I AM NOT A WİTCH / BEN CADI DEĞİLİM - 2017 + O sıradan değil. Bir cadı o. Bir cadının mutlu olması söz konusu değildir. - Ya o sadece küçücük bir kız çocuğu ise ..? Senaryosunu ve yönetmenliğini Rungano Nyoni'nin…devamıI AM NOT A WİTCH / BEN CADI DEĞİLİM - 2017
+ O sıradan değil. Bir cadı o. Bir cadının mutlu olması söz konusu değildir.
- Ya o sadece küçücük bir kız çocuğu ise ..?
Senaryosunu ve yönetmenliğini Rungano Nyoni'nin üstlendiği Fransa - Zambiya ortak yapımı dram filmidir.
Zambiya'da gözlerden uzak bir köyde yaşanan bir hadiseden sonra 8 yaşındaki Shula büyü yapmakla suçlanır ve kısa bir yargılamanın ardından suçlu bulunarak devlet tarafından çölün ortasındaki bir cadı kampına sürgün edilir.
Sürgün edildiği kampta Shula uzun bir beyaz kurdele ile büyük bir ağaca bağlanır ve ona eğer kurdeleyi keserse lanetleneceği ve bir keçiye dönüşeceği söylenir.
Günümüzde hala devam eden cadı kamplarına dikkat çeken bu çarpıcı yapım siyahi bir kız olan Shula'nın sesli - sessiz haykırışları ile geçiyor.
Öyle ki bilgisizlikten doğan cahilliğe neredeyse bütün toplum tamamen inanır küçük Shula devletin malıymış gibi sürekli televizyonlara çıkarılır, ülkeye gelen turistlere gösteri malzemesi olarak sunulur, sömürülür ve istismar edilir.
Kadınların ruhsal ve fiziksel olarak sömürüldüğü erkek egemenliğinin hakim olduğu bir coğrafyada siyahi ırkı sadece gösteri malzemesi olarak gören beyaz ırkı cesurca eleştirebilen bu şaçmalıklar silsilesi karşısında kadınların yaşadıkları şeylere hem üzülecek, hem de yaşananlar karşısında şoke olacaksınız.
2018 yılında Bafta ödülü kazanan sarsıcı, şaşırtıcı, sinir bozucu ve etkileyici bu filmi kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum ' iyi seyirler sevgili dostlar .. 💭
Atatürk'e 'zalim' ve 'kafir' diyen, verdiğimiz vergilerle Atatürk'ün kurduğu diyanetten maaş alan imama tepkiler büyürken, Ayasofya'da iki yıl üst üste Atatürk'e lanet okunması tesadüf değildir. Hiç durmadan senelerdir Atatürk'ü aşağılayan ve yüce hatırasına hakaret edenleri görmezden gelip el üstünde tutanlar;…devamıAtatürk'e 'zalim' ve 'kafir' diyen, verdiğimiz vergilerle Atatürk'ün kurduğu diyanetten maaş alan imama tepkiler büyürken, Ayasofya'da iki yıl üst üste Atatürk'e lanet okunması tesadüf değildir. Hiç durmadan senelerdir Atatürk'ü aşağılayan ve yüce hatırasına hakaret edenleri görmezden gelip el üstünde tutanlar; Ayasofya üzerinden Atatürk ve laik Cumhuriyet ile hesaplaşılmaya çalışılmaktayken ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün veciz sözünü bir kez daha hatırlayalım.
“Ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat medeniyet tarikatıdır."
#MustafaKemalAtatürk
📌İlave olarak; Çeteler, hırsızlar, mafyalar, memleketi de olamaz.
1986 yılında, sosyal hizmetler görevlisi Margaret H.'nin ortaya çıkardığı dramatik bir tarihi gerçeği konu alan tarih, biyografi türünde etkileyici bir film. Evlat edinilmiş yetişkinlerle yaptığı grup terapisinde, kardeşini Avustralya'da bulan bir kadın ve yoluna çıkıp kim olduğunu bulması için yardım…devamı1986 yılında, sosyal hizmetler görevlisi Margaret H.'nin ortaya çıkardığı dramatik bir tarihi gerçeği konu alan tarih, biyografi türünde etkileyici bir film.
