Filmde Red Right Hands çalınca tüylerim diken oldu. Her şeyiyle güzel bir komedi ve Jim Carrey filmi. Benden tam puan aldı. Vakit geçirmek istiyorsanız durmayın izleyin. Tam bi' vakit geçirmelik film.
Sinemada ilk izlediğim film buydu. Herhangi bir seri takıntım olmadığından bi ara bu filmi tekrar izleyebilirim. Her neyse ileride umarım güzel bir gelirim olurda en azından sinemada seyirlik, izlemelik filmleri sinemada izleyebilirim. Nice filmlere...
Alanına göre bakılırsa gayet hoş bir film.(tabii böyle bir şeyin gerçekleşme ihtimaline göre de gayet ütopik kaçıyor) Yorumum: Tanrı'yı oynayan küçük Tanrılar... Tanıtım bülteninde de yazdığı üzere başı ve sonu olan eli yüzü düzgün bir Jim Carrey filmine kim hayır…devamıAlanına göre bakılırsa gayet hoş bir film.(tabii böyle bir şeyin gerçekleşme ihtimaline göre de gayet ütopik kaçıyor)
Yorumum: Tanrı'yı oynayan küçük Tanrılar...
Tanıtım bülteninde de yazdığı üzere başı ve sonu olan eli yüzü düzgün bir Jim Carrey filmine kim hayır diyebilir. Spoiler vermiyorum o yüzden sadece bu kadarla yetiniyorum. O bu değilde eski yapımları sevmemden mütevelli Alacakaranlık Kuşağı'nı gerçekten merak ettim. IMDb' si de sağlam. Ki buna göre değerlendirilirse beni ileride aşırı sağlam dizi ve filmler bekliyo...(aşk korkudan güçlü tek duygudur)
Küçüklüğümden beri duyuyorum. TV"de 'gördüm' mü emin değilim ama bir şekilde adını hep duyuyordum. Ve film kafamda 'makinist' denince çok farklı belirlenmişti. Gerçek bir makinist falan olacak diye bekliyordum. Özellikle son hafta veya günlerde iyiece merak etmiştim. Ve bugün izledim.…devamıKüçüklüğümden beri duyuyorum. TV"de 'gördüm' mü emin değilim ama bir şekilde adını hep duyuyordum. Ve film kafamda 'makinist' denince çok farklı belirlenmişti. Gerçek bir makinist falan olacak diye bekliyordum. Özellikle son hafta veya günlerde iyiece merak etmiştim. Ve bugün izledim. Psikolojik gerilim olduğunu da buradan okuyunca öğrendim. Her ne kadar kafamda şartlayıp belirlediğim gibi çıkmasada hoş bir filmdi. Fight Club'a bağlamışlar. Güzel bir psikolojik gerilim filmiydi. Evimde veya farklı bir zamanda izleseydim beklediğim gibi çıkmadığı için beğenmeyebilirdim ama şu anki duygu halimle izlediğim için beğendim. Ve Christian Bale. Bale içinse söylenecek söz yok. Söylenecek bir şey yok dedim ama ben yinede bi iki kelam edeyim. Zgxjdjdjd Olay örgüsü, senaryo merak ettiriyor zaten ama Bale'in oyunculuğu iki kat merak ettiriyor. Bu arada film gerçekten bir vicdan filmiymiş. Vicdan muhasebesi çok iyi işleniyor. Filmle ilgili anlamadığım çok detay varmış. Ivan'ı sonda öldürdüğünü sanıp ben aslında hayalim ölümsüzüm gibi imalı biten sonuda ilginçti. Bu arada izlediğim en iyi Christian Bale filmi olabilir. Bakalım öyle kalacak mı? #Rez (ha vay amk makineci ya adam tamir ediyor vs.. Makineci, makinist olayı şimdi anladım. Birkaç kere izlenesi yapım)
