İki saatlik uyku, ankara ayazı, amfideki uğultular, rahatsız edici tahta sıralar, içtiğim kahvenin ağzımda bıraktığı acımsı tat ve musul kitabı taşımaktan hafif sızlayan omuz. Bu sabah bütün üniversite hayatımın özeti gibi
"Zira politika iyi yönetmek ve insanların değişmez duygularını bir arada yaşatmak sanatından başka bir şey değildir" Beccaria'nın bu önemli eserinde suç eyleminden ziyade cezanın üzerinde durulmuş. Cezanın suçla olan ilişkisi ve ne şekilde cezalar verilmesi gerektiğine değinilmiş. Cezaların adaletli olmasında…devamı"Zira politika iyi yönetmek ve insanların değişmez duygularını bir arada yaşatmak sanatından başka bir şey değildir"
Beccaria'nın bu önemli eserinde suç eyleminden ziyade cezanın üzerinde durulmuş. Cezanın suçla olan ilişkisi ve ne şekilde cezalar verilmesi gerektiğine değinilmiş.
Cezaların adaletli olmasında asıl önemli olan yasalara bağlılıktır. Yasalar açık/anlaşılır olmalıdır yoruma açık olması büyük sorunlar doğurur. En başında yargıcın keyfiliği ortaya çıkar. Elbette hakimlerin belirli düzeyde takdir yetkileri olmalıdır ancak ceza hukuku bence buna uygun bir alan değildir. Bu durum toplumdan topluma değişen göreceli bir durumdur. Demokratik ilkeleri benimsememiş ve hukuk devleti olduğu anayasasında yazmasına rağmen bunun bir yazıdan öteye geçirememiş bir toplumda kısmen bile olsa cezaların verilmesinin hakime bırakılması hatalıdır. Eğer bu Norveç'te uygulanıyorsa ve verimli sonuçlar ortaya çıkıyorsa aynı durum Türk hukuk sistemi için de işe yarar demek pek mümkün değildir.
Ayrıca kitapta cezaların ağır olmasındansa kaçınılmaz olmasının daha önemli olduğuna vurgu yapılmış. Özellikle her ne kadar günümüzde örneği az olsada eskiden verilen idam yaptırımları bir fayda sağlamaz. Önemli olan failin işlediği suçtan pişman olmasıdır bu da ancak kaçınılmaz olan bir cezayla olabilir, kişi muhakkak yaptığı fiilin sonuçlarına katlanacağını bilmelidir. Suçla verilen ceza arasında da uzunca bir süre geçmiş olmamalı toplum suçla ceza arasındaki neden sonuç ilişkisini kurabilmelidir.
Bana kalırsa suçlunun psikolojisi de belli yönlerden suç için önemli ancak Beccaria savunduğu görüş nedeniyle failin psikolojisine pek değinmemiş.
Dili de biraz ağır geldi ama ilgi alanıma girdiği için ne anlatmak istediğini genel olarak anladım. Sürükleyici bir kitap değildi ancak suç ve cazaya karşı ilginiz varsa ve cezaların tarih içindeki şekillenişini merak ediyorsanız tavsiye ederim.
+Kedi için insan kahreder mi kendini? Sokaklar kedi dolu. Bir işe yaramaz hayvanlar, ben zaten oldum olası hiç hoşlanmam bu nankör mahlukatlardan -Ben de senden hiç hoşlanmam Necip Kaptan! Hanım(1989) Kedileri seviyorum. Hayatı daha yaşanılabilir kılıyorlar hatta dünya üzerinde çok…devamı+Kedi için insan kahreder mi kendini? Sokaklar kedi dolu. Bir işe yaramaz hayvanlar, ben zaten oldum olası hiç hoşlanmam bu nankör mahlukatlardan
-Ben de senden hiç hoşlanmam Necip Kaptan!
