Spoiler içeriyor
Eveet. Gördüğünüz gibi Marvel serisine giriştim. Eşim askerden dönünceye kadar güncele yetişmem gerekiyor, öyle bir emir aldım. Hedef de vizyondaki film, hadi bakalım djkwhdowjfeo (◍•ᴗ•◍) Gelelim filme. Şimdi ben Marvel filmlerine gönderi falan girmeyecektim, o kadar etkilenmiyorum açıkçası. Star Wars…devamıEveet. Gördüğünüz gibi Marvel serisine giriştim. Eşim askerden dönünceye kadar güncele yetişmem gerekiyor, öyle bir emir aldım. Hedef de vizyondaki film, hadi bakalım djkwhdowjfeo
(◍•ᴗ•◍)
Gelelim filme. Şimdi ben Marvel filmlerine gönderi falan girmeyecektim, o kadar etkilenmiyorum açıkçası. Star Wars evrenini tercih ederim. Ama filmde bir olay yaşandı ve sonuç olarak buradayım. Naber Raflılar?
Neyse, bu kadar goygoy yeter. (Bu uzun bir yazı ona göre)
𝔹𝕦 𝕪𝕒𝕫ı𝕕𝕒, 𝕗𝕚𝕝𝕞𝕕𝕖 𝕪𝕖𝕣 𝕒𝕝𝕒𝕟 𝕠𝕝𝕒𝕪𝕝𝕒𝕣 𝕫𝕚𝕟𝕔𝕚𝕣𝕚𝕟𝕚𝕟 𝕓𝕖𝕟𝕚𝕞 𝕘ö𝕫ü𝕞𝕕𝕖𝕟 𝕥𝕖𝕜𝕣𝕒𝕣 𝕚ş𝕝𝕖𝕟𝕞𝕚ş 𝕙â𝕝𝕚𝕟𝕚 𝕠𝕜𝕦𝕪𝕒𝕔𝕒𝕜𝕤ı𝕟ı𝕫. 𝕂𝕖𝕪𝕚𝕗𝕝𝕚 𝕠𝕜𝕦𝕞𝕒𝕝𝕒𝕣:)
Efenim filmin başında bir çocuk var ve annesine veda edemeyişine şahit oluyoruz. Elini tutması gerek. Annesinin elini tutması için son şansı ve çocuk o eli tutmuyor, tutamıyor. Belki veda etmeye hazır hissetmediğinden biraz uzak duruyor annesine. Odadaki diğer insanlar baskı yapıyorlar. Bütün bunlar olurken anne vefat ediyor. Çocuğumuz annesine veda edebileceği tek şansı da kaybediyor..
Direkt burayı bir ele alalım önce. Bir kişi tehlike anındayken, yoğun stres altındayken savaş ya da kaç tepkisi verir. Yani peşinizden bir aslan koşuyorsa ya ondan kaçarsınız ya da aslanla savaşmaya çalışırsınız.
İşte çoğu kişinin bilmediği 3. bir seçenek de var. Donma tepkisi. (Zaten bunun sonucunda da bireyler travma yaşayabiliyorlar.)
Şöyle açıklayayım, keseli sıçanları düşünelim. Arkadan gelen bir tehdit varsa keseli sıçanlar yere yığılıp solunumu yavaşlatarak donma tepkisi verirler. Bir nevi bayılırlar yani. Kendilerini ölü gibi göstererek tehlikeden korunurlar. Tehlike anı geçtikten sonra vücutlarında biriken enerjiyi koşarak atarlar ve hayatlarını yaşamaya devam ederler.
Bizim peşimizden bir aslan koşsa ve vücudumuzda yüksek enerji birikse ama ne savaşabilsek ne de kaçabilsek.. Sadece donma tepkisi versek olay sonucunda keseli sıçanlar gibi hayatımıza devam edemiyoruz. O içimizde biriken yüksek enerji panik atak, kronik yorgunluk, tetiklenme, vs olarak bize geri dönebiliyor..
Filmdeki çocuğumuz da o an donma tepkisi veriyor. Peşinden bir aslan koşmuyor belki ama çocuğun peşinden gelen şey zamanın ta kendisi. Hem annesi ile vedalaşması gerek hem de annesinin hiç gitmemesini istiyor. Bu kararsızlıkla baş edemeyip donup kalıyor. Ve her geçen dakika da aleyhine işliyor. Günün sonunda annesi ölüyor. Bizim de nur topu gibi bir travmamız oluşuyor:)
Annesi vefat eder etmez yasın 5 evresi de başlamış oldu bu arada. İlk evre olan inkarı hemen gördük zaten. Veledimiz olayı inkar etmek istedi. Gerçekle yüzleşmek yerine ortamdan kaçtı. Günün sonunda da uzaylılar tarafından kaçırıldı. Bahtsız çocuk..
Çocuğumuz annesini kaybettikten sonra karşısına çıkan bu hırsız çetesi ile yaşamak zorunda kalmış yıllarca. Peki sizi kaçıran insanları aileniz yerine koyar mısınız siz? Bu çocuk nasıl ailesi bellemiş bu hırsızları?
Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre insan önce fizyolojik ihtiyaçlarının karşılanmasına ihtiyaç duyar. Çocuğa yemeğini, suyunu veriyorlar. Yanlarında yaşamasına izin de vermişler. Çocuk kalacak bir yer bulmuş ve onlarla yaşamaya başlamış, fizyolojik ihtiyaç cepte yani.
İkinci ihtiyaç güvenlik ihtiyacı. Çocuğu yememişler, daha ne olsun? 😂 Gemide onu koruyan birisi var. Can güvenliği de var yani.
Üçüncü ihtiyaç ise ait olma ve sevgi ihtiyacıdır. Yani çocuk içine girdiği bu gruba ait olmak istiyor.
Bu sebeple de onların öğretilerine göre yaşıyor ve onları ailesi belliyor. Hırsızlığı öğreniyor.
E şimdi bu çocuk onları ailesi yerine koyduysa niye onlara yamuk yaptı? İçinde bulunduğu gruba ait olmak istediyse neden onları karşısına aldı? Bu soruları duyar gibiyim.
çᴏᴄᴜğᴜᴍᴜᴢᴅᴀ ᴋᴀçıɴɢᴀɴ ʙᴀğʟᴀɴᴍᴀ ꜱöᴢ ᴋᴏɴᴜꜱᴜ çüɴᴋü:)
Geçmişte olan olaylar geçmişte yaşandı ve bitti diyerek sorunlarınızı halının altına süpürseniz bile o olayların sizin üzerinizdeki etkisi gitmez ve günümüze yansır.
Çocuğumuzun annesi ile yaşadığı o ayrılığı hatırlayın. Sevdiği ve güvendiği biri öldü. Bunun sonucunda da kimseye gerçekten bağlanmaması gerektiğini öğrendi. Yani terk edilmeden önce terk etmeyi seçti ve yeni ailesine tekmeyi bastı.
(Bütün bunları izlerken ana karakterin sürekli olarak her şeyi mizaha vurması da gözümden kaçmadı. Gerçeklerle yüzleşmek yerine her şeyi alaya almak.. Güzel savunma mekanizması valla. Yaşadığı acıları inkar etmeye tam gaz devam.)
İlişkilerinde kaçıngan bağlanma stiline sahip bu eleman filmdeki ablayla nasıl bağ kurdu peki?
Kaçıngan bağlanan bireyler, duygusal olarak aşırı talepkar kişilerden kaçarlar. Yapışkan insanlar onları rahatsız ediyor yani.
Filmdeki abla ise soğuk bi karakter. Bağımsız, kendi kararlarını özgür bir şekilde verebiliyor. Ana karaktere bağımlı değil yani. Bu durum da bizim elemanı korkutup kaçırmak yerine ablamızla bağ kurmasına yardımcı oluyor.
Ana karakterimiz taşı tuttuğunda ölümle burun buruna geldi. Bu tarz bi çaresizliği en son annesini kaybettiğinde yaşamış olan ana karakterimiz de regresyon yaşadı. Gerileme yaşadı yani. Zihni daha öncesinde yaşadığı benzer olayı hatırlattı. Annesi ile yaşadığı o ana döndü birden.
Annesinin uzattığı el ölümü simgelerken gelecekteki olayda ablamızın uzattığı el ise yaşamı simgelemekteydi. O da güzel bi detaydı bence. Neyse.
Günün sonunda ana karakterimiz Peter tehlike anındayken donmak istemiyor, kaçmak istemiyor. Savaşma tepkisini vermek üzere enerjisini kullanıyor. Ve o eli tutuyor.
Travmasını yenmeyi başaran birinin hikayesini izledim ben ve çok etkilendim.
Olayın ardından annesinden kalan hediye paketini de açtı mesela. (O hediye paketini hiç açmayarak annesinin ölmüş olduğu gerçeğini reddetmeye devam ediyordu aslında) Artık inkar etme davranışı yok. Yası kabullenme evresine geçti bizim Peter.
Bu kadardı işte. Filmdeki el tutma sahnesi beni baya etkiledi ve kendimi tutamadım, geldim rafa:)
El tutma sahnesinin beni etkilemesinin bir diğer nedeni de filmin başı ve sonu bir araya gelince tamamlanmış gibi hissettim. Bütünlük sağlanmış gibi geldi yani. Taşlar yerine oturdu, hoş oldu.
E oldu o zaman. Kendinize cici bakın, hoşçakalın:)
(Kapanışa yazıyla uyumlu şarkı sözü de bıraktım)
𝔅𝔞𝔫𝔞 𝔢𝔩𝔩𝔢𝔯𝔦𝔫𝔦 𝔳𝔢𝔯 𝔥𝔞𝔶𝔞𝔱 𝔰𝔢𝔫𝔦 𝔰𝔢𝔳𝔦𝔫𝔠𝔢 𝔤ü𝔷𝔢𝔩
𝔜𝔬𝔩𝔲𝔫𝔞 𝔞𝔡𝔞𝔡ı𝔪 ö𝔪𝔯ü𝔪ü 𝔟𝔢𝔫 𝔤𝔢𝔩 𝔨𝔞ç𝔪𝔞 𝔤ü𝔷𝔢𝔩