Netflix ve Stranger Things vari filmleri hiç sevmiyorum abi ya. Hadi bunu bir kenara koyalım bu kadar güzel konu bu kadar kötü aktarılır mı? 6 ila 6.5 arası bir şey verilir o da görsel efektler ve ortam için. İzlerken sıkılır…devamıNetflix ve Stranger Things vari filmleri hiç sevmiyorum abi ya. Hadi bunu bir kenara koyalım bu kadar güzel konu bu kadar kötü aktarılır mı? 6 ila 6.5 arası bir şey verilir o da görsel efektler ve ortam için. İzlerken sıkılır mısınız asla çünkü prehistorik dönem, o yeşillikler bayağı güzel görünüyordu. Her neyse zamansal paradox işi olduğu için yine de keyif verdi. ⭐⭐⭐
İzlemekte çok geç kaldığım ve ilk sezonuna hayran olduğum bir dizi. Dizinin 30 bölümü 14 farklı yönetmen tarafından yönetilmiştir. David Lynch sanılanın aksine dizinin tamamını değil yalnızca 6 bölümünü yönetmiştir. Zaten daha önce Lynch ustanın diğer yapımlarını izlemiş biriyseniz, diziyi…devamıİzlemekte çok geç kaldığım ve ilk sezonuna hayran olduğum bir dizi.
Dizinin 30 bölümü 14 farklı yönetmen tarafından yönetilmiştir. David Lynch sanılanın aksine dizinin tamamını değil yalnızca 6 bölümünü yönetmiştir. Zaten daha önce Lynch ustanın diğer yapımlarını izlemiş biriyseniz, diziyi izlerken kendisinin yönettiği bölümleri hemen anlayabiliyorsunuz. Kendisinin yönettiği bölümler, ki hangileri olduğunu imdb'den öğrenebilirsiniz, daha durağan ancak insanı içine daha çok çeken ve bir tık beyin yakan tarzdadır. Diyaloglar daha ilginç hatta yer yer absürttür.
İkinci sezon tempo düşer ve 10 bölümde anlatılacak hikaye 22 bölümde sakız gibi uzatılarak anlatılır. Yine de şans verilmeli diyorum.
Bunları tecrübelerimden yola çıkarak söylüyorum; kınamayın arkadaşlar yada küçümsemeyin, bununla hayatta çıkmam yada bunu hayatta giymem, kullanmam, standartlarım var altına düşemem demeyin, söylediğiniz şeylerin enerjisi var, bi şekilde o kötü bulduğunuz şeyler gelip sizi buluyor ve elinizden bi şey gelmiyor.
Bu yıl izlediğim en iyi dizi olan Black Sails’i bitirdim. Neden underrated diziler arasında anıldığını artık anlıyorum. Karakterleri, kurduğu korsan dünyası, atmosferi ve prodüksiyon tasarımıyla çok iyi bir diziydi. Tarihsel dönem dizilerini oldum olası severim; Black Sails artık sevdiklerim arasında.…devamıBu yıl izlediğim en iyi dizi olan Black Sails’i bitirdim. Neden underrated diziler arasında anıldığını artık anlıyorum. Karakterleri, kurduğu korsan dünyası, atmosferi ve prodüksiyon tasarımıyla çok iyi bir diziydi. Tarihsel dönem dizilerini oldum olası severim; Black Sails artık sevdiklerim arasında.
Dizinin Define Adası’ndan önce geçen bir hikâye olması da benim için ayrıca keyifliydi. Diziyi bitirdikten sonra Robert Louis Stevenson’ın Define Adası’nı tam metin olarak yeniden okuma isteğim iyice arttı. İlk fırsatta tekrar okumayı planlıyorum.
Araştırırken, Define Adası’nın farklı yazarlar tarafından devam ettirilen Türkçe çevrileride olan kitaplarına da denk geldim. Onları da oldukça merak ediyorum. Black Sails’in ardından korsan edebiyatına biraz daha dalacak gibi görünüyorum.