Evlat edinilmiş yetişkinlerle yaptığı grup terapisinde, kardeşini Avustralya'da bulan bir kadın ve yoluna çıkıp kim olduğunu bulması için yardım etmesini isteyen başka bir kadının verdiği bilgilerle, en çok 1950-1970 yılları arasında 70 yıl boyunca , İngiltere'de yetimhanelerde koruma altında olan 4-13 yaş arasındaki 130bin çocuğun gizlice gemilere bindirilip Avusturalya'ya gönderildiğini öğrenen Margaret bu işin üzerine gitmeye ve artık yetişkin olan bu bireylerin ailelerini bulmaya karar verir.
Araştırma yapmak için Avusturalya'ya giden cesur kadın, küçücük çocukların ne zor şartlarda büyüdüğünü o dönemin çocuklarından öğrenir ve hiç değilse bir kısmını İngiltere'deki aileleri ile buluşturmaya çalışır.
50-60 yaşında aile hasretiyle yanıp tutuşan, kim olduklarını bilmek isteyen yüzlerce kişinin hisleri filmde çok etkileyici anlatılmış. Değerli ve önemli bir gerçek hayat hikayesi. İç burkucu bir film. Çok beğendim ve etkilendim.
Kolonilerde İngiliz nüfusunun artması adına koruma altındaki sahipsiz çocuklara yapılan bu zulüm affedilemez.
Bu film, Margaret Humpreys'in Boş Beşikler adlı kitabından uyarlanmış.
Spoiler içeriyor
Danny Boyle üstadın ilk ses getiren kara komedisi olan Shallow Grave, çekimler, teknik ve kurgu açısından da Trainspotting'in öncüsü/müjdecisi diyebiliriz. Bu film aynı zamanda Ewan McGregor'u da sinema dünyasına hediye ediyor. Shallow Grave, oldukça sürükleyici bir kara komedi. Film çok…devamıDanny Boyle üstadın ilk ses getiren kara komedisi olan Shallow Grave, çekimler, teknik ve kurgu açısından da Trainspotting'in öncüsü/müjdecisi diyebiliriz. Bu film aynı zamanda Ewan McGregor'u da sinema dünyasına hediye ediyor.
Shallow Grave, oldukça sürükleyici bir kara komedi. Film çok hızlı geliştiği ve "twist"ler ile bizleri ters köşeye yatırdığı için fazla spoiler vermeyeyim; ama konu kısaca şöyle: Aynı evi paylaşan bir kız iki erkek üç arkadaş (kızlı erkekli) evlerindeki boş dördüncü oda için bir kiracı aramakta, ama bu kiracının renkli, eğlenceli bir kişi olmasını istemektedir. Sonunda bu kiracıyı bulurlar, ama adamcağız daha ilk günden odasında ölür ve arkasında kaynağı belirsiz bir bavul dolusu para bırakır.
Üç arkadaş etik bir problem ile karşı karşıya kalır; ya polise gidip her şeyi olduğu gibi anlatacak, ya da cesetten kurtulup parayı "sıfırlamaya" (eritmeye) çalışacaklardır. Ancak, para sıfırlamanın ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Hele ki bavullara sığmayan bir meblağın "eritilmesi", çok sıkı arkadaş olduğu sanılan üçlünün arasına kara kediler sokacaktır. Üstüne üstlük, bir cesetten kurtulmak sanıldığı kadar kolay olmamakta, insan psikolojisi üzerinde büyük izler bırakmaktadır.
