Derin bir hikaye ya da büyük bir sinema beklentisi olmadan, Pazar akşamı çay/kahve eşliğinde Binnur Kaya'nın eğlenceli oyunculuğunu izleyip kafa boşaltmak isteyenler için ideal bir yapım.
Yetişkinlerin unuttuğu en temel insani gerçekleri –hata yapabilme lüksünü, zayıf olmanın bir zayıflık değil cesaret olduğunu ve sevginin her karanlığı yenebileceğini– yüzümüze vurmadan, usulca anlatan büyüleyici bir deneyim. Zaman zaman kalbinizi sızlattsa da, bittiğinde içinizde sıcak bir iz bırakıyor.
Müzik dinlemenin modu kötü etkilediğini düşünüyorum, özellikle bi yerden sonra. Sanki o dinlediğim müziklerde enerjiyi düşüren bi şeyler var gibime geliyor. Aynı hissi yaşayan var mı? Ben müziklerden soyutlanmak istiyorum 1-2 hafta kadar.
Sanırım X-Men: The Last Stand'den daha çok sevdim, en azından daha fazla keyif aldım. İyi bir film değil, cgı ve senaryo kötü ama kendini izlettirdi. "İzlemesi keyifli kötü film" havası var. Ryan Reynolds'ı filmde görünce Deadpool olduğunu fark ettim. Filmlerini…devamıSanırım X-Men: The Last Stand'den daha çok sevdim, en azından daha fazla keyif aldım. İyi bir film değil, cgı ve senaryo kötü ama kendini izlettirdi. "İzlemesi keyifli kötü film" havası var.
Ryan Reynolds'ı filmde görünce Deadpool olduğunu fark ettim. Filmlerini henüz izlemediğim için karaktere yapılan ihaneti izlerken çok anlamadım ama Deadpool'dan bağımsız olarak sondaki o tuhaf yaratık cidden komik ve kötü duruyordu. Wolverine ile olan dövüşü de kısa sürdü. İlahi bir güç olarak karşımıza çıktıktan sonra zaten Wolverine'in yenmesi zorlama duruyor, basit kalmış. Origin hikayesi olarak gerçeğe bağlı kalmayıp kendi içinde tutarlı olmaması da kötü senaryonun tuzu biberi.
Once Upon a Time in Hollywood başta olmak üzere birçok benzer film hikayesi var iken neden bir tane daha yapmayalım diye girilen bu yolda yaptıkları farklı şey filmin üç saatlik işkence olması. Böylesine başarılı yönetmenin ve böylesine oyuncu kadrosuna sahip…devamıOnce Upon a Time in Hollywood başta olmak üzere birçok benzer film hikayesi var iken neden bir tane daha yapmayalım diye girilen bu yolda yaptıkları farklı şey filmin üç saatlik işkence olması. Böylesine başarılı yönetmenin ve böylesine oyuncu kadrosuna sahip bir filmin başarı dolu olması gerekirken tamamen Hollywood aklı ile mali kaygılar için yapılmış bir film. Bir konusu olsa da çok kopuk ve zoraki ilerliyor. Senaryo tam bir felaket. Öyle ki Brad Pitt ile Margot Robbie başta olmak üzere filmi bile taşımakta güçlük çekiyorlar. Zaten filmin bu kadar uzun olmasını anlamış da değilim ortada kayda değer bir iş yok iken ve sex partileri neredeyse bir saat filmden çalıyorken bu film "Ne gerek vardı" dedirten bir iş olmuş.
Şimdi seriyi bitirmem zaman alsada yaş ilerledikçe sorumluluklarda üstüne geliyor evlilik üstüne eşimin hamileliği yani anca denk geldi bitirmem ama ilk başladığım zaman 16 yaşımdaydım kimine göre belki değişik gele bilir ama insan yaş ilerledikçe hayatın daha farklı şeyler getireciğini…devamıŞimdi seriyi bitirmem zaman alsada yaş ilerledikçe sorumluluklarda üstüne geliyor evlilik üstüne eşimin hamileliği yani anca denk geldi bitirmem ama ilk başladığım zaman 16 yaşımdaydım kimine göre belki değişik gele bilir ama insan yaş ilerledikçe hayatın daha farklı şeyler getireciğini biliyor ama ileride bizi nelerin beklediğini asla bilemeyiz hayat öyle farklı bişeyki şu dizi bizim bir anımız hani çocukluk fotoğraflarına baktığın zaman düşünürsün ya vay be nerden nereye şimdi sen büyüdün yeni bir hayat başlıyor senden bir parça olan aslında demek istediğim izlerken o zamanlar yaşadığımız hayat farklılığı bize gösteriyor bir şeyleri buda ondan biri izlerken vaybe nerden nereye keşke tekrar o yaşlara döne bilse diyor insan ahhhh ahhhh 🫡
Uzun zamandır bu kadar özgün bir iş izlememiştim. İspanyolcayı seven ve bu dilin müzikal estetiğini oldukça etkileyici bulan biri olarak, Emilia Pérez’in müzikal türünde bir film olması beni ayrıca mutlu etti. Üstelik filmi izlemeden önce fragmanına bile bakmadım; bu yüzden…devamıUzun zamandır bu kadar özgün bir iş izlememiştim. İspanyolcayı seven ve bu dilin müzikal estetiğini oldukça etkileyici bulan biri olarak, Emilia Pérez’in müzikal türünde bir film olması beni ayrıca mutlu etti. Üstelik filmi izlemeden önce fragmanına bile bakmadım; bu yüzden karşıma çıkan dünyayı keşfetmek daha da keyifliydi.
