"Hareketsiz Bir Nesne" Bir mini film yani kısa film olan An Object at Rest çok güzel ve anlamlı bir kurgu ile karşımıza çıkıyor. Tam 6 dakika olan bu kısa film hakaretsiz bir taşın üstünden dünyanın geçmişten bugüne değişimine dikkat çekiyor.…devamı"Hareketsiz Bir Nesne"
Bir mini film yani kısa film olan An Object at Rest çok güzel ve anlamlı bir kurgu ile karşımıza çıkıyor. Tam 6 dakika olan bu kısa film hakaretsiz bir taşın üstünden dünyanın geçmişten bugüne değişimine dikkat çekiyor. Türkçe karşılığı 'Hareksiz Bir Nesne'dir. 2015 yılında yapılmış ödüllü bir kısa film.
Film koca kaya hatta koca dağ olan bir taş ile başlıyor. Huzurlu bir şekilde uyuyan taş ne yazık dünyanın değişimiyle birlikte kendisi de değişime ve şekilden şekile giriyor. Taşın tek isteği ise sadece uyumak.
Sessiz bir uyku, huzuru temsil eder. Taşın değişimi dünyanın değişimiyle uyumlu bir halde gerçekleşir. Aklıma şu soru geldi 'huzurlu olan doğanın huzurunu biz insanoğlu bozduk mu?' çünkü taş huzurlu bir şekilde uyuyor iken insan eli tarafından da değişime uyuyor ve bir türlü uyuyamıyor çünkü ordan oraya savruluyor. Ancak dikkat çeken bir taraf daha var bu süreç arasında koca bir dağ olan taş bir doğal olay sonucunda küçülür yani büyük bir kaya boyutunu alır. Burada gördüğümüz üzere önce Tanrı müdahalesi var, tıpkı çağlar önce dinozorların olması gibi. Daha sonra insanları görmekteyiz ve artık insan müdahalesi var. Doğanın etkisiyle olan koca kaya aslında yine huzurluydu ama bu sefer asıl huzuru insanlar kaçırdı. Şekilde şekile giren taşın peki sonu ne oldu? İşte asıl merak uyandırıcı olan bu. Bence sonu büyük bir mesaj içeriyor.
Kesinlikle tavsiye ediyorum. Youtubeden şimdi açın 5-6 dk izleyin. Eminim seveceksiniz. Bakalım siz nasıl bir anlam çıkacaksınız.
Keyifli izlemeler
Puanım: 10
Spoiler: izledikten sonra oku burayı 👇
Sonu bize Mars'a yaşamı gösteriyor. Dünyayı mahveden insanoğlunun Mars'a yönelmesi diyebiliriz. Aslında illa Mars değil, yaşam olan herhangi bir gezegen hedefleniyor. Filmi izlediğiniz zaman çevreye çok dikkat edin; binalar, kirlilik, gürültü vs. var. Uzaya giden taşımız bir gezegene çarpıyor ve başa sarıyor her şey. Bu oldukça ilginç. Yeni bir dönüm olacağı gösteriliyor. Yeni bir dünya yeni bir yıkım.
Merhaba dostlar, yeni bir film ile karşınızdayım. Açlık Oyunları'ndan tanıdığımız Jennifer Lawrence'nin de başrolünde oynadığı bir uzay filmi. Son zamanlarda artık bilim ile uğraşmaya başladım. Sürekli bilimsel dergi okuyorum ve bilimsel kitaplar almaya başladım. Özellikle uzay bilimine oldukça ilgim arttı.…devamıMerhaba dostlar, yeni bir film ile karşınızdayım.
Açlık Oyunları'ndan tanıdığımız Jennifer Lawrence'nin de başrolünde oynadığı bir uzay filmi.
Son zamanlarda artık bilim ile uğraşmaya başladım. Sürekli bilimsel dergi okuyorum ve bilimsel kitaplar almaya başladım. Özellikle uzay bilimine oldukça ilgim arttı. Eh, haliyle bilimsel filmlere de yönelmeye başladım. O zaman filmimize başlayalım.
