“Hiç farkına varmadan babası olmuştu. Kalbini karısına açmayan, evinin dışındaki hayatı evinin içindekinden daha önemli bulan, evdeki yürek sızılarını anlamayan, anlasa da umursamayan, çehresi daima asık, sesi daima gür ve azarlamaya hazır babası.” ●Belki bir gün tekrar okurum
Spoiler içeriyor
"Benim ilk aşkım olmadı. İkincisinden başladım" ● Bu cümle bana garip ve biraz anlaşılmaz geldiği için ChatGBT'ye sordum (bu ara her şeyi ona soruyorum 😊) O da bana şöyle bir yorumda bulundu, ne kadar doğru ve geçerli bilemem ama dursun…devamı"Benim ilk aşkım olmadı.
İkincisinden başladım"
● Bu cümle bana garip ve biraz anlaşılmaz geldiği için ChatGBT'ye sordum (bu ara her şeyi ona soruyorum 😊)
O da bana şöyle bir yorumda bulundu, ne kadar doğru ve geçerli bilemem ama dursun burda:
☆İlk Aşk’ta anlatıcının söylediği “Benim hiç ilk aşkım olmadı, ikincisinden başladım.” cümlesi aslında düz bir gerçeklikten çok, ironi ve içsel kırılma içerir.
Bunu birkaç katmanda anlayabiliriz:
1. İlk aşkın “gerçek” olmaması
Genç adam (Vladimir), Zinaida’ya duyduğu şeyin başta saf, masum ve ideal bir “ilk aşk” olduğunu düşünür. Ama zamanla öğrendiği şey (özellikle Zinaida’nın babasıyla ilişkisi), onun yaşadığı duygunun:
karşılıksız,
yanılsamalı,
hatta bir bakıma “çocukça”
olduğunu gösterir.
Bu yüzden geriye dönüp baktığında şunu demek ister:
“Benim yaşadığım şey aslında gerçek bir ilk aşk değildi.”
2. Hayalden gerçeğe sert geçiş
İlk aşk genelde insanın romantik dünyaya girişidir. Ama Vladimir için bu deneyim:
hayranlık → kıskançlık → hayal kırıklığı → acı şeklinde çok hızlı ve sert yaşanır.
Bu yüzden: “Ben doğrudan aşkın ikinci aşamasına, yani acı ve gerçeklik kısmına geçtim.” demiş olur.
3. Masumiyetin kaybı
Bu cümlede biraz da erken büyüme vardır.
İlk aşk genelde:
saflık,
umut,
idealizm içerir.
Ama onun deneyimi bu aşamayı “yaşayamadan” bitmiştir.
Yani aslında şunu söyler:
“Ben o saf ve güzel ilk aşkı yaşayamadım; benim aşkım daha baştan kırılmış bir şeydi.”
4. Kendini koruma (hafif alay)
Biraz da kendini korumak için söylenmiş bir söz: Yaşadığı şey onu incitmiştir
Bu yüzden küçümseyerek anlatır
“Zaten o ilk aşk değildi.” diyerek acıyı hafifletmeye çalışır.
Kısaca
Bu cümle şunu anlatır:
İlk aşkın olması gereken saflığını ve güzelliğini yaşayamadım.
Benim aşkım daha baştan hayal kırıklığıyla doluydu.
Bu yüzden ona ‘ilk aşk’ bile diyemem
"Açlığı, yalnız kendi büzülmüş midesinde değil, çocuklarının da büzülmüş karınlarında duyan bir adamı nasıl korkutabilirsiniz?” ●Açlığı, acıyı, sömürülmeyi ve daha birçok şeyi çok güzel anlatan bir kitap. Belki bir gün tekrar okurum.
"Ona, diretmekle yanıldığını söyleyecektim; bu son nokta o kadar da önemli değildi. Fakat sözümü kesti, karşımda dimdik durarak ve beni yüreklendirerek Tanrı’ya inanıp inanmadığımı sordu. Hayır, dedim. Hoşnutsuzluk içinde yerine oturdu. Bunun mümkün olmadığını her insanın, hatta ondan yüz çevirenlerin…devamı"Ona, diretmekle yanıldığını söyleyecektim; bu son nokta o kadar da önemli değildi. Fakat sözümü kesti, karşımda dimdik durarak ve beni yüreklendirerek Tanrı’ya inanıp inanmadığımı sordu. Hayır, dedim. Hoşnutsuzluk içinde yerine oturdu. Bunun mümkün olmadığını her insanın, hatta ondan yüz çevirenlerin bile Tanrı’ya inandığını söyledi bana. O böyle inanıyordu, bundan bir an bile şüphe etse hayatının anlamı kalmayacaktı"
"Gurur ve gösteriş farklı şeyler, ama sık sık aynı anlamda kullanılıyorlar. İnsan gösteriş düşkünü olmadan gururlu olabilir. Gurur daha çok kendimizle ilgili görüşümüze bağlıdır, gösteriş ise bizim hakkımızda başkalarına ne düşündürtmek istediğimize." ● İlk fırsatta filmini izleyeceğim
"Burada ne yapıyorsun?” “Dünyanın çevresinde yolculuk ediyorum,” demiş Küçük Kara Balık. “Dünya çok büyük,” demiş Aydede, “Her yere gidemezsin ki.” “Haklısın,” demiş Küçük Kara Balık. “Ama gidebildiğim kadar giderim.” ● Bu kitapla ilgili ne hissettiğimi, nasıl hissettiğimi tam bilmiyorum.
"Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyfendi! Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var…" "Senin gözünü sevda bürümüş, Bey…" "Göğsünün içinde, bu asırlık ağacın kabuğu gibi yarıklar bulunduğunu sandı ve gırtlağına kadar bir ateşin çıktığını hissetti. Aman Yarabbi,…devamı"Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyfendi! Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var…"
"Senin gözünü sevda bürümüş, Bey…"
"Göğsünün içinde, bu asırlık ağacın kabuğu gibi yarıklar bulunduğunu sandı ve gırtlağına kadar bir ateşin çıktığını hissetti. Aman Yarabbi, ne kadar yalnızdı."
"Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığının gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı. Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkansızlıkla beraber gelmişti? Niçin hayatının bu en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz, öldürmeye mecbur kalıyordu?.. Niçin? Kimin için?.."
“Benim için yapılacak ne iş kaldı ki?” diyordu. “Yerimizi boşaltsak da dünyaya yeni geleceklere yer açsak…"
"Bu kızla aralarında konuşulmadan, düşünülmeden, hatta yüz yüze bakılmadan bir macera geçmiş gibiydi."
"Bir zamanlar birbirlerinden ayrılmak, birbirlerini kaybetmek ihtimalinin korkusunu çekmiş olmasalar, belki de birbirleri için ne kadar kıymetli olduklarını hala bilmeyeceklerdi. Hayatları o kadar birbirinin içinde kaybolmuş, birleşmişti."
"…bir zamanlar ben de başka türlü düşünüyordum, her şeyi aklımla halletmeye kalkıyordum. Fakat artık dünyada bir tek şeye inanıyorum: O da tecrübe."
"Hayattan fazla şeyler bekleme. Dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak, muhite uymak, hiç sivrilmemektir"
"Bazı şeyler vardır canımızı sıkar: ”Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!” deriz. Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden, bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez."
"Kendini halinden şikayet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez."