Milli Eğitimin kitap sınavları olurdu okullar arasında. Çocukken hep ben katılırdım okulumun adına. Lise 2'de olması lazım Bülbülü Öldürmek adlı kitabı okul hediye etmişti. O zaman okuyup çok etkilenmiştim. Aradan zaman geçtiği için mi bilmiyorum sanki tam benim hayal ettiğim…devamıMilli Eğitimin kitap sınavları olurdu okullar arasında. Çocukken hep ben katılırdım okulumun adına. Lise 2'de olması lazım Bülbülü Öldürmek adlı kitabı okul hediye etmişti. O zaman okuyup çok etkilenmiştim. Aradan zaman geçtiği için mi bilmiyorum sanki tam benim hayal ettiğim gibi çekmişler. Ya Harper Lee çok güzel betimlemiş ya da yapanlar güzel yapmış filmi. Küçük bir kızın iki yaz boyunca yaşadığı olayları anlatıyor filmde. Daha o yaşta ırkçılıkla tanışmış olması ne üzücü. Film de tabi bir de empati olayı var. Kimsenin içinin nasıl olduğunu bilmiyoru...
Filmin başı o kadar güzel ki bu kurguyu sahip ki nasıl yapmışlar diye merak ettim. İzlediğim filmlerin bazıları için şöyle derim ''Bu senaryoyu ben de yazabilirdim diye''. Ama bu kesinlikle aklıma gelmezdi. Scorsese hayranı olsam da ondan önce bu sanata…devamıFilmin başı o kadar güzel ki bu kurguyu sahip ki nasıl yapmışlar diye merak ettim. İzlediğim filmlerin bazıları için şöyle derim ''Bu senaryoyu ben de yazabilirdim diye''. Ama bu kesinlikle aklıma gelmezdi. Scorsese hayranı olsam da ondan önce bu sanata Billy Wilder'ın hayat verdiğinş kabul etmek gerek. Yine hızlı replikler, hazır cevaplıklar filmde fazlasıyla mevcut. Gerçi bu seferkileri tam anlayamadım ama olsun.
Epeydir Şarlo izlemiyordum. İyi geldi. Yine Kemal Sunal'ımızın Türkçeye uyarladığı bir eser. Chaplin'ini çok sevmeme rağmen bu filme pek ısınamadım. Ama sondaki hayaller ülkesi kısmını beğendim. Hiç günah yokken şeytanın gelip akıllarına iki günahı sokup ortalığı karıştırması konuyla alakasız ama…devamıEpeydir Şarlo izlemiyordum. İyi geldi. Yine Kemal Sunal'ımızın Türkçeye uyarladığı bir eser. Chaplin'ini çok sevmeme rağmen bu filme pek ısınamadım. Ama sondaki hayaller ülkesi kısmını beğendim. Hiç günah yokken şeytanın gelip akıllarına iki günahı sokup ortalığı karıştırması konuyla alakasız ama güzeldi.