Hanım(1989)
Kedileri seviyorum. Hayatı daha yaşanılabilir kılıyorlar hatta dünya üzerinde çok çabuk anlaşabildiğim tek canlılar. Bir kedinin başını okşayıp ilgi göstermek, mırıldanıp yavaşça sana sokulması, sevilmek için bacağına sürtünmesi, besleyip karnını doyurmak bana huzur veren nadir şeylerden. Okula giderken çantamda genelde yaş mama taşırım. Yolda kedi görürsem karnını doyurmak için yanımda hazır bulunur. Kampüsteki bütün kedilerle de baya yakın sayılırız. Hatta çoğuna bir isim bile verdim.
'Hanım' filmini de bayadır izlemek istiyorum ancak biraz dramatik bir film izlersem büyük ihtimalle kahrolurum. Konusu, kanser olan ve yakında öleceğini bilen Olcay hanım çok sevdiği kedisi Hanım'ı hayvan sever birisinin sahiplenmesini ister bunun için kapı kapı dolaşır.
"Adaleti ve silahların kullanım hakkını elinde tutan devlettir, bireyler değil" Diziyi izledikten sonra ikinci sezonun sonunda haber spikerinin bu cümlesi Escobarın yıllarca yakalanamamsının nedenini çok güzel özetliyordu. Narcos; üç sezonluk ama benim için iki sezonluk olan ve tek solukta iki…devamı"Adaleti ve silahların kullanım hakkını elinde tutan devlettir, bireyler değil"
Diziyi izledikten sonra ikinci sezonun sonunda haber spikerinin bu cümlesi Escobarın yıllarca yakalanamamsının nedenini çok güzel özetliyordu.
Narcos; üç sezonluk ama benim için iki sezonluk olan ve tek solukta iki sezonu da izlediğim bir başyapıt.
Konusunu da anlatarak yorumlamaya çalışacağım. Biraz spoiler içeren bir yazı olacak eğer diziyi izleyecekseniz ve bundan rahatsız olursanız bundan sonraki kısmı okumamanızı öneririm. O kadar güzel tarafı vardı ki nereden başlayacağımı bilemiyorum.
Ünlü narko-terörist Escobarın yükselişini ve daha sonra da yavaş yavaş çöküşünü, aynı zamanda narkotik şubeyle olan çatışmalarını anlatıyor. Diziye başlamadan önce Pablo Emilio Escobar Gaviria'nı kim olduğunu biraz araştırmıştım. Uyuşturucu satıcısı, binlerce insanın katili, zamanında dünyanın en zengin 7. kişisi, aile babası, kısa bir sürede olsa Kolombiya meclis üyesi ya da halkın ona taktığı isimle 'Robin hood' olarak çeşitli kimliklerle tanıtılabilir. Fakir bir çifçinin oğlu olarak doğdu ancak öldüğü zamanki serveti 30 milyar dolardı. Enflasyonu da hesaba katarsak günüzde kat kat daha fazla bir miktar ama 30 milyar dolar günümüzde bile çok uçuk bir rakam. Büyük uyuşturucu ağları kurmuş ve dünyadaki uyuşturucu piyasasının %90'ını kontürolü altına almıştır. Hükümete savaş ilan etmiş ve birçok bombalı/silahlı eylemle binlerce sivil ve polisin ölümüne neden olmuştur.
Dizide yuşturucu satmaya başlaması ve sonrası anlatılıyor. İlk başta halka gerçek yüzünü göstermedi fakir halka para dağıttı onları yanına çekti halk onu o kadar çok sevdi ki ona 'robin hood' dediler. Escobar'ın politikacı olmak istemesi izlerken ironik geldi. Hatta bir ara ciddi ciddi meclise girmeyi başarmıştı ancak bu uzun sürmedi. Suçlu olduğu anlaşılınca meclisten atıldı.
