Cüzi irade, cennetini de cehennemini de yanında taşırdı. Cüzi iradenin külli iradeye karşı bir savaşı değildi bu. Bu, hata yapma imkanını elinde bulundurmanın sonsuz lanetiydi. - Ahmet Sarı
Arkadaşlar Sabahattin Ali'nin herhangi bir romanını okumak istiyorum. Pek başlangıç takıntım yoktur ama yine de size sorayım.: Sizce ilk hangi kitabını okumalıyım?
Spoiler içeriyor
°Evimizin ve eşyalarımızın bir anda yok olmaması, oturduğumuzda vücudumuzun atomlarıyla sandalyenin atomlarının karışmaması, ileri adım attığımızda her zaman ileri gidebilmemiz, vücudumuzun beslenmesi ve varlığı, doğa yasalarının sürekli olarak muhafaza edilmesi sayesindedir. °Allah'ın uzaya aşkınken uzayın her noktasına müdahalede bulunduğuna inananlar…devamı°Evimizin ve eşyalarımızın bir anda yok olmaması, oturduğumuzda vücudumuzun atomlarıyla sandalyenin atomlarının
karışmaması, ileri adım attığımızda her zaman ileri gidebilmemiz, vücudumuzun beslenmesi ve varlığı, doğa yasalarının sürekli olarak muhafaza edilmesi sayesindedir.
°Allah'ın uzaya aşkınken uzayın her noktasına müdahalede bulunduğuna inananlar için, zamana aşkın Allah'ın zamanın tüm anlarına müdahalede bulunduğunu kavramasında bir sorun olmaması gerekir.
°Doğduğumda baş aşağı edildi kum saatim; kavuşmaya kaç kum tanesi kaldı Rabbim?
°İnsana kendini beğendirme arzusu, kendisini Allah'a beğendirmesi için verilmiştir. Başkaları beğenmez kaygısıyla Allah'tan uzak durmak nasıl bir çelişkidir!
°Allah'a düşman olanlar, başkalarını da Allah'ın yokluğuna inandırınca Allah'ı yok edeceklerini sanırlar.
°Kalp kalbi verene açılması için verilmiştir: 'Kalpler, ancak Allah' ın hatırlanmasıyla tatmin olur. ' (13-Rad Suresi 28)
°Belaların en belalısına diklenerek diyelim ki:' Biz Allah'a aitiz ve O'na döneceğiz. '(2-Bakara Suresi 156)
°Anlamı, derinliği, yaralarına merhemi ve hiç sarsılmaz zemini arayanlara şu ayet yetmez mi? "Allah kuluna yetmez mi?" (39-Zümer Suresi 36)
°Şöhretperestlikle fani insanların zihnindeki "büyük ünlü" olmaya çalışacağına, Allah' ın ezeli zihnindeki yüzü ak bir kul olmaya çalış.
°Bütün dünyanın en beğendiği kişi olmaktansa Allah'ın yüzde bir daha fazla beğendiği kişi olmak çok daha önemlidir.
°Allah'ın bağışlamasını uman bizler , iş bağışlamaya gelince ne kadar da cimriyiz!
°Ümidimizin sebebi, her şeyin daha iyi olacak olmadı değil, her şeyin ardında Allah'ın hikmeti olduğunu bilmemizdir.
°“Vahyedilen İslam” ile “benimsenmiş olan İslam” arasında farkı belirlemek “İslam nedir?” sorusuna vereceğimiz cevap için hayati önemdedir.
°Allah, insanlara mesajlarını ilettiği Kuran’a çağı aşan tarifler ve örnekler koymuştur ki insanlar Kuran’ın Allah’tan olduğunun delillerine şahit olabilsinler.
°Temel mesele tarih boyunca Müslümanların ne yaptıkları
değil, İslam’ın ne olduğudur.
Toplumun şekillendirdiği aklı Kuran ile düzeltmek yerine Kuran’ı toplumun şekillendirdiği akla uydurmak, Kuran’ın
Allah’tan olduğu iddiasıyla çelişkilidir.
°Sonsuza kondurulmuş nokta kadar aciz; noktalığımızda Sonsuz’u bulacak kadar donanımlıyız.
°Dünya işlerinde öndekilere bakıp imrenen, ahiret işlerinde geridekilere bakıp tembellik edenlerin, dünya işlerinde geridekilere bakıp şükretmeleri, ahiret işlerinde öndekilere bakıp gayret etmeleri gerekmez mi?