Uzay hakkında birçok araştırmalar var ve özellikle başka bir galaksiye geçme hayali var. Yaşamın olduğu bir başka dünya belki vardır ve biz insanlar oraya gidebiliriz. İşte filmimiz de tam olarak bununla ilgili. Işık hızı ile gakasiden galaksiye gidilirse diğer galasilerde neler olduğunu bilebiliriz. Evren o kadar kocaman ki bir yerde bir yere gitmek zor, hatta yıldızlara ulaşmak bile imkansız. Ancak bilim imkansızı dinlemiyor ve ışık hızını bularak ulaşmak istiyor. İki kara delik fotoğrafı çekilmişti ve bu bile bilimde büyük bir heyecan yaratmıştı.
Filmimizde ışık hızının %50'si kullanılarak 90 yılda bir başka gezegene gitme yolculuğu var. Tabi bu 90 yılda elbette yaşlanmalar olur hatta ölenler olur. İşte bu yüzden bazı uyku kapsülü yapılmış ve burada 90 yıl uyutulacak insanlar. Tabi bu ilk yolculuk olduğu için uzay aracında sadece beş bin kişi var. Uzay aracının kaptanı da dahil herkes uykuda. Tabi araç o kadar iyi tasarlanmış ve hesaplamaları o kadar iyi yapılmış ki sorunsuz gideceklerini düşünürler. Gelin görün ki bir uyku kapsülünün bozulmasıyla biri uyanıyor. İmkansız olan bu durum gerçekleşiyor. Ve işte film başlıyor.
Filmler ve gerçek hayat çok bağlantılı olurlar. Özellikle bilim kurgu filmleri geleceğe dair hedeflenen şeyleri gerçekleşmiş olarak yansıtır. Bilim kurgularda gördüğünüz her şey aslında insanların yapmaya çalıştığı şeyler.
Ben bilimsel kitapları okumayı, bilimi takip etmeye başlayınca bu filmleri daha iyi anlamaya başladım ve kat kat keyif alıyorum. Eskiden bilim kurgu pek sevmez ve izlemezdim ama şimdi hangi filmi izlesem diye arıyorum.
Film genel olarak güzeldi sadece bazı kısımları pek sevmedim ama kurgu harikaydı. Kesinlikle tavsiye ederim.
Keyifli izlemeler.
Puanım: 8
Mülteci(ler) Sınav stresine ara vermek adına kısa bir film izleyeyim dedim oscar ödüllü bu yapımı buldum. Mülteci kelime anlamı sığınan, sığınmacı demek. Zorunlu bir göç olan mültecilik her geçen zaman artmakta. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ben bu animasyonu rast gele…devamıMülteci(ler)
Sınav stresine ara vermek adına kısa bir film izleyeyim dedim oscar ödüllü bu yapımı buldum.
Mülteci kelime anlamı sığınan, sığınmacı demek. Zorunlu bir göç olan mültecilik her geçen zaman artmakta. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ben bu animasyonu rast gele izledim ve konusunu bilmiyordum. Animasyon gerçek hayattan esinlenmiş. Zaten animasyonu izledikten sonra gerçek hayattan denilmese bile gerçek hayattan esinlendiği ortada çünkü mülteciler gerçek hayattan. Film küçük bir noktaya odaklı görünse de aslında günümüz sorununu ele alıyor. Bir yetiştirme yurduna sarı bir şemsiye ile gelen küçük kızı gören küçük oğlanın odak noktası sarı şemsiye olur. Sarı şemsiye ile birlikte küçük oğlanın hikayesini öğreniyoruz. Obje olarak şemsiye var. Şemsiye Araplardan olmuş ve şems yani güneş anlamı da olan güneşten koruyan anlamı taşır. Şemsiye aslında güneşten korumak için vardı. Küçük çocuğun hikayesine bakınca yağmur, kar demeden hep şemsi objesini açık bir şekilde görüyoruz. Mülteciler genelde ortadoğudan oluyor eğer dikkat ederseniz ve bu şemsiye bize bu mesajı verir.
