“Gerçeğe inanmak güç olduğunda yalanlar gerekli şeylerdir.” Kulağa havalı gelebilecek daha çok söz vardı ama dizi iyice sürükledi ve ben not alamadım. Gerçeği birebir yansıtmasa da etik değerlerimizi sorgulattı çünkü zor durumlarla karşı karşıya olan insanların yaptığı kötünün iyisi seçimleri…devamı“Gerçeğe inanmak güç olduğunda yalanlar gerekli şeylerdir.”
Kulağa havalı gelebilecek daha çok söz vardı ama dizi iyice sürükledi ve ben not alamadım.
Gerçeği birebir yansıtmasa da etik değerlerimizi sorgulattı çünkü zor durumlarla karşı karşıya olan insanların yaptığı kötünün iyisi seçimleri görüyoruz. Tabi bazen berbat olanları da oluyor. Bir de Amerika’nın her şeye burnunu başka amaçlarla daldırabileceğini görüyoruz. Arada konulan gerçek kesitler de çok hoş bir hava katmış, belgeselimsi.
Escobar öldükten sonra devam etmeye çalıştım ama olmadı. Pena karakterini her ne kadar sevsem de onu Steve’i koyduğum anlatıcı konumuna koyamadım. Açıkçası biraz yapmacık geldi. Escobar’ın ilgi çekici ve farklı kişisel bir yapısı olduğunu inkar edemem, en azından dizide aktarıldığı kadarıyla. Kompleksleriyle şok yüz yüze geliyoruz. Escobar’ı canlandıran oyuncu da gerçekten çok iyi iş çıkarmış.
bu diziyi kim yaptıysa en ağır şekilde yargılanmalı nedense beni çok duygulandırdı.. iyi ya da kötü bittiğinden değil. bazı şeyleri hoş yansıtmışlar ve sinematografiği çok güzeldi.
Spoiler içeriyor
“Tek bir kişiliğe sahip olsak da kendi içimizde yarattığımız hayali dünyaları asla göz ardı edemeyiz.” “Hayaller asla gerçeğe dönüşmezler.” Konusuna uzun süre önce bakıp birden izleme kararı aldığım için bilmeden izledim. Bir ünlünün hayatını anlatacağını anladım an mesafeli yaklaştım. Çünkü…devamı“Tek bir kişiliğe sahip olsak da kendi içimizde yarattığımız hayali dünyaları asla göz ardı edemeyiz.”
“Hayaller asla gerçeğe dönüşmezler.”
Konusuna uzun süre önce bakıp birden izleme kararı aldığım için bilmeden izledim. Bir ünlünün hayatını anlatacağını anladım an mesafeli yaklaştım. Çünkü psikolojik zorlukları bir kenara bırakırsak bu hayatın pek zorlayıcı olduğunu düşünmüyordum. Buna bizim coğrafyamız üzerinden düşünebiliriz. Asya’daki idollük kültürü çok daha farklı. Bu yüzden yaklaşımım yanlıştı ve anlattığı tek şey de bu değildi.
Çok önceden yapılmış olmasına rağmen değindiği konular hâlâ günümüzde popüler: herhangi bir medya ögesine bağımlı olmak, internet üzerinden sapıklık, kariyere dair hayalkırıklıkları, insan dahi olsan alıp satılan bir meta haline gelmek… Bunlar konuyu derinleştirdi ve tarihi eski olmasına rağmen günümüze çok uzak hissettirmedi.
Bir süre sonra neyin gerçek neyin illüzyon, tabiri caizse hangi olayın ana karakterin kafasının içinde gerçekleştiğini anlamamaya başladım. Bu noktada sahnelerin sırası, sahneler arası geçişler çok güzel kurgulanmıştı. Karakterin ne zaman uyuduğu ne zaman çekime gittiği belli olmayan sahneler içinse şunu söyleyebilirim: hayatın hızlı aktığı sizinse koşacak halinizin olmadığı vakitlerde uyandığınız gün ötekinin aynısı hissettirir ya, bu his anca böyle güzel anlatılabilirdi.
