Spoiler içeriyor
Merhaba günlük, şimdiye kadar izlediğim en iyi dövüş sahnesi bu dizide. Tuhaf, anlaşılamayan, birbiriyle bağlantısı yokmuş gibi görünen, garip karakterlerle dolu, rahatsız edici sahneleri seviyorum. Bunu ilk David Lynch'in Mulholland Drive filminde farkettim. Sahneleri izlerken hiçbir şey anlamama rağmen çok…devamıMerhaba günlük, şimdiye kadar izlediğim en iyi dövüş sahnesi bu dizide.
Tuhaf, anlaşılamayan, birbiriyle bağlantısı yokmuş gibi görünen, garip karakterlerle dolu, rahatsız edici sahneleri seviyorum. Bunu ilk David Lynch'in Mulholland Drive filminde farkettim. Sahneleri izlerken hiçbir şey anlamama rağmen çok zevk alıyordum. Özellikle espresso sahnesindeki karakterlerin ve diyalogların tuhaflığı çok hoşuma gitmişti. Sonrasında buna benzer film ve dizileri araştırdım, David Lynch'i tanıdım vs. derken Twin Peaks evrenine girmiş bulundum. Twin Peaks tam aradığım gibi bir diziydi. Açıkçası beklentilerim arasında sıcak, pembe bir dünya yoktu ama bu pembe dünyanın metafiziksel, tekinsiz ve travmatik olaylarla birleşmesi diziyi daha da garipleştiriyordu. Bu da bana daha fazla seyir zevki veriyordu tabii.
Bugün itibariyle bu güzel diziyi bitirmiş bulunuyorum. Beyin çatlatan bir çığlıkla parçalanıp söndü bu rüya alemi.
Her şeye rağmen bu dizi yine de önerdiğim bir dizi değil saygıdeğer günlük. Eğer zaman zaman sıkılmaktan, rahatsız olmaktan, hiçbir şey anlamamaktan, acâibü'l-ğarâibi izlemekten hoşlanmıyorsan bu dizi sana göre değil.
Bob, senin ben ***** *****. Ne korkunç bir sıfatsın sen.
Spoiler içeriyor
Sevgili günlük; benden yazar olmaz ama bu diziyi yermek, ezmek, buruşturup çöpe atmak için yazmak durumundayım. Şimdi ben etimle, kemiğimle, varlığımın her bir zerresi ile her türlü sapkınlığın düşmanıyım. Bu dizi ise sapkınlığı meşrûlaştırmak için elinden geleni ardına koymuyor. Öyle…devamıSevgili günlük; benden yazar olmaz ama bu diziyi yermek, ezmek, buruşturup çöpe atmak için yazmak durumundayım.
Şimdi ben etimle, kemiğimle, varlığımın her bir zerresi ile her türlü sapkınlığın düşmanıyım. Bu dizi ise sapkınlığı meşrûlaştırmak için elinden geleni ardına koymuyor. Öyle ki ana hikayeye hiçbir katkısı olmayan sapıklıklar gözümüze sokuluyor. Üstelik bu o kadar ucuz diyaloglarla yapılıyor ki insanın kusası geliyor. Madem propaganda yapıyorsunuz düzgün yapın, öyle kör göze parmak propaganda mı yapılır.
Bu durum her ne kadar ilk sezonda da mevcût olsa da ikinci sezondaki kadar hikayeyi etkileyecek seviyede değildi. Şüyû'u vukû'undan beter, lûtî günahkârların sahneleri haricinde dizi kendini izlettiriyordu. Ancak ikinci sezonda bu ucuz propaganda hikâyenin ortasına oturdu, görmezden gelinemeyecek bir raddeye geldi. Dolayısıyla dizi de kendini izlettiremedi.
Bu ucuz propagandanın ne kadar saçma bir şekilde yapıldığını görmek için başrol karının hamile kalan diğer karıya "şimdi ben baba mı oluyorum" demesi yeterli olur herhalde. Yahu sence sen baba olabilir misin? Sen baba olmak için gerekli levâzıma ve istîdâda sahip değilsin ki. Adamın birisi gelmiş, gerekli alet-edavâta, gerekli isti'dâda sahip olduğu için karıyı hamile bırakmış. Sen de utanmadan, sıkılmadan çocuğun olmasında hiçbir emeğin olmadığı halde adamın emeğine konmaya çalışıyorsun, adamın rolünü çalıyorsun. Sadece sapkınlığı değil emek hırsızlığını da meşrulaştırmaya çalışıyorsun.
Şu kadarı var ki, sevgili günlük, beni bu diziden nefret ettiren tek şey bu ucuz propaganda değildi. Özellikle ikinci sezondaki vasat oyunculuklar, başrol karının sürekli salak salak kararlar alması, ergence tavırları benim bu diziden nefret etmeme sebep oldu. Yani sapkınlık propagandası yapmasaydı bile vasat bir dizi olmaktan öteye gidemezdi. Sapkınlığın hikayenin merkezinde olması ise bu diziyi vasatın çok çok altında bir dizi yaptı.