Bu aralar izlediğim her filmi diğer bir filme benzetiyorum. Shakespeare in Love ise Amadeus’a benziyordu. Şekspir ve Mozart’ın filmdeki hareketleri o kadar benziyordu ki şaşırdım kaldım bu duruma. Romeo ve Juliet’i hepimiz okumuşuzdur. Okumayanlarımız olsa bile duymayanımız yoktur. İşte bu…devamıBu aralar izlediğim her filmi diğer bir filme benzetiyorum. Shakespeare in Love ise Amadeus’a benziyordu. Şekspir ve Mozart’ın filmdeki hareketleri o kadar benziyordu ki şaşırdım kaldım bu duruma. Romeo ve Juliet’i hepimiz okumuşuzdur. Okumayanlarımız olsa bile duymayanımız yoktur. İşte bu film Şekspir’in bu mükemmel oyunu nasıl yazdığını bizlere gösteriyor. Yaşadıklarını, hissettiklerini o kadar güzel bir şekilde dile getiriyor ki tiyatroya karşı çıkan bir papaz olsanız bile oyunun sonunda yapabileceğiniz tek şey çığlıklar atarak alkışlamak oluyor. Tiyatroda bir kadının rol almasının yasak olduğu bu dönemlerde yapılan diğer şeyler değil de bu olay ahlaksızlık olarak sayılıyor. Ama sanat bütün yasakları kırmasını biliyor. Sanatı hissetmesini bilen güzel kalplerimizin daima mutlu olması dileğiyle…
Konumuz IRA. O dönemi anlatan çok fazla film izlemedim. Bundan 3 veya 4 yıl önce yaptığım bi otobüs yolculuğunda oradaki tabletten Elli Ölü Adam adlı filmi izlemiştim-maalesef dublaj-. Filmin başındaki müzik bana Eşkya’daki bar sahnesini hatırlattı. O müzikle bunun ritmi…devamıKonumuz IRA. O dönemi anlatan çok fazla film izlemedim. Bundan 3 veya 4 yıl önce yaptığım bi otobüs yolculuğunda oradaki tabletten Elli Ölü Adam adlı filmi izlemiştim-maalesef dublaj-. Filmin başındaki müzik bana Eşkya’daki bar sahnesini hatırlattı. O müzikle bunun ritmi çok benziyordu. Film sadece IRA’yı veya patlayan bombaları anlatmıyor. Baba ve oğul arasındaki iletişimi bizlere gösteriyor. Bundan bi önceki filmde(Gözlerindeki Gizem) Hakime Irine şöyle diyordu. Adalet ama aksak adalet. Zaman veya mekan değişse de gerçekten böyle:(
Sonunda Bergmanla tanışmış olduk. Bi Fil Adam veya 7. Ruh ile tanışmak isterdim ama kısmet bunaymış. Kariyerini aile hayatına tercih etmiş başarılı bi müzisyenin başarısız aile hayatını izliyoruz. Konuşmalar ve oyunculuklar hoşuma gitti. Ama onun dışında durağan bir film. Annesinin…devamıSonunda Bergmanla tanışmış olduk. Bi Fil Adam veya 7. Ruh ile tanışmak isterdim ama kısmet bunaymış. Kariyerini aile hayatına tercih etmiş başarılı bi müzisyenin başarısız aile hayatını izliyoruz. Konuşmalar ve oyunculuklar hoşuma gitti. Ama onun dışında durağan bir film. Annesinin baskısı hep üzerinde hissetmiş bir kadın en sonunda dayanamayıp her şeyi anlatıyor. Çocukken yaşayıp sustuğu olaylara bu sefer tepki koyuyor. Bu kadar…
Mükemmel. Filmlerin fragmanını izlemem, konusunu okumam. Oradaki basit iki üç cümle ya zevkimi kaçırır diye korkarım. O yüzden açtığım filmlerin türünü bile yanlış tahmin etmiş olabiliyorum. Filmin ismine ve afişine baktığımda normal olarak güzel bi aşk filmi izlerim diye düşünmüştüm.…devamıMükemmel. Filmlerin fragmanını izlemem, konusunu okumam. Oradaki basit iki üç cümle ya zevkimi kaçırır diye korkarım. O yüzden açtığım filmlerin türünü bile yanlış tahmin etmiş olabiliyorum. Filmin ismine ve afişine baktığımda normal olarak güzel bi aşk filmi izlerim diye düşünmüştüm. Hem de İngilizce sıktı artık birazcık İspanyolca duyayım, iki por favor kelimesi duyayım diye açmıştım. Evet, filmde aşk vardı ama bambaşka bir konu daha içindeydi. Ki isteseler bu konudan iki film bile yapabilirlermiş. Benjamin’in Mayoles’in hayatından ders çıkartması çok hoşuma gitti. Suçluyu erkenden bulabiliyoruz ama emin olmak için son saniyeye kadar bekletiyor film. Elli defa karar değiştirdim. Aslında çok daha farklı bir son yazabilirdim. Sadece iki adamın yerini değiştirerek…