Barack Obama'ya da dizide rol alması için teklif yapılmış ama reddetmiş. Roman uyarlaması olan yapımlar genelde çok güzel oluyor. Muhtemelen bu da güzel olacak. Yayınlandığı zaman boş bi zamanımda izler yorumlarım. Açıkçası yayınlanmasını dört gözle bekliyorum. Yönetmeni de boşa dam…devamıBarack Obama'ya da dizide rol alması için teklif yapılmış ama reddetmiş. Roman uyarlaması olan yapımlar genelde çok güzel oluyor. Muhtemelen bu da güzel olacak. Yayınlandığı zaman boş bi zamanımda izler yorumlarım. Açıkçası yayınlanmasını dört gözle bekliyorum. Yönetmeni de boşa dam olmadığına göre... Ben seviyorum böyle kitap roman-bilimkurgu uyarlaması olan dizi veya filmleri. Dizinin ilk 2-3 bölümü hatta ortalarına kadar çok durgun geçiyor. Yavaş tempoyu sevmeyenler sıkılabilir. Açıkçası benim için tam seyirlikti. Dizi gizem dozunu çok iyi ayarlamış ve devam ettirmiş. Bir sitede dizinin bir de Çin versiyonunun olduğunu öğrendim onu da izleyebilirim. Ayrıca piyasada kitabı 300 liradan aşağı satılmıyor. İndirimli haliyle 250 liraya bulursanız acımayın yapıştırın.(ben galiba 150'ye buldum xd) David Benioff yapıyor bu işi. Romanları diziye çok güzel uyarlıyor. Orijinali daha iyi bu arada. Ama kitaba sadık kalındı mı bilmiyorumda daha özgün ve nasıl diyeyim senaryosu her şeyi daha karmaşık ve spesifik. Yeni sezon granatisi daha çıkmadı ama aşşırı beklentiye girmeden bekliyorum. Yeni sezonu - daha doğrusu en az 3 sezon daha - çıkıp çıkmayacağı Netflix izleyicilerinin izleme oranlarına bağlıymış, eşik aşılırsa - ki aşıldı gibi duruyor- yeni sezon yolda. Bende double etki yapar bu arada. Kitap uyarlaması olduğu için bi görsel şölen daha izleriz. İlk defa Çin dizisi izliyorum bu arada. İlk 2 bölüm izledim adamlar yapmış ve aşmış. Kreması sütaşmış. Twitterda da sordum burada da sorayım: Bölüm 6'nın sonunda çalan müziği bilen var mı? Lütfen söyleyin.
Spoiler içeren alan!
Dizide LCDP'den Tokyo'ya çok benzeyen bi başrol vardı. İlginçti.
Kitaba sadık mı kalındı bilmiyorum ama devamı gelecek...
Haricinde sorgucu polis rolünü adam çok iyi oynamış. Cuk oturmuş. Fosur fosur sigara içip dedektifçilik yapan polislere sempati duyuyordum zaten, bu diziyle tescillenmiş oldu.
-Kaç yaşında?
-Sanırım 300,400 arası.
-O ağaç Ming hanedanını görmüş.
"Gökyüzünde üç güneş olduğu sürece her medeniyetin sonu kaos olur."
"Metal üzengiyi ilk kez Cengiz Han'ın ordusu kullanmış. Atsırtında düşmandan üyi savaşmışlar. Dünyayı fethetmiş, herkesi sikip atmışlar. Onun için yüzde bir moğolum."
"size tekrar korkmayı da öğreteceğiz."
"ömrün laboratuvarda veya bilgisayarda geçiyor, kendini üstün sanıyorsun ama hepimiz aynı savaşı veriyoruz."
Tekrar izlenesi film. Soundtracki de efsanedir sanki Mozart dinliyorsunuz hüzün kaplıyo içinizi Zeki Demirkubuz'un deyimiyle acının destanının yazıldığı film. Zeki Demirkubuz önerdiği için izledim. Açıkçası farklı bir film. Hayatın içinden ama kültürümüz bir olmadığı için alışıldığın dışında. (Eş zamanlı kamera…devamıTekrar izlenesi film. Soundtracki de efsanedir sanki Mozart dinliyorsunuz hüzün kaplıyo içinizi Zeki Demirkubuz'un deyimiyle acının destanının yazıldığı film. Zeki Demirkubuz önerdiği için izledim. Açıkçası farklı bir film. Hayatın içinden ama kültürümüz bir olmadığı için alışıldığın dışında. (Eş zamanlı kamera açıları ve flashbackler de etkileyiciydi)
Bu arada türünü sevenler için önerebileceğim film her ne kadar Türk de olsa Ahlat Ağacı. Yeni 'dram' türüyle ilgili filmler(etiket) açtım. Oradan da takip edebilirsiniz.
Okulda lisedeyken son sınıftaydı sanırım arkadaşlar çok sözünü ediyordu. Hatta sinemaya gitmişlerdi bu film için sanırım. Filmin komedi filmi olduğunu bile bilmiyordum, düz Marvel filmi sanıyordum. Dün arkadaşla serinin 2. filmini izledik 1'ini izlediği için. İyi ki de 2'sini izlemişiz.…devamıOkulda lisedeyken son sınıftaydı sanırım arkadaşlar çok sözünü ediyordu. Hatta sinemaya gitmişlerdi bu film için sanırım. Filmin komedi filmi olduğunu bile bilmiyordum, düz Marvel filmi sanıyordum. Dün arkadaşla serinin 2. filmini izledik 1'ini izlediği için. İyi ki de 2'sini izlemişiz. Türkçe dublaj izleyince zaten keyfi olmuyo. Yarısında bıraktık filmi zaten. Geç izlemiştik. Demem o ki filmin böyle olduğunu bilmiyordum. Gerçekten izlenebilitesi olan bir film. Komedi varsa zaten izlenir bence. Umarım evde bi kaç ay sonra izleyebilirim. Bu arada Marvel ve Hollywood hangi karakteri ön plana çıkaracağını kimi pazarlayabileceğini çok iyi biliyor ki gişe başarısıda ortada. Deathstroke'u ön plana çıkarmamışlar buna rağbet olacağını bildikleri için... (3'üde sinemadaymış yakında (bkz Deadpool&Wokwerine) sevindirmedi değil. Bu arada Logan'ı da(2017)sinemada izledim)
Spoiler içeriyor
Tüm zamanların en iyi hikâyesi bana göre. Hayatımda beni en çok etkileyen kitap olabilir şu ana ladar abartısız bi şekilde... Üniversitede ders aralarında ve en son bahçede kantinin dışında oldukça yavaş ve sindire sindire okudum. Ne kadar küçük bir hikâyede…devamıTüm zamanların en iyi hikâyesi bana göre.
Hayatımda beni en çok etkileyen kitap olabilir şu ana ladar abartısız bi şekilde... Üniversitede ders aralarında ve en son bahçede kantinin dışında oldukça yavaş ve sindire sindire okudum. Ne kadar küçük bir hikâyede olsa anlamı çok büyük bir kitap. Bir daha örümceklere asla eski gözle bakmayacağım, sırf bu romandan dolayı. Kitabın edebi unsurları çok yerinde ve gerçekten inanılmaz iyi. Gerçek hayattan da gerçek. Her ne kadar karamsar olmayıp Tolstoy'cu olsamda neden bu zamana kadar okumadım dediğim kitap. Yine kitap için ne kadar karamsar (karakterler) desemde, edebiyatla çok iyi harmanlanmış. Böyle bir olayın gerçekte olmasa bile hayali olarak bir kitap içinde bile yer bulması bizler için büyük bir kazanım. Yani düşünsenize böyle bir olay kitap üzerine konu oluyor. Kitabın bir yerinde (o da sonu) hizmetçisinin karakterin annesi olduğu ortaya çıkıyor. İlginç bir anekdottu. Yine kitabın bir erkeğin yazdığını düşünsekde asıl suçlunun genelde hep kadın olduğu görülüyor. Beklemediğim bir sonla bitiyor kitap. Ve bu kitabı Dostoyevski'nin 26-27'li yaşlarda yazdığını, karakterinde 26 yaşında olduğunu düşünürsek, 26 yaşında okuyor olmam hoş bir tesadüf olurdu ama 1 yaş altında okudum. Okuyun ve özümsemeye, anlamaya çalışın diyorum ve başkada bir şey demiyorum.(kitapta bazı yerler var ki o döneme göre bunlar nasıl yazılabilmiş akıl alır gibi değil. Büyük yazarsın Dostoyevski!)
