“Ben ölülerin uyuyan sakin bir insana benzediğini sanırdım, şimdiyse bunun tam tersi olduğunu görüyorum. Uyanık ve sanki bir kavganın ardından öfkeye kapılmış birine benzediğini görüyorum.”
“İnsanlık öldü mü?” dedim. “Yok,” dedi, “ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde.” “Nerede kaldı acaba?” Mahmudun yüzü bir sevinç ışığında şakidi. İnsanlık belki Mahmudun bu ağız dolusu gülüşünde, bu yürek dolusu sevincindedir, kim bilir,…devamı“İnsanlık öldü mü?” dedim.
“Yok,” dedi, “ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde.”
“Nerede kaldı acaba?”
Mahmudun yüzü bir sevinç ışığında şakidi. İnsanlık belki Mahmudun bu ağız dolusu gülüşünde, bu yürek dolusu sevincindedir, kim bilir, belki…
“Kuşlar da gitti,” dedi Mahmut.
Sonra hiç konuşmadık. Kuşlar da gitti, kuşlarla birlikte de… Ne olacak, kuşlar da gitti.
Azgın suratlı, bereli adamlar, gözleri velfcer okuyan, camiden Allahla yaman bir dövüşten çıkmışçasına, yüzlerinin olanca nurunu orada, içeride bırakmış çıkan insanlar, mümin mi bunlar, bu öfkeden bastıkları yeri çatlatanlar, bunlar mı mümin? Kuşlar da başlarını alıp gittiler, çoktan…
Şu Taksim alanında birbirlerini ezenler, o kadar insanın içinde hak tu, diye ortalığa tükürük savuranlar, sümkürenler, sümüklerini ağaç gövdelerine sürenler, hasta yüzlüler, vıcık vıcık boyalılar, suratlarından düşen bir parça olanlar, düşman gözlüler, gülmeyenler, birbirlerine düşmanlar gibi, birbirlerini yiyeceklermiş gibi, birbirlerinin gözlerini oyuacak, kuyusunu kazacaklarmış gibi bakanlar, korkanlar, utananlar, bunlar mı, korkanlar, ben ben, ben diyenler, bunlar mı? Kuşlar da gitti…Giden kuşlarla…
"Beni yanlış anlamayın," dedim. "Zeka bir insanin sahip olabilecegi en büyük lütuflardan biri... Ama ne yazik ki, bilgi arayışı sevgi arayışını kapı dışarı ediyor. Bu da benim son zamanlarda keşfettiğim şeylerden biri. Size sunu hipotez olarak sunuyorum: Sevgi alma ve…devamı"Beni yanlış anlamayın," dedim. "Zeka bir insanin sahip olabilecegi en büyük lütuflardan biri... Ama ne yazik ki, bilgi arayışı sevgi arayışını kapı dışarı ediyor.
Bu da benim son zamanlarda keşfettiğim şeylerden biri.
Size sunu hipotez olarak sunuyorum: Sevgi alma ve sevgi verme yeteneğinden yoksun olan zeka, zihinsel ve ahlaki çöküşe, nevroza ve muhtemelen psikoza bile yol açar.
Ve ben-merkezci bir amaca odaklanan ve insan ilişkilerini dışlayan bir beynin, sadece şiddete ve acıya neden olacağını da eklemek istiyorum.”
Bakıyorum da, insanları kazanmak için en iyi çare onların sevdiklerini sever görünmek, doğru dediklerine doğru demek, kusurlarını övmek, her yaptıklarını alkışlamak.
Tanrı, nefret dolu bir Tanrı’dır. Tanrı iyi olsaydı, kötülüğün dünyada ne işi olurdu? Acı, nefret, açgözlülük ve savaşlar neden var? Hiç mantıklı değil. Fakat eğer Tanrı nefret doluysa dünyada iyilik neden var, diye sorabilirsin. Aşk, umut ve zevk neden var?…devamıTanrı, nefret dolu bir Tanrı’dır. Tanrı iyi olsaydı, kötülüğün dünyada ne işi olurdu? Acı, nefret, açgözlülük ve savaşlar neden var? Hiç mantıklı değil. Fakat eğer Tanrı nefret doluysa dünyada iyilik neden var, diye sorabilirsin. Aşk, umut ve zevk neden var? Kabul edelim. İyi, kötü tarafından ezilmek için vardır. İyinin yadsınamaz varlığı kötünün ortaya çıkmasını sağlar. Bu yüzden, Tanrı kötüdür. Kaç tane geçmiş ya da gelecek varlığın olursa olsun, tümü acı, ıstırap, hastalık ve ölüm tarafından delik deşik edilecek. Görüyorsun Brian, Tanrı seni sevmiyor. Tanrı seni küçümsüyor.Yani hiç umut yok. Ve insanoğlu sadece şeytanın kendi kendini yaratığı cihazın bir bileşeni.
Ayın böylesine nazik, kırılgan bir top olmasından dolayıdır ki, insanlar ayda yaşamıyorlar. Şuanda orada yalnızca burunlar yaşıyor.Bu yüzdendir ki baktığımız zaman yüzümüzde burnumuzu göremiyoruz, çünkü burunlarımız ayda bulunuyorlar.