Gördüğüm videolar üzerine başladım. 3. Sezon 14. Bölümdeyim. Dizi sıkmıyor. Jane'in komikliği ve zekası efsane. --------‐-------------------------- Herkesin Kurban bayramı kutlu olsun. Hayırlı bayramlar dilerim.
Spoiler içeriyor
Bu izlediğim İlk Filipin yapımı filmdi ve izlemeye başladığımda dili gerçekten alışılmadık geldi ama hikayenin içine girdikçe daha doğal hale geldi tabiki. Filmin ilk 30 40 dakikası gerçekten beğenmedim diyebilirim hatta kapatmayı bile düşündüm ama iyi ki bu hatayı yapmayıp…devamıBu izlediğim İlk Filipin yapımı filmdi ve izlemeye başladığımda dili gerçekten alışılmadık geldi ama hikayenin içine girdikçe daha doğal hale geldi tabiki.
Filmin ilk 30 40 dakikası gerçekten beğenmedim diyebilirim hatta kapatmayı bile düşündüm ama iyi ki bu hatayı yapmayıp devam etmişim.
Evet klişelerle başladı ancak gerçekten farklı bir yöne evrildi hikayesi.
Karakterlerde ise özellikle bir eğretilik yaratılmış diyebilirim ama bu filmi daha doğal hale getirmiş.
Hikaye bi cizgide romcom tonundayken ayni zamanda o realistik havayı da taşıyor bu da ilerleyen kısımlarda kendini daha çok gösteriyor. Herşey çok güzel ilerlerken bir anda herşeyin değişmesi ise bana keşke dedirtti.
Son kısımda ise balonun aslında gerçek mi değil mi diye bizi arafta bırakması da güzel olmuş bence
Son sahneye gelince havaalanında Jordan'ın rose'u eski haliyle hayal etmesiyle bitiyor. Burda aslında kızın 2 yıl boyunca kanserle savaşıp bunu yenemediğini bize anlatmış oluyor.
Eğer sokakta yürürken uzaktan bir tanıdığınızın size doğru geldiğini ve o an asla kaçamayacağınızı fark ederseniz; sakın yönünüzü değiştirmeyin. Tam yanından geçerken elinizi panikle cebinize atıp, sanki telefonunuz içeride titriyormuş gibi yapın ve karşıya bakarak aceleyle 'Giriş yapıyorum abi, 2…devamıEğer sokakta yürürken uzaktan bir tanıdığınızın size doğru geldiğini ve o an asla kaçamayacağınızı fark ederseniz; sakın yönünüzü değiştirmeyin. Tam yanından geçerken elinizi panikle cebinize atıp, sanki telefonunuz içeride titriyormuş gibi yapın ve karşıya bakarak aceleyle 'Giriş yapıyorum abi, 2 dakikaya oradayım!' diye mırıldanıp hızlanın. Hem Hızlı yaşayan işi gücü olan adam' imajı çizersiniz hem de o bitmek bilmeyen 'Nasılsın, ne yapıyorsun?' faslını sıfır hasarla atlatırsınız. Zamandan tasarruf budur.
Hannibal Doğuyor filmini izleyince anladım ki Hannibal sadece zeki ve tehlikeli biri değilmiş. İçinde çocukluğundan kalan çok büyük bir boşluk, travma ve karanlık varmış. Film boyunca bana öyle geldi ki artık normal bir insan gibi yaşamıyor, sadece geçmişinin içinde sıkışıp…devamıHannibal Doğuyor filmini izleyince anladım ki Hannibal sadece zeki ve tehlikeli biri değilmiş. İçinde çocukluğundan kalan çok büyük bir boşluk, travma ve karanlık varmış. Film boyunca bana öyle geldi ki artık normal bir insan gibi yaşamıyor, sadece geçmişinin içinde sıkışıp kalmış biri. En korkutucu tarafı da şu ki yaptığı şeyler ne kadar korkunç olsa da bazı sahnelerde onu anlayabiliyorsun. Çünkü insanın çocukken yaşadığı bazı şeyler onu ya tamamen yok ediyor ya da hissiz birine dönüştürüyor. Hannibal da sanki içindeki insan tarafını çok önceden kaybetmişti.
Sakinliği, bakışları, konuşma tarzı bile ayrı bir aura veriyordu. Hiçbir zaman duygularını tam göstermiyordu ama içinde büyük bir öfke hissediliyordu. İntikam alırken bile bunu duygusal değil, soğukkanlı şekilde yapması daha rahatsız ediciydi. Lady Murasaki ile olan sahnelerde ise kısa süreliğine de olsa içinde hâlâ insan kalıntısı olduğunu görebiliyorsun. Ama geçmişi onu yine karanlığa çekti. Bence film, insanın içindeki travmanın yıllarca nasıl yaşamaya devam ettiğini çok iyi gösteriyordu.
Bir de izleme sırasını bilmediğim için önce Kuzuların Sessizliği’ni izlemiştim. O yüzden bazı şeyler bana karışık gelmişti. Ama baştan izleyince Hannibal’ın neden bu kadar soğuk, manipülatif ve farklı biri olduğunu daha iyi anlıyorsun. O zaman karakter insana daha derin geliyor.
" Bir nesnenin büyük bir kütlesi olması için illa da iri olması gerekmez. Menekşe kadar küçük olan bir kız... Çiçek yaprakları gibi oradan oraya giden bir kız... Dünya'nın kütlesinden daha büyük bir güçle beni kendine doğru çekiyor. Tam o esnada,…devamı"
Bir nesnenin büyük bir kütlesi olması için illa da iri olması gerekmez.
Menekşe kadar küçük olan bir kız...
Çiçek yaprakları gibi oradan oraya giden bir kız...
Dünya'nın kütlesinden daha büyük bir güçle beni kendine doğru çekiyor.
Tam o esnada, tıpkı Newton'un elması gibi durmaksızın ona rastlayana dek yuvarlanıp durdum.
Küt sesiyle, küt küt sesiyle...
Yüreğim yer ile gök arasında baş döndürücü bir sarkaç gibi gidip geliyordu.
İlk aşktı o.
"
Ya bana komedi filmi önerimisiniz ama Deadpool tarzı absürt, karayip korsanlar kaptan jack tarzı ego ve bencil, prens tarzı komedi ve saf hissedircek bişey istiyorum çok mu şey istiyorum
Felsefi derinlikler veya büyük dramalar vaat etmiyor. Ama vaat ettiği şeyi, yani saf, vahşi, iyi tasarlanmış ve tavizsiz bir siberpunk-aksiyon atmosferini kusursuz bir şekilde teslim ediyor.