Bir uyuşturucu kaçakçısının hem de bu kadar büyük işler yapan bir adamın hükümete bile savaş açmasına rağmen yakalnması elbette o kadar kolay olmadı bunun en büyük nedeni rüşvet yiyen polislerdi. Kolimbiyanın kolluk gücünün yarısı bir suçluya çalışırsa haliyle onu yakalamak pekte kolay olmaz. Narkotik sürekli peşindeydi ancak Escobar muhbirleri sayesinde hep bir adım öndeydi. Hatta küçücük sokak çocukaları bile organize olup ona haber uçuruyordu. Tabii tek amacı Escobar'ı yakalamak isteyen adamlar da vardı. Burada kesinlikle Carillo'dan bahsetmek isterim çünkü o gelince dizinin havası bile değişti. En çok üzüldüğüm kısım da karakterin kurgu olup aslında tarihte böyle bir adamın yaşamamış olması.
Narkotik ve Escobarın arasındaki çatışmlarada kaybeden genelde masum insanlar oldu. Ancak o kadar olaya rağmen halkta onu seven hatta ona tanrıymış gibi davranan insanlar vardı. Onu durduramayacağını anlayınca hükümet onunla uzlaşmak bile istedi ancak bu uzlaşma da uzun sürmedi. Escobar tartışmasız zeki bir adamdı peşinde kocama bir hükümet ve polis/asker olmasına rağmen her işin içinden rahatlıkla sıyrılıyordu. Escobarın asıl çöküşü ise bence kuzeni Gustavo'nun ölümüyle başladı. Belki işler hâlâ yolundaydı ancak onun ölümüyle birlikte duygusal olarak çöktü, mantıksız davranmaya başladı. Bazı yerlerde Escobar için üzüldüğüm bile oldu belki dizide ailesine değer veren birisi olarak lanse edildiş şeklinden de kaynaklanıyor olabilir.
Hep Pablo Escobardan bahsettim ancak diziye başlamamdaki asıl neden başrolde Pedro Pascal'ın olmasıydı. Diğerlerinde olduğu gibi Penã karakterinin de hakkını vermiş. Netflix'in en kaliteli işlerinden birisi olmuş. Ancak son sezonu izlemeyeceğim zaten 2. sezonun sonunda Escobar ölüyor devamını da izleyenler genel olarak beğenmemiş en son 2. Sezon 9. Bölümü izledim sezon finalini de izleyip 3. Sezonda bırakacağım.
🎰Puanım:9/10🎰
☆Favori Repliklerim☆
*Gerçeğe inanmak güç olduğunda yalanlar gerekli şeylerdir. Değil mi? Bunu büyük bir yalan olduğunu biliyoruz.
*Bu hergeleye teslim olmuştum. Adalet Bakanı. Ama bu ülkede adalet olmadığı için o hiçbir şeyin bakanı değil
*Bizim yapmadığımız şeyi yaptığı için bizi yendi. Kötü adamlar kurallara uymazlar. Bu yüzden kötüdürler zaten. Belki de bu yüzden kazanırlar.
*Bir tesörist, bir uyuşturucu kaçakçısı ve katil istediği her şeyi kabul eden minettar bir ulusa teslim oluyordu. Ancak Pablo adalet önünde boyun eğmiyordu adaletten kaçıyordu ve biz izlemekten başka bir şey yapamıyorduk.
*Bu savaşta nedense hep masumlar acı çekiyordu
*Hırsızlar arasında şeref yoktur derler. Bu uyuşturucu kaçakçıları için çok daha doğru.
*Gaviria, Pablo'yla tek bir anlaşma yapmaktansa şeytanla yüz anlaşma yapmaya razıydı. Pablonun tekliflerini yerine getirmek siyasi bir intihardı.
*Amerika'daki bir hücredense Kolombiya'daki bir mezar daha iyidir.
