Spoiler içeriyor
Gizemli anneannelerinin ölümüyle sarsılan Graham ailesi, çok geçmeden kendilerini aklın sınırlarını zorlayan kabus gibi bir tuzağın içinde bulur. Ailenin kızı Charlie’nin bir araba kazasında kafasının koparak feci şekilde can vermesiyle tüm aile akıl sağlığını kaybetme noktasına gelir. Ancak asıl dehşet,…devamıGizemli anneannelerinin ölümüyle sarsılan Graham ailesi, çok geçmeden kendilerini aklın sınırlarını zorlayan kabus gibi bir tuzağın içinde bulur. Ailenin kızı Charlie’nin bir araba kazasında kafasının koparak feci şekilde can vermesiyle tüm aile akıl sağlığını kaybetme noktasına gelir. Ancak asıl dehşet, kızını kaybeden anne Annie’nin kederinden kurtulmak için evde bir ruh çağırma seansı düzenlemesiyle başlar.
Görünmez bir varlık eve musallat olurken; karanlık koridorlarda ölen kızın o meşhur dil şaklatma sesleri çınlamaya, evin kuytu köşelerinde gizemli çıplak insanlar belirmeye başlar. Olaylar tırmandıkça acı gerçek ortaya çıkar: Ölen anneanne, Paimon adlı bir iblis krala tapan gizli bir tarikatın lideridir. Ailenin yaşadığı tüm bu travmalar, annenin tavana tırmanıp bir böcek gibi sürünmesi ve en sonunda tavan arasında kendi kafasını piyano teliyle kesmesi gibi akılalmaz dehşet sahneleri... hepsi iblisin erkek bir bedene geçmesini sağlamak için önceden planlanmış kanlı bir ayinin parçasıdır
gercekten zaman kaybı. kitapta hicbir olay yok 150 sayfa falan olması gerekirken 400 sayfa mesela. aralarında cok cabuk bir iliski oldu gereksiz yere araları acildi (yazilacak olay olmadigi icin boyle uzatilmis). cogu sahne klise. karakterlerin bir derinliği de yok:/
Mükemmel bir Anthony Hopkins oyunculuğu izledim. İlk sahneden izleyiciyi germeyi başarıyor. Bu zamana kadar neden izlemedim dediğim bir film oldu. Biraz eski diye sürekli izlemekten kaçıyordum. Psikolojik gerilim suç türünde en yukarılara net yazılırmış.
evt arkadaşlar malım🥰 bugün ders kaydının son günü ve ben bugün yüzyüze seçtiğim dersleri online yapmaya karar verdim. danısman hocamı aradım kaydı geri gönderdi bana ama ders kaydında hata olarak gozukuyır sistemde iki saattir ugrasıyorum ama olmuyor. hocamı aradım acmadı…devamıevt arkadaşlar malım🥰 bugün ders kaydının son günü ve ben bugün yüzyüze seçtiğim dersleri online yapmaya karar verdim. danısman hocamı aradım kaydı geri gönderdi bana ama ders kaydında hata olarak gozukuyır sistemde iki saattir ugrasıyorum ama olmuyor. hocamı aradım acmadı müsait olunca geri dönecektir ama yapamicam diye çk korkuyorum😞😞
Spoiler içeriyor
İzlerken özellikle Ertan’ın yaşadığı olaylar, yeniden ajanlık yapmak zorunda kalması ve Ertan’ın teşkilattan uzaklaştırıldıktan sonra eşi Seda ile Kıbrıs’a tatile gitmesi, burada Zafer ve eşi Aynur’la karşılaşmasıyla olayların bir anda değişmesi bence filmi daha eğlenceli hâle getiriyor. Özellikle hayatında daha…devamıİzlerken özellikle Ertan’ın yaşadığı olaylar, yeniden ajanlık yapmak zorunda kalması ve Ertan’ın teşkilattan uzaklaştırıldıktan sonra eşi Seda ile Kıbrıs’a tatile gitmesi, burada Zafer ve eşi Aynur’la karşılaşmasıyla olayların bir anda değişmesi bence filmi daha eğlenceli hâle getiriyor. Özellikle hayatında daha önce saha ajanlığı yapmamış olan Ertan’ın Zafer’i de yanına alarak yeniden operasyona girmesi, ortaya komik ve heyecanlı durumların çıkmasını sağlıyor. Filmi izlerken karakterlerin başına gelecekleri merak ettim ve olayların nasıl sonuçlanacağını görmek istedim. Genel olarak komedi ve ajanlık konusunun bir arada işlenmesini eğlenceli buldum . Ve Filmin bu platformdaki 100.yorumunu yapmış bulunuyorum✨✨✨✨✨
3. bölümün ortasına kadar izledim, daha fazla uzatmak istemiyorum. Çok gereksiz bir depresiflik ve anlamsız gerginlik vardı yani içimi kararttı. Ayrıca Funda ne olacağını bekliyordun ki!!!
