su an 7. bolume gectim i̇lker’in igrencligi karşısında her geçen bölümde şok kalıyorum umarım funda senden boşanır kral ya bide nazlı’yi izlerken istemsiz tedirgin oluyorum geriliyorum dizi asiri surukleyici uzun zaman sonra izlediğim en iyi türk dizilerinden biri olduğunu düşünüyorum
Spoiler içeriyor
8/10 Enoshima Prism bana göre aslında bir zaman yolculuğu filmi olmaktan çok, “Keşke bazı şeyleri değiştirebilseydim” duygusu hakkında bir film. Ve bence filmin en güzel tarafı da bu. Shūta: Sota Fukushi’nin oynadığı Shūta, Saku’nun ölümünden sonra hayatının bir yerinde takılıp…devamı8/10
Enoshima Prism bana göre aslında bir zaman yolculuğu filmi olmaktan çok, “Keşke bazı şeyleri değiştirebilseydim” duygusu hakkında bir film. Ve bence filmin en güzel tarafı da bu.
Shūta: Sota Fukushi’nin oynadığı Shūta, Saku’nun ölümünden sonra hayatının bir yerinde takılıp kalmış gibi. Geçmişe dönme şansı bulduğunda amacı sadece arkadaşını kurtarmak değil; biraz da kendisini yıllardır taşıdığı suçluluktan kurtarmak. Onu izlerken insanın kendi geçmişindeki “Keşke şunu farklı yapsaydım” dediği anlar aklına geliyor.
Saku: Başta biraz ukala, biraz şımarık, ama bir o kadar da sevimli. 😭 Hastalığı yüzünden arkadaşlarının onu sürekli korumaya çalışması da karakterin ilişkilerini etkiliyor. Saku'nun en dokunaklı tarafı, hayatının ne kadar kısa olabileceğini bilmeden arkadaşlarıyla geçirdiği zamanın değerini taşıması. Shūta'nın onu kurtarmaya çalışması da bu yüzden sadece bir arkadaşını ölümden döndürme hikâyesi değil; kaybettiği çocukluklarını geri alma çabası gibi.
Michiru: Üçlünün içinde duygularını en farklı şekilde yaşayan karakter. İngiltere'ye gitme kararı, iki arkadaşına karşı hisleri ve söyleyemediği şeyler hikâyenin en acı taraflarından biri. Özellikle onun mektubunun gerçek anlamının ortaya çıkmasıyla birlikte, geçmişte yaşananların aslında herkesin sandığından farklı olduğunu anlıyoruz.
Ve Kyōko... Başta “Bu kız nereden çıktı şimdi?” dedirtiyor. 😂 Ama hikâyeye zaman, hafıza ve unutulmak gibi temaları ekleyen karakter olması hoşuma gitti. Özellikle finalde onun varlığının anlamı daha da dokunaklı hale geliyor.
En sevdiğim şey ise üç arkadaşın arasındaki bağ. Çocukken her gün beraber olmak dünyanın en doğal şeyiymiş gibi geliyor. Sonra büyüyorsun, hayat değişiyor, insanlar uzaklaşıyor ve bir noktada o günlerin aslında ne kadar değerli olduğunu anlıyorsun.
Filmin finalindeki his de tam olarak bu bence: Bazı insanları kurtaramazsın, bazı geçmişleri değiştiremezsin ama onlarla yaşadığın şeylerin değerini değiştiremezsin.
Enoshima'nın denizi ve o yazlık atmosfer de filme ayrı bir nostalji katıyor. Film bittikten sonra insanda garip bir şekilde geçmişe dönüp eski arkadaşlıklarını, eski hâlini ve “o zamanlar” dediği günleri düşünme isteği bırakıyor.
Mükemmel bir film değil; bazı olayların işlenişi daha derin olabilirdi. Ama 90 dakikada verdiği o gençlik, arkadaşlık, ilk aşk, kayıp ve geçmişe duyulan özlem duygusu bence gerçekten güzel.