Konusundan dolayı değil konusunun işleniş biçiminden dolayı hayatımda izlediğim en değişik film olabilir. Diğer filmlerden farklı olarak olay örgüsü sonundan başına doğru ilerliyor. Doğal olarak bazı yelerde kafanız karışıyor ve izlediğiniz şeyden tamamen kopuyorsunuz ama en sonunda parçalar birleşiyor ve…devamıKonusundan dolayı değil konusunun işleniş biçiminden dolayı hayatımda izlediğim en değişik film olabilir. Diğer filmlerden farklı olarak olay örgüsü sonundan başına doğru ilerliyor. Doğal olarak bazı yelerde kafanız karışıyor ve izlediğiniz şeyden tamamen kopuyorsunuz ama en sonunda parçalar birleşiyor ve film anlam kazanıyor.
Konusu kısaca: Bir adamın, tecavüz edilip daha sonrasında öldürülen karısının katilini aramasını konu alıyor ancak tek sorun adamın şimdiki zamandan on beş dakika öncesini bile hatırlamaması.
En sevdiğim kısım izlerken kendimi hep o adam gibi hissetmemdi. Olaylar sondan başladığı için öncesinde ne olduğunu bilmiyordum tıpkı o anda o adamın önceki hiçbir şeyi hatırlamaması gibi. Başta herkes şüpheli geldi sanki adamın durumunu bilip kukla gibi kullanıyorlardı birde adamın tuttuğu notlara ve dövmelere çok güvenmesi mantıksız geldi. Sonuçta tuttuğu yanlış bir not her şeyi değiştirebilir katili yanlış bulup suçsuz birini öldürmüş olabilirdi.
Sonu bilinen bir film olsa da asıl merak edilen kısım sonuç değil sonucun nedeni olduğundan izlerken sıkılmadım.
🎰Puanım:7/10🎰
Öncelikle şu soruyla başlamak gerek: Sizce suçları öngörebilmek , suç ortaya çıkmadan bunu engellemek ve kişiyi yapmadığı bir şeyden dolayı cezalandırmak ne kadar adil? Film konu olarak bunun üzerine kurulmuş. Bir sistem sayesinde gelecekte suç işlemeden bunu kahinler aracılığıyla önceden…devamıÖncelikle şu soruyla başlamak gerek: Sizce suçları öngörebilmek , suç ortaya çıkmadan bunu engellemek ve kişiyi yapmadığı bir şeyden dolayı cezalandırmak ne kadar adil? Film konu olarak bunun üzerine kurulmuş. Bir sistem sayesinde gelecekte suç işlemeden bunu kahinler aracılığıyla önceden bilip olay gerçekleşmeden müdahale ediliyor. Aksiyonu bol(ilk 40 dakikası biraz sıkıcı), bilimkurgu tadında, dönemine göre başarılı, sıkmayan bir yapım. Ancak en büyük eksiklik sadece cinayetlerin öngörülmesi. Suç deyince çoğumuzun aklında bir cinayet canlanır ancak uyuşturucu satımı, kaçakcılık, dolandırıcılık, cinsel saldırı, devlete karşı işlenen suçlar ve diğer birçok suç türünü de öngöremediği sürecek pekte işlevi olan bir sistem olduğu söylenemez.
Birkaç ay önce ceza hocası derste önermişti. Hocaya ve dersine karşı duyduğum empatiden dolayı filme karşı beklentilerim vardı. Tam olarak beklentimi karşılamasa da seyir zevki verdi.
İlk soruma gelecek olursak bence eğer gelecekte teknoloji ciddi anlamda hızla geliştiğinden dolayı böyle bir sistem ortaya çıksaydı birisini işlemediği bir suçtan dolayı zatten işleyecekti diye cezaladırmak belki ilk başta toplum için yararlı gözükebilirdi ancak birçok haksızlığı da beraberinde getirirdi hatta yüksek ihtimalle yöneticilerin maşası olurdu.
Eğer suç/aksiyon seven biriyseniz tavsiye ederim.
Puanım:7/10
Yeni hedefimi buldum galiba: Oriol Paulo'nun bütün filmlerini izlemek. İlk defa bir yönetmene takmış durumdayım. Şimdiye kadar üç filmi izledim the invisible guest, the body ve biraz önce izlediğim hakkında da konuşacağım Mirage. Bu filmimiz ilk izlediğim ikisi gibi suç…devamıYeni hedefimi buldum galiba: Oriol Paulo'nun bütün filmlerini izlemek.
