Senaryo, yapım, oyunculuk açısından son derece tatmin ediciydi. Ercan Kesal olsun, Hazal Türesan olsun zaten söylemeye gerek yok ve diğer bütün oyuncular dört dörtlüktü. Son bölümlerin Kars’ta çekilmesi benim için bonus gibiydi. Arkadaki müzikler Kars sahnelerinde akordiyon ile zenginleşmişti. Yani…devamıSenaryo, yapım, oyunculuk açısından son derece tatmin ediciydi. Ercan Kesal olsun, Hazal Türesan olsun zaten söylemeye gerek yok ve diğer bütün oyuncular dört dörtlüktü. Son bölümlerin Kars’ta çekilmesi benim için bonus gibiydi. Arkadaki müzikler Kars sahnelerinde akordiyon ile zenginleşmişti. Yani bu dizide bütün detaylar gayet titiz şekilde düşünülüp uygulanmıştı. Senaryoda karakterler iyi betimlenmişti, adeta gerçek gibiydiler. Kısaca standartların üzerinde bir yapım olmuştu, 1 sezonda bitirilmesine üzüldüm.
Bir tek ilk sezondaki giriş müziği (Gazapizm) güzeldi! İlk bölümler de pek fena değildi. Ama giderek beğenmemeye başladım. Ayağa düştü diyelim de komedilerine katkımız olsun heh heh he!
Kenan İmirzalıoğlu’nu kadroda görünce büyük beklentiye girdiğim ama fena hayal kırıklığına uğradığım dizi.. Kenan İmirzalıoğlu oynamaktan ziyade ruhsuz bir yan rol üstlenmiş hatta yapımcı ve yönetmene küsmüş gibiydi. 😁 Sanki dizide yok olmak istiyordu benim gözümde öyle de oldu. Senaryo…devamıKenan İmirzalıoğlu’nu kadroda görünce büyük beklentiye girdiğim ama fena hayal kırıklığına uğradığım dizi.. Kenan İmirzalıoğlu oynamaktan ziyade ruhsuz bir yan rol üstlenmiş hatta yapımcı ve yönetmene küsmüş gibiydi. 😁 Sanki dizide yok olmak istiyordu benim gözümde öyle de oldu. Senaryo da zayıftı. Dan Brown eserlerine öykünülmüş, bizdeki tarikatlara uyarlanmak istenmiş ama konu aşırı sönük ve havada kalmış. Belki benim gibi din tarihiyle yakın ilgili birine tatmin edicilikten öte hatta komik geldi. Tarihi ve mistik konular hedefleyen senaristlerin işlerini ciddiye alıp daha dikkatli araştırması gerekiyor bence. Dizi genel olarak kasvetliydi, İstanbul’un kar yağışı altındaki güzel enstantaneleri bile görseli kurtarmaya yetmemiş. Sonuç olarak beğenmedim ve yarım bıraktım.
Psikolojik dramaya dönüşmüş bir aşk hikayesi izledim. Senaryo, karakter kurulumu ve herşeyden önemlisi oyunculuklar mükemmel. Adeta oynamamış yaşamışlar. Uzun süredir böyle kaliteli bir dizi izlememiştim. Konuya hiç değinmeyeceğim çünkü her çözümleme giderek spoiler verebilir. En iyisi izleyin, kendinizi akışa bırakın!…devamıPsikolojik dramaya dönüşmüş bir aşk hikayesi izledim. Senaryo, karakter kurulumu ve herşeyden önemlisi oyunculuklar mükemmel. Adeta oynamamış yaşamışlar. Uzun süredir böyle kaliteli bir dizi izlememiştim. Konuya hiç değinmeyeceğim çünkü her çözümleme giderek spoiler verebilir. En iyisi izleyin, kendinizi akışa bırakın! Dizinin sonuna kadar türlü duygu durumlarından geçeceksiniz. Konu sizi içine çekecek, bazen kızgın, bazen üzgün.. her duruma biraz alışıp; siz de uyum sağlayacaksınız. En sonunda aynı o kadın ve erkek karakter gibi dönüşecek ve değişeceksiniz. Bu dizi hayatın kendisi. İsyan etmeden sonuna kadar izleyin, asla pes etmeyin!
Çok beğendiğim bir dizi oldu. Senaryo güzel, oyuncular muhteşem. Mekanlar, hele ki Adana : en sevdiğim. Devam sezonlarının çekilmesini isterdim. Sevgili Ercan Kesal’ın diziden erken ayrılmış olması tek olumsuz bulduğum noktaydı.
Nuri Bilge Ceylan yine şaşırtmadı… bir yönetmenin hatta senaristin düşünüp ve hissedip de aktaramadığı ne varsa sihir gibi ustaca ortaya konan bir yapıt. İlk kez konu, çekimler, dekor ve müzikler hatta karakterleri canlandıran sanatçı seçimi : bütün ögeler birlik olmuş…devamıNuri Bilge Ceylan yine şaşırtmadı… bir yönetmenin hatta senaristin düşünüp ve hissedip de aktaramadığı ne varsa sihir gibi ustaca ortaya konan bir yapıt. İlk kez konu, çekimler, dekor ve müzikler hatta karakterleri canlandıran sanatçı seçimi : bütün ögeler birlik olmuş karşımda boy gösteriyor. Hepsi bir duyguyu anlatmak için bir araya getirilmiş ve tabii ki izleyiciyi o duygunun içine kolayca sokuyor. Filmde kültürel, politik farklılıklara da değinilmiş ama filme asla bu tarz bir bakış açısı bulaştırılmamış ki sırf bu yüzden bile yönetmen tebrik edilmelidir. Objektif olarak iki karakteri yarım saat boyunca tartıştırıp yine de tarafsız kalmak büyük başarı sayılır. Özürlü öğretmen bence senaryonun fanatizmden yara almış, kendi bireyselliğini sonradan farketmiş ve aşırı bir siyasi uçtan kendi egosuna hatta kadınlığına transfer olmuş tarafını temsil ediyordu. Samet ise o bireyselliğin içine doğmuş ama yine de kendisini tam bulamamış, ücra bir Anadolu köyünün kuru otları gibi önemsiz ve ezilen bir birey gibi hissediyordu. Öğrencisi Sevim de bir ara herşeye rağmen kasabanın ve Samet’in o sıkıcı hayatını neşeye boğabilecek kadar delişmen, farfara, umursamaz bir aydınlık yüz gibi algılansa bile sonuçta O da basit yaşamların toprağına özgü; kışa hemen teslim olup kuruyacak sıradan ve çok basit otlarındandı. Herşeyi kanıksamış olan Samet artık bunu da umursamıyordu…