°Akılla alevlenen duyguya, duyguyla beslenen akla ihtiyacımız var.
°Bu dünyadaki hayatla sınırlı bakıldığında ölüm; bir koyun, bir sinek ya da bir pire ile insanı eşitler.
°Ölümü öldürüp ölümsüzleşemezsin Ölümün Sahibi’ne yönelmeden.
°Zihin ayakların önünde, ayaklar ise şimdide yürür. Şimdinin hazları zihni uyuştursa da ayakların önünde yürüyüp
ölümü görebilen zihin için bu hazlar anlamsızdır.
°Zamanın hızlı akışı, mutluluğu da üzüntüyü de anlamsızlaştırıyor: “Zamanı Aşkın Olan’ın dışında bir hakikat yok” diyor.
°İnsanda bu kadar acizliğin ve bu kadar becerinin birleşmesi ne kadar garip! Burnu akar ama karadelik hesabı yapar. Tuvaletini istediği kadar tutamaz ama Ay’a araç gönderir. Ne zaman öleceğini bilmez ama milyarlık sayılarla hesap yapar.
°Evrenin sonlu olması bazı insanlar için varoluşsal bir krizin kaynağı olmuştur. Birçok insan kendi ölümünün tesellisini
evrende bıraktığı eserlerin, namın ve neslin devam etmesinde bulmuştur. Dünyada dev eserler bırakma isteği ölümsüzleşme arzusunun bir tezahürü değil midir?
°Evrendeki muazzam ihtişamla beraber hayatın orantısız kısalığı, sadece bu dünya için yaratılmadığımızı ve ahiretin var olduğunu desteklemektedir.
°İnsanın gönlünden kopan feryatlarının ve dualarının farkında olan bir Yaratıcısının var olduğunu idrak etmesinden daha değerli ne olabilir?
°“Her kültüre anlayış gösterme” yaklaşımını savunanlar,
“Kendi kültürüme göre her kültüre anlayış göstermem” diyen birine de anlayış göstermeleri gerekince çelişkiye düşmeleri kaçınılmazdır.
°İçimizde fıtratın delilleri, evrende muhteşem sanatın ve kudretin tezahürleri, elimizde Kuran’ın ayetleri varken Allah’tan nasıl şüphe edilir?
°İman için aklı reddedenler, imanı en
büyük dostundan mahrum ederler.
°Temel soru atomu nasıl gördüğümüz değil, görmenin nasıl var olduğudur.
°Ne mutlu Allah’ın yarattığı evrenin, verdiği aklın, biçimlendirdiği benliğin ve gönderdiği Kitap’ın çelişmediğini
bilenlere!
°Yapay zeka birçok alanda insan zihninden daha başarılı olabilir ama en basit bilinç durumunu bile taklit edemez; arada
derece farkı değil, mahiyet farkı var.
°Allah’a atıf yapmayan biri de ahlaklı olabilir ama rasyonel bir ahlaki yapıyı temellendiremez.
°“Her şey şüphelidir” diyenler, bu yaklaşımlarıyla şüphesiz bir şey iddiasında olduklarının farkında olmadan kendilerini yalanlarlar.
°Arzularımızda dercedilmiştir varlığın ve hayatın sırları.
°Gerçeğe geleneği, moderniteyi ve yüceltilmiş kişileri gerçeğin mutlak kaynakları olarak görerek değil; Kuran, akıl (felsefe) ve bilimle ulaşabiliriz.
°İnsan aklını sürekli anlamaya davet eden Kuran, aklı kullanmayı ibadet seviyesine yerleştirir. Bu, bilgeliğe en üst seviyede bir değer kazandırır ve Allah’tan dolayı bilgiyi sevmeyle bilmekten dolayı Allah’ı sevmeyi kaynaştırır. Bildikçe sever, sevdikçe Allah’ın davetinden dolayı daha çok bilmek istersiniz. Bu, felsefenin şükürle birleşmesidir.
°Materyalist-ateist varlık anlayışında, evreni aşkın hiçbir varlık olmadığından, bilinçsiz madde parçacıklarından oluşan
evrenin bağlayıcı ahlak yasaları empoze etmesi düşünülemez.
°“Neden farklı arzularımız bizi Allah’ın varlığına inanmaya yöneltecek şekildedir?” tarzındaki olağanüstü önemdeki sorunun yegane rasyonel cevabını teizm sunmaktadır.
