Aktif arkadaşlar buraya! 🎀 GT yapmak isteyen herkes yorum bırakabilir. Karşılıklı takip yapıp birbirimizi destekleyelim. Dönüş yapacağım, bekliyorum. 🤍🌷✨
Bir grup suçlu bulundukları hapishanelerde başka bir yere nakil edilmek üzere gemiye bindirilir ilk başta bu suçlular ve gemideki polisler arasındaki çatışmaların işleneceğini düşünmüştüm filmi izlerken ama sonra işler biraz değişti meğerse bu geminin bodrum kısmında saklanan Alpha isimli bir…devamıBir grup suçlu bulundukları hapishanelerde başka bir yere nakil edilmek üzere gemiye bindirilir ilk başta bu suçlular ve gemideki polisler arasındaki çatışmaların işleneceğini düşünmüştüm filmi izlerken ama sonra işler biraz değişti meğerse bu geminin bodrum kısmında saklanan Alpha isimli bir süper asker varmış 2. Dünya savaşı sırasında bir dizi deneyle süper askere dönüştürülen bu kişi gemideki polis ve suçluların çatışmaları yüzünden uyanıyor ve iki tarafa da kan kusturuyor ve sonra bizim suçlulardan biri sandığımız dong-yeon'un karakteri de meğerse bir süper askermiş ve biz bu adamların nasıl süper askere dönüştüklerini ve bacak storylerini öğreniyoruz film biraz açık uçlu bir şekilde bitiyor ve aşırı vahşet sahneleri var filmde kan gövdeyi götürüyor eğer body horor sizi rahatsız ediyorsa izlemenizi tavsiye etmem
Bu kitabı ortaokulda okumuştum hala aklımda tüm olay örgüsü çok acıklı ve derin bir çocuk kitabıydı beni çok etkilemiş ve etkisinden kurtulamamıştım o zamanlar baş ucu kitabımdı çok sevmiştim
Hizmetçi filminin ilk versiyonu eski bir film burda film aile babasının bir gaste haberini okumasıyla başlıyor haberde eşini aldatan bir adam yüzünden ailenin nasıl trajik bir şekilde dağıldığını okuyor karısı ve çocuklarına. Adam bir kız okulunda piyanist ve ordaki kız…devamıHizmetçi filminin ilk versiyonu eski bir film burda film aile babasının bir gaste haberini okumasıyla başlıyor haberde eşini aldatan bir adam yüzünden ailenin nasıl trajik bir şekilde dağıldığını okuyor karısı ve çocuklarına. Adam bir kız okulunda piyanist ve ordaki kız öğrenciler de adamdan oldukça etkileniyorlar tabi adam bunlara yüz vermiyor ama birgün kendisine yakın olduğu dedikoduları çıkan bir öğrenci bu dedikodular yüzünden okuldan atılıyor adamda kıza hem acıdığı hemde bence kızdan etkilendiği için kızı karsıyla yeni taşındığı eve hizmetçi alıyor çok geçmeden kız ve adam yakınlaşmaya başlıyorlar ve kızın gerçek yüzü açığa çıkıyor adamı ve çocuklarını hayatlarıyla tehdit etmeye başlayan kız ailenin üstüne kabus gibi çöküyor
Bu filmde en çok evin vefakar annesine üzüldüm yeni evlerinin tadilat masrafları için gece gündüz dikiş diken bu iyi yürekli kadın kendisine yapılan bu ihaneti asla hak etmedi
Oooo iki gözümün çiçeği hafta sonu gelmiş. Gömün beni altın kumlara, oynasın üzerimde saf çocuklar... Hafta sonuna giriş şarkısı #can bonomo/bahr-i hazer# 🌬🎈🐦👑 Klima açıldı, ses açıldı, gözlükler tamam, şimdi basalım gaza... 💥
Nolan’ın yeni işler çıkardığı dönemde yaşamaktan büyük haz duyuyorum. Eylemleri,kararları,idealleri birçok insanın acı çekmesine neden olan, yaralı bir lideri merkeze alıyor;Odysseus.Nolan’ın bir çok filminin alt metni olan eve dönüşü saf bir olguyla anlatıyor.Bana göre yolda olan yalnızca Odysseus degil Eurylochos,…devamıNolan’ın yeni işler çıkardığı dönemde yaşamaktan büyük haz duyuyorum.
