Spoiler içeriyor
Yaşadığı her yeni günü bir mucize olarak görecekti kız ki, kırılgan yaşamlarımızın ânında başımıza gelebilecek beklenmedik olayları düşünecek olursak, her yeni gün bir mucizedir.
Dizi bir "suç komedisi" . Absürt olayların içine düşen iki kardeşin hikayesi anlatılırken, Boran Kuzum'un karakteri Yusuf, olayların gidişatında önemli bir karakter olmuş . Açıkçası dizide o olduğu için izledim ama baya sevdim. Boran Kuzum’un sahne ışığı çok iyi bu…devamıDizi bir "suç komedisi" . Absürt olayların içine düşen iki kardeşin hikayesi anlatılırken, Boran Kuzum'un karakteri Yusuf, olayların gidişatında önemli bir karakter olmuş . Açıkçası dizide o olduğu için izledim ama baya sevdim. Boran Kuzum’un sahne ışığı çok iyi bu nedenle ekran süresi artmalı. Dizide insan psikolojisi, ilişkilerdeki çıkmazlar , pişmanlık ,affetme ,inanç gibi konular işlenmiş . Beklenmedik bir finali de var ,mini dizi olarak planlanmış ama umarım yeni sezonlar gelir.
İngiltere ve Fransa at yarışlarıyla ünlüdür. Ünlü biniciler atların üzerinde koşarlar. Binicilik özel bir sanattır. Biniciler yıllarca atları yönetmeyi öğrenirler. Siz de kendinizi yönetmeyi öğrenin. Kendi iradenizin, kendi kalbinizin, kendi duygularınızın ve arzularınızın dizginlerini sağlam tutan ustalar olun. Hiçbir alışkanlığa…devamıİngiltere ve Fransa at yarışlarıyla ünlüdür. Ünlü biniciler atların üzerinde koşarlar. Binicilik özel bir sanattır. Biniciler yıllarca atları yönetmeyi öğrenirler. Siz de kendinizi yönetmeyi öğrenin. Kendi iradenizin, kendi kalbinizin, kendi duygularınızın ve arzularınızın dizginlerini sağlam tutan ustalar olun. Hiçbir alışkanlığa kapılmayın. Her alışkanlık manevi bir köleliktir. Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin kölesi olmayın.
Ayartmanın gücünden daha güçlü ol!
Spoiler içeriyor
.. insan hayatına anlam veren en önemli şey üretmek, yaratmaktır. Üretim, yaratım olmadığında her şey tüketim nesnesine dönüşür. Hayatın anlamı tamamen bize bağlı, istediğimiz zaman değiştirebileceğimiz ama dürüstçe belirlememiz gereken bir öykü olarak düşünüyorum. .. bu anlamı üretmek için illa…devamı.. insan hayatına anlam veren en önemli şey üretmek, yaratmaktır. Üretim, yaratım olmadığında her şey tüketim nesnesine dönüşür.
Hayatın anlamı tamamen bize bağlı, istediğimiz zaman değiştirebileceğimiz ama dürüstçe belirlememiz gereken bir öykü olarak düşünüyorum.
.. bu anlamı üretmek için illa filozof veya bilgin olmak da gerekmiyor. Yeter ki bunun önemini fark edelim.
… bilincimizi devreye soksak, Bertrand Russell’ın dediği gibi ermiş oluruz. “Çoğu insan hayatı boyunca hiç düşünmez. Ben haftada bir kaç saat düşünerek ünlü düşünür oldum.” Böyle söyler Russell.
Arkadaşlarımla birlikte bir okuma planı yapıp bu kitabı aldık. Yazarın birçok kitabını okumuş biri olarak keşke künyesine göz atsaydım diye düşündüm. Birbirini tekrar eden olay örgüsü, bir noktadan sonra sürükleyicilikten çok sıkıcılığa kaydı. Bu durum da okuma zevkimi söndürdü. Sanırım…devamıArkadaşlarımla birlikte bir okuma planı yapıp bu kitabı aldık. Yazarın birçok kitabını okumuş biri olarak keşke künyesine göz atsaydım diye düşündüm. Birbirini tekrar eden olay örgüsü, bir noktadan sonra sürükleyicilikten çok sıkıcılığa kaydı. Bu durum da okuma zevkimi söndürdü. Sanırım bu kitap bana hiç geçmedi; ne yazık ki hiç zevk alamadım.
