Django, kelle avcısı Dr. Schultz ile köle Django’nun yollarının kesişmesiyle başlıyor. Schultz’un Django’ya karşı bir sorumluluk hissetmesi ve onun, kendisi gibi köle pazarında satılan karısını kurtarmasına yardım etmesiyle film soluksuz bir maceraya dönüşüyor. Dönemin berbat ırkçılığını ve ayrımcılığını çarpıcı bir…devamıDjango, kelle avcısı Dr. Schultz ile köle Django’nun yollarının kesişmesiyle başlıyor. Schultz’un Django’ya karşı bir sorumluluk hissetmesi ve onun, kendisi gibi köle pazarında satılan karısını kurtarmasına yardım etmesiyle film soluksuz bir maceraya dönüşüyor.
Dönemin berbat ırkçılığını ve ayrımcılığını çarpıcı bir şekilde gözler önüne seren film; aksiyon, dram ve aşkı başarılı bir şekilde harmanlıyor. Christoph Waltz ve Leonardo DiCaprio’nun performanslar mükemmelin ötesinde.
Bu arada Red Dead Redemption oynayanların dikkatini mutlaka çekmiştir; oyundaki Braithwaite Manor sahnesinin, filmdeki cenaze dönüşü köşke yürüyüş sahnesinden esinlendiği çok belli. :)
Dönem filmi olarak, politik film olarak ve vampir filmi olarak da çok iyi bir film. Müziklere diyecek bir şey yok zaten. Ancak sonlara doğru biraz saçmalamış gibi geldi. Yine de atmosferi ve sinematografisi çok başarılı, izlenir. Fakat 16 adaylığı tam…devamıDönem filmi olarak, politik film olarak ve vampir filmi olarak da çok iyi bir film. Müziklere diyecek bir şey yok zaten. Ancak sonlara doğru biraz saçmalamış gibi geldi. Yine de atmosferi ve sinematografisi çok başarılı, izlenir. Fakat 16 adaylığı tam olarak neden aldığını anlayamadım. Tüm zamanların en çok adaylık alan filmi olacak kadar bu filmde ne var?
Yayınlandığı yıla göre oldukça cüretkar bir film olabilir; dönemine göre efektleri de hiç fena değil. Ama kötü film. “İkonik”, “kült” diye açıp izledim, ikonik olan tek şey Freddy Krueger. Onun dışında kalan her şey vasatın üstü. Özellikle oyunculuklar… Başrol kızımız,…devamıYayınlandığı yıla göre oldukça cüretkar bir film olabilir; dönemine göre efektleri de hiç fena değil. Ama kötü film. “İkonik”, “kült” diye açıp izledim, ikonik olan tek şey Freddy Krueger. Onun dışında kalan her şey vasatın üstü. Özellikle oyunculuklar… Başrol kızımız, bu kadar dandik oyunculuk yeteneğiyle başrol olmayı başarmış. Bu da büyük bir başarı olsa gerek.
Film, FBI ajanı Clarice Starling’in başka bir seri katili yakalamak için Lecter’la kurduğu tehlikeli ilişkiyi anlatıyor. Clarice’in erkek egemen bir dünyada kendini kanıtlama ve var olma çabası, dönemin cinsiyetçi yaklaşımını ve kadınlara yönelik önyargıları bir çok sahnede gözümüze sokuyor. Filmin…devamıFilm, FBI ajanı Clarice Starling’in başka bir seri katili yakalamak için Lecter’la kurduğu tehlikeli ilişkiyi anlatıyor. Clarice’in erkek egemen bir dünyada kendini kanıtlama ve var olma çabası, dönemin cinsiyetçi yaklaşımını ve kadınlara yönelik önyargıları bir çok sahnede gözümüze sokuyor.