Eylemleri,kararları,idealleri birçok insanın acı çekmesine neden olan, yaralı bir lideri merkeze alıyor;Odysseus.Nolan’ın bir çok filminin alt metni olan eve dönüşü saf bir olguyla anlatıyor.Bana göre yolda olan yalnızca Odysseus degil Eurylochos, Perimedes, Elpenor ve gemideki tüm yolcular kendi benliklerinin yolcusu.Herkes kendi sınavınca sınanıyor kendi benliklerinin götürebildiği kadar ilerliyorlar bu yolda. Kimi hırsına kimi itaatsizliğine kimiyse kibirine yeniliyor ve yola devam edemiyor.
Kirke’nin adası sahnesinde insanın kendi idealleri uğruna ne denli çirkinleşebileceğini görüyoruz.İnsan sapkın bir hayvandır aklını bırakıp arzularıyla hareket etmeye başladığı an insani özelliklerini olduğu gibi terk eder.Kirke’nin adamları domuza çevirmesi de bunu simgeler. Domuz Antik Yunan’da aşırı arzu, hazlara teslim olma ve aklın geri plana itilmesi ile ilişkilendirilebilir.Kirke’nin evine çıkan yolda bir çok vahşi hayvanla karşılaşırız.Aslan,kurt,kaplan. Etrafındaki vahşi hayvanlar normalde insanın korkacağı yaratıklardır; fakat onun yanında uysal ve evcil hâle gelmişlerdir. Buradaki mesaji Madeline Miller’ın Ben Kirke romanıyla çok daha iyi anlamlandırıyoruz. Kirke bu romanda yalnızca bir büyücü değildir yalnızlık,dışlanma gibi süreçlerlerinden geçen bir kadındır. Hayvanlar burada yalnızca güç sembolü değil, Kirke’nin insanlardan görmediği sadakati ve kabulü bulduğu varlıklardır.
Bu ve bunun gibi uğranılan her bir ada birer sınavdır yolculara. Beni kesinlikle tatmin eden bir uyarlamaydı değinilmeyen noktalar elbet vardı ancak genel olarak mitolojik bir efsaneye bağlı kalkınmıştı. Sadece Kiklop’un mağarasında “ benim adım otis(hiç kimse)” kısmının olmasını gerçekten çok istemiştim mitte gerçekten beni çok etkileyen,içselleştirdiğim bir kısımdı bunu perde de görmek isterdim:)
Ses manzarası büyüleyiciydi Ludwig Göransson, klasik ve modern müziği bir araya getirerek tamamen benzersiz bir şey yaratan, cesur ve akılda kalıcı bir müzik daha ortaya koyuyor. Savaş sahnelerindeki o dinamizm yalnızca bu denli büyük bir işitsel zevkle verilebilirdi.
Nolan'ın mit ve efsaneyi ele alış biçiminin hepsinin üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu söylemekten son derece mutluyum.:)
"lα̂kín dünчα dünчα σlαlı kímsєlєrín вєním gíвí sєvdíğíní vє sєvєвílєcєğíní sαnmıчσrum." Ahmed Arif ve Leylâ Erbil… “Kendine iyi bak. Bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. Bir daha hiçbir cihan bulamaz seni.” diye başlayan ilk mektupla, “Selam ve sevgiler.” diyerek biten…devamı"lα̂kín dünчα dünчα σlαlı kímsєlєrín вєním gíвí sєvdíğíní vє sєvєвílєcєğíní sαnmıчσrum."