Sahnelerin kurgulanışından kaynaklı fotoğrafçı ve senaristi öldüren karakterin Mima’nın kendisi olduğunu düşünmüştüm. Fotoğrafçıyı öldüren silüeti de fazlasıyla ona benzetmiştim. Bu noktada Me-Mania’nın, Mima’nın kafasında kurduğu ve kendi benliğine ulaşmak için kullandığı bir şahıs olduğunu düşündüm.
Kurgu çok güzeldi. Belki de beklentim yüzündendir sonunda Mima’nın katil çıkmasını, Me-Mania’nın ise hayali bir kişilik olmasının daha vurucu olabileceğini düşünmüştüm.
Ayrıca Mima veya diğer idoller harici
diğer karakterlerin yüzlerinin daha “kusurlu(?)” olması detayı ilgimi çekti. Yeni animelere çok hakim değilim ama daha gerçekçi bir tarzı vardı. Ünlülerin “mükemmel” imajı yansıtılmak istenmiş gibiydi.
"Tek bir adam zafer ve yenilgi arasındaki fark olabilir." Sözün aksine, bir kadın zafer ve yenilgi arasındaki çizgiden atlıyor. Bu tarz noktalara dokunuşu hoştu. Disney'in animasyonlarını çok seviyorum, sizi kısa bir vakitte eğlendiriyor. Film vermek istediği mesajı vermiş gibi ama…devamı"Tek bir adam zafer ve yenilgi arasındaki fark olabilir."
Sözün aksine, bir kadın zafer ve yenilgi arasındaki çizgiden atlıyor. Bu tarz noktalara dokunuşu hoştu. Disney'in animasyonlarını çok seviyorum, sizi kısa bir vakitte eğlendiriyor. Film vermek istediği mesajı vermiş gibi ama ne kadar tatlı olsa da Li Shang'la Mulan'ın arasındaki romantizme gerek var mıydı bilmiyorum. Animasyon olduğundan bu konuda çok farklı bir beklentim yoktu. Yine de sonunda bir evlilik yerine sadece etkileşim görmek iyi oldu. Ayrıca Shan Yu ne kadar karizmatik bir kötü olmuş öyle ya..
"Bazen benliğinizin o bölümünü o kadar derine gizliyorsunuz ki onun orada olduğunu birinin size hatırlatması gerekiyor. Bazen de kim olduğunuzu bütünüyle unutmak istiyorsunuz." Daha ağır, daha polisiye tarzda ilerlemesini beklediğim dizi insan ilişkileri üstüne düşünmemi sağlıyor. Çünkü ana karakter, beklediğimin…devamı"Bazen benliğinizin o bölümünü o kadar derine gizliyorsunuz ki onun orada olduğunu birinin size hatırlatması gerekiyor. Bazen de kim olduğunuzu bütünüyle unutmak istiyorsunuz."
Daha ağır, daha polisiye tarzda ilerlemesini beklediğim dizi insan ilişkileri üstüne düşünmemi sağlıyor. Çünkü ana karakter, beklediğimin aksine tam anlamıyla bir adalet sağlama motivasyonuyla değil bir yandan da iç güdülerini tatmin etme arzusuyla hareket ediyor. Henüz dizinin başındayım fakat çok film-dizi izlemesem de özellikle dizilerin belli bir anatomisi olduğunu düşünüyorum. Bazı diziler karakteristik kalıplarla ilerliyorlar ve Dexter da kesinlikle öyle: Dexter kendinden bahsediyor, kurban seçiyor, Buz Kamyonu Katili Dexter'ın özel alanına daha da fazla giriyor. Her bölümde Dexter'ın hali hazırda kişiliği hakkında bilgi edinirken değişimini de farkediyoruz. Bir katil olarak sosyalleşmede, bir şeyler hissetmekte sıkıntı duyduğunu görebiliyoruz yine de bence tamamiyle duygusuz hareket etmiyor ve bu kısım tam kafama yatmıyor. İçinde bastırdığı bir kısım var gibi. Ayrıca bunun mizahi bir şekilde tek taraflı olmadan anlatılması da çok hoş: romantik ilişkisinden, arkadaşlıklarından bahsetmesi... B99'a bayılan biri olarak karakol içerisindeki ortam ve ordaki karakterlere de tek tek değinmesi de hoşuma gitti. Sadece Angel'ın olayını bir türlü anlamamaktayım😔 Ayrıca Debra yeni crushım sanırım :(