Son zamanlarda okuduğum, izlediğim çoğu şey bana Sineklerin Tanrısı'nı hatırlatıyor. Biraz daha politik ve sade hâli. Eninde sonunda vardığım tek nokta insanların acizliği, zayıflığı. Bu kitabı sanki okumadım da yaşadım gibi. Anladınız siz.
"Jiji, sanırım bazı sorunlarım var. Arkadaş ediniyorum, sonra birdenbire onlarla beraber olmaya dayanamıyorum. İçimdeki öbür ben, neşeli ve dürüst olan, artık orada değilmiş gibi."
Ne ara izlediniz? 😂 Edit: Beklediğimden çok daha eğlendim. Marsden'in göze batmayan oyunculuğu ve tabi ki, tek ve biricik Jim Carrey'nin varlığı yeter.
Tam anlamıyla savrulup durduk Madeline'in zihninde. Jenerik akarken karmakarışık duygular içinde kaldım. Helena Howard olağanüstü bir oyunculuk sergilemiş. Favorilerime girdi bile.