Filmin bu kadar iyi olmasının en büyük sebebi Anthony Hopkins’in inanılmaz performansı. Bir seri katil olarak soğukkanlılığı, zekası ve tehditkarlığını aynı anda yansıtması; rahatsız edici tavırlarıyla izleyiciyi germesi ve tüm bunları sadece 16 dakikalık ekran süresiyle başarması inanılmaz. 16 dakikalık bir performansla Oscar alan başka bir oyuncu var mı bilmiyorum…babanın önünde saygıyla eğiliyorum.
Filmin iyi mi kötü mü olduğuna karar veremedim. Gizem ve ters köşe yapacağız derken özellikle japon karakterle ilgili bazı mantık hataları ortaya çıkmış. Ne beğendim ne de beğenmedim.
The Shining filmindeki çocuk karakter Danny’nin yetişkin halini izliyoruz. İlk filmi çok beğenip, devam filminde de aynı tadı alacağınızı sanarak büyük bir hevesle izlerseniz, büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Doctor Sleep’i ayrı bir film olarak değerlendirmek çok daha sağlıklı olacaktır.…devamıThe Shining filmindeki çocuk karakter Danny’nin yetişkin halini izliyoruz. İlk filmi çok beğenip, devam filminde de aynı tadı alacağınızı sanarak büyük bir hevesle izlerseniz, büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.
Doctor Sleep’i ayrı bir film olarak değerlendirmek çok daha sağlıklı olacaktır.
İlk filmdeki tekinsizlik, yalnızlık ve otelin sessizliğinin getirdiği saf gerilim atmosferinden uzaklaşıp, fantastik bir macera filmine dönüşmüş. Danny, ruh emen ve karavanla gezen doğaüstü güçlere sahip bir tarikatla silahlı çatışmaya giriyor diyeyim, siz anlayın :D
Ayrıca uygulamadaki kullanıcıların bu filmi The Shining’in devamı olarak görüp nasıl bu kadar beğenip övgüler yağdırdıklarına anlam veremedim. Filmin başrolündeki küçük siyahi kız karakterin oyunculuğu da vasatın bir tık üstü.
The Shining, sadece bir korku filmi değil; zihinsel çözülmenin, yalnızlığın ve bastırılmış öfkenin görsel bir şiiri. Jack Torrance’ın yavaş yavaş deliliğe sürüklenişi, izleyiciye sadece korku değil, empati de hissettiriyor. Otelin sessizliği, karakterlerin iç seslerini daha da gürültülü hale getiriyor. Jack…devamıThe Shining, sadece bir korku filmi değil; zihinsel çözülmenin, yalnızlığın ve bastırılmış öfkenin görsel bir şiiri. Jack Torrance’ın yavaş yavaş deliliğe sürüklenişi, izleyiciye sadece korku değil, empati de hissettiriyor. Otelin sessizliği, karakterlerin iç seslerini daha da gürültülü hale getiriyor.
Jack Nicholson’ın performansı, gerçeklik ile hayal arasındaki çizgiyi silerken, Wendy’nin çaresizliği ve Danny’nin sezgileri hikâyeye derinlik katıyor. Filmdeki kırmızı renk kullanımı, bana bastırılmış duyguların patlamasını çağrıştırdı.
Stanley Kubrick’in filmi çekerken gerçekçilik uğruna oyuncuları gerçekten delirtmeye çalışması, bazı sahneleri 500’den fazla kez tekrar ettirmesi, kadın oyuncunun bazı sahnelerde sinir krizleri geçirip hastanelik olması… Kubrick abimizin iyi bir iş ortaya çıkarabilmek adına bu kadar narsistçe davranabilmesi gerçekten korkutucu.
Film, bir akşam yemeği sırasında kuyruklu yıldızın geçişiyle tetiklenen paralel evrenler fikrini işliyor. Karakterler, farkında olmadan kendi farklı versiyonlarıyla karşılaşıyor. Oyunculuklar ve akış bana biraz yavan geldi; fikir ve konu güzel olsa da, kafamda tam oturtamadığım bazı eksik noktalar var.