Hikâye, özünde oldukça basit bir çıkış noktasına sahip. Ancak film bunu öylesine dramatik, stilize ve yer yer tuhaf bir biçimde anlatıyor ki, ortaya türler arasında gidip gelen, kendine özgü bir deneyim çıkıyor. Suç, melodram, müzikal ve toplumsal meseleler aynı potada eriyor. Bazen ne izlediğimi tam olarak anlamlandırmaya çalışırken buldum kendimi ama filmin bu kontrolsüz ve cesur hâlini sevdim.
Kadın oyuncuların her biri gerçekten harika bir iş çıkarıyor. Özellikle karakterlerin taşıdığı dönüşüm, kırılganlık ve çatışmalar; oyunculuklar sayesinde çok daha görünür hâle geliyor.
Film bana yer yer İçinde Yaşadığım Deri ve Ema’yı hatırlattı. Sanırım bunun birkaç nedeni var: Her iki filmde de beden, kimlik ve dönüşüm meseleleri yalnızca hikâyenin bir parçası olarak kalmıyor; karakterlerin dünyayla ilişkisini belirleyen temel unsurlara dönüşüyor. Ayrıca Almodóvar ve Larraín’in filmlerinde olduğu gibi, Emilia Pérez de melodramı gerçekçilikle sınırlamıyor. Renkler, müzik, koreografi ve abartılı duygular aracılığıyla karakterlerin iç dünyasını dışarıya taşıyor. Bu nedenle film, yer yer gerçeklikten kopmuş gibi görünse de duygusal olarak oldukça yoğun bir yerde duruyor.
Süresini de düşündüğümde oldukça sürükleyici buldum. Yönetmen Jacques Audiard’dan izlediğim ilk film oldu. Herkese hitap edecek bir iş olmayabilir ama sinemada farklı şeyler denendiğini görmek bile başlı başına değerli. Emilia Pérez, üzerine konuşulmayı hak eden, cesur ve tuhaf bir film.
6 yaşındaki celebrity crushım elçin sangu olduğu için izledim tabii ki ve ilk beş bölümü iki kere o kadar olması gereken biriyle izledim ki yalnız izlediğimde o heyecanı tam hissetmemiştim bayıldım başka biriyle izleyemezdim herhalde ikinci sezonu hemen yollayın ödülleri…devamı6 yaşındaki celebrity crushım elçin sangu olduğu için izledim tabii ki ve ilk beş bölümü iki kere o kadar olması gereken biriyle izledim ki yalnız izlediğimde o heyecanı tam hissetmemiştim bayıldım başka biriyle izleyemezdim herhalde ikinci sezonu hemen yollayın ödülleri bu diziye fırlatın🫰🏻🫰🏻🫰🏻🫰🏻
Dürüst olmam gerekirse halıdan tavana kadar kafamın içi darmadağın. Bir tarafta kendi yalnızlığını, kendi ego ve arzularını doyurmak için "kusursuz" bir robot kız tasarlayan insanoğlu; diğer tarafta ise tamamen başkasının fantezilerine hizmet etsin diye kodlanmış ama yavaş yavaş "ben kimim?"…devamıDürüst olmam gerekirse halıdan tavana kadar kafamın içi darmadağın. Bir tarafta kendi yalnızlığını, kendi ego ve arzularını doyurmak için "kusursuz" bir robot kız tasarlayan insanoğlu; diğer tarafta ise tamamen başkasının fantezilerine hizmet etsin diye kodlanmış ama yavaş yavaş "ben kimim?" demeye başlayan bilinç.
Bence en vurucu soru şu: Biz insanlar ilişkilerde gerçekten karşımızdakini olduğu gibi sevmeyi mi istiyoruz, yoksa sadece bizi hiç yormayacak, sınırlarımızı zorlamayacak kuklalar mı arıyoruz? Film, etik ve ahlak dediğimiz o süslü kavramların, insanın kendi çıkarları söz konusu olduğunda nasıl çöp haline gelebildiğini o kadar çarpıcı ve bir o kadar da iç ürperten bir dille anlatıyor ki...
Yapay zekâya kendi ahlakımızı, kendi kusurlarımızı empoze etmeye çalışırken aslında kendi karanlığımızla yüzleştiğimizi görmek inanılmaz bir deneyimdi. Bittiğinde derin bir sessizlik oldu, hem insan olmanın o hastalıklı bencil tarafına üzüldüm hem de özgürleşme çabasına içten içe gülümsedim.