Hayatımda bir günü tekrar yaşama şansım olsaydı bu hangi gün olurdu? Deri ceket giydiğim, milkshake içip, hediye sürpriz yumurta aldığım, hesap kavgası yaptığım o soğuk gün olurdu.
Spoiler içeriyor
"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum" Kemal'in Füsun'a olan karmaşık aşkıyla beni gerçekten Masumiyet Müzesi'nde hissettiren bir kitap oldu. Orhan Pamuk iyi bir müze için "zamanın mekana dönüştüğü yer" diyor, bence iyi bir kitap da zamanı mekana, kansız cansız bir ismi…devamı"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum"
Kemal'in Füsun'a olan karmaşık aşkıyla beni gerçekten Masumiyet Müzesi'nde hissettiren bir kitap oldu. Orhan Pamuk iyi bir müze için "zamanın mekana dönüştüğü yer" diyor, bence iyi bir kitap da zamanı mekana, kansız cansız bir ismi inci bir küpeyle, kafesteki bir kanaryayla gerçeğe dönüştürebilir. Füsun, Kemal, Sibel, hatta Inge hepsi benim için fazlasıyla gerçek. Gerçeklik algımı kaybeden tek kişi olmadığımı Orhan Pamuk son bölümde gösterdi. Kemal' e yöneltilen eleştirilerde yalnız olmadığımı gördüm.
"Masumiyet Müzesi" denilince aklıma saf bir aşk gelmişti ama okurken hem Füsun'a hem Kemal'e o kadar çok kızdım ki... Bu aşkın gerçek bir aşk olmadığını düşündüm. Hala kısmen böyle düşünüyorum. Benim aşk anlayışımla örtüşmediği aşikar ama benimkiyle örtüşmüyor diye aşk olmaz mı? Herkesin tanımı bambaşka, aşk bambaşka.
Benim tanımım nedir? Benim tanımımda Kemal Füsun'a aşık olduktan sonra Sibel'le nişanlanmamalıydı. O nişana Füsun'u davet etmek gibi bir küstahlık yapmamalıydı. Bu noktada Kemal'e çok kızgınım ama hikayenin gidişatıyla onu affettim. Füsun'u sevdiğini inkar edemem bu ona çok büyük bir haksızlık olur. Buna rağmen Füsun'un Kemal'i sevmediğini iddia edebilirim. Belki hikayeyi Füsun'dan dinlesem başka düşünürüm ama şu an bu fikrimde netim. Füsun Kemal'i sevmedi. Belki en başta evet ama sonra, hayır sevmedi. Füsun, Kemal'in ona olan zaafiyetini sevdi. Hep sevileceğine olan inancını sevdi, Kemal'in onun için göze alabileceklerini sevdi ama Kemal'i sevmedi.
Bu aşkı daha masum yapacak olan şey Füsun'un da Kemal'i sevmesi olabilirdi. Olsun. Orhan Pamuk hikayeye duygusal bağlılık gösteremesem de beni bağlıyor ve anlıyorum. Kemal' i anlıyorum ama anladığım şeyi sevdiğimi söyleyemem.
Müze yapmak harika bir fikirdi. Bir müze için binin üstünde müze gezip karış karış eşya araması, Çukurcuma'daki evi satın alışı.. Kemal'i çok eleştirsem de aslında akıllı biri olduğunu kabul ediyorum estetik anlayışı, sanat bakışını beğendim. Belki aşk gözünü kör etmese Kemal bambaşka biri olacaktı.
Ne olursa olsun Orhan Pamuk'a çok büyük bir saygı duyuyorum. Masumiyet müzesine gitmek, Füsun'u bir de orada hayal etmek istiyorum. Umarım gider Füsun'un küpelerini, başı sallanan köpek biblosunu, Füsun'un tarağını, oynadığı pastel boyayı, Limon'u, faturaları, Meltem gazozunu görürüm. 🍁
Uzun zamandır izlemeyi ertelediğim bir filmdi, nihayet izledim iyi ki de izlemişim. Hitler Almanya'sında bir çocuğun gözünden dönemi anlatıyor. Savaşa ait dönem filmlerini sevmeyen biri bile çok sevecektir. Sıcacık bir film. İzleyin pişman etmez. Kışkırtmalarla Yahudileri adeta yaratıkmış gibi gören…devamıUzun zamandır izlemeyi ertelediğim bir filmdi, nihayet izledim iyi ki de izlemişim.
