Araftaki Ruh Bir tarafım her şeyin bitmediğini söylüyor, "Yıkılma!" diyor... Bense yaşayan bir bedende ölü bir ruh gibi hissediyorum. Körler ülkesinde görülmeyi beklemiş gibi hissediyorum... Sağırlar ülkesinde duyulmak istemek gibiydi haykırışlarım... Yüreği kör olanlar nasıl görebilirdi ki? Görmek için göze…devamıAraftaki Ruh
Bir tarafım her şeyin bitmediğini söylüyor, "Yıkılma!" diyor... Bense yaşayan bir bedende ölü bir ruh gibi hissediyorum. Körler ülkesinde görülmeyi beklemiş gibi hissediyorum... Sağırlar ülkesinde duyulmak istemek gibiydi haykırışlarım... Yüreği kör olanlar nasıl görebilirdi ki? Görmek için göze değil, yürek gerek.
Dünya ya siyahtı ya da beyaz sanki; ben ise gri... Gri, kirlenmiş bir beyaz mıydı yoksa temizlenmek isteyen bir siyah mı? Belki de sadece griydi... Çöldeyim sanki; suyu görüyorum ama yaklaştıkça benden uzaklaşıyor. Belki de gördüğüm sadece bir seraptan ibarettir... Arafta gibiyim; ne geçmişten kafamı tam çevirebiliyorum ne de önümü görebiliyorum... Etrafımı sis sarmış... Gözler gerçekten her şeyi gösterir mi? Öyleyse yağmurları, fırtınaları neden görmediler? Belki de tek yaptığım körler ülkesinde yaşamaktır...
Kelimeler... Bir insanı yaşatabilir de öldürebilir de. Bazen cam kırıkları gibidir, sizi yaralarlar... Peki ya gerçekte kelimeler bu kadar önemli mi, yoksa değer verdiğimiz kişilerin söylemesi mi yaralıyor bu kadar?
İnsan insandan vazgeçmez, insana yüklediği manadan vazgeçer.
İçimde onlarca insanın yası var, belki de beni öldüren bu...
Lale-i pinhan
Zihnin Rezonansı Negatif bir zihin size pozitif bir hayat veremez. En büyük düşmanınız kendi zihninizdir ve onun içindeki düşüncelerdir. Etrafa belirli bir enerji yayarız; her şeyin bir rezonans alanı vardır. Ve kendi rezonans alanınızda ne varsa onu çekersiniz. Mesela uyumadan…devamıZihnin Rezonansı
Negatif bir zihin size pozitif bir hayat veremez. En büyük düşmanınız kendi zihninizdir ve onun içindeki düşüncelerdir. Etrafa belirli bir enerji yayarız; her şeyin bir rezonans alanı vardır. Ve kendi rezonans alanınızda ne varsa onu çekersiniz. Mesela uyumadan önce uyumayı hayal ediyoruz, değil mi? Aynı onun gibi, zihnimizde canlandırdığımız şeyleri hayatımıza çekeriz. Düşünceler kelimelerimize, kelimeler eylemlerimize, eylemlerimiz karakterimize dönüşür ve karakterimiz de kaderimizi etkiler. Kısacası, zihninde ne varsa onu yaşarsın. Olumsuz düşünürsen hayata olumsuzlukları çekersin. Siz zihninizin efendisi olmalısınız, zihniniz sizin değil.
Geçmiş bir derstir, eviniz değil. Arabalarda dikiz aynası neden vardır bilir misiniz? Arkamızı görüp ona göre hareket edebilmemiz için. Sürekli dikiz aynasına bakarsanız ne olur? Önünüzü göremez ve kaza yaparsınız. Geçmiş de öyledir; ders alıp devam etmez, sürekli geçmişe bakarsanız önünüzü göremezsiniz. Sürekli geçmişteki hatalara odaklanmak sizi üzer ve yorar.