Bildiğiniz gibi ülkemizde de mülteci sorunu oluştu baya. Mülteciler bu animasyonda zor durumda olmaları ve mücadeleleri konu edinmiş ancak mülteciler arasında da kötü insan ve iyi insan vardır. Bir ülkeye mülteci alınabilir ancak gereğinden fazla alınırsa asıl sorun o olur. Mültecileri ne kötülerim ne de bir şey ama gereğinden fazla alınırsa ve hakkımız ihlal edilirse buna dur derim.
Ayrıca şunu da ekleyeyim; sevgi iyileştirir. Sevginin iyileştirmeyeceği şey yoktur. Sevgi en temel duygu olarak gördüm bu animasyonda. Düştüğünüz zaman sizi kaldıracak ya da sizin düşen birini kaldıracağınız sevgi olsun. Ne demiş Yunus Emre "sevelim, sevilelim dünya kimseye kalmaz"
İnsan olarak sevelim birbirimizi.
Kısa filmi gayet sevdim. Konu güzel işlenmiş ve mesaj güzel verilmiş. Masum ve tatlı bir kısa film. Tavsiye ederim. Keyifli izlemeler.
Puanım: 10
Oppai! Oppai! Oppai! Memeler! Sonunda bitirdim. Ne yalan söyleyeyim sonlara doğru sıkıldım ve bölümlerini sürekli erteledim. Ama sonuç olarak bitti. Mîtolojî ve romantizmden çokça beslenen bir anime diziydi. Şeytanlar, düşmüş melekler, kovulmuş melek, melekler, Tanrı gibi bir çok kavram karşımıza…devamıOppai! Oppai! Oppai!
Memeler!
Sonunda bitirdim. Ne yalan söyleyeyim sonlara doğru sıkıldım ve bölümlerini sürekli erteledim. Ama sonuç olarak bitti.
Mîtolojî ve romantizmden çokça beslenen bir anime diziydi. Şeytanlar, düşmüş melekler, kovulmuş melek, melekler, Tanrı gibi bir çok kavram karşımıza çıkıyor. Zavallı Issei kendisini şeytanlar arasında bulur. Soylu şeytanların kızı olan Rias kendisine piyon aramakta ve bulduğu piyonların genelde hayatını kurtarıyor. Tabi piyonları ise liderleri olan Rias'ı korumayla vazifeler. Rias ve ekibi resmen bir aile olurlar. Issei tam bir sapıktır ve memeleri aşırı sever. E burada erotizm de kendisini gösterir. Kadın karakterin memeleri çıplaklığıyla karşımıza çıkıyor. En iyi vücut hattına sahip kişi elbette Rias.
Neyse sürekli dövüşler olur. Dragon özelliği alan Issei ise azmiyle tüm zorluklara göğüs gelir. Göğüs demişken bak yine aklıma memeler geldi. Issei gücünü memeden alıyor yani farklı bir metodlar kullanıyor. Ah zavallı Dragon ona çok üzülüyorum resmen bir sapıkla çalışıyor ve itibarı düşmüyor değil ama Issei o kadar iyi oluyor ki Dragon ona uyum sağlıyor. Dragon dediğim ise ejderhadır, özelliği birine geçiyor ama yıllardır beyaz ejder ile mücadele ediyorlar. Bu sefer Issei seçildi ve beyaz ejder ile savaşmak asıl kaderi. Böyle sempatik bir sapık kimin aklına gelirdi...
Oyunlarda satranç özelliği görmekteyiz; kişiler fil, kale, piyon vs özellikleri var. Eğlenceli ve güzel bir anime idi. Animenin bir diğer ilgi çeken tarafı ise kırmızı tonu oldu. Kırmızıyı çok severim ve burada da güzel bir tonda kullanılmış. Eh şeytanları genelde kırmızı ve etrafı ateş olarak hayal ederiz, ki ateşte de kırmızı var, bu detaya dikkat edilmesi güzel olmuş. Kırmızının en güzel tonunu kullanmaları ise Rais'ın güzelliğini temsil eder.
