Keşke kalbimde senin olduğun kısmı kesip atabilsem. Keşke yalandan bıraktığın gülüşleri kazıyıp silebilsem. … Sildim attım. Dünya varmış. İşim var ama birazdan kahvemi alıp yürüyüşe çıkıyorum. Yaşamak lazım :)
Bırak senin devam etmediğin hayatı Kendi yolun nerede? Bırak yanlış anlasınlar, Bırak gitsin herkes. Bırak yine sen kal. Bir de mevsimler, Kediler, Şarkılar, Güneşli havalar, Rahat birkaç nefes gerek…
İntihar sadece bedenle mi edilir? Peki ya her şeyin altında kendini boğmak? Ne halletmesi… yıkmak, yok etmek kendini… Kabuslardan oluşan bir film şeridi haline geldi artık, yaşamak mı demişlerdi bunun adına, neydi? İşte bu aşamadan sonra ihtiyacın olan tek şey…devamıİntihar sadece bedenle mi edilir?
Peki ya her şeyin altında kendini boğmak?
Ne halletmesi… yıkmak, yok etmek kendini…
Kabuslardan oluşan bir film şeridi haline geldi artık, yaşamak mı demişlerdi bunun adına, neydi?
İşte bu aşamadan sonra ihtiyacın olan tek şey şimdi avucunun içinde. Artık kendine acımama gücüne sahipsin.
Yok et. Yapamıyorsun, altından kalkamıyorsun, yeniden kuramıyorsun, yaşayamıyorsun, ölemiyorsun…
Bırak gitsin yanında kalmayan her şey.
Acı çekiyorsun. Herkes acı çekiyor. Senden aldıklarını unutmazsan seni alana kadar durmayacak.
Biliyor musunuz. Benim size ihtiyacım yoktu. Yine de elimden geldiği kadar sizinle kalmaya çalıştım. Ve hiç fark etmediniz ama rica ederim. Belki mükemmel olamadım ama İnanmasanız da Çok şey yaptım. Şimdiyse siz gidiyorsunuz. Güle güle. Fakat bizim ayrılmamız için benim…devamıBiliyor musunuz.
Benim size ihtiyacım yoktu.
Yine de elimden geldiği kadar sizinle kalmaya çalıştım.
Ve hiç fark etmediniz ama
rica ederim.
Belki mükemmel olamadım ama
İnanmasanız da
Çok şey yaptım.
Şimdiyse siz gidiyorsunuz.
Güle güle.
Fakat bizim ayrılmamız için benim sizi bırakmam gerek.
Yine geri dönebileceğiniz açık ve size ait bir oda bırakarak.
Hoşçakalın.
Umarım iyi olursunuz.
(+Sadece, Kalben.)
Yapabilir miyiz? Her şeyi baştan toparlayabilir miyiz? Diyelim ki… Günler geçtikçe hayatımıza nüfuz eden, hiç istemediğiniz şeyler ve geçse bile kötü anların bıraktıkları izler hayatımızın üstüne siyah bir perde misali umutsuzluk çökertti. Her ne kadar hayat içinde birçok olasılık olsa…devamıYapabilir miyiz? Her şeyi baştan toparlayabilir miyiz?
Diyelim ki… Günler geçtikçe hayatımıza nüfuz eden, hiç istemediğiniz şeyler ve geçse bile kötü anların bıraktıkları izler hayatımızın üstüne siyah bir perde misali umutsuzluk çökertti. Her ne kadar hayat içinde birçok olasılık olsa da yaşanan onca şeyden sonra hayatta kalmaya odaklanan, hissettiği yorgunluk ve tükenmişlik duygusuyla zamanda akmıyoruz. Toparlanabilir mi? Her şeyi silip yeni bir hikayeye başlayabilir misiniz? Bunu başarabilir misiniz?
Tek bir birey, büyük bir topluluğun parçası, bir insan olarak yapmayacaksınız. Şimdiye kadar yaptıklarınız sadece elinizdekini iyi kullanmaktı. Şimdi de öyle olacak. Gerisini zaman gösterecek.
