• Bir evladın babaya sitemi; Her daim ebeveynlerin “Benim çocuğum şöyle kötü, şu konuda iyi değil, şunu beceremiyor…” gibi söylemlerine maruz kalmış, çocuklarını eleştirmelerini dinlemişizdir. Artık kulak aşinalığı olduğu için bunu garip bile karşılamıyoruz. Peki bir evladın ebeveynini eleştirmesi… Bir…devamı• Bir evladın babaya sitemi;
Her daim ebeveynlerin “Benim çocuğum şöyle kötü, şu konuda iyi değil, şunu beceremiyor…” gibi söylemlerine maruz kalmış, çocuklarını eleştirmelerini dinlemişizdir. Artık kulak aşinalığı olduğu için bunu garip bile karşılamıyoruz.
Peki bir evladın ebeveynini eleştirmesi… Bir çocuğun buna hakkı var mıdır?
Anne veyahut baba figürünün, kendi büyüyemeden —büyümeden kastım düşünce yapısını geliştirmek, düşünsel olgunlukta belli bir düzeye gelebilmek— bir çocuk büyütmeye çalışması her daim bana saçma gelmiştir. Genelde çocuklarını birer çocuk olarak görmez; şekil verebilecekleri bir hamur gibi değerlendirirler.
Bazılarımız insan olmayı bile beceremezken, yeni birer insan büyütmeye çalışıyorlar. “Evlat” olarak nitelendirilenlerimizden bazıları kendi fikirlerini öne sürerek birer birey olmaya çalışsa da, bazıları ebeveynlerinin gölgesinde yaşamaya devam ediyor. İnsan bazen kurtulduğunu sanıyor; diyor ki kendine: “Çok zor değil kendimi yetiştirmek, bir şeyleri kendi başıma öğrenmek.”
En başlarda gerçekten zorlanmıyordur bazılarımız, ama sonradan ebeveynlerinizin yapması gerekenleri bile kendiniz yaptığınızda içimizdeki gücü tüketiyoruz. Birey olmaya çalışırken yavaş yavaş birer hiç oluyoruz. Pek tabii bu bir genelleme.
Çocuğun kendi yolunu seçtiği için takdir edilmesi gereken noktalarda, ebeveyn vasfıyla hareket edenlerin görüşleri dolayısıyla kendini hiçe sayması, düşüncelerini anne babaya göre şekillendirmesi; aslında toplumumuzun genel durumudur.
*Metinde bir incelemeden çok, yorumlama ve gerçek hayatla bağdaştırma çabası içerisindeydim. Bazılarınız için biraz kitapla alakası yokmuş gibi gelebilir; lakin hepsi, okuduğum an zihnimde beliren düşüncelerden sadece bazılarıdır.
Sağlıcakla Kalın.
*Alıntılar;
• içimde zarar görebilecek ne kalmıştı ki?
• benim ihtiyacım olan biraz yüreklendirme, biraz güleryüz, biraz da yolumun açılmasıydı; ama sen bunun yerine yolumu kapattın.
• sen benim için her şeyin ölçütüydün.
• her zaman hazırda bekleyen suçluluk bilinci içimi kemirirdi.
Spoiler içeriyor
★ ülfet belalı şey, fakat uzlet sıkıntılı bilmem nasıl gecirmeliyim son on beş yılı? • bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik; bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik! • zihnim bu şehirden bu devirden çok uzakta. • hala…devamı★ ülfet belalı şey, fakat uzlet sıkıntılı
bilmem nasıl gecirmeliyim son on beş yılı?
• bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;
bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
• zihnim bu şehirden bu devirden çok uzakta.
• hala görünür geçen asırlar
bir bir, koyu mavi gözlerinde.
• kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir!
ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!
• dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç!
bu son fasildir ey ömrüm, nasıl geçersen geç!
• ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.
• insan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
• yalnızlığın azabı her işkenceden beter;
yalnız bu kahrı insanı tahrib için yeter.
• ömrü oldukça yürür her yolcu,
varmadan menzile bir yerde ölür.
• ey sevgi anladım bu uzaktan sadâ ile,
ömrün yegane lezzetidir hatıran bile.
★ ta icindendi gelen hıçkırığı,
kalbinin vardı derininde bir kırığı.
• avutulurken uzun sözlerle,
o düşüp baktı derin gözlerle.
'heveslenmek bir hataydı değil mi? her zaman böyle olur, ne zaman bir şeyi çok istesem en beklenmedik şekilde o şeyin olması engelleniyor. sanki bir şeyi istemek tüm evrende ters tepiyor ya da ben lanetliyim, bilmiyorum.'