Anime dört sezon sürüyor. Beşinci sezon ne zaman gelir bilmiyorum ama bu yıllarda geleceği kesin. İki günde bitirebilecek bir anime. Tavsiye ederim.
İzleyecekler için keyifli izlemeler 💥
Not: Issei'nin Oppai (meme) çığlıkları kulağınızda kalacaktır sjsjsjs
Sürekli erteledim ama izledim. İyi ki izledim mi? Arkadaş tavsiyesiyle başladım gene bir filme. Kendim bir film bulmayı pek becermem çünkü üşenirim aramaya. Neyse başladık böyle garip bir filme işte. Ben bu tarz genelde sevmiyorum (zombi). Ama bu kaliteli gayet…devamıSürekli erteledim ama izledim. İyi ki izledim mi?
Arkadaş tavsiyesiyle başladım gene bir filme. Kendim bir film bulmayı pek becermem çünkü üşenirim aramaya. Neyse başladık böyle garip bir filme işte. Ben bu tarz genelde sevmiyorum (zombi). Ama bu kaliteli gayet iyi başarılıydı.
Bir grup insan (yine deney nedeniyle) bir yere kapatılır. Bu yer elbette bir labirentin içidir. Bu insanlar o labirentin içinde bir yaşam düzeni oluşturmuştur çünkü labirentten kurtulma yolunu deneyip başaramayınca umutları tükendi 'bari hayatta kalalım' çabasındaydılar, taa ki bir kişi daha ekleninceye dek.
İnsanlar diyorum fakat genç erkeklerden oluşan bir gruptu. Aralarında sadece bir çocuk vardı o da çok küçük değildi. Sanırım erkekler daha çevik olduğu için deney onlardan oluşmuş. Bir tane kadın da ekleniyor. Açıkçası kadını sevemedim, tuhaf bişeydi o da. Ee kadın olmazsa romantizm olamazdı bu yüzden olmalıydı. Ama genel olarak sevdim. Tarzım olmadığı halde sevdiysem siz hayli hayli seversiniz.
Keyifli izlemeler
Puanım: 9
Canlanan müzeye hoş geldiniz Çok eskiden izlemiştim dün bir kanalda tekrar denk gelince biraz izledim. İlk izlediğim de büyülenmiştim, inanılmaz harika gelmişti. Tekrar izleyince de biraz etki oldu ama çocukken izlemenin tadı başka bence. Tam bir çocuğun hayal dünyasından alınmış…devamıCanlanan müzeye hoş geldiniz
Çok eskiden izlemiştim dün bir kanalda tekrar denk gelince biraz izledim. İlk izlediğim de büyülenmiştim, inanılmaz harika gelmişti. Tekrar izleyince de biraz etki oldu ama çocukken izlemenin tadı başka bence. Tam bir çocuğun hayal dünyasından alınmış diyebilirim. Bir müzenin gece vakti canlanması elbette hayallerin doruk noktası. İkinci seriyi çok sevmedim, bence birinci seri daha iyi.
İzlemeyen varsa bir çocuk alsın yanına beraber izlesinler.
Puanım:9
Keyifli izlemeler.
Erkek erkeğe aşk - Romantika Bir anime dizinin daha sonuna geldim. İzlediğim ilk gay anime diziydi. Merakımdan izledim, acaba gay animeler nasıl oluyor diye. O halde incelemeye başlayalım. Bu animenin sevdiğim yanı duyguları iyi ele almasıydı. Kız ya da erkek…devamıErkek erkeğe aşk - Romantika
Bir anime dizinin daha sonuna geldim. İzlediğim ilk gay anime diziydi. Merakımdan izledim, acaba gay animeler nasıl oluyor diye. O halde incelemeye başlayalım.
Bu animenin sevdiğim yanı duyguları iyi ele almasıydı. Kız ya da erkek olun, eş cinsel olun ya da olmayın duygularınızdan görürsünüz çünkü aşk aşktır. Gerçi eş cinsellikte aşkın olduğunu düşünmek güç. Bu konular uzun uzun tartışılır biz animeden gidelim.
