Gölgeler yine göründüler Bana benziyor ama ruhu yok Geceyi öldürür güneş Boşlukların hiçbir kokusu yok Söndü yine bütün şehir Göklerde hiçbir yıldız yok Bu kötü bir oyunsa Beni koruyan hiçbir tanrı yok
Veeee yas 19 a ayak bastimm 🥳 Gecen sene 18 yaşıma girdiğimde nedense çok mutluydum ama aynı zamanda çok hayal kırıklığına uğramıştım o zamandan beri insanlara karşı fazla bağ kurmadan hayatıma devam edeceğimi söylemiştim kendime ama gel gör ki bu…devamıVeeee yas 19 a ayak bastimm 🥳
Gecen sene 18 yaşıma girdiğimde nedense çok mutluydum ama aynı zamanda çok hayal kırıklığına uğramıştım o zamandan beri insanlara karşı fazla bağ kurmadan hayatıma devam edeceğimi söylemiştim kendime ama gel gör ki bu sene yine fikirlerim değişti bağ kurmak çok güzel güzel anlar yaşayacağınız kadar kötü anlar yaşayacağınızı da kabul ederek bu bağı oluşturmanız gerekiyor kısaca verdiğiniz seçimlerin sonuçlarına da hazır olmanız gerekiyor aslında bütün düşüncelerimin hayallerimin tepetaklak olduğu bir yıl geçirdim tabii bu kötü anlamında değil istediğim şeyleri değil ama istemediğim şeyleri buldum yeni bilgiler öğrendim nörobilim ile ilgilendim egzersizlerime devam ettim ve abur cuburlardan neredeyse büyük çoğunlukla uzaklaştım daha düzenli bir beslenme şekline girdim ayrıca saçımı uzattım :D bu benim için büyük bir şeydi
Hayatıma birini aldım en yakın arkadaşımı kaybettim yıllar önce sadece iki cümle konuştuğumuz bir arkadaşla bu sene daha da samimi olduk ve gerçek bir dost diyebileceğim birine dönüştü benim için dini inancım değişti insanlara karşı tavırlarım değişti ve gerçekten potansiyelimin ne kadar yüksek olduğunu fark ettim ben bu dünyadan arkamda bir şey bırakmadan gidemem ve gerçekten eğer kafamdaki projeyi hayata geçirebilirsem çok iyi yerlerde olabileceğimi görüyorum aslında bu projeye bundan 4 yıl önce başlamıştım ama o zamanki duygu durumları okul değiştirme vs derken çok üstünde durmadığım için proje askıda kaldı
Eskiden düşüncelerim fikirlerim çevreme göre hep farklıydı ama bunları açıklamaya çekinirdim çünkü beni o şekilde kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyordum bu yüzden hep kendimle savaş içindeydim ama artık savaşı ben kazandım :) savaş demesek de olur.tetikleniyorum:d ama artık yavaş yavaş öğrenmeye başladılar benden uzaklaşanlar da oldu ama artık bunun benim üzerimde bir etkisi olmamaya başladı eskiden de sürekli şüphe dolu bir zihin taşırdım içimde ama artık şüpheler birer birer kendini netliğe bırakıyor ya da ben şüphelerimin içinde olmaya alıştım bilemiyorum düşüncelerim yerine oturuyor
Ergenlikten çıkıp gerçekten sağlıklı bir şekilde düşünüp araştırmalar yapıp duygulara ve insanlara çok anlam katmadan sadece hayatında oldukları sürece onları değerli hissettirip daha sonra da yoluma devam ettiğim için çok mutluyum bu yüzden insanlardan yana bir pişmanlığım yok başarıdan ve hedeflerden çok sürecin ve sistem kurmanın önemini fark etmem de çok iyi oldu ve hayatta sahip olabileceğimiz belki de en iyi duygunun umut olduğunu anladım bunu belki bir insanda belki bir işte belki insanlığa dair bir faydada kullanabilirsiniz ya da kendinizi hayattaki bir proje olarak görüp geliştirip sevip sayıp varlığınızı bütün olarak kabul edebildiğinizde umudunuzu kendinize bağlayabilirsiniz
Bu sene yeterince umut doluydum ama sadece bir konuda değil birkaç konuda umut doluydum bazıları için umudumu kestim ama hâlâ diğerleri var ellerimde önümde güzel bir süreç var önümü görebiliyorum tabii yine hayat karşıma ne çıkarır bilemiyorum 19 yaşımda neleri başarırım neleri başarmaktan vazgeçerim hangi düşüncelerim değişir nasıl bir karaktere evrilirim bilmiyorum
