir geleceğimin olmaması, başıma ne geleceğini tahmin edememek. Geriye bakmak da korkutucu. Orada hep acı var, bir hatırayla bile kalbim iki parçaya ayrılıyor." 🌵 Dosto'nun ilk kitabı. O yaşına ve o döneme…devamı"Çok ağır geliyor benim böyle bir bilinmezlikte olmam, bir geleceğimin olmaması, başıma ne geleceğini tahmin edememek. Geriye bakmak da korkutucu. Orada hep acı var, bir hatırayla bile kalbim iki parçaya ayrılıyor." 🌵
Dosto'nun ilk kitabı. O yaşına ve o döneme göre akıcılığı tam ve anlatımı çok güçlü olan bir kitaptır kendileri. Mektuplar halinde olması da ayrı bir güzellik katıyor mevzuya.
Konusunu az çok biliyorsunuzdur. Bir katibin kızı gibi değer verdiği bir hanımefendiye saygısını ve aşkını anlatıyor. Tabii hep pozitif şeyler yok arada yoksulluk,gözyaşı,utançta bizlere eşlik ediyor.🤧 Sonu beklediğimden daha acımasız geldi diyebilirim. Keşke öyle bitmeseydi. Hayat işte hep keşkelerle dolu.
Biraz konu dışı olacak ama mektuplaşmak bana çok samimi geliyor. Kitapta en ilgimi çeken bu oldu. Günümüzde mektuplaşan yok denecek kadar az. Ama özel günlerde sevdiklerime hep mektup gönderirim. Mesaj atsam o yazı bir gün silinir,kaybolur. Yazılan bir mektubun yıllar sonra karşınıza çıkması ve "Aa neler demişim neler yazmışım" deyip heyecanlanmak en güzel duygulardan.
Kısacası kitabı okuyun,okutun. Hediye edilebilecek kadar güzel diyebilirim. Sağlıkla ve evde kalınn🌟