“Beni de gör Rabbim, beni de işit. Ben ki kirli bir çağın ortasında kaldım, Sesim çatallandı, gövdem ağırlaştı. Ama kalbimin o gizli sızısını, O kimselere anlatamadığım gurbeti en iyi sen bilirsin." - İsmet Özel / Münacaat
"Bir cinayeti körüklüyor gibi yaşamak Onu her gün bir az daha kendinde duymak Bir yarayı kaşıyor gibi acıtarak O yarayı her gün bir az daha kanatarak" - İsmet Özel / Cinayetler Kitabı
“Saçlarıma bin küsur yalnızlığı takıp girdiğim şehre, İnsan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksam… Günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak; ‘Bir daha gelmem belki’ diye bir not bakır maşrapanın yanında. Artık bırakılmaktan yapılma bir adam sayılırım; Böğrümde kambur çocuklardan bir payanda.”
"Göz göze gelince bir çocukla, bir kediyle Durup dururken bir gülümseme yayılır ya hani İşte o an, o incecik sızıyla başlar hayat. Bir bakmışsın, her şey geçiyor, her şey... Ama insanın insanı sevmesi kalıyor geriye."
"Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk, hiçbir yere gitmiyor. Ve aşk... Bir tren istasyonunda hiç gelmeyecek bir vagonu beklemek gibi sakin, sitemsiz ve mağrur."
“Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar sevgiyle hatırlansa bile hatta.”
“Ait olduğu yeri bulamamıştı çünkü. Kendini bulduğu her yere uyum sağlamış, işte ve eğlencede iyi olması sebebiyle,hakları için savaşma ve karşısındakinde saygı uyandırma isteği ve yeteneği sayesinde her zaman ve her yerde sevilen biri olmuştu. Ama hiçbir yere kök salamamıştı.…devamı“Ait olduğu yeri bulamamıştı çünkü. Kendini bulduğu her yere uyum sağlamış, işte ve eğlencede iyi olması sebebiyle,hakları için savaşma ve karşısındakinde saygı uyandırma isteği ve yeteneği sayesinde her zaman ve her yerde sevilen biri olmuştu. Ama hiçbir yere kök salamamıştı. Etraftakileri memnun edecek kadar uyum sağlamış ama kendisi tatmin olamamıştı. Her zaman bir huzursuzluk hissiyle altüst olmuş, daima ötelerden gelen bir çağrıyı duymuş, kitapları, sanatı ve aşkı bulduğu ana kadar hep dolaşmış ve aramıştı.”
"Hayat, planlandığı gibi giden bir şey değildir; o ancak yaşandığı sırada keşfedilen patikalardan ibarettir. Bu yüzden yürümek, varmaktan her zaman daha sahicidir."