Gelelim fasulyenin faydalarına, Dünya'da son bir ayınız kalmış olsa ve tüm dünya yok olacak olsa ne yapardınız ? Bu soruya herkesin elbette bir cevabı vardır, kimi gezmek ister, kimi başka şeyler. Ama en nihayetinde olmayacak değil de olacak gibi ciddiye…devamıGelelim fasulyenin faydalarına, Dünya'da son bir ayınız kalmış olsa ve tüm dünya yok olacak olsa ne yapardınız ? Bu soruya herkesin elbette bir cevabı vardır, kimi gezmek ister, kimi başka şeyler. Ama en nihayetinde olmayacak değil de olacak gibi ciddiye alıp düşünülünce insan daha ciddi cevaplar bulabiliyor.
Aslında bulunan bu cevaplar önceliklerini de daha kolay görmesini sağlıyor. Günümüz dünyasında hayatta kalabilmek için durmadan çalışmak zorunda kalan insanlar için Dünya'nın yok olacak olması güzel bir haber bile olabilir ( elbette benim için de). Laakin
Aldığım kötü bir haber sonrası kendimde bazı öncelikler belirledim. Neleri yapmak istiyorsam bir saat bile olsa kendimi öncelendirmek istedim. İşe de yaradı, 1 saat bile istediğini yapabilmek iyi geldi. Bakarsınız sizin de işinize yarar, kim bilir.
Kıraathaneler, kavgalar, çaresizlikler ve dahası.. sanki günümüz dizilerini tek bir filme sıkıştırmışsın gibi bağırış çağırış cinayetler ağıtlar eksik değil. Lakin.. Bu filmde anlatılanlar; yani zamanında çekilmiş çileler o kadar hayattan ve gerçek ki. Sokaklar, arabalar, kadınların çektiği zorluklar, gündelik hayat…devamıKıraathaneler, kavgalar, çaresizlikler ve dahası.. sanki günümüz dizilerini tek bir filme sıkıştırmışsın gibi bağırış çağırış cinayetler ağıtlar eksik değil.
Lakin..
Bu filmde anlatılanlar; yani zamanında çekilmiş çileler o kadar hayattan ve gerçek ki. Sokaklar, arabalar, kadınların çektiği zorluklar, gündelik hayat dahil birçok insanın rutiniydi( belki hala öyle) her şeyin başı ise yine yoksulluğa çıkıyor elbette. İnsan sınanmadıkça içindeki şeytan ufak işlerle oyalıyor kendini. Bu filmde böyle.. masumiyet'e ufaktan selam çıkması da güzeldi.
Filmde bohem ve Oblomov'a yakın ruh halinde sürünen dostoyevski hayranı yönetmenin gerçekçi bir vlog'unu izler gibiyiz. Ona hayran olan ama umurunda olmayan kadınlar, bitmeyen senaryolar, çekimler ..ve iteklenerek yaşanan sıradan bir hayat. Filmin çok ayrı bir tadı var dizi olsa…devamıFilmde bohem ve Oblomov'a yakın ruh halinde sürünen dostoyevski hayranı yönetmenin gerçekçi bir vlog'unu izler gibiyiz.
Ona hayran olan ama umurunda olmayan kadınlar, bitmeyen senaryolar, çekimler ..ve iteklenerek yaşanan sıradan bir hayat.
Filmin çok ayrı bir tadı var dizi olsa anlamsız şekilde (en azından beni) bağımlı edebilecek bir türde. Neşeli bir hayat yaşıyorsanız izlerken sıkılabilirsiniz, ama taze darbe yediyseniz; ilişkileri ve hayatı gerçekçi gözle görmek için ideal.
İleride belki çocuklarım (olursa) okusunlar diye bir film/kitap ajandası tutuyorum. Birçok film ve kitabın benim dilimden yorumunu okumak belki onlarda farklı bir kapı açar, bilinmez. Ajanda bana kalırsa da vay be neler izlemişim neler yazmışım derim. Çok bir kaybım olmaz…devamıİleride belki çocuklarım (olursa) okusunlar diye bir film/kitap ajandası tutuyorum. Birçok film ve kitabın benim dilimden yorumunu okumak belki onlarda farklı bir kapı açar, bilinmez. Ajanda bana kalırsa da vay be neler izlemişim neler yazmışım derim. Çok bir kaybım olmaz gibi. Buraya yorum yazıp deftere geçirmek ayrı bir kolaylık sağlıyor. Ama buraya yazmadığım birçok yorumu oraya daha açık yazıyorum.. malûm internet dünyası.. Bakalım planlar tutacak mı göreceğiz.
"Güldükçe tepene biniyorlar " diyerek isyan bayrağını çektikten sonra hayal âleminde bir güç zehirlenmesi sonrası "rutin nimettir" mottosuna gelmesi harika bir detay idi. Hani sınıfta iyi niyetli hafif saftirik ama bunun farkında olmayan bir eleman vardır, o elemanı çaktırmadan herkes…devamı"Güldükçe tepene biniyorlar " diyerek isyan bayrağını çektikten sonra hayal âleminde bir güç zehirlenmesi sonrası "rutin nimettir" mottosuna gelmesi harika bir detay idi. Hani sınıfta iyi niyetli hafif saftirik ama bunun farkında olmayan bir eleman vardır, o elemanı çaktırmadan herkes kullanır bazen itip kakar ya Cem yılmaz bu durumu yetişkinliğe uyarlayarak anlatmış.