Dürüst olmak gerekirse ilk duyduğum andan itibaren çok ön yargılıydım çünkü insanı çok geren bir dizi olduğunu düşünmüştüm. İzledikten sonra da bu konuda haklı olduğumu anladım. Tabii ki bir yandan diziyi beğendim çünkü oyunculuklar hem çok iyiydi, hem de kendini…devamıDürüst olmak gerekirse ilk duyduğum andan itibaren çok ön yargılıydım çünkü insanı çok geren bir dizi olduğunu düşünmüştüm. İzledikten sonra da bu konuda haklı olduğumu anladım. Tabii ki bir yandan diziyi beğendim çünkü oyunculuklar hem çok iyiydi, hem de kendini çok izlettiren bir diziydi.
Bana kalırsa her karakterin bir hatası var. Funda’nın kendince “aklımda kalacağına gözümün önünde olsun ki kontrol edebileyim” mantığına girmesi, İlker’in ilk başta dürüst olup sonra saçmalaması ve tamamen cinsellikle hareket etmesi, zaten Nazlı’yı söylemiyorum bile. Sonu çok özellikle çok saçmaydı ama en azından devamının geleceğini anlıyoruz. Bu dizide olan Emre’ye oldu ve en çok üzüldüğüm kişi oydu.
Yani özetle izlerken binlerce zırvalık göreceksiniz ama değişiklik olsun izlerim diyorsanız izleyebilirsiniz.
Not: İzlerken siniriniz bozulabilir 🫠
Sonu maalesef ama maalesef oldu bittiye getirilmiş. Sanki dizi için 13 bölümlük anlaşma yapılmış da son anda "10'da bitirmemiz lazım" denilmiş ve son iki bölüme olaylar sıkıştırılmış gibi. İlk 8 bölüm harika giderken, bir çok insanın merakla beklediği 6-7 eylül…devamıSonu maalesef ama maalesef oldu bittiye getirilmiş. Sanki dizi için 13 bölümlük anlaşma yapılmış da son anda "10'da bitirmemiz lazım" denilmiş ve son iki bölüme olaylar sıkıştırılmış gibi. İlk 8 bölüm harika giderken, bir çok insanın merakla beklediği 6-7 eylül olayları tek bölümde işlenip geçildi. Olayların temeline, ülkedeki gergin atmosfere, dönemin hükümetinin olaylardaki rolüne hiç değinilmeden, adeta her şey güllük gülistanlıkmış da bir tane yalan gazete haberi yüzünden bir anda her şey olup bitmiş gibi gösterildi. Bir diğer olumsuz nokta da gereksizce uzatılan ve fazlaca yer verilen Raşel - İsmet ilişkisiydi.
Bunun dışında gerek sanat yönetmenliği, gerek senaryosu, gerekse de harika oyunculuklarıyla türk dizi tarihinin yüz akı bir iş olduğunu söyleyebiliriz.
Spoiler içeriyor
8/10 Bu kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, bana sürekli “insanların söyleyemediği ne kadar çok şey var” diye düşündürmesi oldu. Geulwoll sadece insanların mektup yazdığı bir dükkân değil; herkesin normal hayatında sakladığı taraflarını birkaç sayfalığına ortaya çıkarabildiği güvenli bir…devamı8/10
Bu kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, bana sürekli “insanların söyleyemediği ne kadar çok şey var” diye düşündürmesi oldu. Geulwoll sadece insanların mektup yazdığı bir dükkân değil; herkesin normal hayatında sakladığı taraflarını birkaç sayfalığına ortaya çıkarabildiği güvenli bir alan gibi.
Hyo Yeong'u sevdim. Özellikle ablasına karşı biriktirdiği kırgınlıkların altında aslında ne kadar yorulmuş ve kendi hayatını kurmaya çalışan biri olduğunu görmek güzeldi. Başlarda mektuplardan bile kaçmaya çalışırken zamanla o dükkânın ve insanların hikâyelerinin ona dokunmaya başlaması, kitabın en güzel karakter gelişimlerinden biriydi.
Yeong Gwang ise klasik “gizemli ve sessiz erkek karakter” kontenjanından giriş yapıyor. Ama Hyo Yeong'la arasındaki yakınlığın yavaş yavaş oluşması hoşuma gitti. Hikâyeyi tamamen romantizme çevirmeden, Hyo Yeong'un kendisini ve hayatını yeniden düşünmesine vesile olması daha güzel.