Ama anlamamız gereken şu: Herkes dertte değil, herkes derste. Herkes derdiyle dersini alıyor. Ders alınacak, sınav geçilecek… Teneffüs ancak o zaman. Sen derdini çekmiş dersini almışsın, şimdi artık ferahlama zamanı senin için. Öyle düşün. Senin gücün bir tek kendi sınavına…devamıAma anlamamız gereken şu: Herkes dertte değil, herkes derste. Herkes derdiyle dersini alıyor. Ders alınacak, sınav geçilecek… Teneffüs ancak o zaman. Sen derdini çekmiş dersini almışsın, şimdi artık ferahlama zamanı senin için. Öyle düşün.
Senin gücün bir tek kendi sınavına yeter. Kendi yolunda yürümeye yeter. Başkasının yolunda sadece izin verildiği kadar yürüyebilirsin. Hem nereden biliyorsun, müdahalenin doğru olduğunu? Olan olmuş. Sen olmuş olanı beğenmiyorsun, kendi yorumunla değiştirmek istiyorsun. Annem hep ‘Olanda hayır vardır’ derdi.
Selime teyze ve Meltem’in yollarının kesişmesi ve bu iki kadının hem kendi ağızlarından hem de birbirinin ağızlarından hikayelerine farklı bakış açılarıyla tanık olmak inanılmaz bir deneyimdi. Bazen insanın boğazına bir yumruk oturur ya hani yutkunsan gidecek ama yutkunmazsın ya bu kitap tam da öyle hissettiriyor. Son sayfalarında bir ağlama molası verip ancak böyle tamamlayabildim. Bu kadar içselleştirceğimi ve bana dokunacağını asla düşünmemiştim. Kitabın arka kapağında da yazıldığı gibi; Bu roman, yaşlıların yok sayıldığı, insanın yalnız bırakıldığı, herkesin ancak kendine yetebildiği, en yakınlarına bile derman olamadığı bir çağın hikayesi.
Spoiler içeriyor
…Düşündüm, bir hayat nedir? Başlar ve biter, bir hayat nedir? Acı ve tatlıdır, unutulur hepsi, bir hayat nedir? Emin olamasamda ‘hayat bir iz bırakmaktır’ diyebilirim. Mezar taşı bir iz sayılır mı, emin değilim. Razı olan için mezar taşı bir izdir.…devamı…Düşündüm, bir hayat nedir?
Başlar ve biter, bir hayat nedir?
Acı ve tatlıdır, unutulur hepsi, bir hayat nedir?
Emin olamasamda ‘hayat bir iz bırakmaktır’ diyebilirim.
Mezar taşı bir iz sayılır mı, emin değilim.
Razı olan için mezar taşı bir izdir.
Ben razı değilim.
Gerçi elimden ne gelir?
…Sokakta, her biri bir köşede titreşen kedilerin ve köpeklerin yalnızlığı içime dokundu.
Hayvanların yalnızlığı içime dokununca salak dedim kendime. Bu onların doğası sen kendine bak.
İnsanınkine kader diyoruz ama..
İlk defa bir Ayfer Tunç kitabı okudum, kitabı ilk elime aldığımda sayfalardaki akışın nasıl olduğunu hemen anlayamadım, günlük formatında yazılmış bir kitap ilk günü bitirdikten sonra akışın aslında sağdan ve soldan iki farklı kişinin günlüğü şeklinde devam ettiğini fark ettim. İlk defa böyle tarzda bir kitap okudum ve çok hoşuma gitti günlük okumayı sevenler için çok zevkli bir kitap olacağını düşünüyorum. Suzan’ın aşkının derinliği beni gerçekten çok etkiledi. Bunu Derya’nın abisinin; Suzan beni kaldırabileceğimden çok daha fazla sevdi, ezildim dediğinde daha çok hissettim..