Bu noktadan sonra Ewan McGregor'un "ben geliyorum" diyen oyunculuğu, ileride Dr. Who olacak Christopher Ecclestone'un kafayı sıyırması, evin tatlı kızı Kerry Fox'un para ve güç karşısındaki zayıflığı eğlenceli bir seyirlik vaad ediyor. Filmin kurgusunda zaman zaman ufak tutarsızlıklar görülse de, izlemeye devam edin, detayları atlamamaya çalışın ve sürpriz finale hazır olun .. 🙃
Helena, Paris’te oğlunun intiharına şahit olur. Noah, babasının istismarıyla ilgili korkunç gerçeği itiraf eder ancak Helena ona inanmayı reddeder. O andan itibaren Helena’nın dünyası altüst olur ve hayatta kalma mücadelesi, intikam avına dönüşür. Ajsun, babası ve oğlu Ilkin ile beraber…devamıHelena, Paris’te oğlunun intiharına şahit olur. Noah, babasının istismarıyla ilgili korkunç gerçeği itiraf eder ancak Helena ona inanmayı reddeder. O andan itibaren Helena’nın dünyası altüst olur ve hayatta kalma mücadelesi, intikam avına dönüşür. Ajsun, babası ve oğlu Ilkin ile beraber Makedonya’nın yüksek dağlarında yaşayan hayalperest bir kadındır. Orada, hayatın temposu ve amacı farklıdır. Günlük hayatta kalma çabası yüzünden hepsi oradan kaçmıştır. Ajsun, oğlunun babası Lucien ile yeniden birleşmenin hayalini kurmaktadır.
Film, çok farklı iki annenin hikâyesini anlatıyor. Dünyanın farklı yerlerinden olan bu iki kadın, hiç beklenmedik bir şekilde birbirlerinin hayatlarını etkileyeceklerdir.
Akıl hastanesinde kendini kuş zanneden ve bir ağacın üzerinde yaşayan Fenix, geçmişte ailesi ile birlikte gösteriler yaptıkları sirklerinde güzel bir çocukluk geçirirken çapkın bir adam olan babasının annesini sirkteki dövmeli kadınla aldattığı gece her şey değişir. Babasını dövmeli kadınla yakalayan…devamıAkıl hastanesinde kendini kuş zanneden ve bir ağacın üzerinde yaşayan Fenix, geçmişte ailesi ile birlikte gösteriler yaptıkları sirklerinde güzel bir çocukluk geçirirken çapkın bir adam olan babasının annesini sirkteki dövmeli kadınla aldattığı gece her şey değişir. Babasını dövmeli kadınla yakalayan annesi babasının cinsel organına sülfürik asit atar, babası buna karşılık annesinin kollarını bıçakla keser ve sonra da intihar eder. Tüm bu olayları izleyen Fenix ciddi bir travma geçirerek akıl hastanesine yatar. Fenix'in hayatı bir gün odasının camından kolları olmayan annesini sokağın kenarında beklerken görmesiyle tamamen değişecektir. Hastaneden kaçan Fenix ile annesi artık simbiyotik (iki canlı arasında her iki tarafın karşılıklı yararlanmalarına dayalı ortak ilişki) bir yaşamı paylaşmaya başlarlar.
Dövmeli kadının orgoyu baştan çıkardığı sahne, hastaneden çocukların ve fenix'in sinemaya götürülmesi, gençlerin kokain çekip peze*engin peşine takılmaları, dövmeli kadının onlarca bıçak darbesiyle öldüğü sahne, sabah dilsiz kızın onu bulması ,filin cenaze töreni başlı başına harikaydı, üstü başı tozlu çocukların yamaçtan aşağıya akması, fenix'in bakışları.
Farklı tarzda bir film arıyorsanız doğru adres 🙃 iyi seyirler diliyorum .. 🍿
DELİLİK İLE BİLGELİĞİN İNCE AYRIMINDA BİR VİCDAN MUHASEBESİ II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin saldırısında bir arkadaşını öldürmek zorunda kalan ama bunun vicdan azabını yıllar boyunca içinden atamayan, kendini bir manastıra kapatan azizin hikayesi Ostrov. Vicdan denen tanrının ruhuna üflediği bu…devamıDELİLİK İLE BİLGELİĞİN İNCE AYRIMINDA BİR VİCDAN MUHASEBESİ
II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin saldırısında bir arkadaşını öldürmek zorunda kalan ama bunun vicdan azabını yıllar boyunca içinden atamayan, kendini bir manastıra kapatan azizin hikayesi Ostrov. Vicdan denen tanrının ruhuna üflediği bu acının ardından korkak ve onursuz bir meczubun bir deliye, bilgeye, azize, sağaltıcı bir güce evrilmesini izleriz bu seyirde. Karakter değişimi ve gelişimi kusursuzdur film boyunca.