Hitler Almanya'sında bir çocuğun gözünden dönemi anlatıyor. Savaşa ait dönem filmlerini sevmeyen biri bile çok sevecektir. Sıcacık bir film. İzleyin pişman etmez.
Kışkırtmalarla Yahudileri adeta yaratıkmış gibi gören fanatik Hitlerci minik bir çocuğun gerçeklerle yüzleşmesi adım adım anlatılıyor.
Spoiler vermeye gerek yok. Filmin bana hissettirdikleri çok güzeldi. Yer yer gözlerim doldu bazen de gülümsemeden edemedim. Oyuncular, çekim, müzikler her şey şahaneydi.
"Let everything happen to you
Beauty and terror
Just keep going
No feeling is final"
- Rainer Maria Rilke-
"Birini seviyorsan yarın ona şöyle de: 'Gökyüzü bembeyaz' Eğer o bensem şöyle cevap veririm: 'ama bulutlar kapkara' Böylece birbirimizi sevdiğimizi anlarız" 🎵 Les amants- les rita mitsouko
Spoiler içeriyor
Çin'in Tibet'le olan gergin politik-askeri ilişki dönemini Dalai Lama'nın çevresinde anlatıyor. Fevri, Batılı bir adamın Tibet'te geçirdiği 7 yıl sonrası nasıl değiştiği, batı-doğu kültürü karşılaştırmasıyla müthiş işlenmiş. Antropoloji hocamız nasıl oldu da bu filmi bize izletmedi hayret ediyorum. Batının ben…devamıÇin'in Tibet'le olan gergin politik-askeri ilişki dönemini Dalai Lama'nın çevresinde anlatıyor.
Fevri, Batılı bir adamın Tibet'te geçirdiği 7 yıl sonrası nasıl değiştiği, batı-doğu kültürü karşılaştırmasıyla müthiş işlenmiş. Antropoloji hocamız nasıl oldu da bu filmi bize izletmedi hayret ediyorum.
Batının ben merkezci bireysel tarafının Tibet'te işe yaramayışını izlemek benim tuhaf bir şekilde hoşuma gitti. Başta sarı civciv Brad'in ve arkadaşı peter'ın hoşlandıkları tibetli kadına kur yapışlarındaki farklılık bile incelenir. Basit bir aşk ilişkisi diyip geçmemek lazım bu filmde güzel işlenmiş.
Doğu kültürünün toplumcu, paylaşımcı tarafından dolayı Brad in yaptığı kurların o buzda dans şovlarının boşa gidişi, en son peter'ın kızla evlenişi çok çok iyi olaydı.
"Biz kendi egosunu tatmin edebilen insanlara saygı duyuyoruz. Siz her ne şekilde olursa olsun zirveye çıkanlara"
Filmi beğendim izlenmeli
"Zafer, umudunu sonuna kadar muhafaza eden komutanların kârıdır. Komutan, binde bir ihtimalle bile olsa savaşı kaybedeceği fikrine kapılırsa mağlup olur. Yenilmek gibi bir seçeneği asla düşünmemelidir ki mücadele edebilsin. "
Aerelius gerçekten çok iyi bir felsefeye sahip. Her pasaj çok yoğun. Düşünce kitabı olduğu için olay beklemeyin hatta bence başucu kitabı olmaya daha uygun. Arada sırada alıp okumak daha güzel oluyor daha iyi sindiriliyor. Bazı kitapların hakkını vermek için 2…devamıAerelius gerçekten çok iyi bir felsefeye sahip. Her pasaj çok yoğun. Düşünce kitabı olduğu için olay beklemeyin hatta bence başucu kitabı olmaya daha uygun. Arada sırada alıp okumak daha güzel oluyor daha iyi sindiriliyor. Bazı kitapların hakkını vermek için 2 günde okuyup geçmek yetmez bu kitap onlardan.
