✍️Hayatımda geçmişte bazı insanlar, nedensiz yere dertlerini paylaşmak için bana 5-10 tane terapist değiştirdiklerini anlatmışlardı. Buna ek olarak günümüzde internette ve sosyal medyada bazen şu tarz başlıklar altında videolar ve içerikler görüyorum: “Kötü terapist”, “Terapiye gittim, hiçbir şey değişmedi”, “Terapiden…devamı✍️Hayatımda geçmişte bazı insanlar, nedensiz yere dertlerini paylaşmak için bana 5-10 tane terapist değiştirdiklerini anlatmışlardı. Buna ek olarak günümüzde internette ve sosyal medyada bazen şu tarz başlıklar altında videolar ve içerikler görüyorum: “Kötü terapist”, “Terapiye gittim, hiçbir şey değişmedi”, “Terapiden verim alamamak”, “Terapist süreye oynuyor” vs. Bundan dolayı ben de bunlara değinmek istiyorum. 🤔🤔🤔🤔🤔
“Kötü terapist” kavramı aslında bağlama göre değişebilir. Buradaki “kötü” kelimesiyle performans açısından mı kötü olduğunu, yoksa davranışları ve ahlaki tutumu açısından mı kötü olduğunu kastediyoruz, bunu ayırmak gerekir.
Örneğin bir danışan şöyle dese:
“Fakirim çünkü işsizim. Çevremde işi olan, maddi durumu iyi olan insanları görünce üzülüyorum.”
Psikoterapist de:
“Boş ver, herkes böyle. Takma kafana. Benim de böyle tanıdıklarım var, sabret, geçer.”
dese:
Davinson Topu Uğurcan’a Attı. 😄😄😄😄😄
Ama terapist:
“Armut piş, ağzıma düş olmaz. Çalışmalısın, iş aramalısın. Eğer istediğin işte şu an fırsat bulamıyorsan, seni çok yormayacak, basit ve orta halli bir iş bulup çalışmaya başlayabilirsin.”
dese ve danışan da gidip kendisine uygun, basit bir iş bulsa, çalışmaya başlayıp para kazansa:
Sara Osimhen GOL! 😄😄😄😄😄
Bu örneklerde “kötü” veya “iyi” değerlendirmesini daha çok performans ve danışana sağladığı katkı açısından yapıyoruz.
Şimdi aynı mesele üzerinden, ahlaki açıdan kötü bir psikoloğu canlandıralım.
Danışan işsiz olduğunu ve bundan dolayı üzüldüğünü anlatsa, psikolog böbürlenerek ve alttan alaycı bir şekilde sırıtarak:
“Ben zenginim, sen fakirsin. Sen de bir şekilde kurtulursun.”
gibi bir şey söylese, burada artık mesele yalnızca performans değildir. Terapistin danışana karşı küçümseyici, aşağılayıcı veya etik açıdan problemli bir tutum sergilemesinden söz ediyoruz.
Başka bir mesele üzerinden örnek verecek olursak, bir adam bekâr olduğunu anlatsa ve psikolog ona:
“Sen yaşıtların gibi değilsin. Sen sorunlusun. Bak, yaşıtlarının çoğu evli.”
dese, bu da yine terapistin danışanı desteklemek yerine onu küçümseyen ve gereksiz bir kıyaslamaya sokan bir yaklaşım olur.
Bir de “psikolog süreye oynuyor” cümlesi var. Bu ifade bana maçın 80-90. dakikaları arasında kendini sakatlık bahanesiyle yere atan futbolcuları hatırlatıyor. 😄😄😄😄😄
Ama işin aslı, benim bildiğim kadarıyla “süreye oynamak” denildiğinde kastedilen şey daha farklı. Örneğin danışan seansa gidip asıl sorununu anlatıyor; fakat psikoterapist 40 dakikalık seansın 30 dakikasını konuyla ilgisiz, danışanın sorununa doğrudan katkı sağlamayan sıradan konuşmalarla geçiriyor. Mesela nedensiz yere:
“Şu çikolatayı sever misin?”
“En sevdiğin yemek nedir?”
gibi sorular sorarak seansın büyük bölümünü geçiriyor. Son 10 dakikada ise asıl konuya dönüyor.
Danışan da doğal olarak seansın büyük bölümünün kendi sorunuyla ilgilenmeden geçtiğini ve bundan yeterince verim alamadığını düşünebiliyor.
Bu açıdan bakınca “süreye oynamak” gerçekten de futbolcunun 80. dakikada sakatlık numarası yapmasına biraz benziyor. 😄😄😄😄😄
Son olarak, bir kişinin sürekli terapist değiştirmesi de bana futbol takımının belirli bir mevki için sürekli oyuncu kiralayıp bir türlü “kumaş tutturamamasını” hatırlatıyor. 🥲🥲🥲🥲🥲🥲🥲🥲
Benim de bütün bunlardan ve yaptığım araştırmalardan anladığım kadarıyla iyi bir terapist bulmak biraz deneme-yanılma yöntemine ve terapistin kişiye gerçekten ne kadar katkı sağlayabildiğine dayanıyor vesselam.
🫂✍️Bence hayatta “arkadaşlık” kavramını unutmalıyız. Hayatta kim sürekli “arkadaşlık” diyorsa ondan uzak durmalıyız. Arkadaşlık insanı yarı yolda bırakır, arkadaşlık insanı mahveder, arkadaşlık kötülüğün önünü açar, arkadaşlık insanı sömürür. Bu dünyada arkadaşlık diye bir kavram yok. Bazıları arkadaşlıktan bahsediyor ama zorbalık…devamı🫂✍️Bence hayatta “arkadaşlık” kavramını unutmalıyız. Hayatta kim sürekli “arkadaşlık” diyorsa ondan uzak durmalıyız. Arkadaşlık insanı yarı yolda bırakır, arkadaşlık insanı mahveder, arkadaşlık kötülüğün önünü açar, arkadaşlık insanı sömürür. Bu dünyada arkadaşlık diye bir kavram yok.