Ansızın İtalya'daymışım, gibi kentin taş yığını arasında bunalmış bir kentlinin yarı hasta ruh haliyle hayran hayran kırları seyrediyordum.
Baharın gelmesiyle birlikte Tanrı'nın bağışladığı bütün gücünü ortaya koyarak süslenen, çiçeklerle bezenen bizim Peyersburg kırlarında insana dokunan ama ne olduğu anlaşılmayan bir şey vardır. Bazen yalnızca acıyarak bazen de hiç farkına varmadığımız, cılız, hastalıklı bir genç kızı, ama bir gün, beklemediğimiz bir anda, birdenbire değişerek anlaşılmayan bir güzelliğe bürünen bir kızı anımsatır Petersburg kırları. Bu kızın karşısında şaşırmış, kendinizden geçmişinizdir. Elimizde olmadan, "Hangi güç bu bezgin, düşünceli gözlere parlaklık verdi? Bu çökmüş, solgun yanaklara kan nereden geldi? Bu yumuşak yüz çizgilerine tutkuyu kim verdi? Bu göğüsler neden böyle kabarıp kabarıp iniyor? Bu soluk yüzlü kıza birdenbire bu canlılığı, diriliği, güzelliği veren nedir? Kim onun yanaklarına bu gülücüğü kondurdu? Bu hayat dolu, şen şakrak kahkahaları veren kimdir? "diye sorarsınız kendi kendinize.
Gözleriniz birilerini arayarak çevrenize bakınırsınız. Ve bir anda her şeyi anlarsınız. Ama o an hemen geçer; belki de ertesi gün gene aynı dalgın bakışla, aynı solgun yüzle, hareketlerdeki aynı ürkeklikle, bezginlikle, hatta bir anlık taşkınlığından dolayı duyduğu pişmanlıkla, aynı tasayla, aynı hüzünle karşılaşırsınız. Bu bir anda gelip geçen güzelliğin neden böyle kısa ömürlü olsuğunu ve artık bir daha dönmeyeceğini içiniz burkularak düşünür, sevmeye bile vakit bulamadığınız bu aldatıcı, bir işe yaramaz güzelliğe ta derinden kırılırsınız.
.. Çoğunlukla insan ayağı değmeyen kuytulara yerleşir hayalci, gün ışığından kaçıyormuş gibi bir hali vardır. ..
.. Sanki bir dergiye imzasız bir mektup yazarak, içine kendi şiirlerini koymuş, mektupta da, şiirlerin asıl sahibi öldüğü için ozanın bir dostu olarak dizelerinin yayınlanmasını bir borç saydığını bildirmiş gibidir. Nastenka, niçin dostlarıyla oturup tatlı bir sohbete dalmaz tip adam? ..
.. "Hayal tanrıçası" becerikli elleriyle altın kasnaklı gergefini hazırlamış(sevgili Nastenka, sanırım Jukovski'yi okumuşsunuzdur); şimdi de peri masallarının akıl almaz dünyasının nakışlarını işlemektedir. ..