Sorunun fiziki bir eksiklikten kaynaklandığını sanıp onu giderdikten sonra her şeyin çözüleceğini ummak ve eksiklik giderilince yaşanan güç zehirlenmesi..
"35 yaşındayım… Daha hiç bir şey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın. Ama kenarındayım o kesin; hem de en kenarında, bizim mahalle gibi. Hayatta en çok askerliği sevdim. Ben askerken çok sevda mektubu yazdım; başkalarına. Çok mektup okudum; başkalarının. Elin gariplerine…devamı"35 yaşındayım… Daha hiç bir şey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın. Ama kenarındayım o kesin; hem de en kenarında, bizim mahalle gibi. Hayatta en çok askerliği sevdim. Ben askerken çok sevda mektubu yazdım; başkalarına. Çok mektup okudum; başkalarının. Elin gariplerine de eziyet ettim. Niye? Çünkü ben şehirliydim. Nüfusumda buranın adı yazıyor; ama şehir beni takmıyor…"
Harika bir film , diyaloglar, oyunculuklar her şeyi çok iyi. Felsefi diyaloglar belki bir Anadolu kırsalında yaşanan hlkayede fazla yorucu dursa da, mesajı doğru iletme bakımından kusursuz. Bu diyalogları çıkardığımızda tam bir sınıf ayrımına şahit olurduk. Karakterlerin hemen her birisinde…devamıHarika bir film , diyaloglar, oyunculuklar her şeyi çok iyi. Felsefi diyaloglar belki bir Anadolu kırsalında yaşanan hlkayede fazla yorucu dursa da, mesajı doğru iletme bakımından kusursuz. Bu diyalogları çıkardığımızda tam bir sınıf ayrımına şahit olurduk.
Karakterlerin hemen her birisinde kibire rastlamak mümkün. Ufak çocuktan tutun da Aydın'a kadar herkeste kibir mevcut. Haksız olduğu halde başı öne eğilmesi gerekirken bunu öfke ile kapatan ihtiyaç sahipleri ve kibirini iyilik sosuna bürüyen zenginler.
Film hayatı yaşamak için bazen kabullenmek gerekir hissiyatını da gayet iyi veriyor.
İzlenmeye kesinlikle değecek bir film. Eğer benim gibi 3 saat size de yorucu geliyorsa parçalayarak iki günde izlemek iyi bir seçenek olabilir. Hem filmi daha iyi sindirmiş hem de sıkılmamış olursunuz.
Bu film neyi çağrıştırıyor diye sorsalar kesinlik kaos derdim. Koca bir kaos, yalnızlık, susmayan telefonlar, içe atılan acılar, aldatmalar. 7 büyük günah sorusunun cevabı adeta bu filmdir bana sorarsanız. Zeki Demirkubuz filmlerinde genellikle olay örgüsü de çok iyi olur fakat…devamıBu film neyi çağrıştırıyor diye sorsalar kesinlik kaos derdim. Koca bir kaos, yalnızlık, susmayan telefonlar, içe atılan acılar, aldatmalar. 7 büyük günah sorusunun cevabı adeta bu filmdir bana sorarsanız. Zeki Demirkubuz filmlerinde genellikle olay örgüsü de çok iyi olur fakat bu filmde alt metinler olayların önüne geçmiş gibi. Film serilerini tamamlamak adına izlenir.
Ah bu film.. Zeki Demirkubuz sosyal medyada gezen bir söyleşi videosunda bu filmden bahsetmişti. Onu çok etkilediğini söyleyince izlemek istedim. Bir bankta oturup gelen geçen insanları izlemeyi veya pencereden bakıp, dalıp gitmeyi, hele hayat üzerine düşünmeyi seviyorsanız bu filmi seversiniz.…devamıAh bu film..
Zeki Demirkubuz sosyal medyada gezen bir söyleşi videosunda bu filmden bahsetmişti. Onu çok etkilediğini söyleyince izlemek istedim.
Bir bankta oturup gelen geçen insanları izlemeyi veya pencereden bakıp, dalıp gitmeyi, hele hayat üzerine düşünmeyi seviyorsanız bu filmi seversiniz. Bu hızlı çağda "yavaşlamak" size zor geliyorsa, patlama çatlama aksiyon arıyorsanız izlemeyi ertelemeniz iyi olacaktır.
Filmde hangi karakterin yerine kendinizi koyup izleseniz diğerlerini onun gözüyle bir başka şekilde görüyorsunuz. Hiçbir şey söylemeden bir şeyleri anlatmak, çok az kelime ile birçok şeyden bahsetmek kolay iş değildir. "Geç kalma" diye bir şeyin olmadığını öğütleyen bu zaman diliminde gerçek geç kalmaların abartısız halini bir bankta oturup izler gibi izliyorsunuz.
Demirkubuz söyleşide; bu yaşta bu farkındalığa sahip olan insan yaşayamaz gibi bir şey söylemişti yönetmen için. Nitekim bahsettiği yönetmen filmi çektikten 2 yıl sonra intihar etmiş.. ne acı.
Depresif şeylerden bahsettim diye filmi karamsar sanmayın, film yalnızca gündelik hayattan büyük bir kesit.