°Sorumluluk ancak iradenin varlığıyla anlamlıdır. İradesi olmayan bir insanın yaptıklarıyla tepeden yuvarlanan bir kaya
arasında ne fark kalır? Tepeden
yuvarlanan bir kayayı sorumlu
tutmak ne kadar anlamsızsa iradesiz insanı sorumlu tutmak da o kadar anlamsızdır.
°Evrimin doğru olup olmadığı ayrı, İslam’a uyup uymadığı ayrı bir tartışmadır. Önce bu ayrımı yapmak, sonra İslami açıdan sorun zannedilenleri masaya yatırmak gerekir.
°“Bir Müslüman evrimci olabilir” demek “Evrimci olmalıdır” demek değildir. “Evrim Kuran’la çelişmez” demek “Kuran’dan
evrim çıkar” demek değildir.
°Kuran’da kınanan Firavun ve Ebu Leheb gibi kişiler insandır fakat bu hususu kimse insan onuruna zıt bulmamıştır!
İnsan türünün üyeleri arasında böylelerinin olmasını insan onuruna aykırı bulmuyorsak, hayvan türleriyle hayat ağacındaki herhangi bir ilişkiyi insan onuru açısından nasıl sorun olarak görebiliriz?
° Bir Müslüman, Hz. İsa’yı ilahlaştıranlardan dolayı Hz. İsa’ya sevgisinden vazgeçmediği gibi, bilimi ateizm için araçsallaştırmaya çalışan ateistler yüzünden Allah’ın yarattığı varlıkları tanımada en önemli yardımcılardan biri olan bilimden
de vazgeçmemelidir.
°Yanlışa düşmekten korumada araç olan şüphecilikle, kendisi hedef olan kutsanmış şüpheciliği ayırt etmek gerekir. Birincisinin gayesi gerçeğe ulaşmak, ikincisinin gayesiyse postmodern safsatacılıktır.
°Ateist-evrimci görüşe göre akıl, doğruyu bulmak için değil hayatta kalmak için oluşmuştur. Dolayısıyla bu görüşün sahipleri, kendi akıl yürütmelerine güvenecek bir zemin bulamayarak kendi kendilerini çürütürler.
°Zayıf aklın daha çok iman edeceğini sanmak bir kuruntudur; böylesi bir aklın sadece hurafelere düşme ihtimali artar.
°“Gerçeği nasıl kavrarım?” yerine “Zihnimdeki kurguyu nasıl doğru çıkartırım?” diye uğraşanlar, ne kadar maharetli ve lafbaz olsalar da sonunda kaybedenlerden olmaya mahkumdurlar.
°Basit ruhlar, zengine zenginliğinden dolayı hürmet eder.
°En büyük putların çoğu bırakılamayan alışkanlıklardır.
°Bilinmediği halde bilindiği sanılanlar, bilinmediği bilinenler ve bunların dışındaki bilinmeyenler var. Bir de bu kadar bilinmeyenlerin içinde bilebildiklerimiz var. Bu kadar acizlik içinde bunları bilebilmemiz bir mucize.
°Kabının deliğini kapamazsan en gür çağlayanlardan bile su alamazsın.
Spoiler içeriyor
Bu filmi rafıma 'izledim' diye eklemişimm ama izlediysemde tekrardan izlemeyi istiyorum. Zira şu an o yetkinliğe naçizanede olsa eriştiğimi düşünüyorum. Yüksek ihtimal peygamberi göstermiyorlar, yine namaz gibi dini(İslami) ritüelleride göstermiyorlar(mış) bildiğim kadarı ile. Bakalım açıkçası heyecanlıyım, izledikten sonra gerek içerik…devamıBu filmi rafıma 'izledim' diye eklemişimm ama izlediysemde tekrardan izlemeyi istiyorum. Zira şu an o yetkinliğe naçizanede olsa eriştiğimi düşünüyorum. Yüksek ihtimal peygamberi göstermiyorlar, yine namaz gibi dini(İslami) ritüelleride göstermiyorlar(mış) bildiğim kadarı ile. Bakalım açıkçası heyecanlıyım, izledikten sonra gerek içerik olarak ne hissettirdiğini gerek İslami bir yorum yapabilirim.. İzledikten sonra görüşürüz.