Bir patates çuvalı düşünün; ilk başta taşıdığınızda çok ağır gelmez ama zamanla daha da ağırlaşır ve etrafa kötü koku yayar. Aslında ağırlığı hiç değişmedi, sadece zamanla sizi yordu. Geçmiş, sürekli geçmişe bakmak, bırakmanız ve affetmeniz gereken insanlar o patates çuvalı gibidir; sizi sadece yorar. Affetmek, iyi insanların intikamıdır. Ve affetmek demek, onların yaptığını unutmak anlamına da gelmez; sadece daha dikkatli olursunuz. Geçmişi dikiz aynası gibi kullanın, dikkat edin ve çok fazla bakmayın; sonuçları iyi olmaz. Olumsuz düşünceler de patates çuvalı gibidir, onları serbest bırakın... Bir şeyi zamanından fazla taşırsanız size zarar verir."
Lale-i Pinhan
Eski halimi özlüyorum... O zaman sanki daha çok kendim gibiydim... Okul ve test kitaplarından sevdiğim kısımları keser, dosyaya koyardım. Bugün yine yapayım dedim. Birkaç şey kestim, sonra dosyama baktım... Eskiden şiir de varsa alırmışım; sevdiğim güzel sözleri, fotoğrafları yaklaşık 4-5…devamıEski halimi özlüyorum... O zaman sanki daha çok kendim gibiydim... Okul ve test kitaplarından sevdiğim kısımları keser, dosyaya koyardım. Bugün yine yapayım dedim. Birkaç şey kestim, sonra dosyama baktım... Eskiden şiir de varsa alırmışım; sevdiğim güzel sözleri, fotoğrafları yaklaşık 4-5 sene önceye kadar... Bir huyum daha vardı: Sevdiğim alıntıları, sözleri, şiirleri bir ajandama yazıyordum. Buna ilk, Kahraman Tazeoğlu'nun kitaplarından biri olan Yaralı ile başlamıştım. O kitabın bende çok ayrı bir yeri var; o zamanlar kendimi bulmuştum o kitapta... Eski halimi özlüyorum. O zamanlar yalnızdım, evet; şimdiki bazı kişiler olmasa yine aynı. O zamanlar bu kadar yaralı değildim...
Sessiz Bir Veda İçim ölüyor yavaşça. Her geçen gün biraz daha bitiyorum; sessiz, sedasız... Görmüyorlar... Ben de vazgeçiyorum anlatmaktan, sesimden... Ruhum fazlasıyla yorgun, dinlenemeyecek kadar. Ve her geçen gün sevgiye, kendime dair inancım bitiyor. Umut etmek bir hataydı sadece, canımı…devamıSessiz Bir Veda
İçim ölüyor yavaşça. Her geçen gün biraz daha bitiyorum; sessiz, sedasız... Görmüyorlar... Ben de vazgeçiyorum anlatmaktan, sesimden... Ruhum fazlasıyla yorgun, dinlenemeyecek kadar. Ve her geçen gün sevgiye, kendime dair inancım bitiyor. Umut etmek bir hataydı sadece, canımı yaktı... Uzaklara gitmek istiyorum, çok uzaklara. Yıldızları ve ayı izlemek istiyorum. Kendi karanlığımda boğuluyorum... Siyah bir mum misali, etrafa karanlık yayıyorum. Kendime umut beslemek de hataydı... Kendi canımı kendim yaktım... İçimdeki çocuk ölüyor; bir çocuğun ruhunu öldürmek de cinayettir.
İçimdekileri çiçeklere anlattım, soldu. Güneşe anlattım, söndü. Denize anlattım, kurudu... Bir gün gökyüzüne anlattım her şeyi. Öyle bir yağmur yağdı ki bu şehir böyle bir yağmuru görmemişti. Gözyaşlarımdı onlar. Ruhum kaçıyor... Korkularım etrafımı sardı. İçimde bir ateş var sanki; etrafı yakıyor, en çok da bana zarar veriyor... Bazı vedalar sessiz olur. Ve bazen veda etmek zorunda kalır insan ama veda ettiğini bilmez... Yorgun, solgun ve bitkin olarak kendi viraneme gidiyorum. Vallahi şehrinizden bu yorgun, perişan kalbimi alıp gidiyorum... Size aydınlığı getirmeyi isterdim ama siyah bir mum sadece karanlık yayar... Bu şehir artık sizin, bana dair bir şey kalmadı...
Lale-i Pinhan