OG Nosferatu'yu aşırı sevdiğim için film çıktığından beri inanılmaz ön yargılıydım, asla OG Nosferatu'dan daha iyi olamayacağını düşünüyordum çünkü. Bunun da en temel sebebi Nosferatu'nun goth kültürü için bir ''başyapıt'' olarak görülmesi, hatta benim bile yazdığım en kısa yorum Nosferatu…devamıOG Nosferatu'yu aşırı sevdiğim için film çıktığından beri inanılmaz ön yargılıydım, asla OG Nosferatu'dan daha iyi olamayacağını düşünüyordum çünkü. Bunun da en temel sebebi Nosferatu'nun goth kültürü için bir ''başyapıt'' olarak görülmesi, hatta benim bile yazdığım en kısa yorum Nosferatu OG'ye ait ''gotik filmlerin babasıdır'' yorumu, o postu da güncelleyeceğim ama şimdilik bu filme odaklanalım, uzun bir süre izlemeyi reddedişimden, dün gece izlemeye çalışırken başıma gelen on ayrı sakarlıktan sonra izleyemediğim filmi az önce bitirdim.
Öncelikle filmin müziklerini kim yaptıysa ayakta alkışlıyorum, nadir dikkatimi çeken bir şeydir bu ama aslında kurguyu kurgu yapan en temel unsurdan birisidir besteler, şarkılar. En son Muhteşem Yüzyıl'ın ilk sezonundaki müzikleri övmüştüm o derece.
Müziklerin yanı sıra kamera açıları, o gotik atmosferin yakalanmasında bence çok etkileyici olmuş, sadece kamera açısıyla da kalınmamış sahne geçişleriyle de desteklenmişti bu, izlerken gerçekten bu oyunlardan zevk aldım.
Öncelikle çok özetin de özeti birkaç anahtar kelime ile gotik kurgu nedir, nerede ortaya çıkmıştır, ne tür özellikleri vardır ondan bahsetmek istiyorum; ben de bu kültürü yeni yeni araştırdığım için eksiğim veya yanlışım olacaktır eminim, o yüzden şimdiden söyleyeyim.
Gotik kültürü 18. yy sonu Aydınlanma Çağı'na, rasyonalist-ciddi atmosferine tepki olarak çıkmıştır, Akılcılığın popüler olduğu bir dünyada korku, erotizm, romantizm, doğaüstü kişiler veya olaylar kullanılarak bu aşırı ciddi rasyonelist düşüncelere karşı oluşmuştur.
Gotik edebiyatı; erken dönem (ilk örnekleri barındıran ve genellikle psikolojik gotik akımının öne çıktığı dönemdir), klasik/victorian dönem (Mary Shelley(Frankenstein), Edgar Allan Poe ve Bram Stoker (Deacula) gibi isimlerin yer aldığı 'peak' gotik dönemidir), geç dönem/victorian sonrası(psikoloji, iyi ve kötünün tek bedendeki savaşı, kadın deliliği üzerinden feminizmin öne çıktığı) dönem ve modern ve postmodern (psikolojik gerilim, romantizm, vampir, erotizm gibi konuların işlendiği) dönem olmak üzere dörde ayrılır diyebiliriz.
Gotikliğin temel temalarına gelecek olursak; gizem, doğaüstü olaylar veya kişiler, duygusallık, fırtınalı ormanlar, ıssız kaleler, bireyin içindeki karanlık, dini ve toplumsal baskılar, erotizm, hayalet evler, korku/ruhlar alemi, ölümsüzlük, bireyin içindeki delilik ve sapkınlık, lanetler...
Peki Gotik olmak için gotik mi giyinmek gerekir?
Sorusunun cevabı büyük bir HAYIR. Gotiklik bir moda kültürü değil müzik kültürüdür, ideoloji kültürüdür. Zaten bir kere gotik kültürü 'insanların neyi nasıl veya ne giyeceğine karışanların' karşısında durur, yani sadece gotik müzik dinleyerek ve ideolojik olarak (özetin özeti şeklinde; kapitalizme, aşırı muhafazakarlığa, kısıtlayıcı şeylere karşı olmak diyebiliriz, daha çok kişisel özgürlüğü, farklıların (lgbtq) kabulü, toplumsal normlara karşı mesafeli olma diyebiliriz.) gotik olabilirsiniz.
Ayrıca D.I.Y. (do it yourself) yani ''kendin yap'' kıyafetler, takılar ön plandadır çünkü bu kültür dış görünüşü tamamen 'kişinin iç dünyasını, müziğini, dokusunu, farklılığını' yansıtma aracı olarak kullanılır, herkesin giydiği kıyafetler değil, senin kendin için yaptığın, kendini anlatan senden bir parça olan kıyafet kültürü daha yaygındır.
Böyle bir giriş yapmamın nedeni, OG Nosferatu'nun Bram Stoker -Dracula kitabından esinlenerek yapılması. Ve Dracula'nın da kendisinden yaklaşık 20 yıl önce kaleme alınan ilk vampir kadın temasını işleyen queer kurgu olan Carmilla'dan esinlenilmiş olması, ne kötüdür ki Dracula'ya ilham olan Carmilla Dracula'nın gölgesinde kalmış...
Filme dönecek olursam, öncelikle ön yargılarımın ne kadar gereksiz olduğunu bir kez daha anladım, ayıla bayıla izledim çünkü. İliklerime kadar hissettim o atmosferi, og'nin yeri her zaman ayrı olacak ama bu... Bu gerçekten bambaşka bir şeydi. İzlerken tek bir saniyeyi bile kaçırmamak için göz kırpmamaya hareket etmemeye dikkat ettim, oyunculuklar, atmosfer, DEKORLAR, kıyafetler, makyajlar... uçtum gittim yani sanki yatağımın içinde değil de onların yanındaydım her zaman, beni kendi içine öyle eforsuz sürükledi ki film bittiğinde ve siyah ekran geldiğinde hâlâ daha filmin içinde gibiydim, gerçekten o rahatsız edicilik, erotizm, korku, aşk, ızdırap o kadar iyi işlenmişti ki anlatamam... Tam bir gotik başyapıtı, izlemek isteyen ama güvenmeyen, bilmeyen, izlemek için önce önerilmesini isteyen tüm arkaşlara gelsin bu post. Hiçbir şekilde spoiler vermeden kurgunun ve yapılan işin hakkını verip filmin türü hakkında bilgiler vermeye çalıştım, umarım okuduysanız size yardımcı olabilmişimdir, buraya kadar okuyanlara teşekkür ediyorum, gecenizin güzel geçmesini temenni ediyorum 🖤🦇
O kadar yazdım bari çoğu insanın bilmediği, farkında olmadan okumuş olabileceği gotik edebiyatından örnekler vereyim keyiflenelim,
Dorian Gray'in Portresi
Uğultulu Tepeler
Gulyabani (H. Rahmi Gürpınar)
Baskerville Köpeği (Sherlock)