Bugüne kadar izlediğim filmleri puanlarken Forrest Gump’tan kesinlikle hiçbir şey için puan kıramayacağıma karar verdim. Gerçekten esaslı bir kült ve harika bir dram. Hele Tom Hanks’in oyunculuğu tartışmasız ve kusursuz şekilde mükemmel. Şapka çıkartılacak derecede bir performans gerçekten.
Bir kaç damla göz yaşı döktüm, kendimi tuttum. Bir kaç damla daha. Bir kaç kez daha tekrarlandı bu. Özellikle son 40 sayfada. Sıkça dayanamayıp ara verdim kitaba. Ama sonra yine dayanamayıp hikayenin tamamını öğrenmek istedim. Her sayfayı okurken kendimden bir…devamıBir kaç damla göz yaşı döktüm, kendimi tuttum. Bir kaç damla daha. Bir kaç kez daha tekrarlandı bu. Özellikle son 40 sayfada. Sıkça dayanamayıp ara verdim kitaba. Ama sonra yine dayanamayıp hikayenin tamamını öğrenmek istedim. Her sayfayı okurken kendimden bir parça buldum. O kişiyi kaybettikten sonra hayatın anlamını yitirdiğine dair aylardır olan düşüncelerimi pekiştirecek cümleler okudum. Bir çok yerin altını çizdim. Yüreğimi sızlattı. Dayanamadım yine ara verdim. Sıkça sigara içtim rahatlamak için. Ailem ara sıra odama laflamaya geldiğinde ayak seslerini duyar duymaz kitabı kapatıp göz yaşlarımı sildim. Satırları okudukça gözümde bir kendi yaşadıklarım canlandı bir raif efendinin yaşadıkları. Hepsine ayrı ayrı göz yaşı döktüm. Kitabın son cümlesini de okumamla artık dayanamadım ve kendimi bıraktım. Ah be raif amca. Dağıttın.
Oldukça bilgilendirici bir belgesel. Özellikle ilk bölümleri oldukça sürükleyici. Ben biraz daha avrupadaki savaşa odaklanmasını beklerdim fakat yapımcılar sadece savaş değil insani ve daha bir çok yönüyle ele almayı tercih etmişler. Tavsiye ederim.
Mektupların dili gerçekten çok ağır geldi ve açıkçası bazı yerlerde anlamakta zorlandım. Ama son 50 sayfa hem duygu yoğunluğu hem de daha anlaşılır olması sebebiyle keyifliydi. Hüzünlü bir öykü. Werther’in içinde bulunduğu çaresizliği, karışmışlığı birebir yaşamış kadar oldum ve oldukça…devamıMektupların dili gerçekten çok ağır geldi ve açıkçası bazı yerlerde anlamakta zorlandım. Ama son 50 sayfa hem duygu yoğunluğu hem de daha anlaşılır olması sebebiyle keyifliydi. Hüzünlü bir öykü. Werther’in içinde bulunduğu çaresizliği, karışmışlığı birebir yaşamış kadar oldum ve oldukça etkilendim.
Lisedeyken filmlerini sevdiğimden dolayı alıp kitaplığımda okunmadan kalmış bir kitap. Kitap serisine Şafak Vakti’nden başlamıştım garip şekilde ve 5 senedir de hala daha bu kitabı okumamıştım. Şimdi eskiden kalan kitaplarımı bitirmeye karar verdiğim için okudum ve edebi açıdan hiç fena…devamıLisedeyken filmlerini sevdiğimden dolayı alıp kitaplığımda okunmadan kalmış bir kitap. Kitap serisine Şafak Vakti’nden başlamıştım garip şekilde ve 5 senedir de hala daha bu kitabı okumamıştım. Şimdi eskiden kalan kitaplarımı bitirmeye karar verdiğim için okudum ve edebi açıdan hiç fena bulmadım. Fakat kitabın, okurken buram buram ergenlik koktuğunu söylemeliyim. Hatta dış ortamda okurken birisi görür de dalga geçer diye biraz korkmadım da değil.. Her neyse tabi kitabın hitap ettiği yaş ve kitle malum o yüzden bu argümanlarla yargılamak yanlış olur. Öncelikle kitapta bir çok yazım hatası vardı. Epsilon yayınevinin pek özen gösterdiğini söyleyemeyeceğim. Filmleri ezbere bildiğim için sayfaları normalden çok daha hızlı okuyabileceğimi düşünmüştüm fakat yanılmışım. Kitapta farklı detaylar var ve okuması olayları bilmenize rağmen keyif veriyor. Özellikle Carlisle’ın ve Alice’in hikayesi hiç anlatılmamıştı. Benim için yıllardır gizemini koruyan bir konu hakkında bilgi edinmek hoş oldu.
Bu serinin herhangi filminden ileri derecede nefret ediyorum. Makyajları, kostüm tasarımları ve aşırı fütüristik öğeler beni ciddi derecede irrite ediyor. Keşke hiçbir filmini hiçbir şekilde izlemeseydim.
Öyküsüyle akıp giden, öylece tek oturuşta bitirilebilecek güzel bir kitap. Yazarın kitaplarını okurken zaman zaman hikayenin içindeki fazla detaylarda sıkılsam da, bittiğinde hep harikulade bir tat ve “iyi ki okumuşum” hissiyle baş başa kalıyorum. Bir de nedense kitapta geçen ortam…devamıÖyküsüyle akıp giden, öylece tek oturuşta bitirilebilecek güzel bir kitap. Yazarın kitaplarını okurken zaman zaman hikayenin içindeki fazla detaylarda sıkılsam da, bittiğinde hep harikulade bir tat ve “iyi ki okumuşum” hissiyle baş başa kalıyorum.
Bir de nedense kitapta geçen ortam bana okurken nedense Kadıköy’de bir gece yarısını anımsatmıştı.
İzlerken Charlie yerine ben çıldırdım. Harika bir film. O kadar gerçek ki o kadar ama o kadar trajikomik ki ağlarken kahkaha attım bu nasıl bir film allahım harikulade.