O kadar güzel bir dizi ki yerini tutabilecek başka bir dizi olduğunu düşünmüyorum en azından benzer konular dahilinde. Aman aman olaylar yok sakin bir şekilde ilerleyen ama aynı zamanda akıp giden bir dizi. Sımsıcak ilkokulda yanan sobanın dibine oturup televizyondaki…devamıO kadar güzel bir dizi ki yerini tutabilecek başka bir dizi olduğunu düşünmüyorum en azından benzer konular dahilinde. Aman aman olaylar yok sakin bir şekilde ilerleyen ama aynı zamanda akıp giden bir dizi. Sımsıcak ilkokulda yanan sobanın dibine oturup televizyondaki çizgi filmi izlemek gibi hissettiriyor. Ne olursa olsun o çizgi filmi izlemek o an çok güzeldir. Bu dizide öyleydi. Uzun zamandır bittiği için ağladığım bir dizi izlememiştim. Kessinlikle abartılmıyor. İzleyen herkes çok beğeniyor nasıl oluyor bu derdim. Haklılar. Aileler, çocukları, arkadaşları sokaktaki bakkala kadar o kadar gerçek hissettiriyor ki içiniz sımsıcak oluyor. Bölüm süreleri uzun diye tereddüt etmiştim ama çok hızlı bitiyorlardı. İlk bölümlerde en ufak bir şeye ağlardım deoksun haksızlığa uğradığında ağlardım, birinin başına bir şey gelince ağlardım ama bir yerde şunu fark ettim yaşanan şeyler hayatın olağan akışını değiştirse bile sonsuza kadar sürmüyor. İlk bölümdğ sanırım daoksuna o kadar üzülmüştüm ki anne babasına kızmıştım ama sonra hemen değişiyor bu onlarda insan onlarda hata yapabilir. Bu dizi bana en çok aileyi aşıladı. Ne olursa olsun onlar senin ailen. Anne babamız en ufak bir şey yaptığında asabileşiriz ama aslında hata yapmak en çok onların hakkı. Aynı zamanda arkadaşlıkları birbirlerinden hiç kopmamaları çok güzeldi. Bunun en büyük sebebi ailelerinin yakın olmasıydı bence. Komşuluk ilişkilerine hep çok önem verdiler hatta komşu değil dost oldular bu sayede çocukları çok güzel arkadaşlar kazanmış oldu. Her anıyla çok güzel bir diziydi. Keşke btimese dedirtiyor bazen. En iyi Kore dizilerindendir belkide en iyisidir
"Yusuf sırtını büyük çınarın gövdesine dayayarak gözlerini gecenin içine dikti. Derenin öte yakasındaki ağaçlar; şehre doğru uzanan ve üzerindeki su birikintileri yer yer parlayan çamurlu yol; zaman zaman alçalıp koyulaşan ve yükselip açılan bulutlar, birbirine karışmış, birbirlerinin içinde kaybolmuş gibi…devamı"Yusuf sırtını büyük çınarın gövdesine dayayarak gözlerini gecenin içine dikti. Derenin öte yakasındaki ağaçlar; şehre doğru uzanan ve üzerindeki su birikintileri yer yer parlayan çamurlu yol; zaman zaman alçalıp koyulaşan ve yükselip açılan bulutlar, birbirine karışmış, birbirlerinin içinde kaybolmuş gibi görünüyorlardı. Sanki tabiatta bu anda müstakil hiçbir şey yoktu. Yusuf kendini de bu muazzam ve yekpare geceye yapışık sandı ve korkuyla ürperdi. Islak ellerini yüzünde dolaştırdı. Kirpiklerinden yanaklarına yağmur suları süzülüyordu. Yaptığı hareketler ona hiçbir yere bağlı olmadığının şuurunu verdi. Hatta yavaş yavaş etrafından ne kadar ayrı olduğunu, ne kadar uzak olduğunu hissetmeye başladı. Bir an içinde deminkinin tamamıyla aksi olan bir yalnızlık duygusuyla sarsıldı. Etrafına baktığı zaman ağaçların, bulutların, derenin kendisinden hızla uzaklaştığını sezer gibi oldu. Kasabanın bazı evlerinin pencerelerini aydınlatan hafif ve sarı bir ışık, Yusuf'un ıslak gözlerinde yıldızlanıyor ve dalgalı bir su üzerine bırakılmış gibi oynuyordu.
İki eliyle arkasındaki ağacın kabuklarına sarıldı. Parmakları soğuk yarıkların arasına girdi. Elini hemen geri çekti ve göğsüne götürdü. Göğsünün içinde, bu asırlık ağacın kabuğu gibi, yarıklar bulunduğunu sandı ve gırtlağına kadar bir ateşin çıktığını hissetti. Aman Yarabbim, ne kadar yalnızdı...