(Ebu Talip) Derler ki: Musa'nın Allah'ı alev alev yanan bir çalıdan seslenmiş..
Yahudiler 71 fırkaya bölündü, Hristiyanlar 72 fırkaya. Ümmetim ise 73 fırkaya bölünecek. Biri dışında hepsi ateşte olacak. Kurtulan fırka benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir. (kaynak:Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17; Ebu Davud, Sünne, 1) Arkadaşlar öncelikle biliyorum bu konuyu tartışmaının…devamıYahudiler 71 fırkaya bölündü, Hristiyanlar 72 fırkaya. Ümmetim ise 73 fırkaya bölünecek. Biri dışında hepsi ateşte olacak. Kurtulan fırka benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir. (kaynak:Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17; Ebu Davud, Sünne, 1) Arkadaşlar öncelikle biliyorum bu konuyu tartışmaının yeri burası değil ama sizde bazı hadislerin aşırı yargı dağıtıcı olduğunu görmüyor musunuz? Yani şimdi biraz negatif giriş yaptım ancak görülüyor ki Peygamber efendimiz(sav) bu sözleri söylemiş veya öyle söylediği nakilcilerden (hadisçiler) günümüze ulaşmış. Yine birdiğer hadis-i şeriftede galiba kudsi hadis yani Tanrı kelamı (Levlake hadisi) orada da yaratıcı, Tanrı sen olmasaydın alemleri yaratmazdım, yani yaratıcı bir şeye muhtaçmış gibi aksettirilip öyle anlatılıyor hadiste. Öncelikle ben bu tür konularda Caner Taslaman'cı olduğumu belirtmek isterim. Yani tamam Peygamber Efendimiz'i her peygamberden daha çok seviyoruz, son peygamber hatta geleceği söylenen sözde mesihten bile daha çok ama vurunda öldürmeyin kardeşim noktasındayım. Yani felsefi açıdan bakacak olursak bu büyük bir ontolojik problemdir. Yaratıcı sanki bir maddeye bağlıymış, muhtaçmış gibi gösteriliyor. Ayrıca hatırlatırım Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın hiçbir mahlukata (insan ve cinlerin tapınmasına) muhtaç olmadığı, ne yaparlarsa yapsınlar O'nu zelil düşüremeyeceğini açıklayan ayetlerde var sanırsam. Hal böyleyken levlake hadisinin sahihliği tartışılmamalı mıdır? Hele de kıyamete yakın, günümüz modern toplumlarında?. Ben size biraz düşünme payı vereyim ve şuradan devam edeyim. Yine başta da kaynağını verdiğim ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır hadisi. Gerçi bunun tersi hadis de mevcut ama o zayıf hadis olarak görülüp çok rağbet görmemiş. O hadistede 72'si cennetlik 1'i cehennemlik deniyor. Yine hal böyle iken hangisine inanalım güvenelim? Benim bütün yakarışım, hezeyanlarım bunlaradır. Yoksa bir yaratıcı var herkesin gideceği yer bellidir. Ama sizde sistemde bir arıza veya yarık, hata olduğunu göremiyor musunuz? Yani kim bu Kur'an'da 1 kere bile geçmediği halde 72 fırkaya bölünen müslümanlar, yahudiler (71),hristiyanlar(72)topluluğu? Yanlış anlaşılmasın buradan dinler arası diyaloğa falan girmeyeceğim ama bu yür hadislerin de sıhhati tartışılmalı ve dikkate alınmalıdır. Zira ülkemizde yobazlık modern olmuş durumda ve cehalet aldı başını yürüyor. İpini koparan geliyor ama nereye..? İnşallah sonu hayırdır. Her zaman derim bütün savaşım cahillerledir diye. Her hadisi zaten reddetmiyorum lakin bazı absürd hadisleride burada belirtmek istedim.. Yine yanlış anlamayın ben bazı anlatıların hadisçiden bi hata olmasından ötürü veya hadisin baştan uydurma olmasından ötürü peri masalı gibi geliyor. Bir din uydurulmuş (gerek siyasi gerek sosyolojik konjonktürden) ve o yolda gidiliyor. Dediğim gibi sonu nereye çıkar hep birlikte göreceğiz. Ben o konuda Caner Taslamancıyım, kıymetli, değerli