Wes Anderson için birkaç yıl önce "kariyerinde hiç kötü filmi yok" demiştim.. Adam sanki bana inat kötü film yapmak istemiş gibi. Son iki filmi rezalet. Yakışmadı simetri adam..
"Pred Dozhdot" (Yağmurdan Önce) Makedonyalı yönetmen Milcho Manchevski tarafından çekilmiş 1994 yapımı drama filmi. Çıktığı yıl oscara aday olmuş ancak kazanamamış.. Film, dağ manastırında yaşayan genç bir papazın, odasında bir kızı bulmasıyla yaşadığı olayları anlatıyor. Bu kız cinayet işlemiş ve…devamı"Pred Dozhdot" (Yağmurdan Önce) Makedonyalı yönetmen Milcho Manchevski tarafından çekilmiş 1994 yapımı drama filmi. Çıktığı yıl oscara aday olmuş ancak kazanamamış..
Film, dağ manastırında yaşayan genç bir papazın, odasında bir kızı bulmasıyla yaşadığı olayları anlatıyor. Bu kız cinayet işlemiş ve düşmanları kendisini aramaktadır. Ancak konu bununla kalmıyor. Filmin sevdiğim yönü "Sözcükler - Yüzler - Fotoğraflar" olmak üzere 3 bölümden oluşması.. Bir olayı bu şekilde 3 farklı açıdan bağlantılı olarak çekmesi gayet etkili kılıyor. Karakterin amcası Avrupa'daki modern hayatı da göstermektedir. Yıllar sonra yaşadığı köye dönmesi ona birtakım gerçekleri farketmesini sağlamaktadır.
Avrupa sineması sevenlere öneriyorum.
İyi bir okur olduğumu düşünmüyorum buna rağmen neden böylesine ağır bir kitap okuduğumu anlamıyorum. Sanırım kafayı yedim. Sadece üst düzey okurlara hitap ediyor. Konusu acıklı ve kurgusu etkili.
"Dağ başında bir avcı kulübesi Yerle diz boyu kar Ocakta ateş Dışarda rüzgar Hadi gel Önce sevişmeliyiz uzun uzun Yerdeki ayı postunun üzerine uzanmalıyız Bütün vücudunu santimetrekarelere ayırıp Birer birer öpmeliyim Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana Böylece ölmeliyiz Aradan yıllar…devamı"Dağ başında bir avcı kulübesi
Yerle diz boyu kar
Ocakta ateş
Dışarda rüzgar
Hadi gel
Önce sevişmeliyiz uzun uzun
Yerdeki ayı postunun üzerine uzanmalıyız
Bütün vücudunu santimetrekarelere ayırıp
Birer birer öpmeliyim
Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana
Böylece ölmeliyiz
Aradan yıllar geçip
Bizi buldukları zaman
Etlerimiz çürümüş olsa da
Kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden
Hadi gel
Nefes almak hüner değil
Seninle ölmek istiyorum."
- Ümit Yaşar Oğuzcan
Kurban Bayramı öncesi izlemek ne kadar mantıklı bilmiyorum ama şuan hayatımı sorguluyorum. İnsanoğlu dünyadaki en acımasız en vahşi yaratıktır. Bu belgesel bunu kanıtlar nitelikte. İzlerken kanım dondu. Joaquin Phoenix'in neden vegan olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Olağanüstü bir belgesel kesinlikle…devamıKurban Bayramı öncesi izlemek ne kadar mantıklı bilmiyorum ama şuan hayatımı sorguluyorum. İnsanoğlu dünyadaki en acımasız en vahşi yaratıktır. Bu belgesel bunu kanıtlar nitelikte. İzlerken kanım dondu.
Joaquin Phoenix'in neden vegan olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.
Olağanüstü bir belgesel kesinlikle izlenmesini gerekiyor.
"Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım, Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene Ak düşünce saçların kumral rengine Kollarında son aşıkın ben olacağım. Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen, Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün…devamı"Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım,
Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene
Ak düşünce saçların kumral rengine
Kollarında son aşıkın ben olacağım.
Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen,
Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün
Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün ...
O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen?
Ben bir beyaz saçlı aşık, sen bir ihtiyar ...
O gün bana yalaşırken ey ilahi yar,
Esirgeme gözlerimden bir son buseni,
Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın,
Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın
Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni!"
- Faruk Nafız Çamlıbel
Norveç edebiyatının önemli yazarlarından biri olarak görülen Knut Hamsun'ın en bilindik ve en önemli görülen eseri.. Kısa ve öz kesinlikle okunmalı diyorum. Yazar kendi yaşamından yola çıkarak çok güçlü bir eser yazmış. Okurken karaktere ekmek uzatasım geliyordu. Bazı yönleri Martin…devamıNorveç edebiyatının önemli yazarlarından biri olarak görülen Knut Hamsun'ın en bilindik ve en önemli görülen eseri..