Bazıları arkadaşlıktan bahsediyor ama zorbalık yapıyor, nedensiz yere hakaret ve küfür ediyor. Arkandan iş çeviriyor. Bazıları “arkadaşlık” deyip yalnızca işi düşünce yazıyor.
Bu yüzden Allah beni bu tarz arkadaşlıklardan uzak tutsun. Bu yüzden arkadaşlığa değil, adamlığa ve iyi kalpliliğe odaklanmalıyız. Karşımızdakini arkadaş değil, sıradan bir insan olarak görmeliyiz ve ona nedensiz yere zarar vermemeliyiz, kötülük yapmamalıyız. O bize iyilik yapıyorsa biz de iyilik yapmalıyız; kötülük yapıyorsa kendimizi ezdirmemeliyiz. Aksi takdirde arkadaşlık meselesinin kurbanı oluruz
💊💊✍️Günlük hayatta sıkıntı çeken hemen hemen neredeyse psikiyatriye giden herkes.”İlaç içiyorum işe yaramıyor beni rahatsız eden meselede bir ilerleme görmüyorum dozu arttırdı yine birşey değişmiyor ama sadece uyuyorum hareket edemiyorum neden ilaç terapisi işe yaramıyor” der bunun nedeni açıktır: O…devamı💊💊✍️Günlük hayatta sıkıntı çeken hemen hemen neredeyse psikiyatriye giden herkes.”İlaç içiyorum işe yaramıyor beni rahatsız eden meselede bir ilerleme görmüyorum dozu arttırdı yine birşey değişmiyor ama sadece uyuyorum hareket edemiyorum neden ilaç terapisi işe yaramıyor” der bunun nedeni açıktır: O ilacın prospektüsünü okuduğunuzda ilacın amacının sorunu kökten çözeceği DEĞİL o soruna bağlı belirtileri azaltmak olduğu YAZAR. Bu yüzden o ilaçlar herkesin bildiği gibi sadece uyutur. Mr Muscle gibi leke çıkarıcı sorunu kökten çözücü ilaç henüz üretilmedi vesselam😎😎
Bir taşra kasabasındaki hastanedeki olayların felsefi eleştirisi yapılıyor çünkü kitapta duyarsızlık eleştirilmiş ve insan doğası sorgulanıyor mesela kitapta deli kimdir akıllı kimdir bu iki soruya yanıt aranıyor. Kitabın Felsefi sorgulama içeren kısımları biraz beni zorladı
🎬✍️ Gaddar dizisinde dandun mesutun bence beyinsel rahatsızlığı vardı ki sürekli tuhaf hareketler yapıyordu ve herkes ona bu nedenle ilacını aldın mı diyorlardı eğer senaryo uzasaydı bence hastalığına da değinirlerdi ki zaten izleyici de merak ediyordu acaba ne hastalığı var…devamı🎬✍️ Gaddar dizisinde dandun mesutun bence beyinsel rahatsızlığı vardı ki sürekli tuhaf hareketler yapıyordu ve herkes ona bu nedenle ilacını aldın mı diyorlardı eğer senaryo uzasaydı bence hastalığına da değinirlerdi ki zaten izleyici de merak ediyordu acaba ne hastalığı var da ilaç içiyor diyorlardı
Sanin ve gemma arasındaki iletişim aşk ve tutkuyu yansıtır.Sanin çoğu zaman karar verdiğinde hep pişmandır ki bu da pişman olmakla ve düşünmek fiiliyle alakalıdır. Sanin kendi başına karar veremiyor çünkü marianın kontrolü altına giriyor ki bu da karar alırken özgür…devamıSanin ve gemma arasındaki iletişim aşk ve tutkuyu yansıtır.Sanin çoğu zaman karar verdiğinde hep pişmandır ki bu da pişman olmakla ve düşünmek fiiliyle alakalıdır. Sanin kendi başına karar veremiyor çünkü marianın kontrolü altına giriyor ki bu da karar alırken özgür iradeyi kaybetmekle ilgili.Kitapta karakterlerin çoğu zaman almanca ve fransızca kelimeler kullanması başka kültürden etkilenmeyi vurgular
🟡🔴⚽️✍️Artık şunu diyeceğim: “Bana öyle geliyor ki Okan bilerek maçı kaybediyor.” Çünkü Barış ne zaman santrafor olsa GS hep yeniliyor ama Okan ısrarla onu oynatıyor. Bir de Deniz’i Osimhen’in yedeği olarak almamış mıydın, neden 3. santrafor acaba? Ugochukwu fena değil…devamı🟡🔴⚽️✍️Artık şunu diyeceğim: “Bana öyle geliyor ki Okan bilerek maçı kaybediyor.” Çünkü Barış ne zaman santrafor olsa GS hep yeniliyor ama Okan ısrarla onu oynatıyor. Bir de Deniz’i Osimhen’in yedeği olarak almamış mıydın, neden 3. santrafor acaba?
Ugochukwu fena değil ama neden hep 80. dakikalarda oyuna giriyor? Bitshiabu’yu alıyorsun, oynatmıyorsun. Jakobs devşirme stoper. Amacı ne acaba Okan Buruk’un, anlamadım?
Çünkü hep aynı sistemle yeniliyor, aynı senaryoyla. Singo yerine her ihtimale karşı bir bek daha almalılardı çünkü adam kronik sakatlanıyor. Siz geçen sene bunu fark edemediniz mi?