-Başkalarının verdiği imkanla ışık saçan biri olma, başkalarının yardımıyla elde edilecek sükunete ihtiyaç duyma. Özetle bir adamın kendi başına dik durması gerekir, dik tutulması değil.
- “Sabahleyin gökyüzüne bak, orayı işlerini daima kendilerine yaraşır biçimde tamamlayanları ve olup yaptıkları işlerin düzenliliğini, saflıklarını, yalınlıklarını hatırlatır sana. Çünkü yıldızların örtüleri yoktur.”
-nasıl iyi bir insan olunacağıyla alakalı daha fazla konuşma iyi bir insan ol
-bugün tüm dertlerimden kurtuldum, hatta her türlü belayı defettim. Çünkü benim dışımda değil, içimde, kendi düşüncelerimdeydiler.
Bu diziyi ATLA'yla kıyaslamadan izlemek mümkün değil. "Bir flashback olsa da Aange'i Toph'u görsem hayatları nasıl olmuş acaba" diyerek geçmiş karakterlerin merakıyla izledim. İster istemez Aange ve Korra karşılaştırması da yapmadım desem yalan olur. Korra'nın yapısı gereği Aange ile çok…devamıBu diziyi ATLA'yla kıyaslamadan izlemek mümkün değil. "Bir flashback olsa da Aange'i Toph'u görsem hayatları nasıl olmuş acaba" diyerek geçmiş karakterlerin merakıyla izledim. İster istemez Aange ve Korra karşılaştırması da yapmadım desem yalan olur. Korra'nın yapısı gereği Aange ile çok farklı, bunu kabul edip diziye bağımsız bakabildiğimde karakterleri sevmeye başladım. En çok Asami ve Jinora'yı sevdim. Sokka kadar kimseye gülmemiş olsam da Meelo gülümsetti.
İşin aslı ATLA kadar sevmedim, oradaki çekim burada yoktu ama yine de başarılı bir dizi olmuş. Sonuçta zaman değişiyor, bütün avatarlar birbirinden farklı özelliklere sahip, bunun bilincinde olmak lazım.
Son olarak Zuko'yu, Iroh'u, Toph'u, Katara'yı çok az da olsa Sokka'yı görmek beni mutlu etti.
"ACIMI ANLAYABİLİRSİNİZ AMA ONU HİSSEDEMEZSİNİZ" İntihar kararı vermiş birini ne yeniden hayata bağlayabilir? İntiharın günah olduğu fikri mi, verilen nasihatler mi, hangi sebep her şeyden vazgeçme noktasına gelmiş birini geri döndürecek kadar güçlüdür? Verilen nasihatler ya da korkutmak üzere dayatılan…devamı"ACIMI ANLAYABİLİRSİNİZ AMA ONU HİSSEDEMEZSİNİZ"
İntihar kararı vermiş birini ne yeniden hayata bağlayabilir? İntiharın günah olduğu fikri mi, verilen nasihatler mi, hangi sebep her şeyden vazgeçme noktasına gelmiş birini geri döndürecek kadar güçlüdür?
Verilen nasihatler ya da korkutmak üzere dayatılan inançlar bunların etkisi nedir?
"bak güneşin doğuşuna, aya bak, yıldızların güzelliğine, suyun tadına.. Hayatın aslında sana neler verebileceğine bak" demekle bunu göstermek arasında fark var. Bakmakla görmek aynı şey olmadığı gibi anlamakla hissetmek de tamamen farklı şeyler.
Bazen bir şeyleri bırakacak olmak yani sona gelmiş olmak bambaşka bir bakış kazandırabiliyor. Son kalan ne varsa daha güzel daha kıymetli.
İntihar kararı vermiş biri için bir bakıma sonsuz bir fırsat deryası var. Hayat o anda, en dibe gelindiğinde güzelliklerini sunmaya hazır bekliyor. Bir yemeği son kez yemenin verdiği lezzet, gökyüzüne son kez bakıyor olmanın tatlı hüznü her şeyi değiştirebilir. Dilerim ki gökyüzünün, ayın, yıldızların güzelliğini görmek; suyun, yemeğin tadını almak, birini gülümsetebilmekle mutlu olmak için dibi görmeye ihtiyaç duymayız.