Spoiler içeriyor
“Bazı yolların daha kolay olacağını düşünmek işimize geliyor bence.” dedi, bir şeyi ilk kez fark ederek. “Ama belki de kolay yol yoktur; yalnızca yollar vardır. Bir hayatta evli olabilirim, başka bir hayatta tezgahtarlık yapıyor olabilirim. Birlikte kahve içmeyi teklif eden…devamı“Bazı yolların daha kolay olacağını düşünmek işimize geliyor bence.” dedi, bir şeyi ilk kez fark ederek. “Ama belki de kolay yol yoktur; yalnızca yollar vardır. Bir hayatta evli olabilirim, başka bir hayatta tezgahtarlık yapıyor olabilirim. Birlikte kahve içmeyi teklif eden tatlı bir adama ‘peki’ demiş olabilirim. Başka bir hayatta Kuzey Kutbu’nda araştırmalar yapan bir buzul bilimci olabilirim. Bambaşka bir hayatta olimpiyat yüzme şampiyonu olabilirim, kim bilir?
Her gün, her an yeni bir evrene giriyoruz. Boş yere hayatımızın farklı olmasını diliyor; kendimizi başkalarıyla ve kendimizin farklı versiyonlarıyla karşılaştırıp duruyoruz. Ama gerçekte çoğu hayat, bir yere kadar iyi, bir yere kadar kötü. Hayatta kalıplar var, ritimler var. Bir hayatta kendimizi köşeye kısılmış hissettiğimizde; hüznün, trajedinin, başarısızlığın ya da korkunun tek bir varoluşun ürünü olduğunu düşünmek çok kolay. Yalnızca yaşamanın değil, belli bir şekilde yaşamanın sonucu olduğunu sanıyoruz.
Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu, biri olmadan öbürünün olamayacağını kabul etmeliyiz. Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda… Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız. Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek, ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar.”
Spoiler içeriyor
-Kendi hayatınızı bir düşünün, gelecek anları öngörmezsiniz ancak geriye dönüp bakınca bağlantıları görebilirsiniz. -Bunun kimyayla ne ilgisi var? -Çok ilgisi var, kimyasal bir reaksiyondaki tek sürekli değişken değişimdir. Beklenmeyen. Burada işimiz sürprizlerden kaçınmak değil, bunu kontrol edemeyiz bu yüzden yapacak…devamı-Kendi hayatınızı bir düşünün, gelecek anları öngörmezsiniz ancak geriye dönüp bakınca bağlantıları görebilirsiniz.
-Bunun kimyayla ne ilgisi var?
-Çok ilgisi var, kimyasal bir reaksiyondaki tek sürekli değişken değişimdir.
Beklenmeyen. Burada işimiz sürprizlerden kaçınmak değil, bunu kontrol edemeyiz bu yüzden yapacak tek bir şey kalıyor teslim olmak.
Kitabını severek okumuştum, dizisi olduğunu öğrendiğimde çok heyecanlandım. Açıkçası izlediğimde kitabı yeniden okuyor gibi hissettim , aslına sağdık kalınmıştı ve karakterler kitaptaki betimlerde kafamda canlandığı şekliyleydi.
Din, siyaset, ırkçılık, toplumsal sorunlar , kadın hakları ve eşitsizlik, bilim dünyasında ki insanların rekabet için başkalarının çalışmalarını kendilerininmiş gibi göstermeleri gibi her şey mükemmel işlenmişti.Bir kadının kendi kapasitesi altındaki işe mahkum edilmesi çok acımasızcaydı . Hepimizin içinde bir parça Elizabeth Zott var galiba …
İzledim ve bayıldım! Bazı yerlerde bu ben yahu dedim. İrem Sak ilişki karmaşalarını, iş hayatındaki saçmalıkları, kadın dayanışmasını, aile baskısını, sahtekarlıkları ve kalp kırıklıklarını öyle güzel işlemiş ki… Resmen kadınların duygularına tercüman olmuş.