Bu animenin benzer versiyonu daha var aynı anime, onu da arada izliyorum. Karakterler, konu, duygu yine hepsi aynı.
Anime sadece bir çift erkeğin değil, birden çok çift erkeğin aşkını konu alıyor, ayrıca bu erkeklerin yaş farkları da var; bir çiftin yaş farkı 11 idi mesela...
Animede cinsellik geçmiyor sadece arada öpüşme sahneleri var o kadar. Kısacası rahatsız edecek bir durum yok.
Animenin çizimini hiç beğenmedim yani hiç tarzım değildi, izledikçe adepte oldum ancak hâlâ sevmiyorum. Özellikle vücut tipi ve yüz şekli kötüydü bence. Ne hikmetse iki erkekten biri kız gibiydi. şöyle anlatayım; erkeklerden biri kız gibi utangaç, nazik, saçları ipek gibi, yanakları kızaran, zayıf, kısa tatlı bişey... Diğer erkek ise yapılı, uzun boylu, yakışıklı, ciddi, pek gülmeyen biri... Tuhaf değil mi ya? Birini de kız gibi yapmak, demek ki ne olursa olsun kızlardan hoşlanma durumu olduğunu gösteriyor. Neyse bu konuda uzun ve derin.
Aşk, kıskançlık, ilişki o kadar iyi anlatılmış ki duygunuzu görebiliyorsunuz; ben de böyle hissediyorum, ben de böyle düşünüyorum vs. vs. düşüneceksiniz.
Keşke gay değil de normal bir ilişki olan böyle duyguyu güzel ele alan bir anime yapsalar güzel olur.
Animenin sadece duyguları iyi ifade etmesini beğendim o kadar.
İsteyen izleyebilir, tercih meselesi..
Keyifli izlemeler dilerim.
Puanım:5
ELİNİ CEBİNDEN ÇIKAR BİR İŞE YARA! Kısa filmlerin zevki başka. Bazı kısa filmleri izlerken sanki kısa değil de uzun bir film hissi veriyor. Bu uzun gelmesi ya da sıkıcı olmasından değil, anlam ve uzun olan bir şeyin kısacık olarak sunmasından…devamıELİNİ CEBİNDEN ÇIKAR BİR İŞE YARA!
Kısa filmlerin zevki başka. Bazı kısa filmleri izlerken sanki kısa değil de uzun bir film hissi veriyor. Bu uzun gelmesi ya da sıkıcı olmasından değil, anlam ve uzun olan bir şeyin kısacık olarak sunmasından kaynaklanıyor.
Kısa filim denilince 'anlam/mesaj' gelecek aklınıza çünkü kısa filmler mutlaka bir mesaj veriyor. Bu kısa filmimizde ise
'iyilik yap, mutlu ol'
Mesajı içeriyordu.
Bir adam düşünün; eli cebinde, hiçbir şey umursamayan, hiçbir faydası olmayan.
Ne sinir bozucu bir tip öyle değil mi?
Maalesef çevrede var böyle tipler.
Filmimiz işte böyle bir tipi ele alıyor.
Peki sonra ne mi oluyor?
Bu tipler nasıl değişir diye merak ediyorsanız bu kısacık filmi açın ve 3 dakikada öğrenin.
Ben çok beğendim, kesinlikle izleyin.
Keyifli izlemeler.
Puanım:10
Taş devrinin tadı başka Hem eğlenceli hem anlamlı bu güzel animasyonu size de tavsiye etmek istiyorum dostlarım. Mağara adamı kavramı hepimiz biliyoruz. Dinazorlar çağında yaşamış yabani insanlar. Mağara adamları gerçekten var mıydı? Ya da söyle soralım, insanoğlu mağara adamı dönemi…devamıTaş devrinin tadı başka
Hem eğlenceli hem anlamlı bu güzel animasyonu size de tavsiye etmek istiyorum dostlarım.
Mağara adamı kavramı hepimiz biliyoruz. Dinazorlar çağında yaşamış yabani insanlar. Mağara adamları gerçekten var mıydı? Ya da söyle soralım, insanoğlu mağara adamı dönemi yaşamış mı?