Ahmed Arif ve Leylâ Erbil…
“Kendine iyi bak. Bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. Bir daha hiçbir cihan bulamaz seni.” diye başlayan ilk mektupla, “Selam ve sevgiler.” diyerek biten son mektup arasına sıkışmış kırık bir ezgi, eksik bir nota, bitmemiş bir senfoni…
Ahmed Arif, “Zalım Leylâ”sını çok sevmiş. Sevmekten de öte… Leylâ’sı için hasretinden prangalar çürütmüş; bir değil, bin kere yıkılmış. Yüreğinde küçücük bir umut taşıyarak, ıstırap dolu dünyasının kapkara odasına sızan bir ışık misali “Leylim”ine, Leylâ’sına tutunmuş. “Gözlerinden öperim.” diye noktaladığı mektuplarındaki çaresizliğe rağmen umudunu korumuş.
Özellikle sürgün döneminde, işkence, acı ve ıstırapla dolu geçen günlerinde yalnızca Leylâ’sına tutunmuş. Sevdasına karşılık bulamamasına, çok sevdiği kadın onu yalnızca bir dost ve arkadaş olarak görmesine rağmen…
Leylâ’sının eşi Mehmed’e selamlarını gönderip mektuplarında hürmetlerini sunmuş; yüreğindeki, bıçak yarasından daha şiddetli acılara mavi gökyüzünü şahit tutarak hem de…
Mektuplarında öylesine duygu yüklü cümleler var ki Ahmed Arif’in sevdasının ne kadar çıkarsız ve yalansız olduğunu anlatmaya hiçbir kelime yetmez. Yaşadığı çaresizliği ve ıstırabı Leylâ’sına hissettirmek istemeyişi, onun bir nebze olsun üzülmesine ve ah çekmesine kıyamaması, içini parçalayan kelimelerden biriyle bile Leylâ’sını incitmek istememesi bütün sevenlere ibrettir.
Mektuplarının çoğunu Ankara’ya göndermiş; çünkü Leylâ’sı oradaymış. Daha sonra onun İzmir’e, ardından da İngiltere’ye gittiğini gazetelerden öğrenmiş ve son mektubunu kaleme almış. Mektuplarına son vermesi, içimde tarif edemediğim bir acı yumağı oluşturdu.
Bizler, Leylâ Erbil’e yazdığı mektuplarda Ahmed Arif’in bu saf, çıkarsız, umutsuz ve belki de ölüm kokan aşkına şahit oluyoruz.
Kim bilir… Belki de hiçbir et, beden ve ten hesabı gütmeden sevdiği; gözlerinden bir türlü öpemediği, kavuşamadığı, sarılamadığı o çocuksu sevdasına kavuşmuş ve bir yerlerden bizleri izliyordur.
Aşırı iyidi,o kadar kafa karıştıran şey vardı ki hala çözemiyorum bazı yerleri yani o kadar büyük bir paradoks ki insan hiç birşeyden emin olamıyor Şöyleki anime klasik diyebileceğimiz beden değiştirme tadına başlıyor ama ilerleyen dakikalarda o kadar karmaşık oluyor ki…devamıAşırı iyidi,o kadar kafa karıştıran şey vardı ki hala çözemiyorum bazı yerleri yani o kadar büyük bir paradoks ki insan hiç birşeyden emin olamıyor
Şöyleki anime klasik diyebileceğimiz beden değiştirme tadına başlıyor ama ilerleyen dakikalarda o kadar karmaşık oluyor ki ne olacak diye merak edip heyecan yapıyorsunuz
Ben izlerken 5-6 defa ayağı kalkıp yer değiştirdim o heyecanı hissi veriyor kısacası insana
Ama dediğim gibi zaman algısı karmakarışık,benim için bu anime tekrar izlenebilecek bir kalitede çizimler çok güzeldi bence hikâye de iyidi bilmiyorum açıkçası güzeldi ve ben genelde gömerim ama muhteşemdi
Bide şöyle birşey var ki ben uzun şeyleri sevmiyorum,saati gördüğüm an of ne anlatıyor bu kadar ki uzun yapmışlar derim ama bence bu değerdi hatta devam etmesini istedim
İkisi sonunda karşılaştı ama nedense içimde hala bir burukluk var