.. Artık onun bizim gerçek yaşantımızla işi yoktur! Her şeyi tersinden gören gözlerinde sizinle ben tembel, uyuşuk bezgin bir yaşam sürmekteyizdir, ona göre hepimiz alın yazımıza küskün, yaşamayı yük sayan insanlarız. Gerçekten de öyle, ilk bakışta birbirimize dargınmışız gibi soğuk, asık suratlı durmuyor muyuz, Nastenka? ..
.. Tuhaf değil mi, kendisi için özlediği, benimle de paylaşmak istediği mutluluğa kavuşamayacağı korkusuydu asıl onun bana ilgisini artıran! ..
.. -Bana âşık olmadığınız için çok seviyorum sizi. Sizin yerinizde bir başkası olsa bana sataşır, dirlik vermez; ahlarla, oflarla âşık numarası yapardı. Ama siz candan dostsunuz. (oysa herkes öldürür sevdiğini -Ezel) ..
.. - Demin ağlayıp sızlıyordunuz, acı acı sitem ediyordunuz. Çünkü... Çünkü(açıkça söyleyeceğim) aşkınızı reddettiler, sizi yüzüstü bıraktılar. Bne buna katlanamazdım, Nastenka! Yüreğim size karşı öylesine büyük bir sevgiyle doluydu ki, yerimde sakin oturamazdım. Ama sevgimin bir işe yaramadığını görmekle de kahroluyordum. Bu durumda konuşmadan durabilir miyim, Nastenka? Dayanamadım, her şeyi söyledim. ..
.. - Beni sevmiş olsaydınız şimdi ne yapardık; bir de bunu söyleyecektim. Beni dinleyen dostum - çünkü hala dostumsunuz -, ben basit, yoksul, sıradan bir insanım. Hoş, asıl önemli olan bu değil - şaşırdığım için geveliyorum bu lafları -... Neyse, bırakalım şimdi bunları. Demek istediğim şu ki, tanımadığım bu adamı sevseniz, sevmeye devam etseniz, ben gene de sizi deli gibi sevecek, ama sevgimin size yük olmaması için elimden geleni yapacaktım. Siz ancak yakınınızda, her an sizin için çarpan, minnet dolu, sımsıcak bir yürek olduğunu bilecek; yalnızca bunu anlayacaktınız. Hem öyle bir yürek ki... Ah, Nastenka, Nastenka!.. Beni ne durumlara soktunuz!.. ..
.. Bazne de Nastenka içini çekerken gözleri yaşarıyordu. O zaman bana bir ürkeklik geliyor, buz gibi oluyordum. Ama o hemen elimi eline alıyor, beni uzaklara doğru sürüklüyordu. Böylece gevezelik ederek yeniden dolaşmaya koyuluyorduk. ..
.. Ama sana kin bağlamak mı, Nastenka? Tertemiz, pırıl pırıl mutluluğuna gölge düşürmek mi? Acı sitemlerimle seni kederlendirip gizli azaplar vererek, en mutlu anlarında yüreğinin acıyla çarpmasını ister miyim? Gelin olduğun gün, onunla birlikte yürürken siyah saçlarını süslediğin narin çiçeklerden tekini bile soldurabilir miyim? Bunları ben mi yapacağım Nastenka? Asla, asla! Göklerin her zaman açık olsun, sevimli gülümseyişin parlaklığını, mutluluğunu yitirmesin.
Yapayalnız yaşayan, sana karşı şükranla çarpan bir yüreğe tattırdığın mutluluk anından dolayı seni hep hayırla anacağım.
Ulu Tanrım! O ne uzun, ne mutlu bir andı! Bir insana böyle bir an yaşam boyu yetmez mi? (kaderimiz aynı olmaz be umarım...)
Bu tatil dönemimi çok verimsiz geçirdim diye yakınıyorum ama altın değerinde 3 tane kitap okudum. Olaya bir de o açıdan bakınca aslında çok kötü de geçmemiş. 3'ü de hayatıma anlam kattılar.