Ama içimde ilk defa gerçekten bir şeyler inşa edebileceğime dair güçlü bir his var
Belli ki üretmek için biraz daha fazla yaşamaya ihtiyacım varmış
Zifiri karanlık bir oda, bir masa üzerinde bir kağıt ve bir çift kalem. O anda düşüncelerim, bir hançer edasıyla kalbime saplanıyordu. Duygularımı ifade edebilecek gücü aradım, kalbimi taşıyabilecek gücü. Zamanın unutulmaz acısı bende iz bırakmaya çoktan başlamıştı bile. O an…devamıZifiri karanlık bir oda, bir masa üzerinde bir kağıt ve bir çift kalem. O anda düşüncelerim, bir hançer edasıyla kalbime saplanıyordu. Duygularımı ifade edebilecek gücü aradım, kalbimi taşıyabilecek gücü. Zamanın unutulmaz acısı bende iz bırakmaya çoktan başlamıştı bile. O an nefes almayı denedim. Hayatımda ilk defa nerede olduğumu düşünmeksizin derin bir nefesi çektim ciğerime. O an bir şeyler oldu, hiç beklemediğim anda kelimeler adeta yağmur damlası gibi hızlı ve düzenli bir şekilde kağıda dökülmeye başladı. İçimde kopan fırtınaları susturabilmiş miydim, yoksa fırlatıp atmış mıydım? Hiçbir fikrim yoktu ama sonunda dökebilmiştim kağıda hisslerimi. Kalbim koca bir sessizliğe bürünmüştü, Artık her şey yolundaydı, insanlar arasına karışabilirdim.
~daryel
Sevmek bir seçimdir sevmek çok güzel bir şey olabiliyor ama çok korkunç bir şey de olabiliyor özellikle sosyal medyanın etkisiyle eski derinliği yakalamak bence çok zorlaştı alışveriş yapar gibi insanları ekrandan beğeniyoruz daha iyisini bulabilirim düşüncesi var bir de tabii…devamıSevmek bir seçimdir
sevmek çok güzel bir şey olabiliyor ama çok korkunç bir şey de olabiliyor özellikle sosyal medyanın etkisiyle eski derinliği yakalamak bence çok zorlaştı alışveriş yapar gibi insanları ekrandan beğeniyoruz daha iyisini bulabilirim düşüncesi var bir de tabii bu düşünce sosyal medyadan önce de vardı ama sevmek hiçbir zaman bununla alakalı değildi bence Birini sevdiğinde o gün güzel göründüğü ya da zekice bir espri yaptığı için sevmiyorsun sonuçta her zaman daha güzel ve daha zeki biri olacaktır seviyorsun çünkü sevmeyi seçiyorsun hiçbirimiz mükemmel değiliz ama buna rağmen her gün uyanıp hayatımızda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz İlişkilerde aynı ideallerin ve değerlerin olduğu iki insanın yollarını paylaşması bence önemli felsefenin suyunu çıkartıp bir benzetme daha yapayım :d nasıl ki uyanmayı seçip güne devam etmeyi seçiyorsak ilişkiyi devam ettirmek bazen sıcacık yataktan çıkmak kadar zor olabiliyor ama sonra iyi ki diyorsun gerçekten seviyorsan Geçenlerde bir söz görmüştüm aşk birbirine bakmaksa evlilik birlikte aynı yöne bakmaktır çok güzel bir söz ama bence evlenmeye kalmadan aynı yöne bakmak da iyi bir fikir :d Bilmiş bilmiş konuştuğuma bakmayın benim de kendimce problemlerim var eskiden sadece kendini düşünen bir bencilken yakın zamanda sadece sevdiğim için yaşayabilecek bir aptaldım zaman geçtikçe birileri kalbini kırdıktan sonra sen de kendini kaybedebiliyorsun uzun bir süre ortayı bulamamıştım ama artık daha olgunum Kendi mutluluğum artık her şeyden önce geliyor ama bu bencillikten farklı bir durum zaten bence insanın önce kendini önceliklendirmesi ve sevmesi gerekiyor kendisiyle olan bağının arasına kimseyi koymaması gerekiyor ki birey olarak gelişsin ve ilişki kurabilecek seviyeye gelsin
Yaşamak yarışmaktan ibaret olmamalıydı Seyrettiğin çizgi film'lerden hatırlar mısın? Küçük ve mavi yaratıklar, mutlu çizilmişler İnandırıldığım gelecek buydu, bu yüzden Gördüklerim birer hayal kırıklığından ibaret
"Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil... Insanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile... Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki,…devamı"Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil... Insanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile... Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini, O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tahmin edemezsiniz"
-Sebahattin ali, kürk mantolu madonna
Arkadaşlar, fark ettiğim bir şey var, bunu sizinle paylaşmak istiyorum .Hani şu an bile internette, sürekli anlatılıyor ya: “Psikolojinizi tanıyın, her davranışın bir sebebi vardır, depresyondaysanız çıkmanın yollarını arayın” vs vs … İşte tam o noktada, bu düşünceye kapıldığınız anda…devamıArkadaşlar, fark ettiğim bir şey var, bunu sizinle paylaşmak istiyorum .Hani şu an bile internette, sürekli anlatılıyor ya: “Psikolojinizi tanıyın, her davranışın bir sebebi vardır, depresyondaysanız çıkmanın yollarını arayın” vs vs … İşte tam o noktada, bu düşünceye kapıldığınız anda aslında çıkamıyorsunuz. Çünkü beynimizin bir mekanizması var ve bazı duyguların üzerine ne kadar çok düşünürsen o kadar çok yan etki ortaya çıkıyor.Mesela bipolar tanısı almış birini düşünün. Sürekli ilaç kullanıyor, sürekli iyileşmeye çalışıyor. Sürekli Bir sonraki seansı düşünüyor. Bir de buna ek olarak toplumun bakışı var: “Bu hasta, bipolar” diye etiketliyorlar. Ama işin özü şu: Bir şeyden kurtulmaya çalışmadığın gün, aslında kurtulduğun gündür.Günümüzde insanlar duygularını, ruh hallerini çok fazla analiz ediyor aslında bu iyi bir şey ama dozunda kullanıldığında.Neredeyse her davranışın nedenini anlamaya çalışıyorlar ama bu süreçte kendilerini kaybediyorlar. Toplumda 'kendini sevmek' adı altında piskolojiye daha çok önem verilmeye ve dikte edilmeye calsiliyor Farkında olmadan toplum bazı şeyleri yalanlıyor, bazılarını yüceltiyor ve biz de bunların doğru olduğuna inanmaya başlıyoruz.Bu karmaşayı, bu empozeyi anlayabilmek için bazen uzaklaşmak gerekiyor. Resme uzaktan bakmak, olan biteni dışarıdan görmek şart. Ve şunu demek istiyorum: Kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlar olacak, bırakın hissedin. Acıyı da hissedin. Çünkü acı olmadan mutluluğun anlamı olmaz.Bazen insanın kendine yapabileceği en büyük iyilik, kendisiyle savaşmamasıdır. Kendini geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek, sağlığına ve ruh haline dikkat etmek elbette çok önemli. Ama şu anki dünyada özellikle psikoloji alanında insanlar sanki %90’ı hasta gibi gösteriliyor. Çünkü onlara tanılar konuluyor. Emin olun, doktor falan değilseniz bile, kendinize koymadığınız bir tanıyı kimse size koyamaz.
Farkında olun. Farkındalık en büyük güçtür. Bakış açısı her şeyi değiştirir. Acıya bile farklı bir bakış açısı getirdiğinizde, onu dönüştürebilirsiniz.
Bu Dünya’ya doğduğun için mutlu musun? -Hayır mesele bu değil.. Mesele bu değil.. Çünkü, bence bu Dünya, mutlu olmayı aramamız gereken bir yer değil. Bu Dünya birileri mutlu olsun diye oluşmadı.. ancak buna rağmen, bir çok insan, içine doğduğumuz bu…devamıBu Dünya’ya doğduğun için mutlu musun?
-Hayır mesele bu değil..
Mesele bu değil.. Çünkü, bence bu Dünya, mutlu olmayı aramamız gereken bir yer değil.
Bu Dünya birileri mutlu olsun diye oluşmadı.. ancak buna rağmen, bir çok insan, içine doğduğumuz bu Dünya’daki varoluşun amacını mutluluk olarak görüyor.