Keşişleri ve onların yöntemlerini, Tanrı'ya ulaşma çabalarını sahtekarca bulan ve bunu dile getirmekten çekinmeyen bir bilge Anatoly.
Yıllar boyunca dua ediyor işlediği günahın affı için. Kömürler içinde başlayan acısı uzun yıllar yine kömürler arasında sürüyor. Yüzünü bile yıkamıyor Anatoly, günahını ve utancını bu siyah perdenin arkasına saklıyor bir nevi. Sürekli yaktığı ateş ise bir günahın vicdan azabında nasıl yandığını simgeliyor sanki. Kömürden ve ateşten asla vazgeçmiyor film boyunca. Kömürün pası günahını, ateş ise çektiği acıyı simgeliyor.
Filmin sinematografisi çok güçlü. Anatoly'nin çizgilerle dolu kömür karası içindeki hüzünlü ve kırışık yüzü, karlar altındaki iskele, eski batık gemi, manastır... Her biri görsel anlamda bir ziyafet.
Sürekli kendini tekrar eden gün, karakterlerin aynı şeyleri yapması filmin ağır ve sıkıcı bir tempoya sürüklenmesine neden olur diye düşünüyor insan. Fakat hiç de öyle olmuyor. Su gibi akıyor film.
Vicdan, din, masumiyet, tanrı, bilgelik, delilik kavramları üzerine yapılmış, ağır işleyen derin bir eser.
İyi seyirler .. 🙃
1900’lerin sonunda Küba’da köle olarak doğan, tarihin ilk siyahi sirk palyaçosu Chocolat takma adlı Rafael Padilla ile tarihin ilk beyaz ve siyahi iki kişilik gösterisi olan Foottit ve Chocolat’yı yaratan zamanın tanınmış palyaçosu George Foottit’in biyografik hikayesi. Film, sadece toplumun…devamı1900’lerin sonunda Küba’da köle olarak doğan, tarihin ilk siyahi sirk palyaçosu Chocolat takma adlı Rafael Padilla ile tarihin ilk beyaz ve siyahi iki kişilik gösterisi olan Foottit ve Chocolat’yı yaratan zamanın tanınmış palyaçosu George Foottit’in biyografik hikayesi.
Film, sadece toplumun alt tabakasından gelen siyahi bir insanın, özellikle bir palyaço karakteri ile hele de o dönemde çektiklerini, nasıl meşhur ve zengin (!) olabileceğini anlatmakla kalmıyor, bir insanın ailesine ve ona yapılanların öcünü alırcasına saygın biri olma hırsı ile belki de alt yapısı olmadan yükselme çabası ve sonuçlarını da, acınası değil naif bir anlatımla gözler önüne seriyor. Temayı ister günümüzde süre gelen güya sınıf farklılıklarına, siyasete isterseniz adalet ve yardımseverlik kavramlarına kadar bağlayabilirsiniz.
Diğer yandan filmde anlatılan Padilla’nın hikayesi gibi gözükse de, hem iyi bir sirk sanatçısı olması hem de o yıllarda siyahiler ikinci sınıf hatta sınıfsız insan olarak görülürken bir beyazın ona el uzatma cesareti göstermesi ve tanınmasındaki büyük etkisi ile bana göre George Foottit’in de hayatından özel bir kesit.
Charlie Chaplin’in torunu olan James Thierree ve Omar Sy başta olmak üzere tüm oyuncular, dekor, kostüm, mekanlar, sanat yönetmenliği başarılı. Ben özellikle oyunculukları çok beğendim. Ayrıca James Thierree’nin tiyatro eğitiminin yanında sirk sanatçıları olan ailesi ile gösteriler yaparak büyümüş olması da tahmin edersiniz ki filmdeki karakterine büyük katkı sağlıyor.
