“Çalının arkasından merakla çimenlerde yatan adama baktı. “Nasıl sırt üstü yatarken bu kadar rahat olabilir?” Kaşlarını çatarak koruma güdüsüyle kollarını etrafına doladı…”
Bazen hayatının tek kişilik olduğunu anlamak için telefondan ve diğer her şeyden uzaklaşıp etrafındakilere bir bakman gerekiyor. Sana fayda sağlamayan şeylere takılıp kalmanın altında yatan her şey sis bulutunun altından çıkıyor ve nerede durduğunu yüzüne vuruyor sanki. Hangi yamaçta takılı…devamıBazen hayatının tek kişilik olduğunu anlamak için telefondan ve diğer her şeyden uzaklaşıp etrafındakilere bir bakman gerekiyor. Sana fayda sağlamayan şeylere takılıp kalmanın altında yatan her şey sis bulutunun altından çıkıyor ve nerede durduğunu yüzüne vuruyor sanki. Hangi yamaçta takılı kaldığını, hangi darbenin seni o çocukluğun huzuru ve açıklığından aldığını. Basit gibi görünen hataların hangi yollardan saptırdığını, basit gibi görünen kabullenişlerin hangi yolları kapattığını, küçük mutlulukların yaptığı harikaları ve bazı dokunuşların kapattığı yaraları hatırlatıyor. Dünyanın her yerinde ve etrafımızdaki insanların yakarışları, güneş doğup batarken ve deniz herkesi kıyısına çağırırken çekilen acıları duyuruyor gibi. Herkesin bir yarası var, herkesin bir özü var. Herkesin dönebileceği bir yer var.
(çocuklara böyle demeyin lütfen) “Aşk, bir zehirdir kızım. Önce uyuşturur, sonra yanılsamalar görmeni sağlar ve yavaşça kontrolünü elinden alır. En vurucu kısmı da bunu senin istemeni sağlayarak yapmasıdır. Kalbini ısıtıyor sanırsın ama seni içten içe kavuracak bir ateş yakıyordur.” Küçük…devamı(çocuklara böyle demeyin lütfen)
“Aşk, bir zehirdir kızım. Önce uyuşturur, sonra yanılsamalar görmeni sağlar ve yavaşça kontrolünü elinden alır. En vurucu kısmı da bunu senin istemeni sağlayarak yapmasıdır. Kalbini ısıtıyor sanırsın ama seni içten içe kavuracak bir ateş yakıyordur.”
Küçük kız annesinin ağzından çıkan sözleri tartarak dikkatlice düşündü, hâlâ açıklamada eksiklik olduğunu seziyordu fakat sonunda anladığını göstermek için başıyla onayladı.
(Karakter büyüyünce bu yüzden uzak durmuş)
Eğer başarma istediğiniz bir şey varsa ve bunun için çok çabalıyorsanız, insanların “Sakın vazgeçmeyin!” söylemlerinin önemsiz kaldığı bir noktaya gelmeniz söz konusu olabilir. Tamamen de vazgeçmiş olabilirsiniz, çok yorulmuş olabilirsiniz. Hatta muhtemelen olacaksınız da, insanız çünkü. Su da istikrarlı olduğu…devamıEğer başarma istediğiniz bir şey varsa ve bunun için çok çabalıyorsanız, insanların “Sakın vazgeçmeyin!” söylemlerinin önemsiz kaldığı bir noktaya gelmeniz söz konusu olabilir. Tamamen de vazgeçmiş olabilirsiniz, çok yorulmuş olabilirsiniz. Hatta muhtemelen olacaksınız da, insanız çünkü. Su da istikrarlı olduğu halde taşı deler, karşılaştıklarınız da sizi yıpratır, sonsuza kadar sapasağlam duramazsınız. Elbette üzülebilirsiniz, etrafımızdakiler neşenizin söndüğünü fark edebilir, ya da daha kötüsü etmeyebilir, her şey tepe taklak olmuş gibi hissedebilirsiniz. Ama içinde bulunduğunuz çukurun içinden tam göremeseniz de, her saniye ve her an bir şeyler değişir ve aynı kalır. Bir insan bir kere yaratıldı, ama sürekli yenilenir. Siz yine sizsiniz, yıkılsanız da yok olsanız da bir kez kalkmaya karar verdiğiniz zaman, sizi zincire vuran ve daha fazla boğulmayı istemenizi sağlayan huzursuz duygulara yavaşça karşı koyabilirsiniz. Hiçbir şeyi mükemmel ya da zamanında yapmak zorunda değilsiniz. Sadece niyetinize koyun ve kapıyı biraz ittirin. Açılmak zorunda değil, ama ittirin, belki kapıdan uzaklaşması gereken sizsinizdir. Sadece adım atın.
“Güçlü olmak zorunda değilsin, sen zaten güçlüsün. Sadece sakinleşmen ve karar vermen gerek. Ne yapacağını bilmemenden dolayı endişe etme, bilmen gerekeni bileceksin. Sadece devam et, şimdi olanlara karşılık ver.”