Bana öyle geliyor ki, Dünya, mücadele etmemiz için var. İçimizde iyilik ve kötülük savaşsın,ve iyilik kazansın ki, ruhsal olarak gelişelim.
~Andrey Tarkovski
Saatlerdir okuduğumdan beri bu söz benim içimde yankı oluşturdu hayatımda her zaman iyiliğe yer veren biriyim ve kendime hayatta ne olursa olsun ne kadar kırılırsam kırılayım asla insanlara kötü davranmayacağıma söz vermiştim sadece varlığımı onlardan uzaklaştırır ve iyilik yapmayı bırakırım o kadar son zamanlarda çok fazla sınandığımı farkettim bu konuda çok eski yakın arkadaşım,ablam,yeni tanıştığım insanlar vs vs içimdeki iyiliği iyilik yapma dürtüsüne son vermem gerekiyormuş gibi hissediyordum ta ki bu sözlerle karşılaşana kadar sanırım içimde bir ışık,bir yol uyandırdı evet dünyadaydık yeterli zamanımız var mı yok mu bilmiyoruz hangi din doğru hangi ideoloji doğru doğru ne bunu bile bilmiyoruz ama bildiğimiz tek bir şey var sandığımız kadar özel varlıklar değiliz.. mutluluğu amaç olarak belirlememeliyiz.. ha bir de başarısızlığı,ve beklentisizliği kabul etmemiz gerektiğini anladım ... iyilik ve kötülük.. ikisi de var iyi olmak da kötü olmak da bir seçim kendimi korumak amaçlı iyiliği bırakacağım diyordum ama bunun sadece kendi içimde bir dört duvar döşemekten başka bir işe yaramayacağını farkettim
Spoiler içeriyor
"Tütünümü ve anahtarımı aldım ama eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim..." Arif kaçmak istiyor benliğinden ruhundan özünden kaçmak istiyor Engellere takılıyor duvarlara tosluyor sabahı korkutan gece uykusu gibi çekiliyor ortadan sessizce oturup savaşıyor kendisiyle Tütün ve anahtar gibi somut şeyler…devamı"Tütünümü ve anahtarımı aldım ama eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim..."
Arif kaçmak istiyor benliğinden ruhundan özünden kaçmak istiyor Engellere takılıyor duvarlara tosluyor sabahı korkutan gece uykusu gibi çekiliyor ortadan sessizce oturup savaşıyor kendisiyle Tütün ve anahtar gibi somut şeyler elindeydi ama ruhu eksikti Bunu özgürlüğü kendinden menkul bir kadında bulmayı umuyordu bir hikâyede o kadınla yazmak istiyordu eksiğini kadında tamamlamayı umuyordu .Müzeyyen özgürlüğü kendinden menkul bir kadın Normları umursamayan, sınırları olmayan, durgun bir deniz gibi hayatı yaşamaya devam eden, gitmeyi daha en baştan kafaya koyan kadınlardan Arif ise ilişkilerinde dikiş tuturamayan bir adam olarak içindeki boşluğu Müzeyyen’le dolduracağını düşünüyor. Bu yüzden Müzeyyen gittiğinde sürekli başka kadınlarla birlikte oluyor tek başına var olamıyor Tutku Arif için hem acı hem kavuşmaydı Arif, Müzeyyen’in yokluğunda anlıyor ki özgürlük başkasının bahşettiği bir şey değil, kendinden menkul bir hak Bu yüzden son sahnede Müzeyyen ona kal demesine rağmen gitmeyi seçiyor Filmde sanki şehrin kaosu ve yaşam mücadelesi bilinçli olarak kısılmış gibime geldi seyircinin daha çok karakterlerin duygularını duyması istenmiş ayrıca tipik bir Türk filmi değil kimse kimseye ders vermiyor, kimse doğru nedir onu söylemiyor, hiçbir şey dayatılmıyor. Sadece yaşanmışlıklar var, aşk tutku acı pişmanlık…
"Hayat bizi yalancı çıkarana dek bulduğumuz cevapları doğru sanırdık.."
Müzeyyen -Haymatlos(şarkı)
İyii bayraaaamlaaarr geçmişi, geleceği; uzaktakini, yakındakini, kafanızdaki tüm endişeleri bir kenara bırakın… Sanki son bayramınızmış gibi doyasıya yaşayın vee sevdiklerinizle anın tadını çıkarabileceğiniz bir bayram diliyorumm hepimizin bayramı kutlu olsunnn