Bazı zaman yolculukları geçmişi değiştirmek için değil, geçmişi olduğu gibi kabul edebilmek için yapılır. 🥹
Günahkârlar bitti. Kısaca şöyle söyleyebilirim: Blues müziğin tınıları hâlâ kulaklarımda diyebilirim. Her şeyin farkında olan başrol, iyi bir günahkâr. Blues müzik yapan bir arkadaş grubunun mekân açması ve orada gelişen olaylar... Sonrasında zombiler falan başladı, bir saçmalama başladı ama iyi…devamıGünahkârlar bitti. Kısaca şöyle söyleyebilirim: Blues müziğin tınıları hâlâ kulaklarımda diyebilirim. Her şeyin farkında olan başrol, iyi bir günahkâr. Blues müzik yapan bir arkadaş grubunun mekân açması ve orada gelişen olaylar... Sonrasında zombiler falan başladı, bir saçmalama başladı ama iyi filmdi.
Şunu da ekleyelim biri beş sene sonra falan kimse hatırlamaz bu filmi yazmış katılıyorum.
21 Eylül 2026
Ders çalışmak istiyorum ama çok yorgun hissediyorum. Bugün dinlenmeyi seçiyorum. Yemek yapıp, Akasya Durağı izleyip dinleneceğim. Yarınki dersler çok önemli. O dersler için dinç olmalıyım.
🪶 Genel olarak ne tarz yazıları okumaktan hoşlanırsınız? Bir yazı gördüğünüzde okumanıza ittiren veya devam ettiren şey ne oluyor? 🪶 Peki Raf'ta hangi tür yorumlar dikkatinizi çekiyor? Buna benzer farklı bakış açıları okumayı severim, düşünceleri biraz merak ettim ·͙⋆ ִֶָ
Arkadaşlar bana acilinden bilişim ve bilişim teknolojileri bölümünü okuyan birinin izleyebilceği bi film önerebilir misiniz. Konusundada bu olsun kodlama falan filan yani.
“𝚂𝚎𝚗 𝚋𝚊𝚗𝚊 𝚋𝚊𝚔𝚖𝚊, 𝚋𝚎𝚗 𝚜𝚎𝚗𝚒𝚗 𝚋𝚊𝚔𝚝ığı𝚗 𝚢ö𝚗𝚍𝚎 𝚘𝚕𝚞𝚛𝚞𝚖.” Çocukluk sabahlarımdan kalma bir ses: Çiçek Senfonisi. Ben ona bir sonbaharda rastladım. Belki siz de sarı bir günde açarsınız bu kitabı. Sonbahar biraz hüzün, kış biraz sığınak, ilkbahar biraz umut, yaz ise…devamı“𝚂𝚎𝚗 𝚋𝚊𝚗𝚊 𝚋𝚊𝚔𝚖𝚊, 𝚋𝚎𝚗 𝚜𝚎𝚗𝚒𝚗 𝚋𝚊𝚔𝚝ığı𝚗 𝚢ö𝚗𝚍𝚎 𝚘𝚕𝚞𝚛𝚞𝚖.”
Çocukluk sabahlarımdan kalma bir ses: Çiçek Senfonisi.
Ben ona bir sonbaharda rastladım. Belki siz de sarı bir günde açarsınız bu kitabı.
Sonbahar biraz hüzün, kış biraz sığınak, ilkbahar biraz umut, yaz ise geç kalmış bir olgunluk olur.
Sonra kitap biter. Mevsim yine sonbahardır. Ama bu kez dökülen yapraklara bakarken bir ağacın değil, kendi içinizden eksilen şeylerin sesini duyarsınız.
Çünkü burada zaman düz bir çizgide akmaz. Bir anda çocukluğunuzdasınızdır, sonra ilk aşkınızda, sonra çoktan kaybettiğiniz birinin yanında…
Kapı çalarsa dönersiniz belki olmayan zamanın “şimdi”sine.
Ama ne fark eder?
Yalan söylüyor şiirler.
Ne kimse “gitme” dedi Lavinia’ya, ne de bekleyen kaldı bir kapının ardında.
Bazıları gitti. Bazıları hiç gelmedi.
Ve ben, sana yeniden başlamak isterken, baktığın yönde bile olamadım.