Spoiler içeriyor
Neşe bulaşıcıdır falan diyorlar ,yalan ,neşe kolonya gibi bir şey döküyorsun o an ferahlıyorsun sonra uçup gidiyor burnundan elinden üzerinden ;kasvet öyle değil ama zamk gibi bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor. Biliyorsunuz artık Emin Öğretmen ben ev hanımıyım .Biz Sevalle…devamıNeşe bulaşıcıdır falan diyorlar ,yalan ,neşe kolonya gibi bir şey döküyorsun o an ferahlıyorsun sonra uçup gidiyor burnundan elinden üzerinden ;kasvet öyle değil ama zamk gibi bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.
Biliyorsunuz artık Emin Öğretmen ben ev hanımıyım .Biz Sevalle muhabbeti koyulttuk o bana yenge demeye başladı ben Emin öğretmenin karısıyım ya yengesi oldum hemen .Oysa biz seninle parkta tanıştık bana abla de Emin’e enişte dedi değil mi ama işte öğretmen olan o ya ondan enişte olmaz .
İçimdeki sesler susunca başka şeyler duymaya başladım bizim evin içinde ne çok ses varmış meğerse benim duymadığım.
İnsan böyle bir şey ,nerede hangi yaşta olursa olsun kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara.Yarasız, dertsiz ,sırsız insan yok da işte kimisi üstünü iyi örtüyor ben de örttüm o kadar kapattım ki kendim bile sormadım kendime .Bir kere oturup da kendimle Selami ile konuştuğum gibi konuşmadım sen niye böylesin Ethem gel otur konuşalım , anlat içindekini anlat da rahatla demedim kendime.
O kadar güzel ki bitmesin diye uzatarak okudum, içimde bir boşluk oldu herkes kendince o kadar haklı ki kimin penceresinden baksan hak veriyorsun az biraz , yer yer gözlerim doldu beklemediğim anda şaşırdığım yerler de hatta ara ara güldürdü de … Çok sevdim okudukça içimde yer etti , benim için ayrı bir yeri olacağı kesin .
Spoiler içeriyor
-İnsan bu hayata fazla geldiğinde mi ölüyor , yoksa hayat ona az geldiğinde mi bilmiyorum. -Ve ne yazık ki her şeyin doğru ,adil olabilmesi için herkesin kendisini kötü hissetmesi gerekir .Daha da beteri ,herkesin kendini kötü hissedebilmesi herkesin birbirini gerçekten…devamı-İnsan bu hayata fazla geldiğinde mi ölüyor , yoksa hayat ona az geldiğinde mi bilmiyorum.
-Ve ne yazık ki her şeyin doğru ,adil olabilmesi için herkesin kendisini kötü hissetmesi gerekir .Daha da beteri ,herkesin kendini kötü hissedebilmesi herkesin birbirini gerçekten sevebilmesi ile mümkün .Madem ki hepimiz buna mecburuz ve istiyoruz ,o halde birbirimize ölene kadar zaman verelim. Saf sevgimizin tek ispatıdır yalnızlık yani aptallık.
-İnsan hiç kimse önemli olmadığında deliriyor sanırım ya da tam tersi çok önemli olduğunda hayatın iki ucunda bizi bekliyor delilik önce bir yön seçmeye sonra da delirmeye mecburuz.
-Her zaman kafamın bir köşesinde bir şeylerin doğru hallerini aradım.Fakat bunu bir savunma şeklinde yaparsanız bu sizi saldırganlaştırır .30 sene çocuğunuzu bir odayı kapatacak kadar adil olabilmek bir bebeği öldürmek için ihtiyaç duyulan cesaretten fazlasını gerektirir.
Film izliyormuş gibi değil de kitap okuyormuş gibi karakterlerin ağzından söylediklerini dinlemek çok zevkliydi. Alışılmışın dışında bir anlatım tarzının olması seyir zevkini artıran bir olgu olmuş. 40 dakikalık güzel bir iş olmuş. Ayrıca Benedict Cumberbatch 'den Sherlock beklerken sürekli başka…devamıFilm izliyormuş gibi değil de kitap okuyormuş gibi karakterlerin ağzından söylediklerini dinlemek çok zevkliydi. Alışılmışın dışında bir anlatım tarzının olması seyir zevkini artıran bir olgu olmuş. 40 dakikalık güzel bir iş olmuş. Ayrıca Benedict Cumberbatch 'den Sherlock beklerken sürekli başka işlerde boy göstermesi bir miktar üzücü 🙃
Havayı güzel koklayan güncele inceden dokunduran bir iş olmuş. Son sahnede ; şöyle güzel bir kravatın var mı diye sorup tamam mahkemede takarsın o zaman demesi ince bir nüanstı . Çamaşırhanede ki dörtlü sohbet sahnesini çok sevdim her biri ayrı…devamıHavayı güzel koklayan güncele inceden dokunduran bir iş olmuş. Son sahnede ; şöyle güzel bir kravatın var mı diye sorup tamam mahkemede takarsın o zaman demesi ince bir nüanstı . Çamaşırhanede ki dörtlü sohbet sahnesini çok sevdim her biri ayrı karakterdeki insanların birbirilerinin hayatlarına olan uzaklıklarını çok iyi anlatmış. En hoşuma giden cümleyle bitireyim ;
-Hayatta her yoksunluk umuduyla paket halinde gelmiyor..
