Demin kitap okuyordum ve o kadar güzel bir alıntıya denk geldim ki. Diyor ki " Sen, benim sana söylemek istediğim onca şey varken avazım çıktığı kadar sustugumsun. " Bazı insanlara olan hâlimi kısa bir şekilde özetlemiş resmen...
Biri bana acil akıl verebilir mi lütfennn son yazdıgım şiiri yazdıgım kişiye attım bana ay tenlim dedigide oluyordu sonra ay tenlim şiirini attı bana ithafen şiiri dinledim Ay Tenli Bir Kız Ay tenli bir kız geçer yıldızların altından. Gökyüzünü izler…devamıBiri bana acil akıl verebilir mi lütfennn son yazdıgım şiiri yazdıgım kişiye attım bana ay tenlim dedigide oluyordu sonra ay tenlim şiirini attı bana ithafen şiiri dinledim
Ay Tenli Bir Kız
Ay tenli bir kız geçer yıldızların altından.
Gökyüzünü izler durur hayranlıkla.
Keşke benim gözümden görse.
Yıldızların kıskançlıktan kaydığını
Büyüsüne kapılan tek ben olmadığımı anlasa;
Elleri toprağa değdiğinde bereketlenirdi,
Gözleri baktığı yeri cennete çevirirdi.
Bastığı yerden güller açar fark etmezdi.
Sadece gökyüzüne bakardı hayranlıkla…
Kendisinin hiç farkında değildi.
Şiir bu yani bu ne demek şimdiii
Aks-i Ruh Gözlerinde yıldızlar parlıyor, Sanki denizleri izliyorum sende. Gözlerin... Çiçek açtığım topraklar, Bahçemde açan en güzel çiçek. Bir kelebek geliyor bahçeme, Öyle güzel ki kelimeler kifayetsiz... Saf bir beyazlık içinde, Ruhunu görüyorum sanki. Seni gökyüzüne anlattım, güneş açtı; Toprağa…devamıAks-i Ruh
Gözlerinde yıldızlar parlıyor,
Sanki denizleri izliyorum sende.
Gözlerin... Çiçek açtığım topraklar,
Bahçemde açan en güzel çiçek.
Bir kelebek geliyor bahçeme,
Öyle güzel ki kelimeler kifayetsiz...
Saf bir beyazlık içinde,
Ruhunu görüyorum sanki.
Seni gökyüzüne anlattım, güneş açtı;
Toprağa anlattım, çiçekler büyüdü;
Rüzgâra anlattım, bahar havası esti;
Sonra suya anlattım, beyaz bir kelebek gördüm.
Lale-i Pinhan
Araftaki Ruh Bir tarafım her şeyin bitmediğini söylüyor, "Yıkılma!" diyor... Bense yaşayan bir bedende ölü bir ruh gibi hissediyorum. Körler ülkesinde görülmeyi beklemiş gibi hissediyorum... Sağırlar ülkesinde duyulmak istemek gibiydi haykırışlarım... Yüreği kör olanlar nasıl görebilirdi ki? Görmek için göze…devamıAraftaki Ruh
Bir tarafım her şeyin bitmediğini söylüyor, "Yıkılma!" diyor... Bense yaşayan bir bedende ölü bir ruh gibi hissediyorum. Körler ülkesinde görülmeyi beklemiş gibi hissediyorum... Sağırlar ülkesinde duyulmak istemek gibiydi haykırışlarım... Yüreği kör olanlar nasıl görebilirdi ki? Görmek için göze değil, yürek gerek.
Dünya ya siyahtı ya da beyaz sanki; ben ise gri... Gri, kirlenmiş bir beyaz mıydı yoksa temizlenmek isteyen bir siyah mı? Belki de sadece griydi... Çöldeyim sanki; suyu görüyorum ama yaklaştıkça benden uzaklaşıyor. Belki de gördüğüm sadece bir seraptan ibarettir... Arafta gibiyim; ne geçmişten kafamı tam çevirebiliyorum ne de önümü görebiliyorum... Etrafımı sis sarmış... Gözler gerçekten her şeyi gösterir mi? Öyleyse yağmurları, fırtınaları neden görmediler? Belki de tek yaptığım körler ülkesinde yaşamaktır...
Kelimeler... Bir insanı yaşatabilir de öldürebilir de. Bazen cam kırıkları gibidir, sizi yaralarlar... Peki ya gerçekte kelimeler bu kadar önemli mi, yoksa değer verdiğimiz kişilerin söylemesi mi yaralıyor bu kadar?
İnsan insandan vazgeçmez, insana yüklediği manadan vazgeçer.
İçimde onlarca insanın yası var, belki de beni öldüren bu...
Lale-i pinhan
Zihnin Rezonansı Negatif bir zihin size pozitif bir hayat veremez. En büyük düşmanınız kendi zihninizdir ve onun içindeki düşüncelerdir. Etrafa belirli bir enerji yayarız; her şeyin bir rezonans alanı vardır. Ve kendi rezonans alanınızda ne varsa onu çekersiniz. Mesela uyumadan…devamıZihnin Rezonansı
Negatif bir zihin size pozitif bir hayat veremez. En büyük düşmanınız kendi zihninizdir ve onun içindeki düşüncelerdir. Etrafa belirli bir enerji yayarız; her şeyin bir rezonans alanı vardır. Ve kendi rezonans alanınızda ne varsa onu çekersiniz. Mesela uyumadan önce uyumayı hayal ediyoruz, değil mi? Aynı onun gibi, zihnimizde canlandırdığımız şeyleri hayatımıza çekeriz. Düşünceler kelimelerimize, kelimeler eylemlerimize, eylemlerimiz karakterimize dönüşür ve karakterimiz de kaderimizi etkiler. Kısacası, zihninde ne varsa onu yaşarsın. Olumsuz düşünürsen hayata olumsuzlukları çekersin. Siz zihninizin efendisi olmalısınız, zihniniz sizin değil.
Geçmiş bir derstir, eviniz değil. Arabalarda dikiz aynası neden vardır bilir misiniz? Arkamızı görüp ona göre hareket edebilmemiz için. Sürekli dikiz aynasına bakarsanız ne olur? Önünüzü göremez ve kaza yaparsınız. Geçmiş de öyledir; ders alıp devam etmez, sürekli geçmişe bakarsanız önünüzü göremezsiniz. Sürekli geçmişteki hatalara odaklanmak sizi üzer ve yorar.
Bir patates çuvalı düşünün; ilk başta taşıdığınızda çok ağır gelmez ama zamanla daha da ağırlaşır ve etrafa kötü koku yayar. Aslında ağırlığı hiç değişmedi, sadece zamanla sizi yordu. Geçmiş, sürekli geçmişe bakmak, bırakmanız ve affetmeniz gereken insanlar o patates çuvalı gibidir; sizi sadece yorar. Affetmek, iyi insanların intikamıdır. Ve affetmek demek, onların yaptığını unutmak anlamına da gelmez; sadece daha dikkatli olursunuz. Geçmişi dikiz aynası gibi kullanın, dikkat edin ve çok fazla bakmayın; sonuçları iyi olmaz. Olumsuz düşünceler de patates çuvalı gibidir, onları serbest bırakın... Bir şeyi zamanından fazla taşırsanız size zarar verir."
Lale-i Pinhan