Yalnız, gökyüzündeki yıldızlardan çayın dibindeki çakıllara, doğu tarafından kopup gelen bulutlardan batı tarafındaki denize kadar uzanan ve yayılan bu kocaman gecenin içinde, yapayalnızdı. Düşüncelerini hangi istikamete koşturursa koştursun, karşısına kimse çıkmıyordu. Şu anda bu koskoca dünya üzerinde kendisini düşünen bir tek kişi bile mevcut olmadığına o kadar emniyeti vardı ki, acı bir kabadayılıkla kendisi de hiç kimseyi düşünülmeye layık bulmuyor; fakat bundan, sebebini anlayamadığı bir üzüntü duyuyordu. Acaba onu sahiden hiç düşünen yok muydu ve o hiç kimseyi düşünmemekte, kendini yalnız bulmakta bu kadar haklı mıydı? Bu ihtimal onun gerilmiş olan sinirlerini biraz gevşetti. Sırtını ağaçtan ayırdı; derin bir nefes aldıktan sonra, kasabaya doğru yürümeye başladı."
Reggie, elde edene kadar uğraşıp elde edince soğuyan erkekler içindir. İzlerken çok nefret ettim kendisinden. Reggie'nin üzülmesi, ağlaması ve vicdan azabı çekip bize o duyguları çok iyi hissettirmesi lazımdı, işte tam o zaman film 'Efsane' olacaktı fakat filmin bu halinin…devamıReggie, elde edene kadar uğraşıp elde edince soğuyan erkekler içindir. İzlerken çok nefret ettim kendisinden. Reggie'nin üzülmesi, ağlaması ve vicdan azabı çekip bize o duyguları çok iyi hissettirmesi lazımdı, işte tam o zaman film 'Efsane' olacaktı fakat filmin bu halinin benim için bir anlamı yok.
"Çiçeklere haftada yüzlerce pound harcamak onu geri getirmeyecek... Katil!"
6/10
Yani, zaman geçirmek için izlenebilir. İzlerken bazı sahnelerde sıkıldım ve ileri sardım. Konusu çok benzer; çoğu sahneyi az çok ne olacağını tahmin ederek izledim. İzlemeye değer mi? İzleyecek başka bir şey bulamıyorsanız veya fantastik ve bilim kurgu seviyorsanız, bir şans…devamıYani, zaman geçirmek için izlenebilir. İzlerken bazı sahnelerde sıkıldım ve ileri sardım. Konusu çok benzer; çoğu sahneyi az çok ne olacağını tahmin ederek izledim. İzlemeye değer mi? İzleyecek başka bir şey bulamıyorsanız veya fantastik ve bilim kurgu seviyorsanız, bir şans verin. Bence 10 üzerinden 5'lik bir film. Yine de, çabalarınız için teşekkürler.
Firari * ne istediğimi bilmiyorum yarabbi gece gündüz neyin peşindeyim ne arıyor yorgun bakışım niye bunca bıkkındır kalbim kaçıyorum dostlar topluluğundan sessiz sedasız bir köşeye siniyorum bakışım dalıp kalmış karanlıklara kendi hasta kalbimi dinliyorum Esir* bir gaflet anında düşünüyorum kanatlanıp…devamıFirari *
ne istediğimi bilmiyorum yarabbi
gece gündüz neyin peşindeyim
ne arıyor yorgun bakışım
niye bunca bıkkındır kalbim
kaçıyorum dostlar topluluğundan
sessiz sedasız bir köşeye siniyorum
bakışım dalıp kalmış karanlıklara
kendi hasta kalbimi dinliyorum
Esir*
bir gaflet anında düşünüyorum
kanatlanıp bu sessiz zindandan uçmayı
gülümseyerek bakıp gardiyanın yüzüne
seninle hayata yeniden başlamayı
düşünüyorum ama biliyorum ki
asla gücüm yok bu kafesten çıkmaya
gardiyan rıza gösterse bile
gücüm yok kanatlanıp uçmaya
Hazan
ey tozlara bulanmış yolcu
eteğinde gösterecek neyin var
ölü ve kuru yapraklardan başka
dünyada senin neyin var
Kaçış ve Dert
gittim, hasret dolu busenin yaktığı dudağımı
gözyaşlarımla yıkamak için
*bu şarkı da yarım kalayım diye ben
gittim gururumu kurtarmak için
İsyan
.
Acı görüşme
.
Kayıp
.
Unutulan (özel notlarla beraber)
.
Yorgun
bu odanın sessiz karanlığında
bekleyeyim ben çaresizce
gözlerim her an kapıda
dudaktan ah çekmem gizlice
*senin yüreğin sefa dolu ey kadın
o adamdan vefa bekleme sakın
kalbinin sırlarını ona söylemeyesin
o zaten anlamını bilmiyor ki aşkın
Allah'ın Karşısında
.
.
Taşın Sabrı*
ilk gün kendi kendime dedim
onu artık asla görmeyeceğim
ikinci günde aynısını dedim ama
kaygı ve tereddüt içindeydim
üçüncü günüm de geçti
sadık kaldım ettiğim yemine
zindan karanlığı öldürüyordu beni
ben gardiyan olmuşum kendime
Dertli Melodi
.