Evet, üst üste dört saatlik filmler izlemek yürek ister dostlarım. Ama hiç canınızı sıkmayın çünkü ben de o yürek fazlasıyla var. Hem kaç zamandır iki gözümün çiçeği IMDb’den film izlemiyordum. İyi geldi az da olsa IMDb kasmak. İsa’nın yakın dostlarından…devamıEvet, üst üste dört saatlik filmler izlemek yürek ister dostlarım. Ama hiç canınızı sıkmayın çünkü ben de o yürek fazlasıyla var. Hem kaç zamandır iki gözümün çiçeği IMDb’den film izlemiyordum. İyi geldi az da olsa IMDb kasmak. İsa’nın yakın dostlarından Yahuda’nın onunla tanışmadan önceki hayatını anlatıyor. Film eğer iki buçuk saatlik bir süreye sahip olsa daha güzel olabilirmiş. Sahneleri çok kaliteli bir şekilde uzattıkça uzatmışlar. Biri Romalı biri Yahudi eski iki çocukluk arkadaşının tekrardan bir araya gelmesiyle filmimiz başlıyor. Ama unuttukları bir şey var ki o da artık çocuk olmadıkları. Birisini yükselme hırsı diğerini ise millet sevgisi kaplamış. Milleti ve dostluğu arasında kalan Yahuda’nın dostluğu seçmesi üzerine olaylar başlıyor ta ki kendi içinde verdiği savaş bitene kadar. Çok garip değil mi? Bir din ortaya çıkarken ona en katı şekilde yaklaşanların daha sonra koruyuculuğunu üstlenmesi? Mesela şu an Roma’da oturan ve Katolik öğretisiyle yetişmiş bir genç bunu izlediği zaman kime üzülüp kime sevinecek. Tarihi mi yoksa dini mi onun için daha kutsaldır acaba?..
2016’da aldığım kapkalın ve büsbüyük bir tarih kitabında bu filmin afişini görmüştüm. Oz Büyücüsü ve bu ikisinden övgüyle bahsediyordu. Çıktıkları yıllarda ikisi de bildiğim kadarıyla gişe rekoru kırmış. Filmde, savaşın her şeyini elinden aldığı güneyli bir kızı izliyoruz. Amerikan İç…devamı2016’da aldığım kapkalın ve büsbüyük bir tarih kitabında bu filmin afişini görmüştüm. Oz Büyücüsü ve bu ikisinden övgüyle bahsediyordu. Çıktıkları yıllarda ikisi de bildiğim kadarıyla gişe rekoru kırmış. Filmde, savaşın her şeyini elinden aldığı güneyli bir kızı izliyoruz. Amerikan İç Savaşından önce çocuk gibi davranan Scarlett’in hayat tarafından acımasızca nasıl büyütüldüğünü izleyeceğiz. Baştan söyleyeyim film birazcık uzun ama bu gözünüzü korkutmasın. Dizilerin bir sezonunu tek gecede bitiren insanların 3 saatlik filmlere bu çok uzun ben izleyemem demesi çok garibime gidiyor. İlk dönem filmlerinin tiyatroya benzeyen biraz da aşırıya kaçan o abartılı rollerini burada ziyadesiyle göreceksiniz. Gerçi Yeşilçam bizleri zaten uzun bir süre buna maruz bırakmıştı. Başrolümüzdeki güzel hanımefendinin yüzündeki parlaklığın zamanla solmasına üzülerek şahit olacağız. Asla bir daha aç kalmayacağı üzerine ettiği o epik sahnedeki yemin üzerine hayatını tamamen değiştiriyor. O kadar şey yazdık ama asıl meseleyi unuttuk. Ortada bir de karşılıksız aşkımız var. Aşk mı yoksa saplantı mı olduğuna artık sizin karar vereceğiniz bu duygu güzelim başrolümüzün hayatta asla mutlu olamamasına sebebiyet veriyor. İşin garibime giden kısmı filin başında Konfederasyonu bu kadar övmeleri. Sonuçta 30’larda siyahiler hala haklarını elde edememişti. Onları özgür bırakmak için gelen Birliğe daha farklı yaklaşmalarını beklerdim. Normalde güney gri mi giyiyordu yoksa mavi mi sorusunun cevabını biliyorken filmin başında sağ olsunlar her rengi giydirdikleri için kafam karıştı. Yazacaklarım bu kadar sonuçta dört saatlik bir film kısa bir şey yazsam ayıp olur:)