İnsanlar avcı-toplayıcı dönemi geçirmiştir, göçebe yaşamış ancak vahşi bir yaşamı veya dönemi hiç olmamıştır.
Film ise bir aileyi konu alıyor. Dünyanın ilk insanları olan bu mağara insanları hayatta kalmaya çalışıyor. Aileyi koruma görevi günümüzde de olduğu gibi bir baba da olduğunu görüyoruz. Ailenin hayatta kalabilmesi için baba aileyi sürekli mağarada tutmaktadır. Dış dünyayı görmemiş bu insanlar hayatta kalmaya çalışıyor. Ancak genç kızımız bu yaşamı istemiyor, güneşi görmek ister ve mağarada sürekli takılıp kalmak istemiyor. Derken bir genç ile tanışır, bu genç ateşi bulmuş bilgili biridir. Olay böylelikle başlar.
Baba eski kafayı temsil eder, genç adam ise yeniyi. Filmin bize verdiği mesaj şöyle:
Eskiye takılıp kalma, yeniyi keşfet. Yeninin ardından giderken cesur ol. Her zaman akla önem ver. Düşünürsen bir çok şey bulursun, yeter ki düşün.
Bu da aklımıza Avrupa’nın ortaçağdan aydınlama dönemine girmesini hatırlatır. Ortaçağ döneminde Avrupa yeni olanı reddeder. 'Dünya yuvarlak' diyeni idama mahkum edecek kadar kapalıdır yeniliğe. Sonra bu düşünceyi yıkarlar ve yeniyi, bilgiyi ve en önemlisi aklı öne alırlar. Böylelikle bugünkü çağı yaşarlar.
İşte film bize bunu anlatmaktadır.
Eğlenceli ve güzel mesajlar verdiği için bence izlemelisiniz.
Keyifli izlemeler
Aklınızı başınızdan alacak ya da aklınızı karıştıracak bir anime film izlemeye ne dersiniz? Sabah uyandığında karşı cinsin vücudunda olduğunu gördüğün de nasıl bir tepki verirsin? İlk ne yapardın? İşte her şey böyle başlıyor. İzlerken kimi zaman aklınız donacak, kafanız karışacaktır…devamıAklınızı başınızdan alacak ya da aklınızı karıştıracak bir anime film izlemeye ne dersiniz?
Sabah uyandığında karşı cinsin vücudunda olduğunu gördüğün de nasıl bir tepki verirsin? İlk ne yapardın?
İşte her şey böyle başlıyor. İzlerken kimi zaman aklınız donacak, kafanız karışacaktır ama izledikçe her şey çözümlenecektir.
Film o kadar garip ve akılmaz ki bir arkadaşınıza özet olarak açıklamakta zorlanacaksınız, arkadaşınıza kısaca 'izle' diyeceksiniz çünkü izlemeden anlaşılamayan bir film.
Bu filme ben inceleme yazmakta zorlanıyorum şahsen çünkü inceleme yazılması zor bir film. Bana 'izlemeli miyim? Konusu nedir, güzel mi?' diyen arkadaşlara sadece şunu diyorum 'sadece izle' o kadar.
Aşkın zamanı ve mekanı aştığı bir anime kesinlikle. Okuduğum bir kitapta şöyle geçiyordu "Aşk zaman ve mekan tanımaz" diye, işte bu söz tam da bu anime için söylenir. Zamanın karıştığı, mekanın sınır tanımadığı bir yapım olmuş.
Metafizik unsurları çok fazla var. Elbette mantıksız ve saçma görünen kısımlar fazlasıyla işleniyor. Siz sadece kendinizi filme bırakın ve bunu bir 'rüya'ymış gibi yaşayın.
Sizden küçük bir ricam var, filmi izledikten sonra bu incelemeyi tekrar okuyun ve fikirlerinizi yoruma bırakın.
Kesinlikle tavsiye ediyorum. Keyifli izlemeler
Puanım : 10