İlk defa bir yönetmene takmış durumdayım. Şimdiye kadar üç filmi izledim the invisible guest, the body ve biraz önce izlediğim hakkında da konuşacağım Mirage. Bu filmimiz ilk izlediğim ikisi gibi suç temalı değil pek yani tamam cinayette var ama asıl olay tam olarak o değil. İlk başta bir ailenin yeni bir eve taşınması ve kadının zamanda geriye giderek 25 yıl önce bir çocuğu kurtarmasıyla işler karışmaya başlar. İlk başlarda beklentimi karşılayamayacağını düşündüm hatta iki saat olduğu için ikiye bölüp izleyecektim ama filmin ortalarında olaylar ilginçleşmeye başlayınca başından kalkmadan tek solukta izledim. Eğer zamanda yolculuk/kelebek etkisi tarzı filmleri seviyorsanız düşünemden önerebilirim.
Bunların dışında son sahneyi izlerken 11.22.63 dizisinin sonuna o kadar benzettim ki yani sanki bir anda Sadie ve Jake'in dans ettiği sahneyi izlediğim zamana ışınlanmış gibiydim. Çok garip bir dejavu hissi verdi. Bu yüzden sonunda olması gerekenden daha duygusal hissettirdi gözlerim bile doldu o derece. Aslında filme puanım on üzerinden yedi ama son sahnedeki o garip bebzerlikten sonra: 8/10
İspanyol yapımı suç temalı önerebileceğiniz film varsa yorumlara beklerim:))
...
(Spoiler)
Ayrıca filmi izleyenlere bir şey sormam lazım. Azıcık kafam karıştı çünkü. Başrol kadının yani Vera'yı David'le evli oldukları hayatta David onu aldatıyor muydu? Yani o sigaradan kadın her şeyi çözdü galiba ama kafam karıştı tam emin olamadım.
Ters köşe sevenlere gözüm kapalı önerebileceğim, kaliteli, sürükelyici, buram buram gizem kokan harika bir İspanyol film. Hatta aynı yönetmenin 'the body' diye bir filmi de baya dikkatimi çekti bu yapımdan sonra büyük bir beklentiyle onu da yarın izleyeceğim. İspanyollar bu…devamıTers köşe sevenlere gözüm kapalı önerebileceğim, kaliteli, sürükelyici, buram buram gizem kokan harika bir İspanyol film. Hatta aynı yönetmenin 'the body' diye bir filmi de baya dikkatimi çekti bu yapımdan sonra büyük bir beklentiyle onu da yarın izleyeceğim. İspanyollar bu işi iyi biliyor.
İzlerken ilk başta çok basit bir cinayet var gibi gözüküyor ama işler gittikçe karışıyor. Sonunun bir kısmını dogru tahmin edebildim ama tam olarak olayı çözmek baya zor. Tam bir şeye şaşırıyorsunuz sonra yine ters köşe oluyorsunuz. İzlemediyseniz kesinlikle tavsiye ederim:))
Puanım:7.5/10
"Dünden kalanları, yiyeceğiz sanırım... Çocuklar, masayı kurun.Annenizin biraz yalnız kalması lazım." Ya nasılll??? Nasıl bu kadar mükemmel bir dizi olmasına rağmen nerdeyse hiç bileni, izleyeni olmaz? O kadar güzeldi ki... Sürekli bir aksiyon ya da olay yok ancak kendini yine…devamı"Dünden kalanları, yiyeceğiz sanırım... Çocuklar, masayı kurun.Annenizin biraz yalnız kalması lazım."
