Keşke kalbimde senin olduğun kısmı kesip atabilsem. Keşke yalandan bıraktığın gülüşleri kazıyıp silebilsem. … Sildim attım. Dünya varmış. İşim var ama birazdan kahvemi alıp yürüyüşe çıkıyorum. Yaşamak lazım :)
Bırak senin devam etmediğin hayatı Kendi yolun nerede? Bırak yanlış anlasınlar, Bırak gitsin herkes. Bırak yine sen kal. Bir de mevsimler, Kediler, Şarkılar, Güneşli havalar, Rahat birkaç nefes gerek…
Yapabilir miyiz? Her şeyi baştan toparlayabilir miyiz? Diyelim ki… Günler geçtikçe hayatımıza nüfuz eden, hiç istemediğiniz şeyler ve geçse bile kötü anların bıraktıkları izler hayatımızın üstüne siyah bir perde misali umutsuzluk çökertti. Her ne kadar hayat içinde birçok olasılık olsa…devamıYapabilir miyiz? Her şeyi baştan toparlayabilir miyiz?
Diyelim ki… Günler geçtikçe hayatımıza nüfuz eden, hiç istemediğiniz şeyler ve geçse bile kötü anların bıraktıkları izler hayatımızın üstüne siyah bir perde misali umutsuzluk çökertti. Her ne kadar hayat içinde birçok olasılık olsa da yaşanan onca şeyden sonra hayatta kalmaya odaklanan, hissettiği yorgunluk ve tükenmişlik duygusuyla zamanda akmıyoruz. Toparlanabilir mi? Her şeyi silip yeni bir hikayeye başlayabilir misiniz? Bunu başarabilir misiniz?
Tek bir birey, büyük bir topluluğun parçası, bir insan olarak yapmayacaksınız. Şimdiye kadar yaptıklarınız sadece elinizdekini iyi kullanmaktı. Şimdi de öyle olacak. Gerisini zaman gösterecek.
Elinizdekini kullanın. Bir şeyi başarmak gibi düşünmeyin, hayatınızı bitirip tekrar başlatmanız mümkün değil, sadece gerçekten istiyorsanız, olumsuz şeylerden kaçmayı bırakmak yerine (çünkü olumsuz bir şey varsa, vardır. Bundan kaçamazsınız) onu kabul edin ve bununla neler yapabileceğinize bakın.
Ve son olarak, düşünmekten korkmayın, bu konuda kendinizi zorlayın, inanmaktan korkmayın, inançla tahmin ettiğinizden çok daha fazla şey şekillenebilir. İnanıyorum deyip geçmekten bahsetmiyorum. Öyle inanacaksınız ki inanıyorum değil, biliyorum diyeceksiniz.
Bunun bilincinde olduğunuzda sandığınızın aksine daha fazla yorulmak yerine daha güvende hissedeceksiniz.
“Belki de ciddiye alacak kadar vaktin yoktur, ne dersin? Hafızanın, çıkmaza sokan düşüncelerin, aklın, kalbin, insanların ve her şeyin sesini kısıp bir süre neyi göremediğimizi anlayalım mı?” “Risk alıyorsun yüzbaşı.” “Risk bizi almadan ağabey.”
“Ama artık vakit yaklaştı, cazibeli birkaç vaat beni ölüme giden yoldan döndürebilir mi? Hayır, nereye gideceğimiz belliydi, asıl mesele hangi halde gideceğimizdi.”
Bazen hayatının tek kişilik olduğunu anlamak için telefondan ve diğer her şeyden uzaklaşıp etrafındakilere bir bakman gerekiyor. Sana fayda sağlamayan şeylere takılıp kalmanın altında yatan her şey sis bulutunun altından çıkıyor ve nerede durduğunu yüzüne vuruyor sanki. Hangi yamaçta takılı…devamıBazen hayatının tek kişilik olduğunu anlamak için telefondan ve diğer her şeyden uzaklaşıp etrafındakilere bir bakman gerekiyor. Sana fayda sağlamayan şeylere takılıp kalmanın altında yatan her şey sis bulutunun altından çıkıyor ve nerede durduğunu yüzüne vuruyor sanki. Hangi yamaçta takılı kaldığını, hangi darbenin seni o çocukluğun huzuru ve açıklığından aldığını. Basit gibi görünen hataların hangi yollardan saptırdığını, basit gibi görünen kabullenişlerin hangi yolları kapattığını, küçük mutlulukların yaptığı harikaları ve bazı dokunuşların kapattığı yaraları hatırlatıyor. Dünyanın her yerinde ve etrafımızdaki insanların yakarışları, güneş doğup batarken ve deniz herkesi kıyısına çağırırken çekilen acıları duyuruyor gibi. Herkesin bir yarası var, herkesin bir özü var. Herkesin dönebileceği bir yer var.
Eğer başarma istediğiniz bir şey varsa ve bunun için çok çabalıyorsanız, insanların “Sakın vazgeçmeyin!” söylemlerinin önemsiz kaldığı bir noktaya gelmeniz söz konusu olabilir. Tamamen de vazgeçmiş olabilirsiniz, çok yorulmuş olabilirsiniz. Hatta muhtemelen olacaksınız da, insanız çünkü. Su da istikrarlı olduğu…devamıEğer başarma istediğiniz bir şey varsa ve bunun için çok çabalıyorsanız, insanların “Sakın vazgeçmeyin!” söylemlerinin önemsiz kaldığı bir noktaya gelmeniz söz konusu olabilir. Tamamen de vazgeçmiş olabilirsiniz, çok yorulmuş olabilirsiniz. Hatta muhtemelen olacaksınız da, insanız çünkü. Su da istikrarlı olduğu halde taşı deler, karşılaştıklarınız da sizi yıpratır, sonsuza kadar sapasağlam duramazsınız. Elbette üzülebilirsiniz, etrafımızdakiler neşenizin söndüğünü fark edebilir, ya da daha kötüsü etmeyebilir, her şey tepe taklak olmuş gibi hissedebilirsiniz. Ama içinde bulunduğunuz çukurun içinden tam göremeseniz de, her saniye ve her an bir şeyler değişir ve aynı kalır. Bir insan bir kere yaratıldı, ama sürekli yenilenir. Siz yine sizsiniz, yıkılsanız da yok olsanız da bir kez kalkmaya karar verdiğiniz zaman, sizi zincire vuran ve daha fazla boğulmayı istemenizi sağlayan huzursuz duygulara yavaşça karşı koyabilirsiniz. Hiçbir şeyi mükemmel ya da zamanında yapmak zorunda değilsiniz. Sadece niyetinize koyun ve kapıyı biraz ittirin. Açılmak zorunda değil, ama ittirin, belki kapıdan uzaklaşması gereken sizsinizdir. Sadece adım atın.