hocamızın yolundayım. Yine bana da 'dinsiz' damgası vurmayın diye açıklama yapma gereği hissediyorum, bir daha söyleyeyim ben din, Kur'an karşıtı değil, aksine Kur'an destekçisi ve İslam temelli bir dünya olmasını savunanlardanım. Özetle ben ezberci dünyaya karşıyım, başkaldıranlardanım. Selametle. (tavsiyem her önünüze gelene kinle bakmayın, yapıcı olmaya çalışın ama ben söylesem beni kim dinler demi ben kimim ki, her karşıtı olduğunuz görüşe kinle bakmazsanız bir zaman sonra o kin duymadığınız şey veya şahıs sizin kaderiniz oluyor yani siz onla etkileşim kurabiliyorsunuz vs.. yapıcı olun yıkıcı değil her neyse nasıl olsa herkesin hayatı, kaderi kendine zaman gösterir diyorum bu konuları ve bülteni kapıyorum)
Küçük bir dipnot; amacım hadisleri itibarsızlaştırmak değil yanlış anlaşılmasın. Sadece bilimsel tutarsızlıkları ve objektifliği gözünüzün önüne serdim. Eğer SADECE bir fırka Cennetteyse ve bunu Allah peygamber efendimize söylediyse - ki hadisler bunu söylüyor - o zaman bu dünyadaki imtihanın ne anlamı kalıyor? Ona bakılırsa herkes böyle hadisleri gördükçe dinden soğuyor, ateist, deist oluyor. Tanrı itibarsızlaştırılmaya çalışıyor, yargıyı bir kul dağıtıyor veriyor. Herkes Tanrı hakkında kendi külli iradesiyle hüküm veriyor. Yok mehdiye zemin hazırlamalıyız falan (ki arka plandaki amaç siyasi rant mehdi falan değil, yani para kavgası) Bırakın kardeşim bu işleri, ayakları. İnsanlar dediğim gibi deist vs. oluyor. Ben değilim elhamdülillah müslümanım Allah'tan. Ama siz rehberinizi, ana merceğinizi Kur'an'a vermezseniz sizi daha çok uyuturlar gerek siyasi, gerek kozmopolit, gerek dini. Zaten deist, ateist, agnostik vs. olma sebepleri de yüksek ihtimal böyle birtakım hadisler(yine emin değilim Kur'an-ı Kerim'i okuyupda dinden çıkanlarda olabilir tabii) e zaten bu hadislerde yargı merkezi olan Tanrı'nın külli iradesine karışmak veya bir nevisavaş açmak demek. 72 ayrı fırkayı ağzınızla sayın desem sayamazsınız çünkü çok yüksek ihtimal öyle bir fırka yok. Hem dediğim gibi imtihan edilmenin ne anlamı kalıyor o zaman. Zaten öyle bir Tanrı'ysa eğer yaratıcı tapılmaya değmez diye dinden çıkıyor birçoğu. Tekrar söylüyorum yaratıcı hiçbirşeye muhtaç değildir. Hakiki iman teslimiyet ve itaattedir ve yaratıcının gücü sınırsızdır. Hepimizin sonu hayrolsun. Selametle.(Kuran müslümanı olmayan herkesin- yani geleneksel sünniler dahil- cehenneme gideceğini düşünüyorum bkz: Cemre Demirel ve blogspotu:Michaelsikkofield)
Spoiler içeriyor
46. "Sein" sözcüğü Almanca'da iki anlama gelir: "Var olmak" ve "Onun olmak." 64/65. Cennet'ten kovuluş esas olarak ebedidir: Yani Cennet'ten kovuluş kesin ve yeryüzünde yaşamak kaçınılmazdır; ama yine de olayın ebediliği bize sonsuza dek Cennet'te kalabilme olasılığını vermekle kalmaz, aynı…devamı46. "Sein" sözcüğü Almanca'da iki anlama gelir: "Var olmak" ve "Onun olmak."
64/65. Cennet'ten kovuluş esas olarak ebedidir: Yani Cennet'ten kovuluş kesin ve yeryüzünde yaşamak kaçınılmazdır; ama yine de olayın ebediliği bize sonsuza dek Cennet'te kalabilme olasılığını vermekle kalmaz, aynı zamanda belki de gerçekte hep orada olduğumuz anlamına da gelir, biz ister bilelim, ister bilmeyelim.
96. Bu yaşamın hazları, yaşamın 'kendi' hazları değil, 'bizim' daha yüce bir yaşama yükselme korkumuzdur; bu yaşamın eziyetleri yaşamın kendi eziyetleri değil, ama bu korkudan dolayı kendimize yaptığımız eziyettir.