Ya nasılll??? Nasıl bu kadar mükemmel bir dizi olmasına rağmen nerdeyse hiç bileni, izleyeni olmaz? O kadar güzeldi ki... Sürekli bir aksiyon ya da olay yok ancak kendini yine de izlettirdi. Dizimiz kimya laboratuvarında teknisyen olarak çalışan Elizabeth hakkında. Kimyayla fazla ilgili olan ve bir biliminsanı olmayı hedefleyen ana karakterimiz kimyayla ilgili bilgilerini yemek yaparken de kullanıyor. İlerleyen bölümlerde yemek programına sunucu olunca da yine kimyayı kullanarak nasıl daha lezzetli bir yemek yapılabileceğini gösteriyor. Teknisyenlikten program sunuculuğuna geçiş bir anda olmuyor tabi. Bu süreçte Elizabeth Calvin'le tanışıyor ve hayatı gittikçe değişmeye başlıyor. Ayrıca ataerkil bir toplumun içinde kadınlara eşit muamele gösterilmeyen ve aşağılayan bir toplumda bir kadının buna baş kaldırışını da izlemiş oluyoruz. Kısaca konusu bu şekilde. Kısa bir dizi olsa bile yan karakterlere de dizide bolca yer verilmiş. Hem başrol kızımıza da baya hayran kaldım. Yani özetle diziyi izlemenizi ve başkalarına izlettirmenizi şiddetle tavsiye ederim.
Spoiler içeriyor
Selamlar herkese🌸 Öncelikle bu sıcaklar ne böyle yaz mı geldi cehennemin kapıları mı açıldı belli değil. Sıcak olduğu için evden dışarı adım atmıyorum. Evde sıkıntıdan patlamamak için bir şeyler izliyeyim dedim ama yine bir şey izleyememe hastalığına yakalandığımdan başladığım dizilerin…devamıSelamlar herkese🌸
Öncelikle bu sıcaklar ne böyle yaz mı geldi cehennemin kapıları mı açıldı belli değil. Sıcak olduğu için evden dışarı adım atmıyorum. Evde sıkıntıdan patlamamak için bir şeyler izliyeyim dedim ama yine bir şey izleyememe hastalığına yakalandığımdan başladığım dizilerin devamını izlemeye üşenip 5-6 diziyi ilk bölümlerden bıraktım. Sonunda bu döngüden beni kurtaran dizimiz:1899🪲
İlk bölüm pek sarmadı dedim ben bunu da yarıda bırakıcam galiba. Ama sonra sıkıntıdan ikinci bölümüde izliyeyim derken bir baktım diziyi bitirmişim. Genel olarak sürükleyici denilebilecek ama çok abartılmaması gereken bir dizi. Bazı küçük mantık hataları ve ne alaka dedirtecek sahneler var ama onun dışında güzel. Buram bura gizem kokan bir dizi olduğu için ilk üç bölüm sürekli gerçekle ilgili bir teori ürettim. Aslında ürettiğum teoriler diziden daha mantıklıydı bence çünkü sonlara doğru saçmaladı biraz. Simülasyonun içinde simülasyon nedir kardeşim. Beynim yetmedi bir an. Denizin ortasındaydık sonra uzaya çıktık... O an dedim ki ne izledim ben şimdi?? Bir de asıl kötüyü babası sanıyordum meğer kadının abisiymiş. Bu nasıl aile?? Yani sen niye babanı ve kız kardeşini bir simülasyonun içine sokup onlara acı verirsin?? Benim büyücü halam bile bizim aileye bu kadar çektirmedi.
Ben karakterleri de pek sevemedim. Bir dizideki tüm karakterler mi gıcık olur!? Çoğu aklını yolda düşürmüş gibi davranıyor zatten. Ve bir dizide ya da filmde en çekemediğim şey aptal karakterlerdir. Belki de bu yüzden diziyi pek sevemedim.
İkinci sezonu iptal edilmiş. O yüzden bir çok gizem havada kaldı. Çoğunun bir cevabı yok. Ama bence böyle daha iyi olmuş. İkinci sezon çıksaydı buyük ihtimalle dahada saçmalarlardı.
Puanım:6/10