Şu kuşlar," dedim, "neden bu kadar tedirgin, oysa dal onun, dağ onun, şu masmavi gök onun neden bu kadar tedirgin bakar ki bu kuşlar?" "Yüreğinin inceliğinden," dedi Maya Stangali, "yüreğinin inceliğinden!" . . .
(...) kursağı küçülmüş güvercinler beklediler karınca katli adımlardan bir sıcak rızık büyük irin tükürdüler küçük cesetlere kolları ve bacakları birbirinden ayrık serçelerin konuşmayı unuttuğudur kış her kış biraz daha üşür ve susar kuş-lar kediler çıktılar köpekler bitler çıktılar işsizler güçsüzler,…devamı(...)
kursağı küçülmüş güvercinler beklediler
karınca katli adımlardan bir sıcak rızık
büyük irin tükürdüler küçük cesetlere
kolları ve bacakları birbirinden ayrık
serçelerin konuşmayı unuttuğudur kış
her kış biraz daha üşür ve susar kuş-lar
kediler çıktılar köpekler bitler çıktılar
işsizler güçsüzler, analar babalar çıktılar
oğullar çıktılar bedbaht bedbaht evlerden
(...)
(...) dalgındım kalabalıklarda beni gören herkes öldüğümü sanırdı en az bir kez alnımdaki sus yaradan (...) gidildikçe yollar kısalır heyecan söner ışıltısı bir zaman parıldayan gözlerin anneden sonra ölür zamanla tüm yollar sümbüller, menekşeler ve kuru otlar
90'lı yılların ortalarında, köyünü terk etmek zorunda kalıp yıllar önce terk edilmiş Tarlabaşı'ndaki bir Rum evine yerleşen anne Gulîzer ile her gün cebinde intihar düşüncesiyle sokaklara çıkan ve her sokağa çıktığında ne idüğü belirsiz varlıklarla karşılaşan, duygularını yitirmiş oğul Veli'nin…devamı90'lı yılların ortalarında, köyünü terk etmek zorunda kalıp yıllar önce terk edilmiş Tarlabaşı'ndaki bir Rum evine yerleşen anne Gulîzer ile her gün cebinde intihar düşüncesiyle sokaklara çıkan ve her sokağa çıktığında ne idüğü belirsiz varlıklarla karşılaşan, duygularını yitirmiş oğul Veli'nin yalnızlığının ve bulantılarının, toplumsal çürümenin, ötekilerin, yerinden zorla göçertilenlerin, yıllar önce 6-7 Eylül Olayları döneminde Türkiye'yi terk etmek zorunda kalmış Maya Stangali'nin arayışının, düş ile gerçeğin, huzursuzluğun, varoluşsallığın ve "delirmenin" romanı... #huzursuzlar
(...) "ve güneşe semah dönerken gurbetler büyütüyoruz içimizde." (...) "unutulmaya yüz tutmuş bir tren garı gibiydi yüzü babamın unutuyorduk bu yabani paslı yüzü her geçen gün bir cuma akşamüstü çıkıp geldiği ana dek." (...) "dağ ve kışla hüzünlerini teslim ederek…devamı(...)
"ve güneşe semah dönerken
gurbetler büyütüyoruz içimizde."
(...)
"unutulmaya yüz tutmuş bir tren garı gibiydi yüzü babamın
unutuyorduk bu yabani paslı yüzü her geçen gün
bir cuma akşamüstü çıkıp geldiği ana dek."
(...)
"dağ ve kışla hüzünlerini
teslim ederek toprağa
ak yazmalı kadınlar
yeşil yazmalı kadınlara
kavuştuğu vakit fırat ekspresi'nde
birleşiverir kalpten ayrılmamış ülkelerimiz."
Bu baskıcı geleneklerle yoğrulmuş Ortadoğu toprakları mı babalarımıza sarılmayı engelliyordu? Yoksa bu cömert ama sömürülen yoksul topraklar yüzünden mi sarılamıyorduk babalarımıza ya da kalpsiz bir dünyayı babalarından devralan babalarımızın babalığı bilmemesinden miydi bütün bunlar? İnsan doğup büyüdüğü topraklara benziyor en…devamıBu baskıcı geleneklerle yoğrulmuş Ortadoğu toprakları mı babalarımıza sarılmayı engelliyordu? Yoksa bu cömert ama sömürülen yoksul topraklar yüzünden mi sarılamıyorduk babalarımıza ya da kalpsiz bir dünyayı babalarından devralan babalarımızın babalığı bilmemesinden miydi bütün bunlar? İnsan doğup büyüdüğü topraklara benziyor en nihayetinde…