97. Sadece burada ıstırap ıstıraptır. Bu demek değildir ki, burada ıstırap çekenler bir başka yerde çektikleri ıstıraptan ötürü ödüllendirilecek; bunun anlamı, bu dünyada ıstırap denen şeyin bir başka dünyada değişmeyip, yalnız karşıtından bağımsız kılınacağı ve mutluluğa dönüşeceğidir.
98. Evrenin sonsuz genişlikte ve zenginlikte tasarlanması, zahmetli yaratışın ve özgür bilincin en aşırıya vardırılmış karışımının sonucudur.
99. Faniliğimizin eski sonsuz savunmasına ilişkin en zayıf inanç, şimdiki günahkâr durumumuza ilişkin en acımasız inançtan çok daha fazla bunaltıcıdır. Ancak, saflığı içinde birincisini bütünüyle kapsayan ikincisine katlanma gücüdür ki, inancın ölçüsünü oluşturur.
103. Dünyanın acılarından uzak tutabilirsin kendini, bu sana kalmış olup doğana uyar, ama tam olarak bu uzak furuş belki kaçınabileceğin yegane acıdır.
104. İnsan üç bakımdan özgür irade sahibidir:
Birincisi, bu yaşamı istediği zaman özgürdü; şimdi, kuşkusuz, kararından geriye dönemez artık, çünkü bir zamanlar bu yaşamı arzulayan kişi değil artık, bir zamanlar arzulamış olduğunu yaşayarak gerçekleştiriyor olması dışında.
İkincisi, bu yaşamdaki yürüyüş tarzını ve yolu seçebildiği için özgürdür.
Üçüncüsü, yeniden dünyaya geleceğini düşünerek, tüm koşullar altında yaşamak ve böylelikle kendisine varan yolu bulmak istencine sahip olduğu için özgürdür, seçilebilir olsa da, her seferinde bu yaşamın dokunulmadık hiçbir köşesini bırakmayan labirentvari bir yol olacaktır bu.
Özgür iradenin üç görünüşüdür bu, ama üçü de aynı zamanda var olduğundan, bir birlik oluştururlar ve temelde öylesine tam birliktir ki, burada özgür olsun ya da olmasın, hiçbir iradeye yer yoktur.
105. Bu dünyanın baştan çıkarma aracı ile bu dünyanın sadece bir geçiş olduğuna ilişkin güvence işareti, aynı şeydir. Böyle olması da gerekir, çünkü dünya ancak bu yolla ayartabilir bizi ve bu da gerçeğe uygun düşer. Ama işin berbat yanı, ayartı başarıya ulaşınca biz güvenceyi unuturuz ve böylece İyi bizi kandırıp Kötü'nün kucağına atar, kadının bakışıyla bizi yatağına çağırması gibi.
Yorumum: Tek günde hemen hemen 1 saat içinde deruni düşüncelere dalarak bitirileceği gibi her bir sayfayı 1 günde veya belli aralıklarla(saatlerle) okumakta olabilir bu kitabı açıkçası nasıl işinize geliyorsa. Ama her iki türlüsününde leyifli olduğu kaçınılmaz. Kitabı okuduktan sonra aklıma şu düşünceler geldi bir anda: şayet bilinçaltımız, bilinçaltı denen şey olmasaydı Freud'un psikanalizlerinde olduğu gibi Tanrı biz çocuklarını veya kullarını nasıl idare edebilirdi, bu da kitaptan sonra ilginç bir anekdot.