Elinizdekini kullanın. Bir şeyi başarmak gibi düşünmeyin, hayatınızı bitirip tekrar başlatmanız mümkün değil, sadece gerçekten istiyorsanız, olumsuz şeylerden kaçmayı bırakmak yerine (çünkü olumsuz bir şey varsa, vardır. Bundan kaçamazsınız) onu kabul edin ve bununla neler yapabileceğinize bakın.
Ve son olarak, düşünmekten korkmayın, bu konuda kendinizi zorlayın, inanmaktan korkmayın, inançla tahmin ettiğinizden çok daha fazla şey şekillenebilir. İnanıyorum deyip geçmekten bahsetmiyorum. Öyle inanacaksınız ki inanıyorum değil, biliyorum diyeceksiniz.
Bunun bilincinde olduğunuzda sandığınızın aksine daha fazla yorulmak yerine daha güvende hissedeceksiniz.
~““Belki duygularımı tanıyıp bana… onlarla ne yapacağımı öğretmeye çalışsaydın… böyle kolay ölmezdim anne…” Boğazında bir yumru, kirpiklerinde hüzün, içinde kendine bir kızgınlık, bir süre hiç kimsenin yokluğunu izledi.”~ Küçük kelimeler büyük konu..
Selamlar herkese yeni bir komplo teorisiyle karşınızdayım. Şu an The Portable Door’u izliyorum ve anlatılanlarda tanıdık gelen bazı noktalar buldum. Öncelikle Epstein vakalarını neredeyse hepsiniz biliyorsunuz, MJ şarkılarında bu vakalarda yapılanların ima edildiğini de duymuşsunuzdur. Ben bunu incelerken zamanında, bir…devamıSelamlar herkese yeni bir komplo teorisiyle karşınızdayım. Şu an The Portable Door’u izliyorum ve anlatılanlarda tanıdık gelen bazı noktalar buldum.
Öncelikle Epstein vakalarını neredeyse hepsiniz biliyorsunuz, MJ şarkılarında bu vakalarda yapılanların ima edildiğini de duymuşsunuzdur. Ben bunu incelerken zamanında, bir şarkısında başka bir dize aklıma takılmıştı. Bu, “herkesin kullanıldığı” ile ilgili bir sözdü. Bunun da bize yaptıkları bir şeyle ilgisi olup olmadığını düşünmüştüm. Ama ne olarak kullanabilirler? Onlara sağladığımız maddi bir desteği mi kastediyordu? Bunu daha çözümleyememişken şimdi bahsettiğim bu filmde insanların benliklerinin ve içgüdülerinin yönlendirildiği, başka deyişle ruhun çalındığı bir kurgu bu söz için biraz mantıklı geldi. İnsanların son zamanlarda çok fazla ruhsal çöküş yaşamaları da bununla bağlantılı olabilir mi diye düşünürken (ya da sadece benim etrafındakiler olabilir) aklıma tamamen başka bir animasyondan (bir ara çok izlenen Kpop Demon Hunters (evet veletlerle izledim)) bir kısım aklıma geldi. Konserlerde hayran kitlesinin göğüslerinin içinden mavi bir ışık huzmesi süzülüyor ve onlara güç katıyordu. Bana kalırsa bu gerçek hayata dair bir imge olmasa da sadece animasyon içinde bile ruhla ilgiliydi.
Buradan yoldan nereye varıyorum?
Hiçbir yere.
Sadece bu yolu size sunuyorum güzel güzel okuyun diye
“Belki de ciddiye alacak kadar vaktin yoktur, ne dersin? Hafızanın, çıkmaza sokan düşüncelerin, aklın, kalbin, insanların ve her şeyin sesini kısıp bir süre neyi göremediğimizi anlayalım mı?” “Risk alıyorsun yüzbaşı.” “Risk bizi almadan ağabey.”
“Gözleri kapanmamak için direniyordu. Parmaklarından kollarına yayılan dondurucu soğuğu hissetmemeye çalışarak kendini konuşmaya zorladı. “Şimdiye kadar birçok hata yaptım…” Birkaç kez öksürdükten sonra devam etti: “Ama hiçbiri kendi bildiğimi unutup başkalarının sözüne kulak vermem kadar hayatımı mahvetmedi.””