Üniversite yıllarımda bir gönül ilişkisi yaşamıştım.O zamanlar fişek gibi delikanlıydım tabi. Marksist öğretiye yeni yoldaşlar çekmek için bu çekiciliğimi sık sık kullanırdım. Solcu bıyığımın cazibesi davamızı ileriye taşıyan bir sancak gibiydi yani hehehe. Bir gün üniversitenin kütüphanesindeydim. Komünist Manifestoyu 7.kez…devamıÜniversite yıllarımda bir gönül ilişkisi yaşamıştım.O zamanlar fişek gibi delikanlıydım tabi. Marksist öğretiye yeni yoldaşlar çekmek için bu çekiciliğimi sık sık kullanırdım. Solcu bıyığımın cazibesi davamızı ileriye taşıyan bir sancak gibiydi yani hehehe.
Bir gün üniversitenin kütüphanesindeydim.
Komünist Manifestoyu 7.kez okuyordum. Kitaba kendimi vermişken oldukça alımlı bir bayan yoldaş yanıma yaklaştı.
-Merhaba, Karl Marx mı?
Başımla onaylayıp ona tatlı tatlı sırıttım. Çünkü bir yoldaş diğerine her zaman iyi davranmalıdır. Stalin'e ve Lenin'e yemin olsun ki o an kadının içindeki faşiste dair hiçbir iz görememiştim.
Bir süre sohbet ettikten sonra birbirimize numaralarımızı verdik. Akşam onu arayacağımı söyledim ve kız hakkında düşünmeye başladım. Makyaj yapmamış olması kapitalist sistemin oyunlarına gelmediğini gösteriyordu. Ayrıca esmer tenliydi,acaba bu işçi olduğunu gösteriyor olabilir miydi? Onu işçi kıyafetleri içinde düşünmek beni çok tahrik etmişti. Bir süre bu tatlı hayalle oyalandıktan sonra beni bekleyen Marx'a ihanet ettiğimi farkedip suçluluk duygusuyla kitabıma geri döndüm.
Akşam onu aradım. Sohbet ettik ve birbirimizi tanımaya başladık. Bundan hoşlandığımı farketmiştim. Tüm o sadeliği ve kapitalist sistemin beyin yıkamalarına kanmadığını düşündüren halleri beni çıldırtıyordu. Onu tekrar görmek istiyordum. Nitekim bir süre sonra birbimizden hoşlandığımızı söyledik ve beni evine davet etti.
Evine gitmek yaptığım en büyük hataydı.
Çünkü kapıdan içeri girer girmez ambiyans için koyduğu radyodan şu sesler yükselmeye başladı…
Spoiler içeriyor
Kitabın en başından beri aklımda karakterimizin ödlek olduğu düşüncesi vardı. Moira gibi bir yakın arkadaşa sahip olmasına rağmen tüm kitap boyunca ona verilen 'normalin' dışına çıkma şanslarını hep geri tepti, sevdiceği ve kızı için pek çok fırsata çekingen yaklaşmasını da…devamıKitabın en başından beri aklımda karakterimizin ödlek olduğu düşüncesi vardı. Moira gibi bir yakın arkadaşa sahip olmasına rağmen tüm kitap boyunca ona verilen 'normalin' dışına çıkma şanslarını hep geri tepti, sevdiceği ve kızı için pek çok fırsata çekingen yaklaşmasını da anlayabilirim fakat kendisine yap denildiğinde safe olacağını bildiği zamanda her türlü olaya evet demesi bana karakteri sorgulattı.
Kitabın sonunu da yazar açık bırakmış, ben şahsen Fredinki'nin bir yere varamadığını düşünüyorum. İsmini de uzun bir süre anlayamamıştım, Türkçe çevirirken mantıklı bir seçim yaparak Offred ismini Fredinki olarak çevirmişler. Bende ana karakteri rus falan sanmıştım.
Aynı şekilde kitabın sonuna kadar kadınların sömürüldüğü düzeni içinde yaşayan bir kadının gözünden okuduktan sonra bir anda erkek gözünden ve ileriki bir zamandan yazılar görmek güzeldi. 300 sayfa okuduğumuz caniliğin çoktan geçip gitmiş önemsiz bir şey olduğunu bize vurguladılar.
Ana karakterimizden benim hayatıma değen, belki sizin de hayatınıza değebilecek paragraf.
Keşke Luke burada olsaydı, bu yatak odasında, ben giyinirken, böylece onunla kavga edebilirdim. Saçma, ama istediğim bu. Bir tartışma, bulaşıkları makineye kim koyacak, çamaşırları düzeltme ve tuvaleti temizleme sırası kimde; genelde olayların gidişi göz önüne alındığında gündelik ve önemsiz bir şey. Hatta bunun hakkında, önemliydi, önemsizdi diye bile kavga edebilirdik. Ne büyük bir lüks olurdu bu.