Az önce @stardust875 gönderi çekilişi hediyesinin bana çıktığını gördüm ve şu an çok şaşırdım açıkçası. Kendisine çok teşekkürler. Daha önce ilk bu uygulamayı değilde Letterboxd veya 1000 kitap uygulamasını keşfetseydim, bu uygulamayı kullanmazdım(yani muhtemelen ilk diğerlerini farketseydim, diğerlerini kullanıyor olacaktım…devamıAz önce @stardust875 gönderi çekilişi hediyesinin bana çıktığını gördüm ve şu an çok şaşırdım açıkçası. Kendisine çok teşekkürler. Daha önce ilk bu uygulamayı değilde Letterboxd veya 1000 kitap uygulamasını keşfetseydim, bu uygulamayı kullanmazdım(yani muhtemelen ilk diğerlerini farketseydim, diğerlerini kullanıyor olacaktım halihazırda...) hayat işte ne getireceği asla belli değil. Neyse sonumuz hayrolsun ne diyebilirm başka.(bu arada kız arkadaşımız (veya eleman) hesabı kapatmış mesajlar falan yok büyük ihtimal hesabı devre dışı bıraktı yani kalıcı olarak sildi R. İ. P.(2,5sene sonra gelen güncelleme)
Hayatın, kaderin 'Rachel' adlı genç kıza neler oynadığını anlatan psikolojik bir roman, yapıt. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere borderline hastası genç bir kızın başından geçenler anlatılıyor. Olay Amerika 'New York' ta geçiyor. Kitap kütüphanede şans eseri gördüğüm ilginç bir kitaptı…devamıHayatın, kaderin 'Rachel' adlı genç kıza neler oynadığını anlatan psikolojik bir roman, yapıt. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere borderline hastası genç bir kızın başından geçenler anlatılıyor. Olay Amerika 'New York' ta geçiyor. Kitap kütüphanede şans eseri gördüğüm ilginç bir kitaptı içerik mahiyetinden. Bugün okudum ve nihayet bitirdim. İçeriğinden bahsetmem gerekirse bol bol intihar teşebbüsleri okuyacağınız ilginç ve psikolojik bir yapıt. Şahsen tavsiyemdir, okuyabilirsiniz.
Spoiler içeriyor
Son partla beraber mest olduğum film serisi. Benden tam puan aldı denebilir. Smeagol'un zamanla nasıl Gollum'a dönüştüğünün gösterilişi garipti. Bir yüzük için neler yapılmadı ki... Bu arada Gollum'un ölmesine üzüldüm, acıdım yaratığa. (kıymetlimiss) Ama ben bu filmin ezoterik bir film…devamıSon partla beraber mest olduğum film serisi. Benden tam puan aldı denebilir. Smeagol'un zamanla nasıl Gollum'a dönüştüğünün gösterilişi garipti. Bir yüzük için neler yapılmadı ki... Bu arada Gollum'un ölmesine üzüldüm, acıdım yaratığa. (kıymetlimiss) Ama ben bu filmin ezoterik bir film olduğunu düşünüyorum. Sauron görüldüğü üzere kötülüğü simgeliyor. Diğer insan ve elf tarafıyla birlikte ak büyücüde(gandalf) iyiliği simgeliyor. Ezoterik olarak yorumlamasanız, sadece kitap uyarlaması olarak görseniz dahi, bir kötülük-iyilik savaşı olduğu kesin. Filmini de bugün itibariyle izlediğime göre, artık kitabını okuyabilirim. Sıra kitabında. Sonu sevindirdi. Frodo Baggins! (ne zaman okurum bilmiyorum ama elbet okunur)
Edit:Soundtrackları beni benden alan yapıt...
Bu kitabı yorumlayacak yetkinliğe erişmediğimi itiraf etmeliyim, belirtmeliyim. Camus, çok açık bir dille düşüncelerini ortaya koysa da, kitap baştan sona dikkatle okunacak, okunma isteyenbir yapıt. 'İntihar ve varoluş' üzerine bir deneme. Nietzsche'nin Tanrı'yı biz öldürdük betimlemesinden, yorumundan hareketle Camus abimizin…devamıBu kitabı yorumlayacak yetkinliğe erişmediğimi itiraf etmeliyim, belirtmeliyim. Camus, çok açık bir dille düşüncelerini ortaya koysa da, kitap baştan sona dikkatle okunacak, okunma isteyenbir yapıt. 'İntihar ve varoluş' üzerine bir deneme. Nietzsche'nin Tanrı'yı biz öldürdük betimlemesinden, yorumundan hareketle Camus abimizin galiba anladığım kadarıyla İsa' dan hareketle, Tanrı-İnsan, İnsan-Tanrı üzerine bir söyleşisi, yorumu var ki sormayın. Benim için çok garip bir yapıttı. Zaten nerden baksak 2 seneden beri yarıda bırakmıştım ama bugün itibariyle bitirdim. (ek dipnot:içindeki Kafka'nın ve Dostoyevski'nin yapıtlarının ve diğer yazarların açıklandığı kitaplarını da okuyabilirsiniz. şahsen bende öneririm. Muazzam bir yapıt)