Ama benim asıl sevdiğim şey abla-kardeş meselesi oldu. Çünkü kitap kimseyi tamamen haklı ya da tamamen suçlu yapmıyor. Bir insanın yaşadığı kırgınlık gerçek olabilir ama karşısındaki insanın da kendi hikâyesi olabilir. Bazen birini anlamak, ona hak vermek anlamına gelmiyor.
Mektupları da sevdim. Özellikle birbirini hiç tanımayan insanların, yüz yüze söylemeye cesaret edemeyecekleri şeyleri bir yabancıya yazabilmesi bana çok gerçek geldi. Belki de insan bazen kendisini en rahat, hayatına hiçbir şekilde dahil olmayacak birine anlatabiliyor.
Kitap yer yer fazla sakin ilerledi ve bazı bölümlerde “tamam, artık biraz hareketlensin” dediğim oldu. Ama sanırım bu yavaşlık kitabın ruhunun da bir parçası. Büyük dramalar yaratmak yerine insanların küçük yaralarını kurcalıyor.
Ve kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey aşk hikâyesinden çok iyileşme hissi oldu.
Belki hepimizin hayatında bir Geulwoll vardır. Bir dükkân, bir kitap, bir insan, hatta bazen sadece kendimizle baş başa kaldığımız bir akşam...
Bazı şeyleri söylemek için doğru insanı değil, bazen sadece cesareti bulmamız gerekiyor.
How I Met Your Mother'dan sonra izlemeye başlamıştım. Buradaki ya da ekşi sözlükteki yorumları okuyup ısrar etmesem muhtemelen ilk sezonun ortasında bırakırdım. Ancak dizi zamanla öyle harika bir hale geldi ki, şu an keşke hafızamı sildirip tekrar başlasam diyorum. Sit-com…devamıHow I Met Your Mother'dan sonra izlemeye başlamıştım. Buradaki ya da ekşi sözlükteki yorumları okuyup ısrar etmesem muhtemelen ilk sezonun ortasında bırakırdım. Ancak dizi zamanla öyle harika bir hale geldi ki, şu an keşke hafızamı sildirip tekrar başlasam diyorum.
Sit-com tarihinin en iyisidir bana göre. Belki her bölüm kahkahalarla güldürmez ama mutlaka yüzünüzde bir gülümsemeyle bitirirsiniz bölümleri. Ayrıca himym'ın son sezonlarında düştüğü romantizm batağına düşmemiştir. Bu dizide tek amaç daima insanları eğlendirmektir (final bölümü ağlatır, orası ayrı). İzlemeyen varsa hiç düşünmeden başlasın derim.
ilk 6 bolumu izledim ve cok cok korksam da himymnin beni daha cok sardigini soyleyecegim lutfen evime fuze atmayin, ilk sitcomum oydu ve ilk 6 bolumunu karsılastırıyosak daha cok guldum ona. ama friends bekledigim gibi cikmadi daha cok gülerim diye…devamıilk 6 bolumu izledim ve cok cok korksam da himymnin beni daha cok sardigini soyleyecegim lutfen evime fuze atmayin, ilk sitcomum oydu ve ilk 6 bolumunu karsılastırıyosak daha cok guldum ona. ama friends bekledigim gibi cikmadi daha cok gülerim diye düsünmüstüm önyargılı olmayacagim belki himymden daha güzeldir.... sadece 6 bolum izledim sonucta... haha..
Spoiler içeriyor
Yer yer mantık hataları olsa da, akıcı ve temposu yüksek olduğu için sıkmadan kendini izletiyor. İkinci sezonunun gelmemesi üzücü. --- spoiler --- herkesin her eve çok rahat girebilmesi, alman milli takımının soyunma odasına bir polisin elini kolunu sallayarak girip futbolcularla…devamıYer yer mantık hataları olsa da, akıcı ve temposu yüksek olduğu için sıkmadan kendini izletiyor. İkinci sezonunun gelmemesi üzücü.
--- spoiler ---
herkesin her eve çok rahat girebilmesi, alman milli takımının soyunma odasına bir polisin elini kolunu sallayarak girip futbolcularla konuşabilmesi, türklerin kendi aralarında hiç türkçe konuşmaması gibi saçmalıklar vardı. onun dışında göçmen sorunu, ırkçılık, yasadışı bahis ve şike gibi meseleleri ele almışlar.
--- spoiler ---