o incirlerin hepsini istiyorum.. sırça fanus’u okurken en çok hissettiğim şey, insanın kendi zihninde nasıl sıkışıp kalabileceğini bu kadar sade ama bu kadar ağır bir şekilde anlatabilmesi oldu. esther’ın yaşadığı yabancılaşma aslında sadece dönemin kadınlık beklentileriyle ilgili değil; daha çok,…devamıo incirlerin hepsini istiyorum.. sırça fanus’u okurken en çok hissettiğim şey, insanın kendi zihninde nasıl sıkışıp kalabileceğini bu kadar sade ama bu kadar ağır bir şekilde anlatabilmesi oldu. esther’ın yaşadığı yabancılaşma aslında sadece dönemin kadınlık beklentileriyle ilgili değil; daha çok, dünyaya uyum sağlayamayan bir zihnin iç sıkışması gibi.
kitap boyunca esther’ın dış dünyayla arasındaki mesafe sürekli büyüyor ve o meşhur “sırça fanus” metaforu tam da bunu anlatıyor: her şey gözünün önünde ama sen dışarıyla gerçek bir temas kuramıyorsun. insanlar yaşıyor, gülüyor, plan yapıyor ama sen hepsini uzaktan izliyormuşsun gibi. plath bunu dramatize etmeden, neredeyse klinik bir sakinlikle anlatıyor ki bence asıl sarsıcı olan da bu.
kitabı entelektüel yapan şey sadece edebi dili değil; kimlik, özgürlük, başarı ve kadın olma baskısı gibi konuları bireyin iç dünyasındaki kırılmalar üzerinden işlemesi. esther’ın sürekli “hangi hayatı seçmeliyim?” sorusu aslında modern insanın da sorusu. her seçenek başka bir ihtimali öldürüyormuş gibi hissettiriyor.
sırça fanus bana göre depresyonu romantize etmeyen, aksine onun ne kadar sessiz ve yorucu bir şey olduğunu gösteren bir roman. rahatsız edici ama dürüst. okurken insan bazen esther’a kızıyor, bazen kendini onda yakalıyor ve belki de en korkutucu kısmı bu oluyor.
“incirlerin hepsini ayrı ayrı istiyordum ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararıyor, birer birer toprağa düşüyorlardı."
6. sezon dahil izledim ve şunu fark ettim supernatural bi yerden sonra dizi gibi değil de hayatının arka planında hep açık duran bi şey gibi oluyor. sanki her karakteri diziden ayrı olarak tanıyorum. sam ve dean’in sürekli yollarda olması, aralarındaki…devamı6. sezon dahil izledim ve şunu fark ettim supernatural bi yerden sonra dizi gibi değil de hayatının arka planında hep açık duran bi şey gibi oluyor. sanki her karakteri diziden ayrı olarak tanıyorum. sam ve dean’in sürekli yollarda olması, aralarındaki zıtlaşma, komiğime giden eğlenceli dinamikleri, arabada muhabbetleri, her şey boka sardığında bile birbirlerini bırakmamaları falan derken ister istemez bağlandım galiba.
ilk sezonlardaki o karanlık, şehir şehir gezip yaratık avladıkları hava bence nettt ayrı güzeldi. sonra olay melekler, şeytanlar, kıyamet falan derken iyice büyüdü ama diziyi ayakta tutan hep karakterler oldu. kesinlikle şans vermelisiniz ama ancak ömrünüz yeterse bitirirsiniz..