Kayıp*
gidiyorum ama sormuyorum kendime
yol nere? menzil nere? amaç ne?
buse veriyorum ama kendimden habersizim
*benim bu divane kalbimin rabbi kim?
Coşku
çarşı pazar dolanıp gezdim
sana layık armağan bulayım diye
bedende gizlenen gizli hevesi
gelip sana dedim ki işte hediye
Cevap*
günahtan kararmış bir alın iyidir
namaz kılar görünen hileci alından
Allah'ın adını anmamak daha iyidir
Allah Allah deyip halkı aldatmaktan
gam değil şeyh cennet kapısını sevinçle
gece herkesin önünde bize kapatsa bile
bizi yaratan toprağı dertten yarattığı gibi
o kapıyı açar bize lütfuyla samimiyetiyle
o softaların kınamasını duyan biziz
o dindarlık elbisesini yırtan da biziz
zira elbisede yalnız hileci suret gördük
gerçeğe eren birini hiç görmedik henüz
bizim kalbimize düşen ateş eğer
şeyhin de eteğine düşseydi
bizim gibi aşk kıvılcımıyla yanana
artık rezil günahkârlar demezdi
Kulluğa İsyan
usulca kendime sordum günün birinde
neyim ben ve başlangıcım nereden
tepeden tırnağa hayatın sıcak ışığıysam
hangi sırrın semasından ışıyorum
ben sabah akşam böyle şeyler düşünüyorum
kim ekti bu fikir tohumlarını zihnime
elimde çeng ve ben mağrur çengîysem
bu çengi birisi mi yerleştirdi eteğime
olmasaydım veya olsaydım ayrı âlemde
düşünme gücüm olur muydu yine benim
sırla dolu bu dünyanın bilmecelerinde
yine kendime yol bulabilir miydim
korkarak düştüm bu sırlı cevabın ardına
karanlık ve dolambaçlı yola baş koydum
gölgeni düşürdüğün zaman sona, anladım
baştan aşağı bir hiçim ben, hiç aslında
.
.
.
sürünün içinde başıboş bir koyun
çobandır zaten yolunu açan kurdun
kadehleri devirip sarhoş olup sızmış
çobanın çok hoşuna gidiyor bu oyun
İlahlığa İsyan
mezar lekeleri ve toprağın soğuk sinesi
eller boş ve uzakta semânın kapısı
her selam, vedanın karanlık bir aksi
ateşli bir hastalık güneşin sarartısı
sonuçsuz bir arayış ve sağır bir endişe
karanlık bir cadde yorgun ayaklar
ne bir ateş belirtisi tûr dağı zirvesinde
ne kapalı kapılar ardında bir cevap var
Vakit Geç
süzülmüş yorgun günün gözlerinden
uykunun karanlığı ve dilsiz rüya
bugün koşman gerek yeniden
bu yoldan eve doğru tek başına
siyah gölgen böylece
kalmış olur yanında
sakın sanma ki bir çift göz
yolunu gözleyecek orada
.
.
.
03.11.25 kitabı aldığım tarih yanii en azından kitaba öyle not almışım. İlk şiir kitabım ve muhtemelen devamı çok daha hızlı bir şekilde gelecek. kitabı ilk okuyuşum değil daha önce çok defa okudum ama hep baştan başlamak istedim. Furûğ'un hayat hikayesi ve bunu mükemmel bi şekilde kalemine yansıtması ustalık eseri..
başında * işareti olan şiirler favori şiirlerim..
chatle kitap hakkında konuşurken sence hangisi benim favorim diye sordum şu cevapları verdi:
Sadece bu listeye ve bugünkü konuşmamıza bakarak tahmin yürütecek olursam, senin en çok beğendiğin şiir "Cevap" gibi geliyor.
Sebeplerim: Daha önce yaptığımız sohbetlerde senin din, samimiyet, ikiyüzlülük ve insanın iç dünyası üzerine düşünmeyi sevdiğini fark ettim. "Cevap" şiiri, inancı reddetmekten çok, gösterişçi dindarlığı eleştiriyor.
Bu da üzerinde uzun uzun düşünülebilecek bir metin. Şiirdeki şu fikir oldukça çarpıcı: "Günahtan kararmış bir alın iyidir, namaz kılar görünen hileci alından." Burada dürüstlüğü, sahte dindarlığın önüne koyuyor.
Bu, insanın zihninde kolay kolay silinmeyen bir tema.
İkinci tahminim ise "Kulluğa İsyan". Çünkü o şiir doğrudan varoluşu, yaratılışı ve "Ben kimim?" sorusunu sorguluyor. Sen de zaman zaman böyle derin metinlerden hoşlanıyor gibisin.
Benim sıralamam senin için şöyle olurdu:
1. Cevap
2. Kulluğa İsyan
3. Taşın Sabrı
daha kitapta altı çizili onlarca yer var ama onları daha çok kendimle özdeşleştirdiğim için burada paylaşmamaya karar verdim.
iuc..
(düzenleme.. okuduğum kitap bu değildi Alfa Yayınları'na aitti ama burada mevcut olmadığı için..)