Film gerçek bir hikayeden esinlenilmiş. Tek mekan ve 3 oyunculu olması izleyiciye biraz klostrofobik gelebilir. Oyunculuklar bana tiyatro izliyormuşum gibi hissettirdi. Boş bakışların dakikaları yediği içi boş muhabbetlerin döndüğü bir çok işten daha dolu bir içeriğe sahip. Evlenmenize saatler kala…devamıFilm gerçek bir hikayeden esinlenilmiş. Tek mekan ve 3 oyunculu olması izleyiciye biraz klostrofobik gelebilir. Oyunculuklar bana tiyatro izliyormuşum gibi hissettirdi. Boş bakışların dakikaları yediği içi boş muhabbetlerin döndüğü bir çok işten daha dolu bir içeriğe sahip. Evlenmenize saatler kala bildiğiniz ama bilmiyormuş gibi yapıp susmayı tercih ettiğiniz gerçekler yüzünüze vurulsaydı nasıl hissederdiniz? Evlilik sadece mecbur kalındığı için atılan imzadan mi ibaret elaleme ayıp olmasın, insanlar ne der diye gerçekleri yutabilir miyiz ya da bu karışıklığın içinde gerçekten bir çocuk dünyaya getirmek ister miyiz? Düşündürücü ve sıkmadan akıp giden bir film. Izlenmeli hiçbir şey olmasa da farklı bir bakış açısı kazandırır.
Filme uyarlanan kitaplarda genelde büyük esiklikler yeni eklenen alakasız sahneler olabiliyor ama bu film onlara hiç uymuyor çünkü kitabın çok ama çok iyi bir uyarlaması olmuş senaryo kitapla müthiş örtüşmüş. Dönemine bakıldığında ne kadar teknik zorluklarla çekildiği fark edilebiliyor ayrıca…devamıFilme uyarlanan kitaplarda genelde büyük esiklikler yeni eklenen alakasız sahneler olabiliyor ama bu film onlara hiç uymuyor çünkü kitabın çok ama çok iyi bir uyarlaması olmuş senaryo kitapla müthiş örtüşmüş. Dönemine bakıldığında ne kadar teknik zorluklarla çekildiği fark edilebiliyor ayrıca bir dönem yasaklı olması da çok üzücü.
Genco Erkal'ın bir röportajında izlemiştim çekim esnasında çocuklar onu gerçekten öğretmen zannetmişler ve çekimler bitip oradan ayrılmak zorunda olduklarında çok üzülmüşler.
Kesinlikle izlenmeli ve izlettirilmeli. Insanın içinde derinlerde bir noktaya temas ediyor.
Izlemek isteyenlere tavsiyem önce kitabı okuyup sonra filme başlamalarıdır.
Sevgili sevgilim ,senin önerine gelelim. Mektuplarından birinde, burada bol bol fotoğraf çekip sana göndermemi istemiştin. ... Sonra yağan karın fotoğrafını çektim. Ve eriyen karın fotoğrafını çektim. Ve karda yalınayak yürüyen çocukları fotoğrafını çektim (renkli/mosmor) ... Ölen bebeklerin( ölmeden, ölürken ve…devamıSevgili sevgilim ,senin önerine gelelim.
Mektuplarından birinde, burada bol bol fotoğraf çekip sana göndermemi istemiştin.
...
Sonra yağan karın fotoğrafını çektim.
Ve eriyen karın fotoğrafını çektim.
Ve karda yalınayak yürüyen çocukları fotoğrafını çektim (renkli/mosmor)
...
Ölen bebeklerin( ölmeden, ölürken ve öldükten sonra) fotoğraflarını çektim.
Satılan kızların fotoğraflarını çektim (satılmadan önce, satılırken ve satıldıktan sonra)
Karın altında açılan, içine çıplak bir bebe ölüsünün bırakıldığı, ıslak, soğuk toprağın fotoğrafını çektim.
...
Muhtarın umarsamazlığının fotoğrafını çektim.
...
Bitlerin fotoğrafını çektim.
...
Yalnızlığın fotoğrafını çekemedim.
Türkülerin, ağıtların fotoğrafını çekemedim.
Çaresizliğin fotoğrafını çekemedim.
Çılgınlığın fotoğrafını çekemedim.
Ya da çektiklerim yalnız bunlardı.
- Peki ne oldu da bu kadar değersiz hissediyor kendini insan, Hasan? Göstermek başlıca mesele olmuş! -Hayat yine de kitapta durduğu gibi durmuyor. - Benim üzerinde de böyle işaretler vardır mutlaka. Geçmiş yaşantılarımı, pişmanlıklarımı tekrar eden bir makineye dönüştüğümü ve…devamı- Peki ne oldu da bu kadar değersiz hissediyor kendini insan, Hasan? Göstermek başlıca mesele olmuş!
-Hayat yine de kitapta durduğu gibi durmuyor.
- Benim üzerinde de böyle işaretler vardır mutlaka. Geçmiş yaşantılarımı, pişmanlıklarımı tekrar eden bir makineye dönüştüğümü ve artık ispat etmekten , göstermekten, kanıtlamaktan, beni güzel gösterecek aynalar aramaktan yorulduğumu belirten işaretler. Görüyorlar mı bütün bunları, anlıyorlar mı , diye dikkatle bakıyorum insanlara. Ama o kadar çoklar ki ,onları insan olarak göremiyorum. !Onlar da beni göremiyorlardır. Şehir böcekleriyiz biz.