Herkese keyifli seyirler .. 🙃
Son yıllarda izlediğim beni benden alan bu başyapıtı lütfen izleyin filmin hazırlanması oldukça uzun sürmüş slovenya doğumlu, budapeşte'de yaşayan yönetmen Milorad Krstic'in ilk uzun metrajlı animasyon filmi. kısa metrajlı ve 'gümüş ayı'lı My Baby Left Me adlı filminden bir parçayı…devamıSon yıllarda izlediğim beni benden alan bu başyapıtı lütfen izleyin filmin hazırlanması oldukça uzun sürmüş slovenya doğumlu, budapeşte'de yaşayan yönetmen Milorad Krstic'in ilk uzun metrajlı animasyon filmi. kısa metrajlı ve 'gümüş ayı'lı My Baby Left Me adlı filminden bir parçayı da bu filmine yerleştirmiş yönetmen. dünyanın en ünlü sanat müzelerinde bulunan 13 baş yapıtın psikoterapistimize saldırması ve çalınması öyle bir anlatılmış ki, ağzımın suyu aktı resmen. karakterlerin, hayvanların, mekanların biricikliği kübizme, dadaizme, sürrealizme bir selam çakmış.
Soğuk savaş barında şarkı söyleyen kızın göz yaşı olayım! müzikler oo my god!! mimi'nin hınzır kahkülü, seksi fransız aksanı ve edası uuu la laaa!! izlemeyenin sırtının tam ortası kaşınsın da elleri erişemesin emiii .. 🙃
77. Venedik Uluslararası Film Festivali ' En İyi Kadın Oyuncu Ödülü' Vanessa KIRBY 🙏🏆 Film , 'doğum anına bebeğin karar vermesi için evde doğum yapmayı tercih eden' çiftin özellikle Martha'nın ekseninde bir ailenin bir evliliğin gelişen ve değişen hayatlarının dramını…devamı77. Venedik Uluslararası Film Festivali ' En İyi Kadın Oyuncu Ödülü' Vanessa KIRBY 🙏🏆
Film , 'doğum anına bebeğin karar vermesi için evde doğum yapmayı tercih eden' çiftin özellikle Martha'nın ekseninde bir ailenin bir evliliğin gelişen ve değişen hayatlarının dramını anlatıyor .
Filmin giriş sekansları eşlerin işyerlerinden Martha'nın annesi Elizabeth'in onlara aldığı gri panelvan aracı almaya gitmeleriyle başlar .
Filmin başlarında bu hediye ve diyaloglardan Elizabeth'in oldukça varsıl olduğunu anladığımız kadar , kızının eşi Sean'den de karşılıklı olarak hiç de haz etmediklerini anlarız .
Martha ve Sean'ın eve geldikleri süreçten itibaren , tanıdıkları Barbara yerine gelen ebe Eva ile birlikte , belgesel sınırlarında gezinen evde eş zamanlı gerçekleşen bir doğumu , 22 dakikalık plan sekans olarak , izleyiciye tüm gerilim ve heyecanıyla sanki evin içerisindeymiş gibi yaşatıyor .
Gelen ambulans ve ;
PIECES OF A WOMAN
Bu süreçten itibaren film , 9 Ekim , 7 Kasım gibi tarihler başlığı altında 3 Nisan tarihine kadar değişen mevsim döngüsü ile bir nevi insan yaşamının ve ruhunun döngüsünü anlatıyor .
Ya o koku ? 🍎 " _ Elma kokuyordu . "
Güçlü oyunculuk performansların olduğu filmde Vanessa KIRBY ❤🙏 kesinlikle özel bir övgüyü hak ediyor .
Artık takip edeceğim bir oyuncu olmasından dolayı 'The Crown' adlı diziyi de seyretme listeme eklemiş bulunmaktayım .
Filmin senaryosunu Kata WEBER kaleme alırken , filmin Yönetici Yapımcısılığını Martin SCORSESE üstleniyor . 🙏