Kısa ve öz kesinlikle okunmalı diyorum.
Yazar kendi yaşamından yola çıkarak çok güçlü bir eser yazmış. Okurken karaktere ekmek uzatasım geliyordu.
Bazı yönleri Martin Eden'i hatırlattı ama benzer tema değil tabi ki.
Bu kitap bireyin, toplum içerisindeki çaresizliğini anlatıyor. Yer yer o kadar vurucu oluyor ki...
Behçet Necatigil muhteşem bir çeviri yapmış.
Ön yargılı olanlar veya ilgimi çekmedi diyenler varsa hemen açıp okumalılar.
Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez'in 1981 yılında yazdığı cinayet romanı. Yazardan okuduğum ikinci roman ve çok etkiledi. Harika bir toplum eleştirisi içeriyor. Üslubu, karakter oluşumu ve kurgusu müthiş. Kitabın yayınlanmasından 1 yıl kadar sonra Nobel ödülü almasına şaşmamalı. Kitabı, diğer…devamıKolombiyalı yazar Gabriel García Márquez'in 1981 yılında yazdığı cinayet romanı.
Yazardan okuduğum ikinci roman ve çok etkiledi. Harika bir toplum eleştirisi içeriyor.
Üslubu, karakter oluşumu ve kurgusu müthiş. Kitabın yayınlanmasından 1 yıl kadar sonra Nobel ödülü almasına şaşmamalı.
Kitabı, diğer eserlerden ayrılan en büyük özellik daha ilk sayfasında başkarakterin öleceğinin belirtilmesi. Yazar böyle yaparak daha başta okuyucuya spoiler veriyor ancak hiçbir şekilde kitap akıcılığını ve gerilim yönünü kaybetmiyor.
Kesinlikle okunması gereken bir eser, konu bağlamında bizim toplumumuza yakın. Benzer olaylar sıkça yaşandı ve maalesef hala yaşanmaya devam ediyor..
"Neco z Alenky" (Alice) Çek yönetmen Jan Švankmajer tarafından çekilmiş 1988 yapımı stop motion sürrealist film. Hemen hemen her sahnesinde sürrealizm akıyor. Yönetmen, Lewis Caroll'un "Alice Harikalar Diyarında" adlı eserini kendi tarzında uyarlamış. Ana karakterlere sadık kalarak konuya bolca gerilim,…devamı"Neco z Alenky" (Alice) Çek yönetmen Jan Švankmajer tarafından çekilmiş 1988 yapımı stop motion sürrealist film.
Hemen hemen her sahnesinde sürrealizm akıyor. Yönetmen, Lewis Caroll'un "Alice Harikalar Diyarında" adlı eserini kendi tarzında uyarlamış.
Ana karakterlere sadık kalarak konuya bolca gerilim, gizem ve fantastik ögeler yerleştirmiş.
İzlerken merak uyandıran çok detay var. Üzerine biraz okuma yapmam gerekiyor.
Stop motion seviyorsanız şiddetle tavsiye ederim.
"Hwal" (Yay) Rahmetli Kim ki Duk'un 2005 yapımı drama filmi. Biraz geç izledim, beklediğim gibi yine üzerine tartışılır bir konu seçmiş. Bir önceki filmi Samaria (2004) da oynayan aktris bu filmde de oynamış. Gerçekten çok güzel bir oyuncu. Filmin konusundan…devamı"Hwal" (Yay) Rahmetli Kim ki Duk'un 2005 yapımı drama filmi.
Biraz geç izledim, beklediğim gibi yine üzerine tartışılır bir konu seçmiş. Bir önceki filmi Samaria (2004) da oynayan aktris bu filmde de oynamış. Gerçekten çok güzel bir oyuncu.
Filmin konusundan bahsetmek gerekirse; 60 yaşında bir adam 10 yıl önce 6 yaşında bir kız bulur ve ona teknesinde bakar. Kız büyüyüp 16 yaşına gelene kadar o tekne de kalır. Reşit olduğunda ise yaşlı adam onunla evlenmek ister. Bu süre zarfında tekneye balık tutmaya gelen müşteriler bu olay karşısında farklı tepkiler verir. Kimileri umursamayıp kıza asılırken, kimileri de duruma karşı sessiz kalır.. Bir genç ise kıza karşı sevgi besler..
Kim ki Duk yine kendi ülkesi üzerinden insanoğlunun ahlakı yönünü sorguluyor. Yaşlı adamın yaptığı şey her ne kadar kötü olarak görünse de altında yatan neden bizleri düşündürmektedir. Kendi zevkleri için masum bir insanın hayatını çalması, işin garip tarafı adamın bunu farketmemesi izleyiciyi düşündürüyor.. yapılan bakı teknikleri ve metaforlar filmi ilginç kılıyor.
Yer yer bana Isle (2000) filmini anımsattı.
Kim ki Duk sineması severlere öneriyorum. Başlangıç için tercih edilir mi bence edilmemeli.