Kuzey Makedonya yapımı belgesel. Issız bir köyde yaşayan Hatice’nin geleneksel arıcılıkla doğayla kurduğu denge anlatılır. Sade, gerçekçi ve etkileyici bir köy yaşamı hikâyesi. Kuzey Makedonya/Bekirlija
Sırbistan yapımı, Emir Kusturica imzalı absürt komedi. Dedesi, torununu ineği satmak ve bir kız bulmak için şehre gönderir. Renkli karakterler, kaotik olaylar ve tipik Balkan mizahıyla dolu eğlenceli bir yol hikâyesi.
Sinir krizi geçirdim izlerken.Bir okulda nasıl böyle şeyler yaşanabilir.Polisi bile bir şey yapamaz mı kafayı yersin. Bu salak şeyler yapmaktan kim keyif alır?! Umarım gerçek hayatta da nesilleri tükenir. Sonu güzeldi ✨ *** 5/10
Cahide Sonku’nun inanılması zor yükseliş ve düşüş öyküsü, toplumsal hayatımızın kendine özgü labirentlerinde gizlidir. Bütün Türkiye’nin CAHİDE’siydi... On üç yaşında adımını attığı Darülbedayi’de, rakiplerini geride bırakmayı, ilk ve biricik primadonna olmayı becerdi. Çok az sayıda oyuncuya nasip olabilecek doğal yeteneğe…devamıCahide Sonku’nun inanılması zor yükseliş ve düşüş öyküsü, toplumsal hayatımızın kendine özgü labirentlerinde gizlidir.
Bütün Türkiye’nin CAHİDE’siydi...
On üç yaşında adımını attığı Darülbedayi’de, rakiplerini geride bırakmayı, ilk ve biricik primadonna olmayı becerdi.
Çok az sayıda oyuncuya nasip olabilecek doğal yeteneğe ve güzelliğe sahipti. Bu özelliklerine zekâsını ve çalışkanlığını ekledi.
Altın yıllarını yaşayan Türk Tiyatrosu’nun ve kuruluş aşamasındaki Türk Sineması’nın tartışmasız “1 Numara”sı oldu. Çok ama çok para kazandı.
Örnekleri sadece ABD’de görülebilecek tarzda bir hayat yaşadı. Türkiye’nin playboyları, geçeceği değil, geçme ihtimali olan yollara bile kırmızı halı döşettiler. Ayakkabılarından şampanyalar içildi. Bütün takıları, ayakkabıları, çantaları, kıyafetleri Paris ya da Londra’dan getirtildi. Zaman içinde, hediye edilen son model otomobillere bile burun kıvıracaktı.
Her çıkışın bir inişi vardır!
Cahide Sonku’nun düşüşü de tıpkı yükselişi gibi meteor hızıyla gerçekleşecekti. Ünlü yıldız zaman içinde alkolün bataklığına gömülecek, Beyoğlu’nun izbelerinde yitip gidecekti.
Osman Balcıgil, tıpkı öteki çok okunan biyografik romanları Celile, Yeşil Mürekkep, İpek Sabahlık ve Afife Jale’de olduğu gibi, bu kez de Kızıl Çengi’de, Cahide Sonku’dan hareketle Türkiye toplumunun derinlerine iniyor.
'Ne Güzel Günlermiş' Kitabının belli bir konusu yok. Konudan konuya atlıyor, sürekleyici de değil, ne okuduğunu da anlamıyorsun bu yüzden dikkat dağıtıcı ve her telden çalan bir kitap olmuş. Genel olarak beğenmedim! *Tavsiye etmem.
İlk yarı dram ve suç Diğer yarı fantastik ve komedi resmen Paragrafın hangisinde ikiye ayrılır sorusu için mükemmel bir örnek ama izlemesi keyifsiz ya keskin geçiş hiç akıcı değil.